EFSUN; Ben bu iş için ne çok engeller aşıp da buralara kadar gelmiştim. Kaç engellerden geçip de hedefime ulaşmıştım. Şimdi ise bana verilen görevin yavaşça sonuna gelmekteydim. Hissediyorudum. Çok az kalmıştı.Hedeflerimize ulaşmamıza. Buraya gelirken kaç sınavlardan tabi tutulmuştum. Ama ne olursa olsun herşeye değerdi. Bu yolculukta tanıştığım herkes benim için büyük önem arz etmekteydi. Bazen soruyorum kendime. Bu yolculuktan vazgeçmek istermiydim diye. Hiç düşünmeden cevaplardım bu soruyu. Hatta benim için kolay ve basit bir soruydu. Hayır. Ben bu yolculuğun sonunu bile bile yürüdüm geldim buralara. Şimdi vazgeçmek benim için ölüme eş değer. Hayatta ne kadar zorluklarla karşılaşırsak karşılalım elbet onun da sonunda güzel şeyler bizleri beklemektedir. Sadece sabır ve beklemek gerekir. Bu iki şeyi yaparken belki yorulursun, bıkarsın, usanırsın ama bırakma. Ne olursa olsun bırakma. Yeter ki inan. Sen kendine inandıkça önünde hiçbir engel durmaz. Duramaz. Ben bu yola çıktığımda inanmaktan vazgeçmedim. Adım adım ilerliyorum bu yolda. Sizlerde vazgeçmeyin ve beraber çıkalım bu yola.Hastane koridorunda ilerlerken yine derin düşünceler peşimi bırakmıyorlardı. Gerçekten neden susmuyorlar? Çünkü onları ben konuşturuyordum değil mi? Kendi kendime sorduğum soruyu kendim cevaplıyorum. Gözlerimi devirdim. Gerçekten ben neler yaşıyordum böyle. Acilen bir psikiyatriste başvurmak gerekiyor bu gidişle. Yanımdan hızlı bir şekilde geçen hemşireyi durdurup konuşmaya başladım. " Neler oluyor? " " Hocam yeni gelen asker hasta için kan lazım da aynı kan gurubuna sahip kişi bulmaya çalışıyoruz " Kaşlarımı çattım. " Kan gurubu nedir? " hemşire sorduğum soruya şasırsada sorumu cevapladı. " A Rh (-) " Bu kan gurubu zor bulunuyordu ama neyse ki benimle aynı guruba sahipti. " Tamam ben veririm " hemşire yine şasırsada başını aşağı yukarı salladı. " Tamam o zaman sizi kan almak için odaya alalım hemen " başımı sallayıp hemşireyi takip ettim.Odaya vardığımızda hemşire hemen beni otturturup yerine geçti.Kol kaslarıma baksada devam etti.Damarımı kolayca bulup ardından orayı temizledi. İğneyi batırıp kan almaya başladı. Ben o arada kafamı geriye atıp gözlerimi kapattım ve beklemeye başladım. Uzun bir aradan sonra hemşire kolumdaki iğneyi çıkartıp koluma pamuğu bastırırken konuşmaya başladı. " Hocam buraya meyve suyu bırakıyorum. Kan şekeriniz için.Hemen ayağa kalkmazsanız iyi olur. Zaten biliyorsunuz, geçmiş olsun " deyip dolan kanı alıp odadan dışarıya çıktı. Hemşirenin konuşmasına gülümseyip yerimden kalktım. Ani kalkışımla hafif bir başım dönsede hemen toparladım. Kolumdaki pamuğu çöp kutusuna atıp, çekmeceden kendime bir tane yarabandı alıp yapıştırdım. Bana verilen meyve suyunu elime alıp odadan dışarıya çıktım. Bu katta ve üst katta hastaların odaları vardı. Gelen askerde bu kattaydı. Koridor boyunca ilerleyip sağa doğru döndüm. Burada ağır hastalar kalmaktaydı. Gelen askerin yakınları beni görüp selam verirken bende onlara gülümseyip, başımı sallıyorum. Geçen acilin önünde bana sarılan kişi yanıma gelip konuşmaya başladı. " Hocam komutanım neden hala uyanmadı? " Onun bu sorusuna gülümsedim. " Zor bir ameliyat geçirdiği ve ilaçların etkisiyle derin bir uykuda şuan kendisi. Ama iyi merak etmeyin. Sadece uyanmasını bekliyoruz sizler gibi. Yanılmıyorsam yarın sabaha doğru uyanır kendisi. Geçmiş olsun. " diye göz kırpıp önüme dönüp askerin odasına doğru yol almaya çalıştım. Çalıştım çünkü iki adım attığım gibi tekrar baş dönmesi geri gelmişti. Olduğum yerde durup derin bir nefes aldım. Almasaydım daha iyiydi ya off. Berbat hastane kokusu vardı etrafta. Yüzümü ekşittim. Benim yürümediğimi, ortada durduğumu gören arkamdaki asker yanıma gelip ekşimiş yüzüme baktı." İyi misiniz? " diye sordu. Gülümsemeye çalıştım. " İyiyim, sadece biran başım döndü " dedim.Tekrardan yürümeye çalışırken bu sefer de sendeledim. Şuan neden böyle şeyler oluyor Allah aşkına. Ben benim bünyemin sağlam olduğunu sanıyordum. Muhtemelen arka planda kalıp böyle boş beleş gezersem böyle olurdu. Kendim ne kadar çalışsam da onlarla yaptığım gibi olmuyordu. Bu sefer yanıma gelen asker kolumdan tutup " Emin misiniz iyi olduğunuzdan " diye bana kendi durumumu gösterirken. Koluma dokunurken birşey hissetmiş gibi gözlerini kollarının tuttuğu koluma çevirdi.İlgisini kol kaslarım çekmiş olmalı ki oraya bakıyordu. Elimi elinden çekip tekrardan sahte bir gülümseme dudaklarıma yerleştirdim." Dinlensem iyi olacak " diye onu hızlı bir şekilde geçiştirip koridordan dışarıya çıktım. ******** " Tamam o zaman sen son tahlilleri yaparken bende diğer hastaların son kontrollerini yaparım Kübra " " Olur hocam. Sonra görüşmek üzere " diye söyleyip yanımdan uzaklaştı. Bende elime, gelen askerin dosyasını alıp kaldığı odaya yürümeye başladım. Ne kadar yorucu bi işti doktor olmak. Gerçekten çok fazla emek isteyen bir meslekti. Bunu son derece bilgili ve yaşayarak biliyordum artık, inanılır gibi değil. Ben bunu nasıl kabul etmiştim ya. Başka kişi mi kalmadı kabul edecek. Derin bir nefes verdim. Bu sefer hastanenin kokusunu içime çekmemiştim. İçimden dediğim cümleye güldüm. Gerçekten ben neler diyordum böyle. Başımı iki yana salladım. Odaya geldiğim sırada etrafta kimsenin olmadığını gördüm. Muhtemelen odanın içerisinde olmalılardı. Çünkü onların komutanlarını bir gün bile yalnız bıraktıklarını görmemiştim. Odadan gelen seslere bakılırsa doğru düşünüyordum. Yüzüme gelen saçımı elimle ittirip kapıya tıklayıp içeriye girdim. " Harbi la bizim komutanın lavabosunun geldiğin- " içeriye girmemle herkes susmuştu. " Aa hocam neden geldiğiniz " sorduğu soruya tip tip baktım. O da ne kadar saçma bir soru sorduğunu anlayıp sustu. Sarı saçlı, mavi gözlüydü bu soruyu soran akıllı. Onun bu saçmalıklarına alışan tim onun bu sorusuna göz devirip, tekrardan bana döndüler. Geçen koridorda bana iyi olduğumu soran " Bir sorun mu var? " diye bir soru sordu. Bunun sorusu diğerlerine mantıklı gelmiş oluyor ki herkes biranda bana döndü. Bunu öyle çok hoş yapmışlardı ki gülmeden edemedim. Boğazımı temizleyip konuşmaya başladım. " Bir sorun yok beyler ama odanın içi böyle doluyken ne kadar doğru siz bir kendinize sorun önce " diye bir soru sordum. Odanın içinde hastayla beraber tam beş kişi vardı. Hepsi iri yarı insanlardı ama en çok ilgi çeken kişiler gelen asker ve bana, iyi olduğumu soran askerdi. O da kahverengi gözlere ve kumral saçlara sahipti. Gelen hasta olan asker siyah saçlara sahipti fakat göz rengini tam bilmiyordum. Mavi gözlü olan şahıs ikili kanepede otururken onun yanında da ela gözlü, karamel saçlı diyebileceğim bir kişi oturuyordu. Aralarında en iri yarı olan kişi yani bana iyi olduğumu soran ve yeşil gözlü kumral , siyah karışık saç rengine sahip kişi pencerenin önündeydiler. Sorduğum soruyla herkes birbirine bakmaya başladı. Bende onlara bakmaya başladım.Kahverengi gözlere sahip olan " Fazlalık olan kişi sensin Altay dışarı çıkabilirsin " dedi mavi gözlü olan kişiye bakarak. Altay olan kişi eliyle kendisini gösterip " Ben miyim fazlalık olan komutanım " diye söylenip eliyle ela gözlere sahip olan kişiyi gösterdi. " Asıl fazlalık olan Sıraç! " diye bağırdı. Sıraç şaşkınlıktan gözlerini kırpıştırıp Altaya ve komutanına baktı. Ardından eliyle " Fazlalık olan ben değilim, tabi ki de Kağan! " diye eliyle yeşil gözlü olan kişiyi gösterdi. Şuan burada ne yaşanıyor?! Bilen varsa banada söylesin yoksa kafayı yiyeceğim artık! Adının Kağan olduğunu öğrendiğim kişi eliyle komutanını gösterip konuşmaya başladı. " Göktuğ komutanım asıl yer kaplayan bizler değil sizsiniz, kusura bakmayın yani " diye söyledi. Diğerleri de bu cümleyi onaylayıp hep bir ağızdan " Evet " diye de onayladılar sözleriyle. Göktuğ yanında olan Kağan' nın ensesine bir tane çaktı. " Ne diyonuz lan siz! " diye bağırdı. Kendisini komutanının elinden kurtarmaya çalışırken konuşmamla burada olduğumu hatırlayan tim sus pus oldu. " Şimdi hepiniz çık- " diye başlamıştım ki yatakta hala gözleri kapalı şekilde uyuduğunu sandığım asker konuşmaya başladı. " Yeter lan ne konuştunuz! Siktirin gidin kafamı si- " diye devam edecekken burada olduğumu hatırlayıp sustu. " Şimdi hepiniz çıkıyorsunuz ve ben son kontrollerini yapıyorum hastanın, hadi! " diye elimle kapıyı açıp beklemeye başladım. Hepsi önce bu ani çıkışıma şasırsada tek tek çıkmaya yeltendiler ama tekrardan arkalarına dönüp komutanına baktılar. Altay " Lan komutanımız uyandı!! " diye kendini yırtarak kulağımın dibinde bağırdı. Diğerleri de sevinçten ne yapacaklarını şaşırırken birden şaplak sesi gelince herkes sustu. Altay' ın kulağını tutup kendime çektim ve sinirle konuşmaya başladım. " Kulağımı si- " diyecekken sustum. " Bir daha kulağımın dibinde bağırırsan bir daha duyacak bir kulağın olmayacak " diye söyleyip kulağından tuttuğum gibi kapının dışına attım. Herkes şok olmuş bir şekilde bana bakıyordu. Onlara artık nasıl bakıyorsam hepsi tek tek hızlı bir şekilde çıkıp kapıyı kapattılar. Kapıdan Altay' in sesi geliyordu. " Hocanın eli nasıl da sert ve ağır, boynum kopacak sandım lan! ". Diğerleri onun bu durumuna " Kes sesini " derken muhtemelen Sıraç " Kes sesini yoksa sıra bize gelecek! " diye söyleyip sustu. Ardından " Benim bile boynum acıdı la " diye devam etti. Nedense burada boynunu tuttuğunu hissettim. Onların konuşmalarını duymazlıktan gelip yatakta hala gözleri kapalı yarı baygın gibi yatan askerin yanına gidip serumuna baktım. Sorun yoktu. Yeni ilaç ekleyeceğim için yanımda getirdiğim ilacı elime alıp iğneyi ucuna taktım. Ben bunları yaparken yatakta yatan hastam gözlerini açmak istiyordu ama verdiğimiz ilaçlar ve vücudundaki yaralar olduğundan açamıyordu. Ama zorda olsa hafifçe açıp tekrar kapattı, ardından konuşmaya başladı. " Bana da umarım vurmazsınız Doktor hanım " dedi zar zor. Sinirle güldüm. " Akıllı olursanız ve beni sinirlendirmeseniz vurmam tabi ki " diye tatlıca cevapladım. O da söylediğim cümleye gülmeye çalıştı. Vücudunda olan yaralar buna izin vermiyordu.İlacı serumun içine koyup geri çekildim. " O zaman sizi sinirlendir- " diye devam edecekti ama verdiğim ilaçla gerisini getiremedi. Bende son kez gözleri kapalı olan yüzünü inceleyip odadan dışarıya çıktım. Koridorda kimsecikler yoktu. Daha yeni olan olaylar aklıma gelince sinirle tekrardan güldüm.. Evet yeni bölümün sonuna geldik, umarım beğenirsiniz. Sizce yeni bölümde neler olacak? Tahminlerinizi alalım :) Bölüm nasıldı??? Beğenmeyi, yorum yapmayı ve puanlamayı unutmayın. Diğer eserlerimede bir şans verirseniz sevinirim. İyi günler dilerim.
Bölüm 5
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM : UYANDI 🌸
Bölüm sonu
13 yorum
Gökçene çok benzemiş
Gökçene çok benzemiş
Gökçene çok benzemiş
Cok iyiiii
Giderek daha iyi hale geliyor hikaye. Merakla devam ediyorum
Ay aşırı iyi gidiyor kitappp
Göktuğ dışlanıyor👺
efsuna herkes bayılmıs bende bayılayım bari ama fatihimde fatihim
görev haa
Görev diyooooğ çok iyi hemen yeni bolumm
:)
Çok güzel bi bölümdü
1YanıtYaa kan verdi birde çok tatlı 💗






