Odaya boş gözlerle bakarken korkunç bir gerçekle kendini yataktan aşağı attı.
Amacı yataktan kalkmaktı ama yorgana takılınca yere yapıştı. Dehşete düştüğü gerçek ise şuydu.
YORGANI BEYAZDI!!!
Berk'in hayatında her zaman çiçekli yada renklii yorganı olmuştu. Daha önce birçok arkadaşının evinde kalmıştı. Onların da yorganı çiçekliydi
Beyaz yorganların, sadece dizi efsanesi olduğunu sanıyordu.
Ancak uzun bir süre geçtikten sonra beyaz yorgana olan ilgisini kaybedebildi ve yabancı odayı turladı.
Çok fazla mafya ve zengin iş adamı kitabı okuyan Berk olayı hemen kavradı.
Kaçırılmıştı.
Kız olmadığına göre muhtemelen ablalarından birinin (Berk'in bir sürü ablası vardı.) zengin mafya iş adamı sevgilisi, onu kaçırmıştı ve ablasını, kardeşin elimde benimle evlenmek zorundasın diye tehdit edecekti.
Omuz silkti. Acaba kaçıran adamın bir kız kardeşi var mıydı? Berk zengin esmer bir kızla evlenmeye hayır demezdi. Biri onu duymuş gibi kapı birden açıldı.
"Abiii kalk artık kahvaltı birazdan hazırmış."
Kahverengi saçlı genç kız onunla konuşuyordu.
Berk odada etrafına baktı. Sonra şaşkın gözlerle kız döndü.
"Abin odada değil."
Kız gülmeye başladı. Kahverengi gözleri muziplikle parlıyordu.
"Peki neredeymiş abim?"
Berk onun tepkisi karşısında istemsiz gülümsedi ve etrafa bir daha baktı. Odanın içinde bulunan tuvalete girdi sonra hızla çıktı.
"İçeride bu odadan bir tane daha var!"
Kız kaşlarını oyuncu bir ifadeyle çattı ve bağırmaya başladı
"Anneee bende odama kendi ebeveyn banyomu istiyorum!!" ve ayrıldı.
Berk'in kafası çok karışmıştı.
Daha önce hiç bu kadar büyük bir ebeveyn banyosu görmemişti.
Daha önce hiç bu kadar büyük bir banyo görmemişti.
Ha bu arada, tuvalet aynasında gördüğü kişi kendisi değildi.
AYNADA GÖRDÜĞÜ KİŞİ KENDİSİ DEĞİLDİ!!
Biri ona eşek şakası yapıyor olmalıydı. Fark etmemiş gibi davranacak biri ona herşeyin şaka olduğunu söyleyince "Farkettim tabiki." diyecekti.
Son kez banyoya bi daha baktı. Yüzündeki maskeyi çıkartmaya çalıştı ama beceremedi.
Kaşları çatık bir şekilde merdivenlerden aşağı indi.
Merdivenler geniş bir antreye açılıyordu. Antrede solda büyük bir masa, sağda mor klasik koltuklar vardı.
Hizmetliler masayı hazırlıyordu. 50'lerinde görünen, sarı saçlarını topuz yapmış bir kadın koltukta oturmuş dizüstü bilgisayarında bir şeyler yazıyordu. Gözlüklerinin üstünden Berk'e baktı.
"Hayret sen bu saatte kalkar mıydın?" Sesinin her bir tınısı aşağılama ve kin doluydu.
Şakayı gerçek gibi göstermek için olmalıydı.
Berk koltuğa oturdu. Kadın da dizüstü bilgisayarına geri dönmüştü. Yine 50'lerinde görünen bir adam elinde gazetesiyle odaya girdi.
Kadın sakin bir tonda günaydın dedi. Aynı şekilde adam da günaydın dedi ve sofraya oturdular.
Berk bir şeylerin doğru olmadığını seziyordu. Ona abi diye seslenen kızın da gelmesiyle Berk masaya oturdu.
Adam gazetesini okuyor kızla kadında olabildiğince sessiz kahvaltı yapıyordu. Berk'in aklına gelen fikirle midesi bulandı. Bu sahneyi biliyordu.
Kimse konuşup adamı rahatsız etmek istemiyordu. Bunu daha önce okumuştu. Kadın kıza dönüp fısıldadı.
"Yağı uzatır mısın Helen?"
Berk panikle sofradan kalkıp odadaki banyoya koştu ve aynaya baktı. Lanet olsun kumral saçlar, mavi gözler? Helen isimli bir kardeş.
Bu "Mafya Atışması" kitabıydı.
Ana karakter, siyah saçlı ve siyah gözlüydü. 1.86 boyundaydı.
Muhtemelen 14 yaşındaki bir yazar tarafından yazıldığından kitapta ne kadar uzun ve esmersen o kadar alfaydın ve hayatta kalabilirdin.
Berk ise sarı saçları ve mavi gözleriyle 1.70 1.70 duruyordu aynanın önünde.
Kitabın kötü karakteri olmuştu.
Hani şu kahraman tarafından silahla vurulan ve acıdan can çekişirken kahramanın videoya çekip düşmanlarına attığı kötü karakter.
Böyle ölme düşüncesi Berk'in tüylerini diken diken etti.
Bu korkunç şekilde kalitesiz yazılmış bir sondu. Berk acıdan değil ucuzluktan ölebilirdi.
Ve buna hiç niyetli değildi.


