İçeriğe geç

Kötü Adam Ben Değilim Mafya Kardeş

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Kötü Adam Ben Değilim Mafya Kardeş

Bölüm 2

Fakat Hukuk Felsefesi Tutmuyordu Yemek Kitapları Revaştaydı

İsmi MAFYA ATIŞMASI'ydı.

Erkek karakter kaçırılıp bir yere kapatılıyor, orada küçük düşürülüp dayak yiyordu ( ve kan kusarken yemin ediyordu İNTİKAM!!!)

Pekala, Berk başta kitabı sevmişti. Ana karakterin yaşadığı öfkeyi kendi de hissetmişti . Bu önemsiz nooblar kahramanın gücüyle ezilmeliydi!!

Kahraman bu kadar acı içindeyken ona yardım eden tek kişi onu oraya hapseden kötü adamın üvey kız kardeşiydi. Sevgi pıtırcığı kız kardeş, ana karaktere yardım ederken yavaş yavaş aslında ne kadar güçlü olduğunu anlıyordu.

Peki Berk'e gece 3'te kitaba küfrettiren neydi?

Kitabın kötü adamıydı.

Yazarcık, bilmem kaçıncı bölüme kadar, kötü adamı ailesinin sözüne uymak zorunda kalan uymadığı takdirde şiddet gören 17 yaşındaki zengin, genç bir çocuk olarak yazmıştı. Bir görevi vardı ve kaçışı yoktu o yüzden kötü adam olmak zorundaydı.

Sonra her şey b*ka sardı. Zengin kötü çocuk babasından şiddet gördükçe aynısını üvey kız kardeşine ve kilit altında olan erkek kahramana göstermeye başladı.

Aslında erkek karakterin hayatını cehenneme döndürüyor ama kız kardeşine sadece bağırıp çağırıyordu, fiziksel bir zarar uygulamıyordu.

Bu kitabın en güzel yanlarından biri de buydu. Kız karakter diğer kitaplardaki gibi işkence görmüyordu. Yani tabiki onun da aşması gereken olaylar vardı. Abisinin dengesiz ruh haline maruz kalıyordu ama abisine şiddet uygulayan ailesi onu her hafta hediyelerle şımartıyorlardı.

Genellikle mafya kitaplarında 40.sayfada kız karakter nazi kampı survivorlarına dönerdi.Bu sefer öyle değildi.

Sevgi görünce, sevgi göstermek kolaydı.

Kız karakter de kötü abisine sevgi gösteriyordu fakat ne zaman abisinin kötü tavrını biraz azaltsa babası hakaret ve şiddetle eskisinden betere çeviriyordu.

Sabır ve inat oyunuydu. Kız karakter oyunu kazanırdı. Öyle olmadı. Kötü adam babalarını öldürerek katile dönüştü ve kahraman tarafından öldürüldü.

Bu olayın üstüne kahraman, kızın yanına gitti. Kız karakter, kahramanın omzunda babası ve abisinin ölümüne ağlarken onu avuttu.

What the fuck yazar!!!

Abisini öldüren kahramanın omzunda ağlamak mı?!

Sadece bu da değil.

Kahraman nasıl birini öldürebilirdi? O kahramandı!?

Bu mantıksız ve saçma sapan sahne için harika(!) bir yorum yazmak üzereyken onunla aynı şeyi düşünen yüzlerce insan olduğunu gördü.

Ve asıl sinir bozucusu yazarcığın verdiği cevaptı.

"Başka yolu yoktu"

Berk derin bir nefes aldı.

Yazarcık kitabında İstanbul boğazına yarım saat uzaklıkta ıssız kimsenin gelip geçmediği tarlalar var yazmıştı. Tarlanın ortasında kötü adamın kahramanı tuttuğu yer vardı. Hadi İstanbul'un göbeğindeki ıssız tarlaları yedik.

Kitapta kız kaçınca babası nerede olursa olsun onu birkaç saatte buluyordu. Hadi babasının tanrı seviyesindeki mit güçlerini de yedik.

Ama kitap evreninde hukukta mı yoktu?

Hegel düşünmek karın doyurmuyor deyip yemek kitabı mı yazmıştı?

Hammurabi torunu olunca yumuşamış mıydı?

Hata nerede yapılmıştı da kötü karakter hapse girmek yerine kahramanın gazabıyla ölmüştü?

Bu saçmalığın üstüne gidilmeliydi. Yorum yazmak yerine yazara direkt mesaj atmak için sayfasına girdi ve aradığı sorunun cevabını aldı.

What the fuck! Yazarcık 14 yaşındaydı. Berk telefonunu halıya fırlattı. Uyandığında her şeyin şaka olmasını diledi.

Uyandığında Berk elini sarı olmaması gereken saçlarına götürdü ve yabancı odaya göz gezdirdi. İşte şimdi her şeyin şaka olmasını istiyordu.

....

İlk olarak sürç-i lisan ettiysek affola tarzı bir disclaimer bırakıp asıl meseleye geçiyorum.

Motivasyonunu çabuk kaybeden bir yazar olarak beğendiyseniz oy vermeniz ve yorum yapmanız benim için çok önemli.

Bir disclaimer daha "-ile -ve -ki -ama" ile başlayan cümleler tamamen yazarın serseri serbest stilidir. Fakat bu konuda eleştiriye açıktır. Sabır ve tatlı sözlerinizle ona bunun yanlış olduğuna ikna etmeyi deneyebilirsiniz.

Ve son olarak Berk ve yazar kitapta arada ingilizce kelimeler kullanmaktadırlar. Kitabın mizahına özgüdür ikisi de normal hayatlarında olabildiğince türkçe kelimeler seçerler. Siz de Türkçemizi iyi kullanın.

Akıl zengini yazardan bu kadar. Bir dahaki bölümde görüşmek üzere.

Bölüm sonu

2 yorum