Doğruca eve gitti ve her şeyin yolunda olması için dua etti. O tam içeri girecekken kapı açıldı ve teyzesi dışarı çıktı. Bir yandan garaja yürüyor bir yandan da Beray'ın babasına bağırıyordu.
"Sen kardeşim misin, düşmanım mı?"
Helen içeriden fırladı. "Teyze dur lütfen." Abisini aramaya gitmek zorunda kalmadığı için kavganın ortasında kalmıştı. Kadın Helen'i dinlemedi. Bu sefer Berk şansını denedi.
"Teyze lütfe-"
Kadın sözünü kesti. "Şimdi değil." Berk kadını kolundan yakaladı. "Teyze seninle konuşmam gereken çok önemli bir mesele var."
Şöyle bir sorun vardı. Berk'in teyzesiyle konuşması gereken çok önemli bir mesele yoktu. Ama kadın gitmemeliydi.
Orjinal kitapta kadın Beray'ın babasıyla kavga edip evi terk ediyor ve gecesine kalp krizi geçirip ölüyordu. Beray'ın babası o akşam orada olmadığı için Beray'ı suçluyor ve hıncını ondan çıkartıyordu.
Kitap çok kaliteli olduğu için bazı bölümler birinci ağızdan bazı bölümler ikinci ağızdandı. Mesela babasının hıncını çıkarttığı sahne ikinci ağızdandı ve diyordu ki
Beray babasının daha önce hiç bu kadar sert vurduğunu hatırlamıyordu. Yerde karnına tekme yerken ölüm korkusu bütün vücudunu sardı.
Bu kitabın 1M'dan fazla okunması vardı. İçinde yaşadığı toplum Berk'i korkutuyordu.
Kadın Berk'e döndü. "Ne var?" Berk yardım istercesine Helen'e baktı ama Helen olayı yanlış anlamıştı.
"Siz sanırım özel konuşacaksınız. Ben sizi yalnız bırakayım."
O an Berk'in kafasında gitme sana muhtacım çalıyordu. Derin bir nefes aldı.
"Teyze ben birinden hoşlanıyorum." Kadının gözleri şaşkınlıkla kocaman açıldı. Berk devam etti "İlk defa böyle hissediyorum ve kimseyle konuşamıyorum bana yardımcı olur musun?"
Berk şu an sallama sanatında doktora yapıyordu ama nedensiz değildi. Kitaba göre teyzesi ve Helen sır arkadaşıydı. Helen erkeklerle ilgili herşeyi teyzesiyle konuşabilirdi.
Kitapta Helen, Ahmet'ten hoşlanmaya başlıyordu ve ne yapması gerektiğini sormak için teyzesinin mezarına gidiyordu.
Teyzesinin mezarının başında bir adamla karşılaşıyordu. Adam teyzesinin evlenmeye karar verdiği ve o gece Helen'in babasıyla bu yüzden kavga ettiği nişanlısıydı. Kıza birini seviyorsan peşinden git diyordu. Kız da gidiyordu.
Berk bütün bir bölümü gülümseyerek okumuştu. İşte böyle iç ısıtıcı sahneler için Ahmet'in her kasını elini koymuş gibi bilmeyi kabul edebilirdi.
Kendi kendine "Yok öyle birşey çıkar onu aklından." dedi bir yandan da arabasına ilerlemeye devam eden teyzesinin peşinden hızlı tempoda yürüyordu. Arabasına gelince teyzesine umutla baktı. Bingo! Teyzesi arabaya binmesi için Berk'e ön koltuğun kapısını açmıştı.
Anahtarı deliğe soktu ama çalıştırmadan önce Berk'e döndü.
"Sen bana böyle şeyleri genelde anlatmazdın."
Çok haklıydı. Beray kitapta Helen dışında neredeyse kimseyle adamakıllı konuşmuyordu.
Berk yazarcığı ne kadar suçlasada kötü karakterin motivasyonunu çok iyi yazdığını inkar etmeyecekti. Beray fiziksel ve psikolojik şiddet gören genç bir çocuktu. Korku ve güvensizlikle yaşıyordu. Bir noktada bunları yaşayan ana karakter olsa da Beray gibi davranır diye düşünüyordunuz ve sonunda haklı da çıkıyordunuz. Berk içinden bağırdı.
"Lanet yazarcık!!! Yok sana çocuk psikoloğu falan asıl çocuk psikoloğunu hak eden Beray!!!"
Berk, teyzesinin arabayı benzin almak için benzinliğe çekmesiyle düşüncelerinden sıyrıldı. Kadın konuştu.
"Ee anlat bakalım kim bu kız?" Berk ne diyeceğini çoktan planlamıştı.
"Kafede çalışıyor. Sana göstermemi ister misin?" Teyzesinin yüzü ışıldadı. Sanırım gelecekteki gelini ile tanışacağını falan düşünüyordu.
Berk GPS'i ayarladı. Burası hastanenin yanında bir kafeydi.Loş ışıklarla aydınlatılmış kafeye girdiler. Arka masalardan birine oturdular. Berk teyzesine kasada sipariş alan kızı gösterdi. Teyzesi heyecanla baktı. Berk'e dönüp gülümsedi.
"İyi birine benziyor."
Öyle miydi? Kitapta Beray'ın yanında olan çok az kişiden biriydi. Beray kolunu kırdığı bir gün kahve almaya buraya geliyordu. Kız Beray'ın alçısına numarasını yazıyordu. Beray bakma zahmetinde bile bulunmuyordu. Eve gittiğinde kızın alçısına numarasını yazmadığını yan yana 4-5 tane bok emojisi çizdiğini fark ediyordu.
Gülüp geçiyordu. Sonra alçısını çıkartmaya gittiği gün kızın yanına uğramaya karar veriyordu. Alçıdan çıkan kolunu uzatıp lütfen bok çizme diyordu.
Kızda numarasını yazıyordu. Akşam birlikte içmeye bara gidiyorlardı. İkisi de sarhoş taklidi yapıyor ve birbirlerine hayatlarındaki herşeyi anlatıyorlardı. Sarhoş taklidi yapıyorlardı çünkü ikisinin de karakteri birine açılmaya uygun değildi.
Kızın ismi Deniz'di. Babası alkolik annesi yürüme engelliydi. Babası ikisine de şiddet uyguluyordu. Beray kendisinin de evde şiddet gördüğünü o yüzden kolunun kırıldığını söylemişti. Kız çok şaşırmıştı. Beray'a Ahmet'i ve olanları her ayrıntısıyla anlattırmış sonra harika bir plan yapmıştı.
Kız Beray tarafından hapsedilmiş bir diğer kurban gibi davranacak ve zindanlar yanyana olduğu için Ahmet'in güvenini kazanıp tapunun yerini öğrenecekti. Helen olmasa plan neredeyse işe yarıyordu.
Sonra başka planlarlarda yapmıştı. Kızın çok keskin bir zekası vardı ve diğer mafya kitaplarının aksine kitapta "kız zekiydi" yazmıyordu. Siz hareketlerinden kızın zeki olduğunu anlıyordunuz. Ama en iyi yanı planları ana karaktere yada bir başkasına zarar gelmeyecek şekildeydi.
Kızla Beray'ın arası açılınca Berk çok üzülmüştü. Beray kitapta kıza ve annesine tek odalı bir ev veriyor böylece onu babasından kurtarıyordu. Kız artık Beray'ın planlarının bir parçası olmak istemediğini söylediğinde evin anahtarını geri veriyor ama Beray kıza gururu yüzünden annesini tehlikeye atmamasını, yardım etmeyi kesse bile evin onda kalabileceğini söylüyordu.
Birkaç ay sonra hastane, kızı arayıp annesini deneysel bir ameliyatla tedavi edebileceklerini söylüyorlardı. Tedavi ve ilaç masraflarını hastane karşılıyordu. Kız da kabul ediyordu ve ameliyat sonrası annesi yürümeye başlıyordu. Aslında bütün masrafları gizlice Beray ödemişti.
Berk kıza daha sonra yardım edeceğini ve Beray'ın adamın dibi olduğunu kafasının bir köşesine not etti.
Teyzesi Berk'e hafifçe eğildi. "Ee ne yapıyoruz şimdi? Gidip kızla konuşacak mısın?" Berk'de teyzesine eğildi. "Bilmiyorum ki. Seni ondan buraya getirdim. Ne yapmam gerek?"
Kadın daha cevap vermeden Berk şaşırmış gibi konuştu.
"Teyze iyi misin bayağı solgun gözüküyorsun?"
Kadın elini yüzüne götürdü. "Öyle mi gözüküyorum? Aslında buraya oturduğumuzdan beri kendimi biraz kötü hissediyorum." Berk fark etmişti. Kadın kitapta bahsedilenden çok daha sessizdi. Koluna girip kaldırdı. Sakince konuştu.
"Yürüyebilecek misin?"
Kadın kafasını evet anlamında salladı. Berk'in burayı seçmesinin bir nedeni de hemen yanında hastane olmasıydı. Çıkarken kasadaki kıza son bir kez göz attı ve teyzesi kolundan destek alırken hastaneye yürümeye başladılar.
Acile girdiler. Teyzesi semptomlarını anlatınca bir anda panik ortamı oluştu. Bir adam kolundan destek alan teyzesini sedyeye yatırdı. Hızla bir odaya götürüyorlardı. Berk içeri girmek istedi ama almadılar. O da hemen babasını arayıp durumu anlattı.
Babası, üvey annesi ve Helen geldiğinde 15 dakika ya geçmişti ya geçmemişti. Helen abisinin kollarına atlayıp ağlamaya başladı. Berk ona sıkı sıkı sarıldı. Babası Berk'in üstüne yürürken bağırdı.
"Noldu ona!"
Annesi ve kardeşi ikisinin arasına girdi. Berk kendi kendine şaka yapamayacak kadar dahi korkmuştu ama hemen sakinleşti.
"Biz kafede oturuyorduk. Birden iyi görünmemeye başladı. Sonra hastaneye geldik."
Adam cevap vermeden geri çekildi. Ablasının odasının camının önünde duruyordu. Helen, annesi ve Berk de sandalyelerde oturuyorlardı. Berk ayağa kalktı ve su almaya gideceğini söyledi. Aşağıdan suları almıştı ama direkt üçüncü kata çıkmak yerine ikinci kata uğradı.
Tüpler takılı yatakta yatan hastaya baktı. O an birinin yanına yaklaştığını hissedince gerildi ama sonra babası olduğunu fark etti. Rahatlamalı mıydı bilmiyordu.
Adam içeride yatan kadına göz attı ve konuştu.
"Çocuğun annesi."
İçeride yatan Ahmet'in annesiydi. Ahmet'in, annesinin durumundan haberi yoktu. Kadın o kaçırıldığı günün akşamında komaya girmişti.
Ahmet'in Beray'ı öldürürken bu kadar hiddetli olmasında bunun da payı vardı. Beray yüzünden annesinin yanında olamamıştı.
"Çocuğu yakaladın mı?"
Berk başıyla onaylayıp elindeki sulardan birini babasına uzattı.
"Ne alemde?"
"Yanına gittiğimde baygındı. Şu an olayın heyecanıyla cesur davranmaya çalışacak muhtemelen. Bırakalım birkaç gün durumunun farkına varsın. Teyzem nasıl doktor bir şey dedi mi?"
"Uyandı."
"Hadi canım!"
Berk'in coşkulu tepkisine babası şaşırmıştı ama ses çıkarmadı .
"Doktorlar bu kadar çabuk getirilmese kurtarılamayabilirdi diyolar."
Berk omuz silkti. İleride daha iyi farkedecektiniz bu dünyada genellikle insanlar deneysel ameliyatlar, çabuk müdahale ve herhangi bir emekli doktora yalvarmakla ölümcül durumlardan kurtuluyorlardı.
Babası fısıldadı "Sağol."
Berk "Önemli değil." dedi.
....
Eleştirmekten kaçınmayın. Yazım hatalarımı yorum olarak yazabilirsiniz. Okuduğunuz için teşekkür ederim (". ❛ ᴗ ❛.)

