İçeriğe geç

Köprü

Bölüm 4 · 10 dk okuma

Köprü

Bölüm 4

3. Bölüm

Ateş'in açtığı kapı kapanır kapanmaz Gökçe'nin gözleri merakla Arın'a dönmüştü. Yalan söylemeyecekti, ne konuştuklarını merak ediyordu. Özellikle Arın ile özel konuşmak istemesi iyice dikkatini çekmişti ancak neler döndüğünü öğrenmesi için önce her şeyden habersizce birbirleriyle boğuşan kardeşlerini uyutması gerekiyordu.

"Hadi yatağa." dedi Gökçe ellerini çırparak. Güney'in saçlarını darmadağın etmiş, kahkaha atan Umay ve Gizay'a gülerek onların da saçlarını karıştırdı. "Yoksa yarın zombi gibi gezeceksiniz."

Ablasının cümlesine karşılık zaten uyumamak için bahane arayan Gizay zombi olmanın eğlenceli olabileceğini savunmak üzereydi ki aniden ayaklarının yerden kesilmesiyle cümlesini yutarak başını arkasına çevirdi. Abisi Arın, küçük çocuğu belinden tutarak kucağına almış, yaramaz bir ifadeyle dörtlüye bakıyordu.

"Bence bugün ufak bir kaçamak yapabiliriz." dedi, kucağındaki oğlanın zaten dağılmış kumral saçlarını bir de o dağıtırken.

Gökçe kaşlarını çatıp gergin olduğunu tek bakışta anlayabilecek kadar uzun süredir birlikte yaşadığı abisine başını salladı. "Atlas Abi 12'den sonra kimseyi ayakta istemiyorum dedi."

Biliyordu ki Arın, her ne kadar çocuk ruhlu olsa da bir sebebi olmaksızın kuralları bozmazdı. "Ama sanırım ilk günümüz olduğu için minik bir istisna yapabiliriz."

Ancak unuttuğu bir şey vardı ki her ne kadar dimdik havaya kalkan saçlarını düzeltmeye çalışan Güney anlamasa bile, Umay da bir şeylerin ters gittiğini anlayabilecek kadar bu ailenin bir ferdiydi.

"Benim uykum var ama." dedi yalandan bir esnemeyle. Şüphe dolu gözleri abisinin üzerindeydi.

"Ya Umay abla mızıkçılık yapmasana. Abim geri vazgeçecek!" diyerek abisinin kucağından inmek için hareketlendi Gizay. Zaten onun kucakta durmayı hatta direkt temas etmeyi çok seven bir çocuk olduğu söylenemezdi.

"Olsun abiciğim. Madem ablan uyumak istiyor, uyusun. Biz oyun oynarız."

Arın'ın çimen yeşili gözleri iddiayla kız kardeşinin üstünde gezindi. Umay kesinlikle saf bir kız değildi ama sonuç olarak hala 13 yaşında bir çocuktu. Ve Arın, ondan 4 yaş büyük abisi olarak bu kızla nasıl baş edeceğini gayet iyi biliyordu.

Her ne kadar az önce Ateş'ten duydukları onu tedirgin etse de bir planları olmadan buradan ayrılamayacaklarının farkındaydı. Şu an kardeşlerine duyduklarını söylemesiyse onları sadece paniğe sürüklerdi. Çocukların İnci ve Atlas'a olan tavırları değişirse de evden çıkmaları iyice zorlaşacaktı. Bu yüzden şimdilik Arın sessiz kalmayı planlıyordu, yalnız oldukları ilk fırsatta ise durumu Gökçe'ye anlatacaktı.

Umay şüpheyle gözlerini kıssa da yataktan aşağı yuvarlanmaya müsait bir şekilde yorgana tutunan Güney'in varlığıyla sessizce kardeşleriyle oynamaya döndü. Bu işin peşini bırakmamıştı, bırakmayacaktı da.

Onların sonunda uyanık kalmak için aldıkları izin sayesinde kıkırdamakla gayet meşgul olacağını bilen Gökçe, Arın’ın yanındaki Gizay'ı da 2 kardeşinin yatağına fırlatıp onları bir süre oyalaması için Ateş'in getirdiği kadife yastıkları kafalarından aşağı bıraktıktan sonra çaktırmadan abisini geriye çekmişti.

"Eee?" dedi kumral saçlı kız meraklı bir ses tonuyla. "Neden evdeki ilk günümüzü birkaç kural çiğneyerek geçirme kararı aldığını açıklamak ister misin abiciğim?"

Gözleri şüpheyle ahşap işlemeli kapıda gezinen Arın, kardeşini biraz daha uzağa çekti. Bu evde her neler oluyorsa, dinleniyor olmanın riskine girmeyecekti.

Bu hareketi daha çok şüphe çekmiş olacak ki kız kardeşinin meraklı bakışlarını üstünde hissedebiliyordu. Diğer üçlü, kurt yavrularını andıran bir biçimde birbirlerinin üstüne atlamakla meşgul olduğu için durumun farkında değillerdi. Derin bir nefes aldı, ifadesindeki tedirginlik şimdi kendisini daha çok belli ediyordu.

"Neler oluyor ben de bilmiyorum ama buradan gitmemiz gerek. Ateş uyumamamızı söyledi. İnci hanım gelirse de verdiği şeyleri yiyip içme. Sadece bu gece dayanacağız." dedi sessizce.

"Dur, dur, dur." Gökçe derin bir nefes alarak bir hayli paniklediği açık olan abisini elleriyle durdurdu. "Ne demek gitmemiz gerek? Arın. Nereye gideceğiz?"

Genç kız bir süre abisine ve tedirginlikle dolup taşan gözlerine baksa da hala söylediklerinde bir anlam bulamıyordu. Kuzeni bir anda gelip kendilerine uyumamalarını, yememelerini ve buradan gitmelerini mi söylemişti? Pekâlâ, Gökçe bunun kötü bir şakadan öte bir şey olduğunu düşünmüyordu. İstese bile düşünemezdi, özellikle gidebilecekleri başka bir yer yokken.

Yine de anlayışlı gözlerle "Uyumamızı mı söyledi? Neden?" diye sordu.

"Bilmiyorum." diye cevapladı Arın. Kız kardeşi gibi o da bu işin şakadan ibaret olabileceğini düşünmüştü. Ama ebeveynlerinin vefat etmeden önce amcaları hakkında dedikleri onca korkunç şeyi hatırlayınca içinden bir ses Ateş'in uyarısını ciddiye alması gerektiğini söylüyordu.

"Dediğini yaparsak bir şey kaybetmeyiz, sadece bu gece uyumayalım. Sonrasını ben halledeceğim."

Kollarını kavuşturan kız kararsız gözlerine rağmen sessizce abisini onayladı. Eğer dediği gibi yapmazlarsa Arın’ın bu gece rahat uyuyabileceğini, hatta hiç uyuyabileceğini düşünmüyordu. Onun hatırına bir geceliğine uyanık kalmaya razıydı. En azından bunu kimsenin fark etmeyeceğini umuyordu.

"Abla, Güney abim yastığı parçaladı!"

Küçük çocuğun bağrışıyla Arın ve Gökçe'nin dikkati arkalarında kalan üçlüye çevrildi. Sadece 2 dakika içinde Ateş'in getirdiği o renkli kadife yastıkların içini dışına çıkarıp her tarafı kuş tüyüne boğmayı nasıl başardıklarını cidden merak ediyorlardı.

"Peki, bunu Güney'in yaptığına emin miyiz?" diye sordu Arın, gergin halini bir kenara bırakarak.

"Hayır." dedi Umay elini kaldırarak, Güney'in minnettar gözlerle kendisine baktığını fark edince fikrinden vazgeçerek elini aşağı indirdi. "Evet."

Zümrüt gözlü oğlan suratını asarak kollarını kavuşturarak yataktan aşağı atladı ve abisinin yanına ilerledi. "Beni sevmiyorlar."

Arın gülerek kardeşinin geceden bile daha siyah olan dağılmış saçlarını karıştırdı. Bu dağınıklığın sebebinin Gizay olduğunu, Umay demese bile anlamaları pekâlâ zor değildi.

"Bu arada hazır aklımdayken söyleyeyim, İnci Hanım veya başkası bir şey getirirse yiyip içmeyin. Gece gece midenize oturup dokunmasın şimdi." dedi Arın, gözlerini üçlünün üstünde gezdirerek. Kardeşlerinin birden böyle garip bir bahaneye inanmayacağının farkındaydı ama aklına gelen en mantıklı açıklama bu olmuştu.

Umay, Gizay'ın da elinden tutarak kardeşinin peşinden yataktan atlarken az önceki şüphesi katlanarak geri döndüğünü gösteren parlak gümüş gözlerle, bunu söylemeyi tercih etmese bile ondan nefret etmediğini göstermek için kollarını Güney'in omzuna koydu. "Ama abi, sen Gökçe ablaya çaktırmadan gecenin dördünde hepimize mısır patlattın."

Güney muhtemelen Gökçe'nin bunu bilmemesi gerektiğinden Umay'ın ağzını kapatsa da çok geç kalmıştı. Gökçe tatlı bir gülümsemeyle kaşlarını kaldırarak Arın'a dönse de Umay'ın o anda umursadığı şey bu değildi. Arın abisinin asla ama asla bu tarz bir şey söylemeyecek olmasına rağmen neden bir anda bu konuyu öne sürdüğü onu daha çok ilgilendiriyordu.

"Öyle bir şey mi yapmışım? Hiç hatırlamıyorum, sen rüyanda görmüşsündür bence canım kardeşim." dedi Arın, tatlı gözlerle Umay’a bakarak. Kesinlikle daha sonra Gökçe’den bunun fırçasını yiyecekti...

"Hem artık farklı bir evdeyiz." diye hızlıca ekledi. "En basitinden bir örnek vermem gerekirse Gizay'ın zencefile alerjisi var. İnci Hanım bunu bilmediğinden iyi niyetle getirdiği zencefilli bir çayın, ona dokunma olanağı yüksek."

Gümüş gözlü kız “O zaman ilk biz çayda zencefil var mı diye tadına bakabiliriz?" diye mırıldanmaya devam etse de Güney başını sallayarak bunun etkili olmayacağını, çayın sıcak olacağını ve bu tarz bir şeyler daha zırvalayarak kız kardeşinin elinden tutup kenardaki bir köşeye çekiştirdi. Umay, eğer Güney'in gözlerindeki ifadeyi görseydi gitmezdi. Ancak daha önce de söylendiği gibi onlar birbirlerini tek bakışta anlayacak kadar iyi tanıyorlardı.

Çocuklar bir süre daha kendi hallerinde takılırlarken odalarındaki ahşap duvar saatinin akrep ve yelkovanı neredeyse tam 12'nin üstüne gelmek üzereydi. Artık Arın da kuzeninin dediklerine rağmen hâlâ odaya gelip giden kimsenin olmamasıyla bunun bir şaka olma ihtimaline daha çok sığınmaya başlamıştı. Belki de cidden sadece fazla düşünüyordu?

"Çocuklar, girebilir miyim?"

Ancak o bunları düşünürken ahşap kapının tıklatılmasıyla çıkan tok gürültü ve hemen ardından gelen İnci hanımın naif sesi, onu yeniden bir şüpheye sürüklemeye yetmişti.

İçeride oluşan ufak sessizliğin üstüne kapının yeniden çalmasıyla Gökçe hızlıca bir süredir sessizce yan yana oturan Güney ve Umay'a "Yataklarınıza." diye fısıldayıp Gizay'ın elinden tutarak kapıya ilerledi.

Arın'ın gözlerini üstünde hissetse de olabildiğince tatlı bir tonla kapıyı karşı tarafta bekleyen kadına açarak şaşırmış gibi "İnci Abla?" dedi.

Sabah giydiği kırmızı elbisesinin yerini ipekten yapılma zarif bir beyaz elbise almış, beline kadar gelen uzun sarı saçlarını ise uyumaya hazır bir şekilde açık bırakmış kadın sıcak bir gülümsemeyle içeri baktı. Gün içindeki onca koşuşturmadan kaynaklı olarak gözleri yorgun ve uykulu duruyordu. Yine de bu bile kadının asil görünümünü biraz olsun azaltamamıştı.

"İyi misiniz diye kontrol etmeye gelmiştim. Bir sorun yok, değil mi?"

Kadının ilgiyle kurduğu cümleyle karşılık Gizay, huysuz bir ifadeyle ahşap kapıyı iterek "Az önce Ateş abi de gelip sordu, iyiyiz sağ olun. İyi geceler." diye cevapladı.

Umay ve Güney sessizce gözlerini birbirlerine çevirirken Gökçe panikle minik kardeşini yakalayıp hızla kendine çekti ve ağzını kapattı. Gözlerinde göstermek istemediği bir şüphe, telaş ve endişe aynı anda vardı. Ancak hızlıca toparlanarak sıcak bir gülümsemeyle "Hala alışamadı da buraya." dedi çabucak. "Teşekkürler, biz de yatmak üzereydik."

İnci, elini sorun olmadığına dair salladı. Hafifçe iç çekerken gözlerini koridora çevirdi. "Bu çocuk beni hiç dinlemiyor ki zaten..." diye iç geçirdi. Kahve gözlerini yeniden içerideki gruba çevirirken pencereyi işaret ederek ekledi.

"Sizin de aklınızda bulunsun, şu sıralar çevrede bir takım garip vakalar dönüyor. Sabah dahi olsa yalnız başınıza dışarıda fazla dolaşmayın. Geldiğinizde uyaracaktım ama muhabbet esnasında aklımdan çıktı."

Gökçe kısa bir sessizliğe bürünüp önce Arın'a sonra da karşısında peri kızları gibi duran kadına bakarak tekrar "Bizim mahallemizde böyle olaylar olmuyordu genelde. Uyardığınız için teşekkür ederiz." dedi gülümseyerek. Kafası karışmıştı.

Kadının sıcak bir gülümsemeyle odadan ayrılmasıyla Gizay, İnci'ye olan tavrı yüzünden azar işiteceğini hissederek sessize Umay ve Güney'in yanına yanaştı. Daha da küçük olduğu dönemlerde ablası Umay'ın geceleri savaşan bir savaşçı olduğuna inanıyordu. Şimdilerde yaşının getirisi olarak bu inancı azalsa da hala olası bir durumda Umay'ın kendisini koruyabileceğine inandığından onun yakınında durmayı tercih etmişti.

"İşte bu garip..." diye mırıldandı Arın, oğlanın İnci'ye olan tavrını umursayamayacak kadar aklı allak bullak olmuştu. Ateş onlara evden gitmelerini, hatta direkt kaçmalarını söylememiş miydi? Ancak İnci de son zamanlarda garip vakalar görüldüğünü ve dışarının tehlikeli olduğunu vurgulamıştı.

Belki de Ateş, çocukları evden göndermek için böyle bir yola başvurmuştu. Ama bir insan gerçekten de bu kadar zalim olabilir miydi?..

"Bazen çocuklar aileleri için çok kıskanç olabiliyorlar." dedi Gökçe onun aklını okumuş gibi. Kenarda Gizay'ı da yanına almış, onlardan geride, fazla sessizce duran grupta bir iş olduğunu anlayamayacak kadar Arın'ın ona anlattıklarına kafa yoruyordu. "Onun yaptığı kesinlikle çok çocukça bir hareketti."

"Bilmiyorum..." diyerek derin bir nefes verdi Arın. Yeşil gözleri odadaki ahşap parkelerde geziniyordu. "Onu suçlayamayız, aniden çok büyük bir değişim yaşadılar."

Derin bir nefes alarak öfke ve hayal kırıklığıyla başını salladı Gökçe. "Yine de dışarıda o tarz olaylar varken bize bunu söylemesi..." Gözlerini büyük bir hüzün bürürken kardeşlerinin duymaması için sessizce "Zorunda olmasak kimseye yük olmazdık zaten." diye mırıldandı.

"Birden hayatlarına giriverdik. Herkes bunu çabucak kabullenecek değil, biz de zaman tanımalıyız." Arın elini saçına atıp düşünceli bir ifadeyle kız kardeşi gibi gözlerini diğer üçlüye çevirdi. Eğer bu gece Ateş'in dediğini yapıp gitselerdi ve kardeşlerinden birine bir şey olmuş olsaydı Arın'ın tepkisi muhtemelen çok daha farklı olurdu. Ancak şu an sakin bir kafaylayken sadece kendilerini çocuğa nasıl alıştırabileceklerini düşünüyordu.

Abisinin bazı konularda bu kadar anlayışlı olmasını anlamıyordu Gökçe ancak ona karşı çıkmak yerine hala sessizlik içinde kardeşleriyle ilgilenmeyi seçti. Çünkü biliyordu ki Arın'ın sevdiklerine dağıtmaya pek hevesli olduğu altından bir kalbi vardı. Onu kendilerini dışarı çıkarmaya uğraşan çocuğun kötü biri olduğuna ikna edebileceğini düşünmüyordu.

"O zaman hadi yatağa." dedi kumral saçlı kız yorgunlukla, Arın'ın kardeşlerine uyanık kalabileceklerini söylediğini çoktan unutmuştu bile.

"Ama ayakta kalacaktık..." diye hayal kırıklığı dolu bir sesle konuştu Gizay. Gerçi konuşmasaydı bile sırf bakışlarından ötürü hevesinin kırıldığı kolaylıkla görülebilirdi.

Hızlıca onu onaylayan Umay elini kaldırarak "Benim hiç uykum yok ama Gökçe abla, neden bizi kandırıyorsun?" diye kollarını kavuşturdu. Bu sırada ayakta kalmak adına hala düşünceli gözlerle parkeyi inceleyen Güney'e dirsek atmış, zümrüt gözlü çocuğun da dikkatini çekmeyi başarmıştı.

"Bence de ablaları, lafımızdan niye dönelim ki şimdi?"

Arın'ın gülen sesiyle gözler ona dönerken Gizay çoktan zafer dansı yapmaya başlamıştı bile. Ateş'in şaka yaptığını varsaydıklarında uyumamaları için hiçbir neden kalmıyordu. Ancak Arın, hala oğlanın haklı olabileceğine dair o minik ihtimal kendisini rahatsız ettiği için en azından bu gece uyumamakta kararlıydı. Hem bir kere çocuklara da uyumayacağız demişlerdi.

Gökçe önce Arın'a ardından üçlüye bakarak onaylamaz gözlerle kollarını kavuşturdu, ardından bu seferlik bir şey demeyeceğini göstermek için bir hayli neşeli duran kardeşlerinin yanından geçip kendi yatağına yerleşti.

Arın'ın istese bile uyuyamayacağını o da biliyordu. Ve yalan söylemeyecekti, Ateş'in söylediklerinin tamamının kıskançlık ya da kötü bir şaka olduğuna emin olsa da ikisinin de olmaması ihtimali onu da bütün gece rahatsız edecekti…

Bölüm sonu

4 yorum

  • GİYAZ NEDEN HERKESİ KOVMAYA ÇALIŞIYOR HDJHEİBFHDKVSJ

    1Yanıt
  • GİYAZ NEDEN HERKESİ KOVMAYA ÇALIŞIYOR HDJHEİBFHDKVSJ

  • Çocuklarım normal düşünmeyin, normal düşünmeyin bir kitabın içindesiniz siz evden çıkmayın siz diye öyle şeyler diyorlar sonra yiyecekler sizi

  • İNCİ GELME İNCİ!.. Ay bi gerildim gece gece okumasa mıydım acaba