Babamın bana ayarladığı odalardan birindeydim. Burada kalmayı evde kalmaya tercih ederim. Otelin eğlenceli atmosferini seviyorum. Heryerim kaşınıyordu. Sinekler odamı işgal etmiş olmalı. Gözlerimi ovaladım ve kafamı yastığımdan kaldırdım. Yatağımda oturur pozisyona geldim. Komidinimin üzerindeki kahvaltı tepsisi bir anda iştahımı açmıştı. Sophia sabah erkenden bırakıp gitmiştir büyük ihtimal. Sophia benim ablam gibidir. İlkokuldan beri ödevlerime kadar benim her şeyimle ilgilenirdi. Yeri gelir uyumam için masal bile okurdu. Ona çok şey borçluyum. En kısa zamanda ona bir tatil ayarlayacağım. Babam bir şey söylemez zaten. Belki sevinir bile.
Ben elimdeki pankeki ağzıma sıkıştırmakla meşgulken kapı çaldı. Kimin geldiğine emindim bu yüzden sadece içeri gelmesini bekledim. O da cevap beklemeden kapıyı açıp içeri girdi. Ben ise elimdeki tepsiyi aldığım yere bırakıp ayağa kalktım.
"Günaydın Oğlum. Bir kaç gün çok yoğunum görüşemeyebiliriz. Var mı benden bir isteğin?"
Min jun: Yani sanırım var.
"Olmasa şaşırırdım zaten. Eee söyle bakalım neymiş o?"
Min jun: Sophia son zamanlarda çok çalışıyor. Küçüklüğümden beri bana ablalık yapıyor neredeyse. Ona bir haftalık bir tatil mi ayarlasak acaba?
Cümlem bitince babam daha da yaklaştı ve omzumu sıktı. Gurur duyar gibi bakıyordu.
" Bu cümleleri kuran kişiyle dün ara sokaklarda motor yarışı yapan kişi nasıl aynı kişi oluyor anlayamıyorum biliyor musun?"
Ağzından çıkan her kelimede gözlerim daha da açılıyordu. Az kalsın yerinden çıkacaklardı. Nereden öğrenmişti bu adam hemen ya? Ajan gibi beni mi izliyordu acaba?
Ortamı yumuşatmak için gülümseyerek cevap verdim.
Min jun: Öğrendin mi sen onu?
" Hmhm öğrendim. Neyse bu konuyu uzatmayacağım ama motor anahtarını aldım bir ay yasak sana. Ayrıca Sophia tatile giderse senle kim başa çıkacak söyler misin? Her dakika başına bela alıyorsun."
Motorun anahtarı umrumda bile değildi. Hızlıca çözüm bulmaya çalıştım. Hafızamda bulunan herkesi teker teker gözümün önüne getirmeye çalışıyordum. Gözlerim parladı bir anda. O olurdu. O kız olurdu!
Min jun: Biliyorum.
"Ne biliyorsun?"
Min jun: Benimle kimin ilgileneceğini. Hani resepsiyonda çalışan kız var ya. Yeni geldi hani!
" Resepsiyonda çalışan bir sürü kız var ben ne bileyim oğlum. Ayrıca resepsiyonda çalışan kız senin hizmetçiliğini mi yapacak? Olmaz o iş."
Min jun: Dur adını hatırlayacağım şimdi bekle. Hatırladım Haeun! Ama soyadını bilmiyorum. Baba neden olmasın lütfen sen istersen yapar.
"Haeun...sen neden bu kadar istiyorsun onun olmasını?"
Duraksadım. Haklıydı. Neden istiyordum bu kadar? Otelin sıradan bir çalışanı değil miydi? Yoksa benim için daha fazlası mıydı? Belkide sadece onu kızdırmayı seviyordum başka bir sebebi yoktu. Az önceki heyecanımın birazı bile kalmamıştı. Sakince konuştum.
Min jun: Bir sebebi yok baba sadece Sophia dinlenebilsin istiyorum. Ayrıca o kız işini temiz yaparmış öyle duydum yani.
"Tamam bir sorarım. Çıkmam lazım artık görüşürüz."
Babam odadan çıktı ve düşüncelerle beni yalnız bıraktı. Elimi göğsüme götürdüm. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Neler oluyordu?
______________________________________
Bilmem neler oluyo😝
