İçeriğe geç

Kötü Adam Ben Değilim Mafya Kardeş

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Kötü Adam Ben Değilim Mafya Kardeş

Bölüm 5

Fakat Ana Karaktere Vurulursan Ölürdün. Coğrafya Kaderdi.

Berk araba kullanmayı biliyordu. Tek erkek çocuk olduğu için babası öğretmişti. Beray'ın arabasını aldı. Beray'ın babası ona ve kız kardeşine sahte ehliyet yaptırmıştı.

Beray'ın audisini aldı ve evlerine yakın olan alışveriş merkezine gitti. Bu alışveriş merkezi kitapta çok geçiyordu. Kız sürekli biri arayınca evin yakınındaki alışveriş merkezindeyim diye yalan söylüyordu ya da cidden orada arkadaşlarıyla oluyordu.

Berk arabayı otoparka çekip içeri girdi ama sonra öylece kaldı. Berk yorgan almak istiyordu. Hangi mağaza yorgan satardı ki?

Bu konuda Berk suçlanmamalıydı. 4 ablası varken gidip kendi yorganını almasına gerek kalmamıştı hiç.

Zaman çok önemliydi. Mağazaların önünden geçerken bir dükkanın vitrininde yorgan görünce içeri daldı.

Sonra şu ünlü tarla evine doğru ilerlemeye başladı.

Korumaları dışarıda bekliyordu. Onlara başıyla selam verdi.

Tarla evi 2 katlıydı. Üst katın duvarları camdı.

Giriş kapısı koridora açılıyordu. Sağda bir, solda iki kapı vardı. Koridorun sonunda üst kata merdiven çıkıyordu.

Alt katta soldaki odalar zindan, sağdaki kapı Beray'ın ofisi, arkası ise koridora açık plan mutfaktı.

Beray soldaki ikinci odanın kapısında durdu. Ana karakter yani Ahmet içerideydi. Derin bir nefes aldı.

Bu, kitapta Ahmet ve Beray'ın ilk karşılaşma anıydı ama yine kitaba göre Ahmet buraya 1 hafta önce gelmişti ve o günden beri dışarıdaki korumalardan dayak yiyordu.

Hatta şu an bile korumalar onu zindana Beray'ın geldiğini farkedince sokmuşlardı. Zindan denilen odada küçük bir havalandırma camı ve bir de küçük banyosu vardı.

Bu Wattpad yazarları cidden ebeveyn banyosu istiyor olmalıydı tutsak olan karakterin zindanına dahi ebeveyn banyosu yazılmıştı.

Mantık ararsak neden evin odalarından biri yeraltı zindanı gibi tasarlanmışta cidden yeraltına zindan yapmamışlar diye sorgulayabilirdik.

Berk bunu düşünmekten vazgeçmişti. Açıkça görülüyordu ki yazar da yazarken çok düşünmemişti.

Kitapta olan olayları hatırlamaya çalıştı.

Orjinal kitaba göre ilk Beray geliyor, tapuyu vermesi için ana karakteri dövüyordu. Ana karakter vermemekte ısrar edince dövmekten yoruluyor ve içki içmeye gidiyordu.

Bu arada evde, teyzesi gelmişti ve babası Beray geç kaldığı için çok kızgındı.

Kız kardeşi onu bulmak için tarla evine gidiyor ve ana karakterle zindanda karşılaşıyordu. Daha bir kaç kelime etmeden ana karakter soğuktan bayılıyordu. Kız da ona battaniye getiriyor ve vucüt sıcaklığı düzelene kadar yanında kalıyordu.

Hem kardeşi hem de kendisi ortadan kaybolunca babaları Beray'ı çok fena benzetiyordu ama Helen'in başı belaya girmiyordu.

Berk yoldayken Helen'i arayıp gecikeceğini ona bakmaya gelmemesini söylemişti. En azından sadece Beray ortadan kaybolacaktı.

Zindanın kapısını açıp içeri girdi. Girer girmez paniklemişti.

What the Fahrenheit! Ne ateşli bir çocuk bu?

Pekala pekala tabiki de Berk'i asıl panikleten bu değildi ama yine de önemli bir noktaydı. Çünkü Helen kitapta kendini kahverengi saçlı kahverengi gözlü güzel bir kız olarak tanımlıyordu. Yani tam olarak kendine " Kahverengi saçlı kahverengi gözlü ve güzelim" diyordu. Berk kitabın 14 yaşında biri tarafından yazıldığını bu noktada fark etmeliydi.

Helen'e dönersek Helen güzel bir kızdı ama Berk onu dışarıda görse ikinci kere bakmazdı. Olaylara objektif yaklaşmak gerekirse Berk eski hayatında ne kadar yakışıklı ise Helen de o kadar güzeldi.

Ama ana karakter, ana karakter uğruna kaleme alınan paragrafları hak ediyordu.

Berk komplexli bir insan değildi. O yüzden bir erkeğin ne kadar yakışıklı olduğunu söylemekten çekinmeyecekti.

Panik olduğu nokta ise ona bakan 2 sert gözdü. Ana karakter dizlerinin üzerine çökmüştü. Berk gelmeden önce yediği dayak yüzünden hızlı ve derin derin soluk alıp veriyordu. Elleri arkadan bağlıydı ve tişörtü yoktu. Terden ıslanmış saçları önüne düşmüştü.

Berk yine tamamen komplexsiz bir insan olduğu için (asla başka bir nedeni yoktu.) Yazarın ana karakterin kaslarını 3 paragrafta anlatmasına dair yaptığı olumsuz yorumu geri çekiyordu.

Yapacak birşey yoktu. Ana karakterin kasları vardı işte ve ölüm saçan gözleri de vardı ve sefil duruyordu ve Berk ona baktıkça karnına girecek kurşunun acısını midesinde hissediyordu.

Berk ölümünü daha acısız kılacak kadar kendini sevdirebilirdi ve bu yeterdi.

Yeter miydi?

Kendisine baş sağlığı diliyor ve yazarcığa da çocuk psikoloğu öneriyordu.

Dikkatini topladı ve Ahmet'in biri morarmış ölüm saçan gözlerine ne olduğunun farkında değilmiş gibi şaşkın şaşkın baktı.

O an Ahmet'in gözleri yumuşadı. Berk tam rahat bir nefes alacakken Ahmet'in yumuşayan gözlerinin nedeninin bayılmak üzere olması olduğunu fark etti. Öne atılıp yere düşmeden onu yakaladı.

Panikle onu kaldırdı. Bir yandan da bağırıyordu.

"Lütfen ölme, lütfen ölme sen ana karaktersin ölemezsin." Berk'in kafasında o ölürse kendi dünyasına asla dönemeyeceği gibi korkunç bir fikir oluşmuştu.

Panik yüzünden güç bela onu yerdeki şilteye taşıdıktan sonra aldığı yorganlarla üstünü örttü. Ana karakter baygın yatıyordu. Berk ne yapacağını bilemez bir şekilde elini karakterin alnına götürdü. Soğuktu.

Berk bu evrenin kurallarına güvenmek zorundaydı. Helen'in yaptığı gibi Ahmet ısınana kadar yanında kalacaktı. Beray'ın ofisinden makas alıp ana karakterin ellerindeki ipleri kesti. Kolunun iç tarafındaki yaraya baktı. Şu an onun için yapabileceği çok bir şey yoktu. Bir hafta beklemek zorundaydı.

Gidip yukarıdaki odasından bir kazak getirdi ve çok nazikçe ona giydirdi. Kitapta ana karakter çok sonraları zar zor bir tişörte sahip oluyordu. Berk buna yorum dahi yapmayacaktı. Şilteye oturup Ahmet'in alnını bir kere daha kontrol etti. Sıcaktı. Berk'in buradaki işi bitmişti.

Dışarıda bekleyen korumalarına kafasıyla selam verdi ve eve doğru yola çıktı.

Bölüm sonu

4 yorum