Akşam yemeğini arkadaşlarımla dışarıda yemiş,sonra babamın dikkatini çekmemek için erkenden otele gelmiştim. Gösterişli tablolarla süslenmiş odanın içerisinde sallana sallana yürüyordum. Bugün nedenini bilmediğim bir şekilde fazla yorgundum. Her adımda gözlerim kapanacak gibi oluyordu. Uyumamak için kendimi zor tutuyordum. Etekleriyle yerleri süpüren bordo renkli perdeleri camları kapatmak amacıyla çektim. Üzerime pijamalarımı geçirdikten sonra kendimi yatağa bıraktım. Gecelerden nefret ediyorum. Kocaman odada yalnız kalıyorum ve bu bana çocukluğumu hatırlatıyor. Uykuya dalmak üzereyken kapının sesiyle yerimden sıçradım.
Bıkkın sesler çıkararak ayağa kalktım. Kapıya doğru ilerledim ve kapı kolunu aşağı doğru indirdim. Gördüğüm kişi gülümsememe neden olmuştu. Karşılık olarak o da gülümsedi. Benden daha kısa olan bedene yavaşça sarıldım.
Min jun: Abla...
Sophia: Uyuyor muydun?
Min jun: hayır.
Omuzlarımdan tutarak hafifçe itti beni. Elini kaldırmasıyla gözlerim elindeki saklama kabını buldu. İçinde ise birkaç dilim kek.
Sophia: En sevdiğinden havuçlu kek. Yemessen uyutmam yarına kurur yoksa.
gülümseyerek başımı tamam anlamında salladım.
Sophia: Sana katılarak gece gece kek yesem kilo alır mıyım acaba?
Mızmızlanarak karşılık verdim.
Min jun: Sen güzelsin zaten!
Bu cevabıma kıkırdadı. Sophia balık etli bir kadındı ama abartılacak kadar kilolu değildi. Kapının önünde yan dönerek sophia'ya yol verdim. Beni bekletmeden içeriye girdi. Bütün uykum kaçmıştı. Sophia ile sohbet etmek ve kek yemek istiyordum.
Az önce kapattığım perdeleri geri açarken o ise odanın ortasındaki masaya saklama kabını bıraktı ve kapağını açtı. Aynı anda oturduk sandalyelerimize. Daha fazla dayanamadım. Elimi keklerden birine attım ve kocaman bir ısırık aldım. O ise keyifli bir şekilde beni izliyordu. Benden sadece yedi yaş büyüktü ama çocuğuymuşum gibi beni beslemek hoşuna gidiyordu. Bunu biliyordum.
Sophia:Nasıl gidiyo anlatsana biraz?
Min jun: İyi. Özel bir şey yok her zamanki gibi.
İmalı bir şekilde kaşlarını çattı. Gülmemek için kendisini sıktığını anlayabiliyorum. Onun bu haline sırıtmadan edemedim.
Min jun: Niye öyle bakıyorsun korkuyorum.
İkimizde kısa bir kahkaha attık. Sonra bir anda ciddileşti.
Sophia: Beni tatile göndermek neyin nesi şimdi?
Min jun: Senin için. Hem sen bana kaç yıldır bakıyorsun ben sana tatil ayarlamışım çok mu sanki.
Sophia: Tamam ama ben babana mahcup oluyorum.
Min jun: Niye mahcup olasın ya? Babam o kadar yoğun ki iki gün sonra bile hatırlamayacak.
Geriye yaslanarak iç geçirdi. Sonra biraz yaklaştı. Gülümsemesi büyüdü.
Sophia: Sana bir şey soracağım ama dürüst cevap ver. Söz aramızda kalacak.
Min jun: Tamam. Ben sana karşı hep dürüstüm zaten.
Sophia: Sen o kızla vakit geçirmek için beni tatile gönderiyor olmayasın?
Kaşlarımı çattım ve kafamı eğerek sordum.
Min jun:Ne kızı? Anlamadım.
Sophia: Haeun'un diyorum canım. Bana mı öyle geldi yoksa seviyor musun onu?
Yediğim kek boğazımda kaldı.
Sesimi yükselterek karşı geldim.
Min jun: Hayır! Yani sevmiyorum tabii ki. Saçmalıyorsun abla. Hatta nefret ediyorum ondan çok gıcık bence.
Sophia: Tamam sadece sordum kızma hemen.
Min jun: Neyse kek için teşekkürler. Ben artık yatsam iyi olur. Sana iyi tatiller şimdiden.
Sophia: Tamam canım. Dediğim gibi bana öyle geldi herhalde. Ben artık gideyim görüşürüz.
Kapıya doğru ilerlerken ona eşlik ettim. Çıktığı anda yavaşça yere çöktüm. Sanki herkes bugün bilerek benimle uğraşıyordu.
____________________________________
Yeni karakterimiz hayırlı uğurlu olsun🦋
