İçeriğe geç

Kötü Adam Ben Değilim Mafya Kardeş

Bölüm 9 · 4 dk okuma

Kötü Adam Ben Değilim Mafya Kardeş

Bölüm 9

Fakat Eve Anne Babandan Gizli Ana Karakter Atmasa Mıydın?

Eve varınca anne ve babasının odasının ışığına baktı. Kapalıydı. Dışarıda onu bekleyen kahyayı gördü. Berk'e gelmesini işaret ediyordu.

Hızlıca arabadan çıktı ve arkada baygın yatan Ahmet'i kucağına aldı. Kahya güvenlikleri ön kapıya göndermişti bu yüzden farkedilmeden arka kapıdan içeri girebildiler.

Ahmet'i Beray'ın odasındaki yatağa yatırdılar. Berk yatakta yatan çocuğun sweatshirtünü çıkarırken kahya şüpheyle sordu.

"Napıyorsun?"

Berk Ahmet'in kolunun iç tarafındaki yarayı gösterdi.

"Ateşi vardı. Bence yarası mikrop kapmış"

Kahya koluna baktı ve koyu renkli şişenin içindeki sıvıyı pamuğa döküp yarasına sürmeye başladı.

"Neden ikinizinde saçları ıslak?"

"Ateşi olduğunu görünce onu küvette soğuk suyla yıkmaya çalıştım ama uyanıp duş başlığını açtı yanlışlıkla."

"İyi yapmışsın."

Kahya hala Ahmet'in yarasıyla uğraşırken Berk'te yatağın yanına yere oturdu. Yatakta oturmaya cesaret edememişti.

Kahya işi bitince Beray'a döndü.

"Birkaç gün dinlenmesi ve ilaç alması gerekiyor. En azından bir kaç gün o zindanda kalmasa iyi olur."

Berk kafasıyla onayladı.

"Kız kardeşimin odasında kalır."

Tarla evi 2 katlıydı ve ikinci katında biri Beray'ın biri Helen'in olmak üzere 2 oda vardı. Birden kahyaya döndü.

"Helen'in odasının duvarlarından biri yerden tavana kadar cam. Sorun olur mu?"

Kahya başını iki yana salladı.

"Hayır kırılmaz cam onlar, bir sıkıntı olmaz."

Berk saçma bulmuştu ama açıkçası işine geldiği için üstüne gitmedi.

Etraf yeni yeni aydınlanırken Ahmet'in ateşi düşmüştü. Fakat hala kendine gelmemişti. Babası uyanmadan onu götürmesi gerekiyordu.

Kahya ile birlikte yatakta yatan çocuğu kalınca giydirdiler ve arabaya bindirdiler.

Kitapta kahya, Beray'a tarla evinde ilaçlama yapılacak 2 gün gitme diyordu. Böylece 2 gün Helen, Ahmet'e tarla evindeki odasında bakıyordu.

Sabah Helen'i arayıp artık bir odası olmadığını söyleyecekti. Demek abisinin arkasından iş çevirirdi ha? Berk içinden "Beray'ı size yedirmem"diye geçirdi. Sonra kitap tanıtımına atıfta bulundu. İnşallah bu hikayede yanan ben olmam.

Ahmet'i yüksek tavanlı bir duvarı boydan cam olan geniş odaya taşıdı. Oda geniş olmasına rağmen sadece bir yatak, odanın karşısındaki duvara yaslanmış beyaz bir komodin, sarı ikili koltuk ve odanın ortasında alçak beyaz bir sehpa vardı.

Aşağı kattaki ofisinin çekmecesinde bulduğu avcı bıçağıyla ana karakterin ellerindeki ipi kesti. Kahya evden çıkarken yolda uyanırsa saldırmasın diye Ahmet'in ellerini bağlamıştı. Bıçağı ana karakterin uyansa da yetişemeyeceği uzaklıktaki sarı ikili koltuğun üstüne hafifçe fırlattı ve altında kalan yorganı üstüne örttü.

Tüm bu olanlara rağmen Ahmet'in uyanmaması onu korkutuyordu. İçinden dua etti.

Allah'ım inşallah ciddi bir şeyi yoktur da hala uyanmamasının nedeni yazarcığın kalitesizliğidir.

Aşağıda sabah devriyesini alacak korumarın ve yemek hazırlayan hizmetçinin geldiğini gördü. Hizmetçiye kapıyı açtı ve korumaların yanına gitti.

"Bundan sonra evin içine girmeyeceksiniz! Anladınız mı?"

Korumalar sert bir şekilde kafa salladılar. Berk kafalarını kopartmak istiyordu. Kahyayı arayıp Ahmet'in durumunun değişmediğini söyledi ve hangi ilaçları vermesi gerektiğini öğrendi.

Eve geri girip bu seferde hizmetçiyi buldu. Hizmetçi metal dolapların olduğu lüks mutfağın adasında kahvaltı hazırlıyordu.

Berk estetiğe çokta önem veren bir insan değildi. Bu yüzden evin mutfağının ne kadar güzel olduğunu düşünmedi. Onun yerine mutfağın arka cephede kaldığı için karanlık olduğunu, bu yüzden mutfak duvarı olmayıp direkt açık plan olmasının akıllıca olduğunu düşündü. Gözleri hizmetçiyle buluştu.

Berk kitapta ilk hizmetçi lafı geçtiğinde onu Berklere her hafta gelen temizlikçi kadın gibi hayal etmişti ama karşısında duran kadının hayaliyle alakası yoktu.

Karşısındaki kadının siyah kısa elbise üstüne giydiği beyaz apronu vardı.

Bu kıyafeti Amerikan dizilerinde hep görüyordu. Omuz silkti. Eagle'ına kurban canım Amerika.

Kadının hazırladığı kahvaltı tabağını aldı. Bir bardakta su koyup yukarı çıkardı. İçeri girerken suyu dökmemek için tepsiye bakıyordu. Bu yüzden ayağa kalkmış, cam kenarında duran Ahmet'i görünce az daha tepsiyi elinden düşürecekti.

Ahmet ona döndü.

Bu aslında oldukça tuhaftı. Şöyle ki kitapta korumalar ve temizlikçi kadın ilaçlanma yapılacak diye gelmemişti.

Helen kahvaltıyı kendi hazırlayıp götürmüştü. Ahmet'i odaya girince ayakta görüyordu ama göz göze geldikleri an Ahmet gözlerini kaçırıyordu ve camdan dışarı dönüyordu. Helen'in tarifinde Ahmet cam duvarın önünde kollarını birbirine dolamış her an saldırabilirmiş gibi duruyordu. Öldürme içgüdüsüyle çok zor fark edilebilecek bir şekilde titriyordu.

Helen hızlıca tepsiyi yatağa koymuştu çıkacakken Ahmet'in konuşmasıyla duruyordu.

"İstemiyorum."

Helen ısrar ediyordu ama çocuk sert bir şekilde reddedince gözleri doluyor ve ağladığını görmesin diye Ahmet'e bakmamaya özen göstererek odadan çıkıyordu.

Yazar birden ikinci ağıza dönüp yazmıştı ki eğer dönüp arkasına baksaydı Ahmet'in pişman bir şekilde endişeyle ona baktığını görebilirdi.

İşte bu kadar da kaliteli bir kitaptı.

Berk içeri girdiğinde Ahmet ona bakmıştı ama kafasını çevirmemişti.

Belki Berk Ahmet ona dönmüş olmasa farkedemeyebilirdi ama Ahmet avucuyla yarasını kapatmıştı. İçgüdüsel olarak yada isteyerek yaralı kolunu koruyordu.

Peki yazarcığın öldürme içgüdüsü dediği şey neydi? Ahmet elbette kızgın görünüyordu ve biri üstüne atlarsa diye hali hazırda beklemekteydi. Ama bu "öldürme içgüdüsü"ne dair bir şey görünmüyordu. Zaten normalde de öldürme içgüdüsü diye birşey var mıydı ki? İnsanoğlu insan sıfatını almak için boşuna mı yüzbinlerce yıl evrim geçirmişti.

Bu çok kafa karıştırıcıydı. Yazarcık kendi karakterini tanımıyor muydu? Nasıl kendi yazdığı durumu yanlış yorumlayabilirdi?

Berk soğukla titreyince aydınlanma yaşadı. Ana karakterin titremesinin nedeni bile soğuktandı. Odada ısıtıcı çalışmıyordu ve İstanbul'da sonbaharın son günleri oldukça soğuk geçiyordu.

Berk üst üste olayların etkisiyle nerede olduğunu neden ve nasıl burada olduğunu sorgulamayı bırakmış sadece kitabın içinde olduğunu kabullenmişti.

Peki olaylar o kadar basit miydi?

Bölüm sonu

1 yorum