Berk bütün gün oturup neden burada olduğunu, nasıl buraya geldiğini ve nasıl geri döneceğini düşünmüştü. Böyle bir şeyin olması imkansızdı. Bütün dünya algısı yerle bir olmuştu.
Ve şu an içinde yaşadığı dünya 14 yaşında bir kız tarafından düzenlenmişti.
Berk bütün varoluşun bir çocuğun rüyası olduğunu ve o uyanınca evrenin yok olacağına dair saçma bir teori okumuştu ama bütün evrenin 14 yaşında bir kızın Wattpad hikayesi olabileceğini hiç düşünmemişti.
Şu an yapabileceği tek şey vardı. Kahramanla arkadaş olacak ve yaşayabileceği kadar uzun yaşayacaktı. Bu hiç kolay değildi.
Vücuduna girdiği kötü adamın ismi Beray'dı. İyi adam ise Ahmet'ti.
Ahmet'in ailesi İstanbul'da ünlü bir semtte fırın sahibiydiler. Ahmet'in babası işini tutkuyla yapsada bu sadece onların para aklama yoluydu. Aslında mafyalardı. Babası öldürülüp annesi rahatsızlanınca mafya imparatorlukları çöküyor Ahmet'te Beray tarafından kaçırılıp hapsediliyordu.
Beray'ın amacı Ahmet'ten fırınlarının tapusunu almaktı. Türlü türlü zorlamalarla fırının bulunduğu apartmanın tüm katlarını almışlardı. Bir tek altta bulunan fırın kalmıştı.
Olay kısır döngüydü.
Babası Beray'ı bu konuda görevlendirmişti. Tapuyu babasına götürmediği için her hafta babasından dayak yiyordu.
Sonra gidip tapuyu vermediği için Ahmet'i dövüyordu. Sonunda bu dayak ve aşağılamalar dayanamayan Beray, babasını öldürmüş yine bu dayak ve aşağılamalara dayanamayan Ahmet'te, Beray'ı öldürmüştü.
Bu durumda iyi adam ve kötü adam arasında bir fark kalmamış oluyordu. Boyları ve saç renkleri dışında. Yani kahramanın kahraman olmasının nedeni bu iki özelliğiydi.
Kapısı çalındı. "Gel"
Gelen Helen'di. Kitabın ana kız karakteriydi. Beray'ın da farklı anneden üvey kardeşiydi.
O da Beray gibi 17 yaşındaydı. Beray'dan 5-6 ay daha küçüktü. Boyu 1.72'ydi.
Kızın boyu kitabın içinde geçmiyordu. Kitabın başındaki karakter bilgilerinde yazıyordu. Cidden o şeyleri okuyan var mıydı?
Berk kızın boyu kendisiyle aynı olmasa asla hatırlayamazdı. Eski hayatında o da 1.72'ydi.
Kıza baktı. Şu an ondan 5-6 cm daha uzun gibiydi. İyi 1.80'e yakındı o zaman. Hayatta kalma şansı vardı.
Ana karakterin boyunu da gayet iyi hatırlıyordu. Çünkü "Mafya Atışması"nda her fırsatta kaslı vucüdu ve 1.86 boyuyla ana karakter anlatılıyordu. Kitap Helen'in bakış açısıyla anlatılmıştı ve şöyleydi.
"Kaslı vucüdu ve 1.86 boyuyla üstteki rafa uzandı" yada
"Kaslı vucüdu ve 1.86 boyuyla savunmasız yerde yatıyordu." veya
"Kaslı vucüdu ve 1.86 boyuyla tuvaletini yapmaya banyoya gitti."
Sonuncusunu Berk uydurmuştu ama ana karakterin boyu ve kaslı vucüdu Berk'in tuvalette ne yaptığı kadar bile ilgisini çekmiyordu.
Hatta kitabı okurken hep diken üzerindeydi çünkü karakter azıcık kıpırdasa ve tişörtü yukarı kalksa yazar 3 paragraf boyunca ana karakterin kaslarına soneler döküyordu. Bu noktada "mafya atışması" ismi mantıklı gelmeye başlamıştı.
Helen varlığını hatırlatmak için boğazını temizledi. Elinde kekin olduğu tahta kaseyi komodinin üstüne koydu. Berk bu kaseyi biliyordu. Bambu markaydı. Geçen sene ablalarının çeyizi için Berk'in annesi hepsine birer tane almıştı. Berk kendisininkini gizlice çeyizinden çıkarmış arada içine cips koyup yiyordu.
"Babam masadan kalktığın için çok kızdı. Öğle yemeğine de gelmedin. Seni yanına çağırıyor."
Duraksadı. Yanına gelip abisinin kolunu tuttu.
"Abi bana anlatmak istediğin bir konu varsa hiç çekinme tamam mı? Ne olursa olsun annemlere söylemem."
Berk kıza yaklaşıp yavaşça sarıldı. Daha önce hiç kız kardeşi olmamıştı ama 4 ablası vardı. Bi an onların yanındaymış gibi hissetmişti.
Sarılmayı kısa tuttu.
"Tamam babamın yanına iniyorum."
Kız neşeyle kafasıyla onayladı. Odadan çıktı ama hemen sonra geri geldi.
"Bu arada akşam teyzem geliyor. Unutmadın değil mi? Ben ikimiz içinde hediye aldım."
Berk bir anda uzaklaşan kıza seslendi. Hikayede nerede olduğunu keşfetmişti. Büyük bir event yaklaşmaktaydı.
"Helen!"
"Efendim abi?"
"Birden bir işim olduğunu hatırladım. Babama tapu işini halletmek için çıktığımı söyler misin?"
"Akşama yetişebilecek misin? Biliyorsun yetişemezsen babam bayağı kızar abi."
Berk orada olacağını söyleyip kızı gönderdi.
Orada olması gerekiyordu.
Hızlıca giyinmek için dolaba yöneldi. Ama sonra dolap olmadığını fark etti.
Komodini açtı orada sadece içinde çeşit çeşit gözlükleri olan şık bir kutu vardı. Berk'in ikinci favori karakteriyle ilgili bir olayda bu kutunun bahsi geçiyordu.
Kıyafetlerinin nerede olduğunu düşündü. Ana karakteri kilitlediği tarla evinde kıyafetlerinin olduğunu biliyordu.
Burada yok muydu acaba?
O an gözüne banyonun yanında bulunan bir kapı çarptı. Kendi kendine "doğru ya" dedi.
Beray'ın kıyafet dolabını bulmuştu.
Çok büyük değildi. Duvardan tavana kadar monteli aydınlatılmış rafları saymazsak 2'ye 2.5 metre olabilirdi.
Berk kıyafet odasına girdi. Ne nerede sonra bakacaktı. Şu an önemli bir işi vardı. Beyaz tişört, siyah kot pantolon giydi ve çıktı. Sonra geri döndü.
Kitapta herkes bir kot bir t-shirt giyip çıkıyordu. O da gaza gelmişti heralde. Dışarıda kararmakta olan havaya baktı. Kalp atışı iyice hızlandı. Kazak ve montunu alıp hızla arabasına bindi ve alışveriş merkezine doğru gitmeye başladı.