İçeriğe geç

Koruyucular 1 ( Yeniden doğuş)

Bölüm 7 · 12 dk okuma

Koruyucular 1 ( Yeniden doğuş)

Bölüm 7

5. Balo ve Albatros ( Onyx)

Okulun önünde arabadan indik. Her zamanki soluk Anderson Lisesinin girişi çiçekler, ışıklar ve kumaşlarla süslenmişti. Parıltılı elbiseli kızlar kavalyeleri ile dans ediyor, hafif müzik ile sallanıyordu. Açık büfe ufak atıştırmalıklarla doluydu.

Beatrix çocuksu bir heyecanla " Çikolata şelalesi ben geliyorum!" Diye haykırdı. Yetimhanede tatlı yasak olduğu için bugün kuralları çiğnemesi için bir fırsattı.

Agatha dik dik birine bakıyordu.

" Onyx şu adamı görüyor musun? Takımında kuş olan güvenliği?"

İşaret ettiği iki güvenliğe baktım. Demir küpeleri ve birbirinin aynısı takımları ile çevreyi süzüyorlardı.

" Evet, tuhaf görünüyorlar,"

Tam o sırada Victoria " Beatrix'i büfeden uzaklaştırmama yardım edin yoksa şeker komasına girecek," Her ne kadar şakasına söylemiş olsa da bir gerçeklik payı vardı.

Okul balosu müdür ve müdür yardımcısının vır vırları sonrası balo hakikaten başlamış oldu. Hepimiz çılgınlar gibi eğlendik. Beatrix ve Victoria şakasına vals bile yaptı. Öte yandan Agatha hala güvenliklere bakıp bakıp duruyordu.

Orkestra hareketli bir parça çalıyor ve bütün öğrenciler deliler gibi dans ederken aniden rüzgar şiddetini arttırdı. Bardaklar devrildi. Rüzgar esiyor, her şey savruluyor, lambalar patlıyor, kıvılcımlar kumaşları tutuşturuyordu. Ortalık kıyamet sahnelerini aratmıyordu. Yağmur bardaktan boşalırcasına yağmaya başlamasına rağmen alev çemberi şiddetinden en ufak kaybetmeden yakmaya devam ediyordu. Öğrenciler çığlık atarken gökyüzünü fark ettim. Gök yüzünde bir sembol belirmişti. Omega işaretinin üstünde bir tacın içindeki pusula sembolü ve bu sembolleri bir daire gibi çevreleyen Roma lejyonunun sembolü.

Derken bir ses duyuldu. Bu güvenlikti. Elinde bir kılıç vardı " Albatros adına!" Diye bir savaş nidası kopardı. İkinci güvenliğin de elinde bir kılıç belirdi. Derken Beatrix çığlık attı. Bileklikleri parlıyordu. Agatha yanımıza geldi. Yüzü dehşet içindeydi. " Kaçın!" Hemen ardından bir yemek bıçağı kulağını teğet geçerek duvara saplandı. Bıçağı fırlatan o güvenlikti. Gözleri mavi bir ışıkla parlıyordu. O an hepimiz bu konuda hem fikirdik. Agatha bir masayı devirdi ve bizim peşimizden koşmaya başladı.

Olanlara hiçbir anlam veremiyordum. Rüzgar, sembol, kılıçlar. Sanki bitmek bilmeyen ve aşırı gerçekçi bir rüyanın içindeydik. Son sürat neden bizi kovaladıklarını bilmediğimiz iki güvenlik tarafından kovalanıyorduk. Bir ara arkaya bakma gafletinde bulundum. O an bizi kovalayan bir değil bir ordu kadar adamla karşı karşıya kaldım. Bu kadar süre içerisinde bu kadar artmış olamazlardı. Tabii zaten bizi beklemiyorlarsa...

Agatha bizi geçen gün girdiğim ara sokağa yönlendirdi. Hepimiz bir köşeye saklandık. Beatrix ağzını tutuyordu. Hepimiz nefeslerimizi tutmuştuk. Bir süre sonra bütün sesler kesildi. Agatha en dışta olanımızdı. Başını uzatıp etrafı kolaçan etti. " Gitmişler,"

Hepimiz ara sokağa göz gezdirdik. Üstleri pansiyon, altları ise bar ve taverna olan binaların arka kapılarının çoğu kapalıydı ama kirli değildi. İçine ateş yakılmış ya da kenara çöpler yığılmış variller, kırpışan ışıklarıyla inadına bu sokağı aydınlatmaya çalışan sokak lambaları, duvarlara yapıştırılmış dövüş ve suçlu fotoğraflarıyla dolu broşürler vardı. Bir çoğu bıyıklar çizilerek kirletilmişti. Yerde kartonlar vardı. Agatha pelerinini çıkarıp Almira'ya uzattı.

" İhtiyacın olacak. Buralar kısa elbise giymek için pek iyi değildir. Kan kokuyorsa kusura bakma," dedi.

Victoria " Burada mı kalacağız? " Diye sordu. Agatha başını hayır anlamında sallayıp " Sizi biz sokak çocuklarının mekanına götüreceğim," dedi.

Sokakta yürümeye devam ettik. Bugün normale göre daha az insan vardı. Agatha'ya dönüp " Bugün burası niye bu kadar boş?"

" Cumartesi günü köprü altı satış yapılır. Bekçiler, dışarıdan gelenler, çeteler dışında pek kimse olmaz," dedi.

Bekçiler diye kastettiği büyük ihtimalle polisler değildi. Derken iki apartman arasında kalmış bir girintide durdu. Agatha karşıdaki taş duvara değişik ve son derece zor bir ritimle vurdu. Hemen ardından tuğlalardan biri öne çıktı. Eliyle onu itti ve geri çekildi. Bir kaç dakika sonra duvar iki yana açıldı. Karşımızda aşağı doğru inen merdivenlerin olduğu karanlık bir tünel vardı. Agatha önden içeri girdi. Tünelin duvarları dışarıya göre daha temizdi. Bir süre sonra bir mekana çıktık. Masalarda sandalyelerine oturmuş içeceklerinden içen evsizler vardı. Bazıları metal taslarda yemek yiyordu. Donuk ama sıcak ışık mekanı aydınlatırken arka fonda Bea Miller, Arcane, League of Legends'in " Playground," parçası çalıyordu. Barda ufak tefek, sakallı, esmer bir adam bardakları kuruluyordu. Agatha bara yaklaştı. " Temiz kıyafetler bir de oyun zamanı ," dedi. Barmen elindeki bardağı koyup " Oyun zamanı başlasın ama kıyafetler sana pahalıya patlar. Borç mu yazayım, yoksa şimdi mi ödemek istersin?" Agatha ürkütücü bir kahkaha attı. Elini tezgaha vurdu ve " Bana kıyafetleri ver ben de bardan içki aşırmanı görmezden geleyim," dedi fısıltıyla. Barmen titreyerek bir anahtar uzattı. Agatha'nın dudağı hafifçe yukarı kaykıldı. Bazen gerçekten ürkünç oluyordu.

Yandaki merdivenlere yöneldi. Bu merdivenler gıcırtılı, kıymık dolu ve hiç güven vermeyen merdivenlerdi. İlerledikçe hafif hafif rutubet lekeleriyle kaplı alçak tavana yaklaşıyorduk.

İkinci katta birinci katın aksine odalar vardı. Daha çok bir depoya benziyordu. Kutular, kaslar ve uyku tulumları vardı. Agatha anahtarla bir odanın kapısını açtı. İçerisi bir yığın halinde kıyafetlerle doluydu. Hemen bir çanta çıkardı ve her birimize bir kıyafet verdi. Bedenime uyan kıyafetler sanki orta çağdan kalmaydı. Kırmızı vampir filimlerindeki tuhaf kollu gömleklerden bir gömlek, siyah korse ve etek gibi görünen siyah bir şort giymiştim. Agatha siyahlara bürünmüş bir Jedi'a benziyordu. Nereden bulduğunu bilmediğim bir hançer kınına bıçak koymuştu. İkimizde korsan çizmesi gibi bir çizme giyiyorduk. Almira yapraktan dokunmuş diyebileceğim bir elbise giymişti. Ona sadece bu elbise uymuştu ama rahatça koşabileceğe benziyordu. Emily beyaz bir bluz ve siyah bir pantolon giymişti. Geçmişten kalma bir tarihi eser gibiydi. Beatrix Alaaddin'in sihir lambasındaki Prenses Yasemin gibi bir kıyafet giymişti. Tamam belki çamaşır suyunda bekletilmiş hali çünkü baştan aşağı beyazdı. Victoria kısa bir elbise uzunluğunda, yeşil bir uzun kollu giymiş kahverengi bir kemer takmıştı. Bu haliyle Ejderhanı Nasıl Eğitirsindeki Hıçkıdık'a benziyordu. Sadece kız hali. Son olarak içimizde en normalimiz bir büyücüye benzeyen kıyafetiyle Rowena'ydı. Bu halimizle daha çok bir kostüm partisinden kaçmışız gibi görünüyorduk.

Tekrar aşağı barmenin yanına döndüğümüzde elindeki bardağı bir kenara koydu ve bizi bara alıp mutfağa götürdü. Mutfak o zaman kadar hayal edebileceğim en temiz bar mutfağıydı. Tabii bal dök yala olduğunu söylemiyorum ama en azından yemek yapılabilecek kadar temizdi. Basit bir şef mutfağıydı. Barmen ve onun ardından Agatha bir dolaba gelene kadar önümüzden gittiler. Bu bir gardırop yüksekliğinde ve sadece birimizin sığabileceği incelikte olan basit bir dolaptı. Barmen yandaki et bıçaklarından birini hemen yandaki bıçaklığa koydu. Basit, evsizlerin olduğu bir bar neden bu kadar teknolojikti ki?

Agatha kapağı açtığında karşımıza bir başka delik ve bir ampulü açmak için olduğunu tahmin ettiğim bir ip çıktı. Agatha cebini karıştırıp " İyi iş Garrone. Bu da bahşişin," dedi. Barmene on dolar uzattı. Garrone diş doktorlarının kabusu olacak dişleriyle yılışık yılışık sırıttı. Hemen ardından ipi çekti ve " peşimden gelin," Diyip karanlık delikte kayboldu.

Delik tepedeki lambalar dışında zifiri karanlıktı. Zemini az buz bir çamur kaplamıştı. Victoria etrafına bakındı.

" Burası neresi?"

" Kullanılmayan bir kanalizasyon hattı. Terk edilmiş evlere bağlanır. İllegal işlere bulaşmayız ama insanların da asıl olduğu kişileri bilemeyiz bu yüzden her zaman masumları dışarı çıkarmak için bir kaçış yolumuz olur," dedi Agatha.

Beatrix korkuyla " Terk edilmiş derken? Perili ev gibi mi?" Dedi.

Agatha'nın gözleri şaşkınlıkla açıldı. Bir süre öylece baktı sonra gülmeye başladı.

" O sadece kimseler saklanma yerimize girmesin diye uydurduğumuz bir şeydi," dedi.

Beatrix rahatladı. Sokakların içinde böyle bir düzen ve sistemin yattığını hiç düşünmemiştim. Agatha bugün bize sokakta acımasız ve soğuk davranmanın hayat memat meselesi olduğunu göstermişti. Onu her zaman neden bu kadar ciddi olduğu konusunda sıkıştırmaya çalışmıştım. Açıkçası Agatha kendi hakkında pek bir şey söylemezdi. Sokakta yaşadığını bile geçen yıl öğrenmiştik.

Bir kaç defa ona soru sormak istedim. Burada metan gazı var mıydı? Neden terk edilmiş bir eve gidiyorduk? Sonrasında nereye gidecektik? Ama sonra bir kaç endişe çizgisi dışında yaptığı işe pür dikkat odaklanmış ifadesini görüyor ve vazgeçiyordum.

Arada bir duruyor, havayı kokluyor, bıçağıyla duvara çizik atıyordu. Kıvılcımların bir patlamaya sebep olacağından korkarak " Ne yapıyorsun?" O ise gayet emin bir şekilde " Burada metan olmaz. Burası yıllardır kullanılmıyor, metan kokusu da almıyorum," dedi. Doğru. Muhtemelen yolunu kaybetmemek için işaret koyuyordu. Benim bu düşünceli halime cevaben " Burası süreli. Bir süre sonra ek ücrete tabii tutulacağız ve Garrone bu konuda asla adil değildir. Bıçağımı bilemek için vakit kaybedemem," dedi. Kolundan tutup " Onları öldürmeyeceksin değil mi?" Agatha sanki dünyanın en saçma kelimesini söylemişim gibi baktı " Adamların elinde kılıç var Onyx! En azından yaralamazsak bizi kesecekler. Onlara acıyamayız çünkü onlar bize acımayacak. Merak etme onları ölmemeye ve canlarını fazla yakmamaya çalışacağım," dedi.

Bir süre sonra bir ışık belirdi. Bu tavan ışıklarının ışığı değildi. Bu bir rogar kapağından sızan ışıktı. Yanına bir gülen yüz kazınmıştı. Agatha " Burası," dedi ve cebinden bir çakı çıkardı. Çakıyla, kilitle oynamaya başladı. Bir kaç klik sesinden sonra rogar kapağı açıldı. Kendisi çıktıktan sonra hepimizin çıkmasına yardım etti.

Okulun önünde arabadan indik. Her zamanki soluk Anderson Lisesinin girişi çiçekler, ışıklar ve kumaşlarla süslenmişti. Parıltılı elbiseli kızlar kavalyeleri ile dans ediyor, hafif müzikte sallanıyorlardı. A

Okulun önünde arabadan indik. Her zamanki soluk Anderson Lisesinin girişi çiçekler, ışıklar ve kumaşlarla süslenmişti. Parıltılı elbiseli kızlar kavalyeleri ile dans ediyor, hafif müzikte sallanıyorlardı. Ufak atıştırmalıklarla dolu açık büfe, sahne ve bir kenarda ufak bir kürsü vardı.

Beatrix " Çikolata şelalesi bekle geliyorum!" Diye haykırdı çocuksu bir heyecanla. Üstünde beyaz bi

Okulun önünde arabadan indik. Her zamanki soluk Anderson Lisesinin girişi çiçekler, ışıklar ve kumaşlarla süslenmişti. Parıltılı elbiseli kızlar kavalyeleri ile dans ediyor, hafif müzikte sallanıyorlardı. Ufak atıştırmalıklarla dolu açık büfe, sahne ve bir kenarda ufak bir kürsü vardı.

Beatrix " Çikolata şelalesi bekle geliyorum!" Diye haykırdı çocuksu bir heyecanla. Üstünde beyaz bir elbise vardı.

Okulun önünde arabadan indik. Her zamanki soluk Anderson Lisesinin girişi çiçekler, ışıklar ve kumaşlarla süslenmişti. Parıltılı elbiseli kızlar kavalyeleri ile dans ediyor, hafif müzikte sallanıyorlardı. Ufak atıştırmalıklarla dolu açık büfe, sahne ve bir kenarda ufak bir kürsü vardı.

Beatrix " Çikolata şelalesi bekle geliyorum!" Diye haykırdı çocuksu bir heyecanla. Üstünde beyaz bir elbise vardı. Yetimhanede tatlı yasak olduğu için bugün onun için kuralları çineme günüydü

Okulun önünde arabadan indik. Her zamanki soluk Anderson Lisesinin girişi çiçekler, ışıklar ve kumaşlarla süslenmişti. Parıltılı elbiseli kızlar kavalyeleri ile dans ediyor, hafif müzikte sallanıyorlardı. Ufak atıştırmalıklarla dolu açık büfe, sahne ve bir kenarda ufak bir kürsü vardı.

Beatrix " Çikolata şelalesi bekle geliyorum!" Diye haykırdı çocuksu bir heyecanla. Üstünde beyaz bir elbise vardı. Yetimhanede tatlı yasak olduğu için bugün onun için kuralları çineme günüydü.

Agatha ise bir adama şüpheyle bakıyordu.

Okulun önünde arabadan indik. Her zamanki soluk Anderson Lisesinin girişi çiçekler, ışıklar ve kumaşlarla süslenmişti. Parıltılı elbiseli kızlar kavalyeleri ile dans ediyor, hafif müzikte sallanıyorlardı. Ufak atıştırmalıklarla dolu açık büfe, sahne ve bir kenarda ufak bir kürsü vardı.

Beatrix " Çikolata şelalesi bekle geliyorum!" Diye haykırdı çocuksu bir heyecanla. Üstünde beyaz bir elbise vardı. Yetimhanede tatlı yasak olduğu için bugün onun için kuralları çineme günüydü.

Agatha ise bir adama şüpheyle bakıyordu.

" Onyx şu adamı gördün mü? Takımında kuş sembolü olan g

Okulun önünde arabadan indik. Her zamanki soluk Anderson Lisesinin girişi çiçekler, ışıklar ve kumaşlarla süslenmişti. Parıltılı elbiseli kızlar kavalyeleri ile dans ediyor, hafif müzikte sallanıyorlardı. Ufak atıştırmalıklarla dolu açık büfe, sahne ve bir kenarda ufak bir kürsü vardı.

Beatrix " Çikolata şelalesi bekle geliyorum!" Diye haykırdı çocuksu bir heyecanla. Üstünde beyaz bir elbise vardı. Yetimhanede tatlı yasak olduğu için bugün onun için kuralları çineme günüydü.

Agatha ise bir adama şüpheyle bakıyordu.

" Onyx şu adamı gördün mü? Takımında kuş sembolü olan güvenliği?"

Onun işaret ettiği tarafa baktım. Kulağında demir küpesi ile bir g

Okulun önünde arabadan indik. Her zamanki soluk Anderson Lisesinin girişi çiçekler, ışıklar ve kumaşlarla süslenmişti. Parıltılı elbiseli kızlar kavalyeleri ile dans ediyor, hafif müzikte sallanıyorlardı. Ufak atıştırmalıklarla dolu açık büfe, sahne ve bir kenarda ufak bir kürsü vardı.

Beatrix " Çikolata şelalesi bekle geliyorum!" Diye haykırdı çocuksu bir heyecanla. Üstünde beyaz bir elbise vardı. Yetimhanede tatlı yasak olduğu için bugün onun için kuralları çineme günüydü.

Agatha ise bir adama şüpheyle bakıyordu.

" Onyx şu adamı gördün mü? Takımında kuş sembolü olan güvenliği?"

Onun işaret ettiği tarafa baktım. Kulağında demir küpesi ile bir güvenlik etrafı gözetliyordu. Üstelik ondan bir tane daha vardı.

" Evet, bildiğim kadarıyla kuş sembolü olan bir

Okulun önünde arabadan indik. Her zamanki soluk Anderson Lisesinin girişi çiçekler, ışıklar ve kumaşlarla süslenmişti. Parıltılı elbiseli kızlar kavalyeleri ile dans ediyor, hafif müzikte sallanıyorlardı. Ufak atıştırmalıklarla dolu açık büfe, sahne ve bir kenarda ufak bir kürsü vardı.

Beatrix " Çikolata şelalesi bekle geliyorum!" Diye haykırdı çocuksu bir heyecanla. Üstünde beyaz bir elbise vardı. Yetimhanede tatlı yasak olduğu için bugün onun için kuralları çineme günüydü.

Agatha ise bir adama şüpheyle bakıyordu.

" Onyx şu adamı gördün mü? Takımında kuş sembolü olan güvenliği?"

Onun işaret ettiği tarafa baktım. Kulağında demir küpesi ile bir güvenlik etrafı gözetliyordu. Üstelik ondan bir tane daha vardı.

" Evet, bildiğim kadarıyla kuş sembolü olan bir güvenlik şirketi yok," dedim. Sonra omuz silkip " Belki de ilk defa görüyoruzdur," dedim.

Tam o sırada Victoria " Beatrix'i büfeden uzaklaştırmama

Okulun önünde arabadan indik. Her zamanki soluk Anderson Lisesinin girişi çiçekler, ışıklar ve kumaşlarla süslenmişti. Parıltılı elbiseli kızlar kavalyeleri ile dans ediyor, hafif müzikte sallanıyorlardı. Ufak atıştırmalıklarla dolu açık büfe, sahne ve bir kenarda ufak bir kürsü vardı.

Beatrix " Çikolata şelalesi bekle geliyorum!" Diye haykırdı çocuksu bir heyecanla. Üstünde beyaz bir elbise vardı. Yetimhanede tatlı yasak olduğu için bugün onun için kuralları çineme günüydü.

Agatha ise bir adama şüpheyle bakıyordu.

" Onyx şu adamı gördün mü? Takımında kuş sembolü olan güvenliği?"

Onun işaret ettiği tarafa baktım. Kulağında demir küpesi ile bir güvenlik etrafı gözetliyordu. Üstelik ondan bir tane daha vardı.

" Evet, bildiğim kadarıyla kuş sembolü olan bir güvenlik şirketi yok," dedim. Sonra omuz silkip " Belki de ilk defa görüyoruzdur," dedim.

Okulun önünde arabadan indik. Her zamanki soluk Anderson Lisesinin girişi çiçekler, ışıklar ve kumaşlarla süslenmişti. Parıltılı elbiseli kızlar kavalyeleri ile dans ediyor, hafif müzikte sallanıyorlardı. Ufak atıştırmalıklarla dolu açık büfe, sahne ve bir kenarda ufak bir kürsü vardı.

Beatrix " Çikolata şelalesi bekle geliyorum!" Diye haykırdı çocuksu bir heyecanla. Üstünde beyaz bir elbise vardı. Yetimhanede tatlı yasak olduğu için bugün onun için kuralları çineme günüydü.

Agatha ise bir adama şüpheyle bakıyordu.

" Onyx şu adamı gördün mü? Takımında kuş sembolü olan güvenliği?"

Onun işaret ettiği tarafa baktım. Kulağında demir küpesi ile bir güvenlik etrafı gözetliyordu. Üstelik ondan bir tane daha vardı.

" Evet, bildiğim kadarıyla kuş sembolü olan bir güvenlik şirketi yok," dedim. Sonra omuz silkip " Belki de ilk defa görüyoruzdur," dedim.

Tam o sırada Victoria " Beatrix'i büfeden uzaklaştırmama yardım edin yoksa şeker komasına girecek," dedi. Her ne kadar şakasına söylüyor olsa da

Okulun önünde arabadan indik. Her zamanki soluk Anderson Lisesinin girişi çiçekler, ışıklar ve kumaşlarla süslenmişti. Parıltılı elbiseli kızlar kavalyeleri ile dans ediyor, hafif müzikte sallanıyorlardı. Ufak atıştırmalıklarla dolu açık büfe, sahne ve bir kenarda ufak bir kürsü vardı.

Beatrix " Çikolata şelalesi bekle geliyorum!" Diye haykırdı çocuksu bir heyecanla. Üstünde beyaz bir elbise vardı. Yetimhanede tatlı yasak olduğu için bugün onun için kuralları çineme günüydü.

Agatha ise bir adama şüpheyle bakıyordu.

" Onyx şu adamı gördün mü? Takımında kuş sembolü olan güvenliği?"

Onun işaret ettiği tarafa baktım. Kulağında demir küpesi ile bir güvenlik etrafı gözetliyordu. Üstelik ondan bir tane daha vardı.

" Evet, bildiğim kadarıyla kuş sembolü olan bir güvenlik şirketi yok," dedim. Sonra omuz silkip " Belki de ilk defa görüyoruzdur," dedim.

Tam o sırada Victoria " Beatrix'i büfeden uzaklaştırmama yardım edin yoksa şeker komasına girecek," dedi. Her ne kadar şakasına söylüyor olsa da

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.