İçeriğe geç

Koruyucular 1 ( Yeniden doğuş)

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Koruyucular 1 ( Yeniden doğuş)

Bölüm 5

4. Loges Malikanesi ( Lilith )

Loges Malikanesi mahalledeki en büyük evdi. Evin dışarıdan bakanların göremediği bir avlusu vardı. Onun dışında üç katlı, eski bir malikaneydi.

Kızım kapıyı çaldı. Ben ve diğer kızlarsa kapının açılmasını bekledik. Açıkçası Loges ailesi tamamıyla içine kapanık bir aileydi. Asillerden başka kimseyi kabul etmezdi. Belkide hala onlara burada olmayı hak etmediklerini göstermeye çalışıyorlardı.

Kapıyı bize Emily açtı. Üstünde toz pembe, beyaz yakalı bir elbise vardı. Harikalar diyarındaki Alice' e benziyordu. Bize içeri girmemizi işaret ettim. İçerisi gerçekten gösterişliydi. İki kenarda aslan büstleri. Karşıda ise iki işlemeli ahşap merdiven vardı. İki yanda ve merdivenlerin ortasında çift kanatlı, yaldız varaklı kapılar vardı. Merdivenlerin ortasındaki kapılar açıldı. İçeri sarı saçlı, yeşil gözlü, beyaz, 1900'lerden fırlamış elbisesi ile Natalie Loges. Onun ardından ise şişe yeşili takımı, altın başlı bastonu, tekli gözlüğü ve altın köstekli saati ile William Loges geldi. Natalie beni gördüğünde elindeki tavuskuşu tüyünden yelpazesini kapattı " Oh Lilith, kocan Lucifer ile aran nasıl?" dedi alaylı bir ses tonuyla. Sonra kızıma baktı " Demek söylentiler doğruymuş. Ölümün efendisinin lane-!"

" Bu seni alakadar etmez Natalie. Şu an nerede olduğunu unutma,"

Natalie bir adım geri çekildi. Sinirle yelpazesini açtı. William " Bu ziyareti neye borçluyuz Bayan Olimpia?" Dedi.

Ona bakıp " Yeterince açık değil mi?" Dedim.

Bu soğuk tartışmayı Emily böldü " Üst kata," dedi. Çocuklar giderken William " Onun bir gayrimeşru olduğunu unutma. Düşmanları çok fazla. Onun kehanette adı geçenlerden olduğunu düşünmüyorsun her halde?" Dedi sanki bu söylediklerini bana değil duvara söylüyordu.

Hiçbir cevap vermeden yukarı çıktım.

Kızlar çoktan kıyafetleri çıkarmaya başlamıştı. Oda sanki David Coperfield kitabından fırlamış gibiydi. Asillerin çoğu odası bu şekilde düzenlenmiş olurdu zaten. Bir yandan da William Loges'in sözleri kulağımda çınlıyordu. Her ne kadar bir hain olsa da ön sezileri kuvvetliydi. O da gitmeden önce beni bu konuda uyarmıştı. 16 yaşında büyü kendini gösterecekti ve düşmanları peşine düşecekti. Üstüne eğer o onlardan biriyse er ya da geç Albatros da peşine düşecekti.

Pencereye yaklaştım, " Umarım hediyen gerçekten onu korur,"

" Anne! Yardımın lazım,"

Onyx'in yanına gidip elbisesinin kapatamadığı fermuarını kapattım. Yüzümde endişemi belli etmeyen bir tebessüm vardı. O sırada Agatha'yı fark ettim. Hala daha inatla fermuarını kapatmak için uğraşıyordu.

" İstersen yardım edebilirim," dedim.

Başını hayır anlamında salladı. Bir kez daha ümitsiz bir deneme yaptı. Gözlerindeki ifadeyi biliyordum. Sır. Kızlara " Kızlar aşağı inip biraz ayakkabılarınızı deneyin," dedim. Hepsi ilk defa topuklu giyiyordu. Her ne kadar iki santim yüksekliğinde olsa da.

Agatha'ya döndüm. Bana " Kimseye söylemeyin," dedi. Sonra arkasını döndü. Binlerce hatta onbinlerce yara vardı. Kırbaç, levye, cam. Sokakta yaşadığını biliyordum ama sokakta bu yaralara sebep olan nesnelerin yarısı yoktu. Ona hayretle baktım " Bunlar nasıl oldu," diye sordum. Bana bakmayıp " Lucius. Üvey babam," dedi.

Lucius, Kont'un kardeşi mi? Onun ne işi vardı burada?

Agatha " Kimseye söylemeyin. Özellikle Onyx'e işin size kadar gelmesini istemiyorum," dedi.

Agatha'ya döndüm. " Agatha, olurda buradan uzaklaşır ve geri dönemezseniz Onyx'i koru. Her zaman onun yanında ol. Bunu için bana söz ver," dedim.

Başını sallamadan önce sanki bunu neden dediğimi merak etmiş gibi bir an düşündü,

" Söz,"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.