İçeriğe geç

Kopya | Texting

Bölüm 15 · 5 dk okuma

Kopya | Texting

Bölüm 15

Kopya : 14. Bölüm

Adeta bir ruh gibi geçirmiştim hafta sonumu. Ne ders çalışabilmiştim ne de başka bir şey yapabilmiştim.

Bana kalırsa bu okulda uzun vadede bir dostluk asla kuramayacaktım. Pazartesi günü Feyza’yla aram açılacaktı. Sonrasında Pars sırtını çevirecekti belki. Tekrar yalnız kalacaktım ve sonra bu durum derslerimi alaşağı edecekti.

Tüm bunları düşünmekten hiçbir şey yapamaz olmuştum. Ceylin’le de 2 gün boyunca konuşmamıştık. En son Pars’ın beni eninde sonunda bırakacağını anlatmıştım ona. O da bunun olmayacağını savunmuştu dakikalarca.

Müdürün telefonumu vermeyişimi sinirimi bozmaya başlamıştı. Pars’la da Feyza’yla da iletişim kuramamıştım. Bu bana kendimi dış dünyayla tüm bağlantım kopmuş gibi hissettiriyordu.

Depresif bir şekilde pencerenin önünde kahvemi içerken halam geldi. “Güzelim,” dedi ve bana sarıldı, “Ne yapıyorsun böyle gamlı baykuş gibi pencere önlerinde?” halamın söylediğiyle güldüm.

“Hiç bugünlerde kendimi yorgun hissediyorum biraz,” halama döndüm, “Halacığım, aslında bir mesele var,” dedim koltuğa geçerken.

Halamda benimle beraber yürüdü ve karşıma oturdu, “Neymiş o mesele?”

“Müdür telefonumu aldı. Daha doğrusu ben derste telefona bakarken yakalandım. O günden beri alamadım telefonumu,” başımı omzuma yatırarak halama en tatlı bakışlarımı gönderdim, “Telefonumu sen alabilir misin?”

“Denerim,” dedi ve saçlarımı öpüp “Ben çıkıyorum birkaç saate dönerim, yatıracak birkaç faturam var da,” dedi ve evden çıktı.

****

Kantinde otururken Feyza’nın bugün bana nasıl yaklaşacağını düşünmeden edemiyordum. Burada ilk kez biriyle arkadaş olmuşken bu bozulmasın istiyordum.

“Pars’la mı küstünüz Feyza’yla mı?” irkilerek yanımdaki sandalyeyi ters çevirerek oturan Deniz’e baktım.

“Anlamadım?” dedim hala geçmeyen titreme hissiyle.

“Mutsuz görünüyorsun. Hangisiyle aran bozuldu onu soruyorum.”

“Pars’la bir arkadaşlığımız yok,” diyerek konuyu kapatmayı denedim.

“Yani Feyza’yla?” derin bir nefes alarak konuştum, “Neden merak ediyorsun Deniz?”

“Hiç öylesine. Ayrıca Pars’la arkadaş değiliz filan da deme. Biliyoruz her şeyi,” kaşlarımı çatarak Deniz’e baktım.

“Bakma öyle. Birce ikinizi yangın merdiveninden çıkarken görmüş. Kıyamet koptu eğlence olsun diye açtığım grupta,” demesiyle “Hangi grup? Sınıf grubu mu?” diye sordum dehşet içinde. O grup sınıf grubuysa resmen mahvolmuşum demektir.

“Korkma ya, bizim arkadaş grubumuz var Gökçe’nin Deniz’i ve Diğerleri adında. Orada konuşuldu,” Deniz’in söylediği grup isminden sonra kıkırdadım.

“Grubun ismi çok güzelmiş,” oturduğu yerde sırtını dikleştirerek “Bence de,” dedi.

“Özel değilse Deniz, grupta tam olarak ne konuştunuz?” diye sordum.

“Korkma hamsili pilav Elçin, biz karışmadık. Pars ve Birce konuştu,” dediğinde tekrar güldüm.

“Hamsili pilav mı dedin sen?”

“Evet, biz sana böyle diyoruz dedikodunu yaparken. Karadenizliymişsin sanırım. Bunları gevşek ağızlı ve ağzından kolayca laf alınan bir salak olduğum için anlatmıyorum kesinlikle. Söylediğim her şey bilinçli bir şekilde çıkıyor ağzımdan,” dedi.

“Anlayabiliyorum,” dedim yavaş hareketlerle başımı sallayarak.

“Bence Pars’la barışmanız iyi olmuş. Siz bile barıştıysanız Gökçe de benimle barışır diyorum,” gülerek başımı salladım.

“Bence de barışırsınız. Tekrar özel değilse bir soru soracağım.”

“Sor tabii,” dedi sıcak bir gülümsemeyle.

“Gökçe eski sevgilin mi?” yüzü hafif düştüğünde bunu sorduğum için binlerce kez pişman oldum, “Özür dilerim sormamışım gibi devam edelim lütfen,” dedim.

“Değiliz eski sevgili. Ben yıllardır onun dikkatini çekmeye çalışıyorum o da ustaca benden kaçıyor. Artık zorlamayacağım. Olmuyorsa olmuyordur. Haksız mıyım?”

“Yine de pes etmemek gerekebilir bazen. İkinizi de tanımıyor gibi bir şeyim, belki bilmediğin başka bir şey vardır,” dedim kısık bir ses tonuyla.

“Elçin, ben çok çabaladım. Bu zamana kadar olanlar çabaydı, bundan sonrası onu rahatsız etmek oluyor.”

“Anlıyorum, gerçekten. Son bir soru daha… Gökçe’yle hiç ciddi ciddi oturup konuştunuz mu bu konuyu?” başını hayır anlamında salladı.

“Ona o kadar yaklaşmama izin vermiyor maalesef,” masayı izliyordu.

“Neden peki? Bir yerlerde yanlış yapmış olabilir misin?”

“Ona yanlışı ben değil başkası yaptı. Ben de yeni Gökçe’den nasibimi alıyorum işte. Son söylediklerim aramızda kalırsa sevinirim,” diyerek kalktı masadan.

“Bence hala umut var,” dedim arkasından.

“Sanmıyorum hamsili pilav,” dedi gülerek. Hüznünü gülerek örtmeye çalışıyordu.

“Sınıf grubunda gördüğüm kadarıyla hep dalga geçer gibi flört etmeyi deniyorsun, Deniz. Bunun yerine daha ciddi yaklaş. Sana ciddi biri ol demiyorum, Gökçe’ye olan sevginin ne kadar ciddi olduğunu göster diyorum. Gökçe bir güven kırıklığı yaşamış, belki de bu yüzden sana güvenemiyor,” Deniz söylediklerimi büyük bir dikkatle dinlemişti.

Hiçbir şey söylemeden arkasını dönüp gittiğinde ben onun dediklerimi ciddiye aldığından emindim.

****

Sınıfa geldiğimde Birce bana nispet yapar gibi Pars’ın yanına bir sandalye çekip oraya oturmuştu. Gördüğüm manzaraya göz devirirken Pars’la gözlerimiz birbirine değdi. Saniyelik göz temasımızda Birce’ye bakarak göz devirdiğimi yakalamıştı.

Feyza ve Ateş henüz sınıfa gelmemişti. Yerime geçmek istediğimde Birce’nin Pars’la konuşmak için altına çektiği sandalyenin benimki olduğunu fark edince gerçekten sinirlenmiştim.

Sıramın başında durup gözlerimi Birce’ye diktim ve sandalyemden kalkması için verdiğim işareti algılamasını bekledim.

Birce’nin buna niyeti olmadığını idrak edince istemeyerek onunla konuştum.

“Birce artık kalkmayı düşünüyor musun sıramdan? Ders başlayacak birazdan ve ben o sıraya oturarak ders dinliyorum genelde çünkü biz öğrenciler kırk dakika boyunca ayakta dersi dinleyemez ve ayakta not alamayız bu yüzden bu sıralar yapılmış ama sen şu an onu boş bir amaç uğruna gasp ediyorsun. Tam şu an,” Birce ve Pars şaşkın bir ifadeyle bana bakıyordu.

Birce, bana göz devirerek oturduğu yerden kalkıp sırasına geçti. Onun kalkmasıyla Pars da ayaklandı. Pars’ın Birce’nin peşinden gideceğini düşünürken o benim sıramı iterek yerine yerleştirdi.

Pars’ın bunu yapmasını kesinlikle beklemediğim için ağzım açık kalmıştı. Sırama oturduktan sonra Pars’ dönüp “Teşekkür ederim,” dedim ve tekrar önüme döndüm.

“Rica ederim. Yine son sözü söyleyerek saygısızlık etmek istemem. Söylemek istediğin bir şey var mı?” gülerek ayağıma gelen fırsatı değerlendirmek için harekete geçtim.

“Benim dedikodumu yapıyormuşsunuz. Kod adım hamsili pilavmış.”

“Öyle mi oluyormuş o?”

“Kuşlar söyledi, duyduğuma göre yedi yirmi dört benden konuşuyormuşsunuz,” dedim kendini beğenmiş bir tavırla.

“Evet, okul olarak sana bir hayranlık duyuyoruz. Yerinde olsam hayranlığımızı dedikodu olarak adlandırıp bizi üzmezdim.”

“Artık dikkat edeceğim. Siz hayranlarımı üzmek hiç istemem doğrusu,” başımı çevirdiğimde Birce’nin bize doğru baktığını gördüğümde oyunu onun kurallarına göre oynamaya karar verdim.

“Pars saçım araya sıkıştı galiba,” dedim. Birce’nin bize baktığına emindim ama özellikle ona bakmamaya gayret ettim.

Pars saçlarımı toplayarak “Saçların hep sıkışıyor. Hatta bazen defterimin üstüne geliyor. Tokan var mı?” bileğimdeki tokayı Pars’a uzattım ve Pars saçlarımı bağladı.

“Çok sıkı bağladın,” dediğimde “Nasıl ya iki kere bağladım tokayı,” diye karşılık verdi.

“Dalga geçiyorum zaten sıkı filan olmadı. Aksine çok gevşek düşer bu toka birazdan,” diyerek güldüm.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

16. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

10 yorum