İçeriğe geç

Kopya | Texting

Bölüm 14 · 5 dk okuma

Kopya | Texting

Bölüm 14

Kopya : 13. Bölüm

Selamlar dostlarımm^^

Bugün dört bölüm paylaşacağım. Bu da günün ilk bölümü.

Umarım bölümleri seversiniz.

Oy vermeyi ve yorumlar bırakmayı unutmayınn

İyi okumalar...

“Bundan haberin var mı senin?”

Gözlerim fal taşı gibi açılmış, elimle ağzımı kapatmış sadece Pars’a bakıyordum. Arkamdaki manzarayı Pars’ın görmemesi gerekiyordu.

Pars’ın benimle konuşurken beni dinlemeyip uzun uzun izlediği yerde Feyza ve Ateş vardı.

“Kısmen,” diyerek politik bir cevap verdim. İkisini korumak istesem de kendimi ateşe atmak aptallık olurdu.

“Anlamadım?” Pars çok ciddiydi bense onun aksine masadaki çikolataları toplayıp gülmeye çalışıyordum.

“Elçin, bana düzgün bir cevap ver,” sesi emir verir gibiydi. Feyza ve Ateş konusuna gerçekten sinirlenmişti ama bu sinirin kurbanı ben olmayacaktım.

“Kalkalım mı? Bence kalkmalıyız. Kalkıyoruz hadi,” diyerek kolundan tutup Pars’ı kaldırdım. Pars benim onu çektiğim yönün aksine yürüyünce Feyza ve Ateş’in yanına gittiğini anladım.

Hızlıca Pars’ın önüne geçip onu kapıya çevirmeyi denedim. “Pars, lütfen gidelim,” bu tartışmanın ortasında kalmak istemiyordum.

“Pars, ders notu istiyordur belki. Allah Allah gidelim hadi,” diyerek güç bela Pars’ı kantinden uzaklaştırdım.

Ben Pars’ın önünden sınıfa doğru yürüyordum. Sınıf kapısının önüne geldiğimizde Pars kolumdan tutup beni başka bir yere götürmeye başladı.

Aramızdaki fiziksel güç farkı ve onun uzun boylu olması beni istediği yere sürüklemesini kolaylaştırıyordu. Sorguya çekilecektim ve Pars bunun için doğru yeri çoktan seçmişti.

Beni yangın merdivenlerine getirdiğinde karşıma geçti. “Ne biliyorsan anlat,” fazlasıyla sakindi ama rahatlamanın aksine bu sakinliği beni korkutuyordu.

“Bir şey bilmiyorum,” bana doğru yaklaştığında attığı bakışlar Feyza’yla arkadaş olduğum güne onlarca kez lanet okuttu.

“Tamam. Bir şeyler biliyorum ama çok az,” başını aşağı yukarı sallayıp “Anlat,” dedi.

“Eğer Feyza’yla arandaki tartışmanın sebebini anlatırsan ben de bildiklerimi anlatırım,” dedim tek nefeste. Pars beni buradan istediği cevabı almadan çıkarmazdı. Anlaşmak en iyi olanıydı.

Pars benden uzaklaştı ve derin bir nefes aldı. “Tamam, anlat.”

“Aralarında ne var tam olarak bilmiyorum. Flört gibi bir şey de olabilir, sevgili de olabilirler ama duygusal bir şey var. Ve gerçekten çok yeni…” nefes alıp devam ettim, “Tüm bildiklerim bunlar,” dedim masum bir yüzle.

“Gidelim,” dedi ve kapıyı açıp önce benim çıkmamı bekledi. Pars arkamdan yürüyordu. Sınıfa girdiğimde Feyza tek başına oturuyordu, ona her şeyi anlatmak zorundaydım.

Feyza’ya doğru ilerlediğimde Pars etraftakilere fark ettirmeden beni tekrar kolumdan tutarak sırama oturttu.

Derste Mehmet Hoca Pars’ı fotokopi çekmesi için öğretmenler odasına gönderince fırsattan istifade Feyza’yla konuştum.

“Feyza, bana telefon numaranı verebilir misin hemen?” Feyza bu söylediğime şaşırmıştı ve kaşlarını çattı. Bu tepkisinden sonra açıklama yapmak zorunda hissettim.

“Benim telefonum hala müdürde o gün aldı, tekrar vermedi. Seninle konuşmam gereken bir şey var ve eve geçince sana başka birinin telefonundan ulaşacağım,” dedim kısık bir sesle. Feyza kitabımın üstüne numarasını yazdı. Gerildiği her halinden belliydi.

Kantinde Ateş’le gayet samimi bir şekilde sohbet ediyorlardı. Hatta o kadar samimilerdi ki daha önce hiç konuşmamış iki kişi değillerdi sanki.

****

Eve gelir gelmez üstümü değiştirip makyajımı sildim. Feyza’nın telefon numarasını yazdığı kitabımdan o kısmı yırttım.

“Hala ben çıkıyorum,” diyerek halamla beraber yaşadığım daireden çıkıp hemen alt komşumuz olan arkadaşımın evine gittim.

Ceylin’le beraber oturuyorduk. Olanlardan ona kısaca bahsetmiş ve yardım istemiştim. Her anlamda onun yardımına ihtiyacım vardı.

Feyza’nın numarasını kaydedip mesaj attım. Ceylin’le beraber yatağına oturmuş meyve suyu ve kurabiye artı stres eşliğinde Feyza’nın mesaja dönmesini bekliyorduk.

Elçin: Feyza, selam. Ben Elçin.

“Ben bile korkuyorum,” dedi Ceylin.

“Çok sağ ol Ceylin. Senin beni rahatlatman gerekiyor, daha çok panikletmen değil!” cümlem bitince elimdeki telefon titredi ve bildirim sesi geldi.

Feyza: Konuşmak istediğin şey neydi Elçin?

“İnsan önce nasıl olduğunu sorar,” dedi Ceylin göz devirerek. Sağ omzumla hafifçe vurduğumda “Tamam, demedim bir şey,” dedi ve kurabiyesini yemeye devam etti.

Elçin: Ben bugün sizi Ateş’le gördüm. Kantinde.

Feyza: Nasıl yani?

Feyza: Sen kantinde miydin?

Elçin: Evet oradaydım.

Feyza: Ben görmedim seni.

Elçin: Üstelik ben yalnız değildim.

Feyza: Kiminleydin?

Elçin: Kızacaksın belki ama Pars’la beraber kantinde oturuyorduk.

Feyza: Ne?

Elçin: Evet.

Feyza: Sen ve Pars? Ne alaka?

“Ne diyeceğim ben Ceylin?”

“Sen söylemedin mi Pars’la barıştığını?” başımı olumsuz anlamda iki yana salladım. Ceylin kaşlarını kaldırarak “Oooo, işler çok karışık.”

“Üstelik Pars ve Feyza’nın arası çok kötü… Düşman gibi bir şeyler.” Ceylin şok içinde anlattıklarımı dinliyordu.

Elçin: Biz Pars’la barıştık.

Elçin: Arkadaş değiliz ama sadece düşmanlığa bir son verelim dedik.

Feyza: Güzelmiş. Keşke benim de haberim olsaydı.

Elçin: Sana söylemem gerekirdi belki ama gerçekten söylemek aklıma gelmedi.

Feyza: Bunu mu söyleyecektin?

Elçin: Bu anlattıklarım küçük bir kısım sadece.

Elçin: Pars sizi gördü.

Feyza: O fark etmeden götüremedin mi onu oradan Elçin?

Elçin: Benim size arkam dönüktü. Sizi ilk gören Pars’tı.

Elçin: Bana bilip bilmediğimi sordu.

Feyza: Sen ne dedin?

Elçin: Hatta kalkıp yanınıza gelmeye çalıştı. Konuşacaktı sizinle ama onu oradan çıkardım. Ders notu istiyordur belki dedim ama inanmamış.

Feyza: Ne yapacaktı ne yapacaktı?

Elçin: Yanınıza gelecekti. Ateş’le konuşacaktı.

Feyza: Allah kahretsin

Feyza: Sonra ne oldu?

Elçin: Biz sınıfa gidiyorduk sonra beni kolumdan tuttu ve yangın merdivenlerine götürdü.

Feyza: Eeee Elçin?

Elçin: Bildiklerimi anlatmamı istedi yoksa beni çıkarmayacaktı oradan.

Feyza: Sen de her şeyi anlattın.

Elçin: Mecburdum.

Feyza: Neler anlattın?

Elçin: Aranızda duygusal bir şey olduğunu söyledim sadece.

Elçin: Feyza gerçekten özür dilerim.

Feyza: Dileme Elçin. Ne olursa olsun söylememen lazımdı.

Elçin: Haklısın ama inan bana mecburdum anlatmaya. İkinci bir seçeneğim yoktu.

Elçin: Siz okulda beraber görülmeyecektiniz Feyza. Bunda anlaştığınızı söylemiştin.

Feyza: Beni mi suçluyorsun Elçin

Elçin: Hayır tabii ki. Sadece sizi görünce ben de şok oldum.

Feyza: Su alıyordum. O da oradaymış baktık içeriye tanıdık kimse yoktu. Biz de konuştuk bu kadar.

Elçin: Ne yapacağız?

Feyza: Pars’ı bizden uzak tut. Madem arkadaşsınız artık bir işe yarasın.

Feyza: Ateş’le konuşmasına engel olmam lazım Elçin

Elçin: Yardım etmeye çalışacağım.

Telefonu kapatıp Ceylin’e döndüm.

“Ne oldu?” dedi kuşkulu bir sesle. “Konuştuk,” diye yanıtladım onu.

“Sadece bu kadar mı?”

“Devamını Pazartesi günü okulda göreceğim. Feyza’nın bana olan tavrı değişecek,” diyerek başımı öne eğdim.

“Değişsin. Suçlu varsa ortada bu Feyza ve Ateş denen o çocuk. Orada konuşmasalarmış o zaman. Ayrıca Pars’la barıştınız. Diğerleriyle de yavaş yavaş bağ kuracaksın. Onlarla arkadaş olursun.”

“Sen gerçekten Pars’la uzun süre aramızın güzel kalacağına inanıyor musun?”

Bölüm sonu

2 yorum

  • Kesin Feyza ve part önceden sevgiliydi pars feyza'yı ateşe görünce feyza'yı kıskandı ve feyza'ya sahipleniyor yani takıntılı gibi bir şey yani öyle muhtemelen

    1Yanıt