İçeriğe geç

Kötü Adam Ben Değilim Mafya Kardeş

Bölüm 14 · 4 dk okuma

Kötü Adam Ben Değilim Mafya Kardeş

Bölüm 14

Fakat Kan Kus "Seasonel Blackberry Ice Tea İçtim." De

Berk kahvaltısını yapıp odasına çıktı. Babası işe gidene kadar bekledi. O gidince ders kitaplarını çantasına koyup evden çıkıyordu ki üvey annesinin dizüstü bilgisayarını dizine almış bir şeyler yazdığını gördü.

Bu kadının ismi Fulya'ydı. Fulya Cantez. Evet mafya olmalarına rağmen soyadları koskocaman Cantezkalesioğulları değildi. Çünkü kitapta asıl olay Ahmet'in mafyaya dönüşüp intikam almasıydı.

Kitapta kadın Beray'a karşı azıcık, haklı olabilecek bir nefret besliyordu çünkü Beray babasının olmadığı her fırsatta kadınla dalga geçiyordu ama yine de kadının bir zararı dokunmamıştı kitapta Beray'a.

Berk Beray'ın kötü ilişkilerini düzeltmeyi dert etmezdi. Tekli koltuğun yanındaki ikili koltuğa oturdu. "Mafyanın karısı kitabına yb mi yazıyorsun?" dememek için kendini zor tuttu ve "Napıyorsun anne?" dedi.

Annesi kafasını kaldırmadan "İşimi" diye cevap verdi.

"İşin ne ki?" Annesi bu sefer kafasını kaldırmıştı. Gözlüklerini düzeltip tam birkaç kelime etmeye hazırlanmıştı ki Berk sözünü böldü. Yanlış anladığını fark etmişti.

"Öyle demek istemedim. Yani işini biraz anlatsana merak ediyorum."

Kadın otoriter bir sesle konuştu.

"Editörlüğün nesini merak ediyorsun?" Tekrar laptobuna dönmüştü. Berk'in ultisini atmaktan başka çaresi kalmamıştı.

"Anlat işte. Çalışma saatleri ne? İyi kısımları ne kötü kısımları ne? Bu yıl üniversite sınavına gireceğim gelecek kaygısı çekiyorum."

Kadın şaşırmıştı. Kitapta Beray açık öğretim okuyordu ama üniversitesi sınavına hazırlanmak gibi bir niyeti yoktu. Berk'in ise bu konuda planları vardı.

Berk kendi düşüncelerine dalmışken kadının yüz ifadesinde oluşan endişe parıltılarını fark etmemişti ama kadına döndüğünde vucüt dilinden gergin olduğunu anlamıştı. Kadın laptobunu onu koruyacakmış gibi kendine çekti. Konuşmaya başladı.

"Özür dilerim. Sana yardımcı olamam."

Demek aralarındaki nefret affedilemeyecek kadar derindi. Bu Berk'i üzerdi 3 saniye falan.

"Önemli değil. Yine de sağol."

Berk koltuktan kalkmak için hareketlendiğinde kadın panikle konuştu.

"Bilmelisin ki benim bu evdeki gücüm senden daha fazla değil. İstesem de yardım edemem."

Berk konuştu.

"Ben sadece üniversiteden bahsetmiştim."

"Baban üniversiteye gitmene olur dedi mi?"

Nasıl bir ebeveyn buna karşı gelebilirdi ki?

"Sormadım." dedi Berk.

"Sorma" dedi annesi. "O sana hayatınla ilgili bir şey yapmanı söylemeden sen ona soramazsın. Sonra olacaklardan sen sorumlu olursun."

Şiddet görmekten mi sorumlu olacaktı? Bir şey dememek için kapıya doğru yürüdü ama sonra geri döndü.

"Kızın var diye sesini çıkarmadan oturduğunu biliyorum ve buna saygı duyuyorum ama ben kendi hayatımı cani bir ruh hastasının bana söylediği şekilde yaşamak zorunda değilim."

Beray bu şekilde yaşamak zorunda kalmıştı ve bu onun sonu olmuştu.

Peki Beray kitapta babasını öldürmeden ondan kurtulabilir miydi?

İlk olarak kaçamazdı. Babası Helen'i eliyle koymuş gibi başka bir şehirde olsa dahi bulabiliyordu.

Babasını ihbar etse bu da işe yaramazdı. Polis amiri Beray'ın dayısıydı ve babasının da siyasette güçlü bağlantıları vardı.

Güç bela tapuyu elde etse bile babasının şiddeti devam edecekti.

Ahmet'in odasında kahvaltısını bırakırken kara kara bunları düşünüyordu.

Birden duyduğu sesle irkildi. Yatakta yeni uyanmış yorgan hala üstünde gözlerini ovışturan ana karaktere baktı ve konuştu. "Bir şey mi dedin?"

Ana karakter oturur pozisyona geçince yorgan üstünden kaydı ve kaslı göğsü açığa çıktı.

Berk şu an kitabın okuyucusu olmadığı için çok mutluydu. Eğer sadece okuyucu olsaydı o çok uzun süre beklediği bölümün yarısından çoğunun Ahmet'in kaslarıyla ilgili olduğunu fark edip söverdi.

Belki kız karakter için güzel bir manzaraydı ama Berk'in o çok paragraflı kaslara bakıp düşüneceği tek şey bu aptal çocuk Kasım ayında neden tişörtsüz uyuyor olurdu.

İfadesiz bir suratla klimayı açmak için ilerledi. O an Ahmet konuştu.

"2 gün önce bıçak verdiğin birinin yanında hayallere dalman pek tekin değil."

Berk elindeki klimanın tuşuna bastı morali düzelmişti. Bir şey söylemek için ağzını açtı. O an Ahmet konuştu.

"Daha önce izlediğin bir dizi yada filmden duyduğun komik viral bir cümleyi mi söyleyeceksin?"

Berk kafasını kendinden emin bir şekilde hayır anlamında salladı.

"Emin misin?"

Başını bu sefer mahçup bir şekilde hayır anlamında salladı.

"Söyle o zaman hiç normal konuştuğun oluyor mu?"

"Bebeyim" dedi Berk. "Sen her şeyi böyle soracak mısın?"

Ahmet'in bakışını görünce odadan kovulmak üzere olduğunu anladı.

"Hey, ben de yeri gelince gayet ciddi konuşabiliyorum. Sabah üvey anneme verdiğim tiradı duymalıydın. İşte insanlarda kötü adamsın diye mutlusun sanıyorlar."

"Ben öyle bir şey sanmıyorum." diye cevap verdi Ahmet.

Berk Ahmet'in ciddi olduğunu görünce şakaya vurdu.

"Ebeveyn banyomdaki jakuzim aşağı kata su akıtıyormuş. Keyifler kaçık."

Ahmet Berk'e inanamaz gözlerle baktı. Berk gitmesi gerektiğini anlamıştı ama tam çıkacakken geri döndü.

"Öğlen gelemeyeceğim."

Babasının şirketine gitmek zorundaydı. Babasının gazabı şu an için Ahmet'in gazabından bir tık daha ağır kaçıyordu.

"Akşam birlikte yiyelim"

"Neden?" dedi Ahmet sert bir şekilde.

"Senin şu ana kadar yaptığın kaçış planlarını dinlerim. Hangisinde bağırarak ölmeyeceğini düşünürüz. "

Ahmet cevap vermedi.

Akşam Berk'i zehirlemeye falan çalışmazdı umarım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.