İçeriğe geç

komşum bay |barış alper yılmaz

Bölüm 9 · 7 dk okuma

komşum bay |barış alper yılmaz

Bölüm 9

9.Bölüm

°°°

Esin Bigenin anlatımıyla;

İşlerim bittiği için eve gidecektim. Emre yine hiç olmadık bir zamanda gelip sinirlerimi bozmuştu. Rus bir kadınla beni aldattığını öğrendikten sonra ayrılsak da bir türlü peşimi bırakmıyordu. Bir yıldır aniden ortaya çıkıp bugün olduğu gibi kendini hatırlatıyordu.

Arabayı çalıştırıp yola çıktığımda, çok geçmeden telefonum çalmaya başladı. Ekrana bakıp Duygu'nun aradığını görünce telefonu açtım.

Sesi tedirgindi. "Apar topar çıkmışsın, o piç gelmiş yine. Şimdi İrem söyledi, iyi misin?"

"İyiyim ya, işler bitti çıktım. O gerizekalı da sinirimi bozdu tabi, orası ayrı," dediğimde celallenerek, "Bok mu varmış geldi, yoktu uzun zamandır ortada. Ne saçmaladı yine?" diye sordu.

İstemsizce güldüm. "Barış Alper'i kıskanmış," dediğimde Duygu da gülmüştü. "Hak verdim, Barış Alper nerede, Emre nerede. Ben de onun yerinde olsam kıskanırdım."

"Beni rezil ediyor, başka bir şey değil. Ama İrem'i tembihledim, güvenliklere söylemesi için almayacaklar bir daha içeri," dediğimde, "Bana bak, o ruh hastası takıntılı piç ne yapar ne eder, yine çıkar karşına. Dikkat et," diye uyardı.

"Tamam canım, ederim. Trafikteyim şimdi, kapatayım. Araşırız ya da çıkışta gel bize," dedim.

"Yok ya, gider dinlenirim. Aşırı yorgun hissediyorum," diye yanıt verdi.

"He, bir de yarın ajansa uğramam, şirkete gideceğim. Biraz daha boşlarsam babam vuracak beni," dedim.

"Tamam, haberleşiriz yine zaten. Hadi, görüşürüz," deyip öpücükler atınca ben de öpücük atarak telefonu kapattım.

Telefon görüşmem bittikten sonra az bir yolum kalmıştı. Ama maalesef ufak bir trafiğe yakalandım. Hemen telefonumu araca bağlayıp müzik listemde dolanmaya başladım. Sevdiğim bir şarkıyı açıp telefonu yan koltuğa bıraktım.

|Melek Mosso - Hayatım Kaymış|

Trafik açılmıştı. Hızla eve doğru sürerken bir yandan da şarkıyı mırıldanıyordum. Bu şarkının nakaratı gelince kendimi tutamıyorum. Kafamı ritme uygun sallayarak keyifle şarkıya eşlik ediyordum. Biraz fazla bağırmış olabilirim.

**

İnsanlar aşka küsmüş, sen onlar gibi olma

Kimseler sevmiyor, sakın onlara uyma

Eller anlamaz seni o bebeksi yanınla

Sana ben gerek zaten

**

Arabayı evin önüne park edip müziği kapattım. Telefonumu yan koltuktan alıp araçtan indiğimde hâlâ şarkıyı mırıldanıyordum. Rezil olmuş olabilirdim çünkü bağıra bağıra şarkı söylerken açık camları hesaba katmamıştım. Barış'ların kapısının önündeki topluluk bana bakıyordu. Şu an yerin dibine girmek istedim.

Hiçbir şey olmamış gibi araca geri binip camları kapattım. Arka koltuktaki çantamı ve ceketimi alıp araçtan tekrar indim, kapıları kilitledim. Kafamı kaldırıp yürürken Barış'ın sırıtarak bana baktığını gördüm. Bu çocuk gerçekten baş belası.

Bana doğru el sallayarak, "İyi akşamlar hanımefendi," dediğinde, sırf yanındaki insanlara rezil olmasın diye çok o tarafa bakmamaya özen göstererek, "Size de, size de," diye cevap verdim. Tam bahçe kapısından girip ilerlerken Kerem'in seslenmesiyle geri dönüp kapıdan kafamı uzattım.

Kerem bana doğru yürürken, "Efendim Kerem," diye yanıt verdim.

"Müsaitseniz, Senayı da alıp yana gelsenize," dediğinde, anlamaya çalışan gözlerle ona baktım. "Ne için?" diyerek cevap bekledim.

"Bizim çocuklar geldi, Barış'a yeni ev ziyareti. Bugün Senayla konuşurken hem çok heyecanlıydı hem de Yunus'u falan çok görmek istiyordu. Maksat o mutlu olsun, hem de sohbet falan yani," dediğinde gülümsedim. "Ne kadar düşüncelisin, çok teşekkürler. Ama sen Senaya böyle yüz verirsen çok işin var, peşini bırakmaz haberin olsun. Zaten dilinden düşürmüyordu. Şimdi de Kerem abim diye diye geziyor ortada," dedim gülerek.

Kerem sıcak bir gülümsemeyle, "Gerçekten Sena çok güzel yetiştirilmiş. Ufak kız kardeşim gibi hissediyorum onunla konuşurken. İnanılmaz güzel bir enerjisi var, peşimi bırakmasın zaten," diyerek gülümsedi.

Gülerek, "Senayı yollarım ben, uçarak gelir zaten. Ama çok durmasın, kovarsın sen onu," dedim.

"Sen?" diye sordu meraklı gözlerle.

"Yani malum kişinin evi olmasa ve kendisi ortamda bulunmasa seve seve gelirdim ama hiç gerek yok. Aniden prim yapmak için bir şeyler yapabilir biliyorsun," diyerek güldüm.

"Akıllandı o ya, inan bana bayağı üzülüyor bu duruma. Tabi seni zorlamak istemiyorum ama gelirsen çok sevinirim," demişti.

Çocuklar arka arkaya Kerem'i çağırınca, "Neyse, susmazlar şimdi. Görüşürüz Esin, bekliyorum ben haberin olsun," diyerek göz kırparak koşar adım yan tarafa gitmişti. Onlar içeri girerken ben de çantamdan çıkardığım anahtarımla kapıyı açarak eve girdim.

Sena koltuğa yayılmış televizyon izliyordu. Beni görünce yattığı yerden doğruldu. "Hoş geldin abla," dedi. Yanına oturup onu kendime doğru çekip saçlarına bir öpücük kondurdum. "Hoş buldum cadı, ne var ne yok bakalım?" dedim. Oflayarak, "Ne olsun, sıkılıyorum öyle," diye söylendi.

"Ee sıkılma o zaman, Kerem abin seni çağırdı," dediğimde heyecanla, "Nereye?" diye sordu, oturuşunu dikleştirdi.

"Yan tarafa işte kızım, kalabalıktı biraz. Yunus, Semih falan gelmiş. Göremedim diğerlerini, tam kimdi ama Kerem seni davet etti."

Yerinden sıçrayarak, "Ay ay abla, ne giyeceğiz, ne giyeceğiz?" diye odaya koştururken aniden durup bana baktı. "Sen de geliyorsun değil mi?"

Bir süre bekleyip, "Hayır," dedim.

Oturduğum yerden kalkıp üzerimi değiştirmek için üst kata çıkarken Sena da peşimde beni ikna etmeye çalışıyordu.

"Ya bak, bugün gözümle gördüm. Barış abi bayağı pişman."

Cevapsız kalmıştım. "Ya abla, nolur gel işte, beni o heyecanla tek bırakma orada. Ya bayılırsam?" dedi, abarta abarta. Kaşlarımı olumsuz anlamda kaldırdım. "Kerem var işte, maşallah abi kardeş gibi olmuşsunuz, pabucumu atmışsın dama," dedim.

"O kadar iyi bir insan ki, kelimelerim kıyafetsiz kalıyor onu övecekken artık," dedi sırıtıp. "Hadi hazırlan git, erkenden de gel insanları darlama çok" dedim.

"İnat ettin gelmeyeceksin yani?" dedi, sadece kafamı salladım. Oflayarak odasına girdi. Ben de odama geçip öylece üzerimdekilerle yatağa uzandım.

---

Barış Alperin anlatımıyla;

Bu Kerem gerçekten aptal. Tutturdu misafirlerine senin ikram hazırlaman lazım diye. Ben ne anlarım börek yapıp pişirmekten?

Yapma kısmını bir şekilde hallettik de pişirme kısmı sıkıntı. Yanacak diye korkumdan dakika başı fırını kontrol ediyorum. Kısır falan da yaptık Kerem'le. Kendime pek inancım olmasa da Kerem'in eli lezzetlidir.

Ben fırının başında kamp kurmuşken Semih mutfağa girdi. "Abi güle güle otur valla, bayağı güzel ev, zevkli de döşemişsin içini," dedi.

"Sağ ol Semih'im, inşallah bakalım," dediğimde, "Taşındığın gibi olay oldu ama güle güle oturabilecek misin bakalım?" dedi sırıtıp.

"Sana da mı anlattı adi Kerem," dedim sinirle.

Semih sesli gülerken, "Şu anda Hakan abiye anlatıyor tüm detaylarıyla," deyince, "Sorsan imanlıyım diye gezer ortada dedikoducu şerefsiz" dedim.

Semih de gülüyordu. Kafamı fırından kaldırıp anlık olarak kolumu Semih'in omzuna attım. "Bak, bir börek yapmışım abi, var ya parmaklarını yiyeceksin."

Semih munzur bir ifadeyle gülüp kolumun altından kendini kurtarıp içeri doğru koşarken, "Hepimiz hastanelik olacağız bence," dedi gülerek. Peşinden koşturup hafifçe ayağımı kaldırıp götüne tekme attım. Gülüyordu. Beni gören Hakan abi sırıtarak, "Ne adamsın lan Barış," demişti.

Anlamadığım için gözlerimi kısarak bakındım, o da anlamadığımı fark edip, "Lan iki günde neler yapmışsın, affettirdin mi bari kendini?" dedi.

Ters ters Kerem'e bakıyordum. "Abi sende mi dedikoduya başladın" deyince Kerem hemen lafa atlayıp, "Affettirmedi ama affedilmeye yakın mı, uzak mı birazdan buraya gelirse anlarız," demişti.

Semih de anlamadığı için boş boş bakarak, "Nasıl yani abi? Niye gelsin ki durduk yere buraya?" dedi.

"Kız kardeşi var, çok tatlı bir kız. Sizi falan çok seviyor. Ben de onu davet ettim, sizi görsün diye. Tabi onu davet ederken Barış'inkine de davette bulunmuş oldum," dediğinde, "Barışınki ne hayvan," diye çıkıştım.

Gülerek suratıma bakıyordu. İğrenerek Kereme bakıp içimden sövüyordum. Bizimkiler konuşurken aklıma börek gelince koştur koştur mutfağa döndüm. Pişmiş börekleri fırından çıkarıp tepsiyi tezgahtaki tahtanın üzerine bıraktım. Oh çokda güzel gözüküyorlardı.

Acaba Esin gelir mi diye düşünürken zil çaldı. Kapıya doğru adımladım, Kerem çoktan kapıyı açmıştı. Bir süre bakındım ama Sena yalnızdı. Sena içeri girince Kerem kapıyı kapattı.

Sena heyecanla ve kısık bir sesle, "Ben heyecandan bayılabilirim. Daha önce sevdiğin tüm futbolcularla yan komşun sayesinde tanışıp oturacaksın deseler hadi lan ordan derdim. Kerem abi, bayılırsam bir destek atarsın dimi?" dedi gülerek.

Kerem de kahkaha atmıştı, ardından "Bir de bayıl istersen Sena," deyince ben de sırıttım. Tam içeri geçiyorlardı ki Sena elindeki poşeti bana uzattı. "Ne bu canım?" deyip poşetin içine bakındım.

"Ablamın kurabiyeleri meşhurdur geçen onlardan yapmıştı, size de getirdim."

Esinin yaptığını duyunca gülümsedim ani bir hareketle Sena'nın kolundan tutup, "Ablan gelmeyecek mi?" diye fısıldadım. Kafasını olumsuz anlamda sallayıp, "Hayır gelmek istemedi," dedi.

Tuttuğum kolunu bırakarak kafamı hafifçe salladım. "İnatçı keçi," diye mırıldandım. Biraz keyfim kaçmıştı. Elimdeki poşeti mutfağa bırakıp, salona diğerlerinin yanına geçtiğimde Sena'yı herkesle tanıştırdık. Gerçekten çok heyecanlıydı, yerinde duramıyordu ve bu halleri çok tatlı görünüyordu. Sohbetler edilirken Kerem, "Kısır yaptık, parmaklarınızı yiyeceksiniz," deyince Sena şaşkın şaşkın bakıp, "Siz ikiniz mi?" diye sordu.

Kerem kendinden emin, "Tabii kızım, lezzet deyince de biz," diyerek herkesi güldürdü.

Semih ve Yunus aynı anda, "Bu gecenin sonu hastane," dediğinde yine herkes güldü.

Kerem oturduğu yerden kalkıp, "Hadi gel, tabakları ayarlayıp getirelim," deyince, "Biraz daha beklesenize, ben bir yan tarafa gidip geleceğim," dedim oturduğum yerden kalkıp. Kerem sırıtıp sırtımı sıvazlarken koluna vurup göz ucuyla Sena'ya baktım, o da sırıtıyordu. Bu mal çocuk dost mu düşman mı, bazen çok arada kalıyorum. Yine rezil etti beni enayi.

Evden çıkıp yan bahçeye girdiğimde, reddedileceğimi bilsem de şansımı denemek istemiştim. Zili birkaç kez çaldım ama açan olmadı. Uyuyakaldığını düşündüğüm için tam arkamı dönecekken kapıyı söylene söylene açtı.

"Sena anahtarını al..."

Beni görünce cümlesi yarım kaldı, şoka girdi. Ben de onu öyle görmeyi beklemediğim için gözlerim istemsizce açıldı.

---

Oylarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum ❤️

Bölüm sonu

3 yorum