Berk ve Ahmet 3 dakikadır birbirlerine bakıyorlardı ve ikisi de konuşmamıştı. İlk konuşan Berk olmak istemiyordu.
Aslında aklı başında her insan bunun çocukça olduğunu düşünebilirdi. Evet bu çocukçaydı. Berk Wattpad dünyasına fazla iyi uyum sağlamıştı.
Pes etti. Varoluşsal bir krizin ortasındaydı ve kriz yönetimi bütçe kesintisi ile ücretsiz izne çıkmıştı. Yan odada sessizce acı çekecekti ama giderken ürperdi.
"Burası çok soğuk"
Duvara monte edilmiş kumandalıktan klima kumandasını aldı ve oynamaya başladı. Hangi işaret sıcak olandı? Birkaç tane farklı simgeyi seçip klimadan çıkan havaya baktı. Hepsi ona soğuk gibi geliyordu.
Cam kenarından bir ses geldi. Tok ve kararındaydı. Bu alfa ses ana karakterden başkasına ait olamazdı çünkü odada başka kimse yoktu.
"Güneş."
Berk ona doğru baktı ama ana karakter cama dönüktü. Geri elindeki kumandaya bakınca jeton düştü. Kumandayı güneş simgesine çevirmek için uzattı. Fakat kumanda elinden kaydı ve piller etrafa dağıldı.
Şimdi durduk yere niye sakar kız itemi ona kakalanmıştı ya? Bulamayınca pes etti. Yerde dizlerinin üstünde, kafasını yatağa koydu.
Bütün gece ayaktaydı. Yemek yememişti ve stress onu yormuştu.
Biraz daha burada kalırsa Wattpad kitaplarının gidişatına göre ana karakterin kaslı kollarına düşebilirdi ve "mafya atışması" kitabının gidişatına göre de ana karakter onu kaslı kollarındaki çıplak elleriyle boğardı.
Wattpad yazarlarının çoğunun şiddete özel bir ilgisi vardı. (Bizim yazarcık diğerlerinin aksine ana kız karakterini koruyup kollamış ama kitabının plotunu Ahmet ve Beray'ın dayak yemesi üzerine kurmuştu.) Berk bir kazaya kurban gitmemek için kumandayı yatağın üzerine koyup odadan çıkmak istedi. Buna rağmen pilleri bulup klimayı açtı. Bunlar hep geleceğe yatırımdı ve sonra kendini dışarı attı.
Berk kahvaltı yapıp biraz uyuyacaktı. Bu kadar heyecan ona göre değildi. Öğlene doğru uyandığında mutfağa inip Ahmet'in öğle yemeğini aldı.
Odaya girdiğinde Ahmet uyuyordu. Kahvaltı tepsisine dokunmadığını gördü.
Berk yaklaşık bir haftadır buradaydı ama şimdiden ana karakter iki kez ölümden dönmüştü. Hatta şu an yemeyerek üçüncüyü bile zorluyordu.
Kapıyı kilitleyip odasına dönerken aslında gayet başarılı bir kötü adam olabileceğini düşünüyordu.
Helen'i aradı. Biraz ders videosu izledi. Uyudu. Saati zor 5 etmişti. Artık Ahmet'in akşam yemeğini de götürüp evine kendi akşam yemeklerine yetişebilirdi.
Odaya girip tepsiyi kenara bıraktı. Işığı yakmak için uzandığında aldığı darbenin etkisiyle dengesini kaybedip kendini laminat zeminde yatarken buldu. Hareket etmek istedi ama ana karakter üstünde duruyordu ve dizleriyle kollarını yere bastırıyordu.
Elindeki bıçağı Berk'in boynuna dayadı. Nereden bulmuştu bıçağı?
Odanın dışında akşam oluyordu fakat loş odada Ahmet'in yüzü net bir şekilde gözüküyordu.
Bu noktada Berk ne olacağını hiç bilmiyordu. Kız karakterin daha ana karakterle tanışmamış olması okuduğu tüm Wattpad kitaplarının plotlarını yıkıp atardı.
Kitaplarda kız karakter ilk bölümde annesinin uyandırması veya alarm sesiyle kalkar okul/iş neden bu kadar erken diye şikayet eder. Sonra bir yerlere takılıp düşerdi. Evden çıkabilmeyi başardığında ise ana karakter ona arabayla çarpar/çarpılmaktan kurtarırdı.
Ve erkek karakter en geç bölümün sonunda tekrardan belirirdi. Muhtemelen şu şekilde olurdu:
Ayağım takıldı ama daha düşmeden kaslı kollar tarafından tutulmuştum. Kafamı kaldırdığımda onu gördüm.
Abuzettin Baklavagiloğulları..
Ve bölüm biterdi.
"Neden gülüyorsun!" Ahmet oldukça sinirliydi. "Bu halim hoşuna mı gidiyor?'' Boştaki eliyle yere Berk'in başının hemen sağına yumruk attı. "Seni eğlendirebildiysem ne mutlu inşallah hayatına değer." Ses tonu nefret doluydu.
Berk ne düşünse bilemedi. Ahmet'in onu korkutmak için yere attığı yumruk onu çok şaşırtmıştı. Niye direkt yüzüne vurmamıştı ki?
Berk birazda bundan cesaret alarak ana karakterin niyetinin cidden onu bıçaklamak değilde sadece korkutmak olduğunu umdu ama yinede tetikte kaldı.
İki haftadır burada kapalı kalan ve dayak yiyen birinin psikolojisinin iyi olmadığını tahmin etmek için Sherlock olmaya gerek yoktu.
Berk çocuğa cevap verdi.
"Beni öldürsen bile buradan canlı çıkamazsın. Dışarıda silahlı korumalar var."
Birden Ahmet'in ifadesi değişti daha deli bakıyordu. Berk paniklediği hissetti. Kafasını bıçaktan olabildiğince geri çekti. Ahmet konuşmaya başladı.
"Burada sizin köpeğiniz olarak yaşamaktansa kaçmaya çalışırken öldürülürüm. Zaten bu dünyanın benimle yada aptal bir mafya bozuntusuyla bir işi olduğunu sanmıyorum"
Bu doğru değildi. Sen zaten dünyanın kendisiydin. Beray ise kötü adamdı. Senin yükselmen için onun düşmesine ihtiyaç vardı. Ama sizin aksinize Berk'in olayla alakası vidanjör izleyen dayı kadardı.
Ahmet'in sesi odayı doldurdu. "Cevap versene bana!" Berk Ahmet'e baktı. Ahmet gözlerinin önünde yavaş yavaş onu öldürecek cesareti topluyordu. Vazgeçirmeye çalıştı.
"Sadece kendine yazık edersin. İndir bıçağı şimdi"
Gülerek konuştuğunda Berk'in kanı dondu.
"Neden 3 adam üstüme çullanın diye mi? Bence bu hikaye burada bitse daha iyi."
"Şu an beni öldürmen cidden intihara teşebbüs olur. Söz kimse sana zarar vermeyecek."
"Tabi bende inandım" dedi Ahmet.
Berk, hava artık tamamen karardığı için Ahmet'in yüzünü göremiyordu ama ses tonundan fikrini değiştirmeyeceğini hissediyordu. Son kozunu kullanmaktan başka çaresi yoktu.
"Anneni düşün."
Birden üstündeki vücudun paniklediğini hissetti. Ahmet'in onu yanlış anladığını fark etmişti.
Vucüdunu Berk'in sol tarafına doğru eğdi. Bu kadar yakın olması Berk'i daha da korkutuyordu.
Kulağına fısıldadı.
"Annem nerde?" Sessiz ve tehditkardı. Berk'in yaşamaya dair tüm umutları yavaş yavaş sönüyordu. Boynundaki bıçak şimdi yanağınındaydı.
Berk dayanamayıp gözlerini kapattı. Bütün vucüdu kasılmıştı. Olabildiğince hareketsiz konuştu.
"Tapu senin üzerinde annenle bir işimiz yok. Amacım seni onunla tehdit etmek değildi. Sadece bu dünyayla bir işim yok diyorsun ama dışarıda senin için endişelenen bir annen var."
Yoktu. Annesi komadaydı. Berk'in düşündükçe kalbi sıkışıyordu.
Üstünde bir hafifleme hissetti ana karakter kalkmıştı. Hemen serbest kalan kollarıyla kendini geriye itti. Sırtını yatağın kenarındaki çekmeceye dayadı.
Ahmet kendisiyle kapı arasında duruyordu. Berk'in ise ürkmüş bakışları Ahmet ışıkları yakınca yerini göz kırpıştırmaya bıraktı.
Ahmet ona doğru geldi yatağa oturdu. Elindeki av bıçağını uzattı. Bunu yaparken bakışları Berk'e değil yere sabitti. Muhtemelen başına gelecekleri bekliyordu.
Berk titreyen ellerini bacaklarının arasına sakladı. Hala yerde oturuyordu. Biraz sakinleştiğini hissedince Ahmet'in bıçak tutan elini ona doğru hafifçe ittirdi.
"Sende kalsın."
Ahmet ona döndü. Gözlerinde şüphe vardı.
"Ne?"
Berk sakince konuştu.
"Sende kalsın. Sana zarar vermeyeceğimi söyledim." Ayağa kalktı. Kapıya doğru ilerledi.
"Buradan çıkmak istiyorsan bize tapuyu ver. Yok yar ben belanın ta kendisiyim, kaçış planları yapacağım, canımın bir kıymeti yok diyorsan da önce doğru düzgün gücünü topladığını emin ol." dedi ve odadan çıktı.
Kapıyı kilitlediği gibi yere çöktü. Daha önce hiç bu kadar ölüme yakın bir deneyim yaşamamıştı. Ayağa kalkıp arabasına ilerlediğinde 15 dakika geçmişti bile.