İçeriğe geç

komşum bay |barış alper yılmaz

Bölüm 4 · 7 dk okuma

komşum bay |barış alper yılmaz

Bölüm 4

4.Bölüm

Herkese keyifli okumalar✨

°°°

Esin Bigenin anlatımıyla;

Arabayı valeye verdikten sonra Senayı içeri yollayıp kenarda Gökay'dan gelen telefonu yanıtladım. Tam mekana gitmek için yürürken kapının önünde gördüğüm Barış Alper yine tüm sinirimi tepeme çıkarmıştı. Bana doğru bakarak gözlerini kapattıktan sonra sanki içinden bir şeyler mırıldandı. Oynayan dudaklarından ne dediğini anlayamamıştım. Kapının önüne geldiğimde hayvan gibi cüssesi ile girişi kapatmıştı. Bir süre bakındım. Öylece kapıda duruyor ve bana bakıyordu.

"Ee, sizi beklemek zorunda değilim burada değil mi? Çekilin de geçelim," dedim, çantamı koluma takarken.

Hala yüzüme bön bön bakarken, "Sen beni mi takip ediyorsun?" diye bir cümle kurdu.

Ona karşı zaten patlamaya hazır bir bomba gibiydim. Bir de kendini beğenmiş bu halleri beni çıldırtacaktı.

"Ne münasebet? Sen kimsin de seni takip edeyim? Ayrıca on dakikadır buradayım ben, sanırım sen beni takip ediyorsun," dedim, saçlarımı savurup.

Yüzüne yerleştirdiği o gülümseme o kadar canımı sıktı ki o kıvırcık sarı saçlarını yolmak istedim.

Kendinden emin ve sırıtarak, "Senin neyini takip edeyim ben?" Berkan'ı göstererek devam etti, "Ayrıca mekanı Berkan seçti."

"Gerçekten sinirleniyorum artık, neyse ne, çekilin de geçelim," dedim sert ve sinirli çıkan sesimle.

"İşi inada bindirme, bekle biz geçelim, zaten geçersin," dedi, ellerini beline koymuş bana bakıyordu.

Hafifçe sinirden gülerek bakındım, kafamı Kerem'e çevirip, "Lütfen şu kendini beğenmiş, egosu yüksek, nerede ne konuşması gerektiğini bilmeyen, üstüne bir de saygısız olan arkadaşınızı alır mısınız şuradan? Elimden bir kaza çıksın istemiyorum," dedim sinirle.

Barış Alper kıkırdadığında kafamı ona çevirdim. O sırada Sena da girişe gelmişti.

"Haddini aşma, öncelikle sen. Ayrıca ne gibi bir kaza çıkacak elinden? Lütfen çıksın da bir görelim," dedi, gülmeye devam edip.

Derin bir nefes alırken Sena da şaşkınlıkla, "Abla, ne oluyor? Sesin ta içeriden duyuluyor" dedi.

Sena'ya doğru bakıp, "Yok bir şey ablacım, yontulması gereken bir dağ ayısı ile ilgileniyorum, sen geç otur hemen geleceğim" dedim.

O sırada Kerem sakinlikle, "Tartışmaya gerek yok. Barış, çekil sen de abi, Esin hanım geçsin içeri" dedi nazikçe.

Barış gülmeye devam ediyordu. "Yok hayır, çekilmiyorum. Elinden çıkacak kazayı görmek istiyorum ben" dedi.

Vücudumdaki tüm kan sanki beynime toplanmıştı. Bir insan nasıl bu kadar gıcık olabilir, anlamak için çaba harcıyordum. Sinirle omuzumdan düşen kol çantamı Sena'ya verip birkaç adım atarak Barış Alper'e yaklaştım. Meraklı gözleriyle bana bakıyor, ne yaptığımı anlamaya çalışıyordu. İki kolundan tutup tüm gücümle onu kenara çekmeye çalıştığımda birden kahkaha atmaya başlamıştı.

Öküz gibi adamı kenara itekleyebileceğime inanmam gerçekten takdire değer bir hareketti. Ama yine de iyi ilerlemiştim.

"Sen beni yerimden oynatabileceğini mi düşündün?" dedi, itici itici gülerek.

Çok sakin bir şekilde ona doğru daha fazla yaklaşıp boyu biraz benden uzun olduğu için parmak uçlarıma yükselerek kulağına doğru fısıldadım.

"Diz kapağımı malum bir yerine geçirmemi istemiyorsan adam gibi kapıdan çekil. Bu arada şakam yok, yaparım. Benim damarıma basma."

Gülüşü yüzünden silinmişti. Geri çekilirken şaşkınlıkla bana bakıyordu.

"Evet, seni bekliyorum," dedim gülümserken.

Bir süre daha bana doğru bakıp hafifçe kenara çıktı. Kerem, Berkan ve Sena şaşkınlıkla bize bakıyordu.

Sena'ya uzattığım çantamı alıp koluma taktıktan sonra içeri doğru adımlarken elimi uzatıp Barış Alper'den makas alarak, "Teşekkür ederim ya dağ ayısı. Bak, isteyince ne kadar da nazik olabiliyorsun" deyip göz kırptım.

Adımlarımı içeri doğru atarken Sena ağzı iki metre açık peşimden geliyordu. Arkamızdan yükselen Kerem ve Berkan'ın kahkaha sesleriyle keyiflenip yüzümde oluşan tebessümle Sena'nın gösterdiği masaya oturdum.

---

Barış Alperin anlatımıyla;

Bu kız beni ikinci kez rezil ediyordu ve ben yine salak gibi olduğum yerde kala kalmıştım. Yaklaşıp kulağıma fısıldadıktan sonra kızın deli olduğunu ve dediği şeyi yapmaktan çekinmeyeceğini düşündüğüm için daha fazla uğraşmak istemeyip kenara çıktım. Densiz densiz konuşup yanağımdan makas aldıktan sonra içeri girdiğinde Kerem ve Berkan, utanmasalar gülmekten yerlere yatacaktı. Yumruğumu sertçe yakınımda duran Kerem'in omzuna doğru geçirdim. Acıyla omzunu tutarken hala gülüyordu ve bu durum beni gerçekten deli ediyordu.

Kaşlarımı çatıp gözlerimi iyice açtıktan sonra, "Artık gülmeyin, bakın zaten gerginim, istemediğim şeyler yapmak istemiyorum" dedim.

Berkan kolunu omzuma atarak, "Tamam oğlum, sakin ol. Gel başka yere gidelim, gerginlik çıkmasın daha fazla" dedi.

Sinirle kafamı ona doğru çevirip yüzüne bakarken, "Hayır canım, ben niye başka yere gidiyorum? O cazgır çingene kız burada rahat rahat yemek yiyecek, ben mi kaçacağım? Oldu başka derdin?" diye söylendim.

"İyi hadi, açım, girelim artık içeri dağ ayım" dedi salak Kerem gülerek içeri adımlarken.

Yumruğumu sıkıp, "Kerem, bak, sikerim seni, boşu kes" dedim sinirden titreyen sesimle.

Kerem sessizce "tövbe tövbe" diye söylenerek köşede bir masaya geçip oturduğunda biz de peşinden masaya oturduk. Telefonumu masaya bırakıp kafamı kaldırdığımda Esin'le göz göze geldim. Ulan Kerem, oturacağın yeri de senin de...

Esin, üç dört masa ilerimizde tam karşımda oturuyordu. Onun o suratsız yüzünü görerek yemek yemek, en son isteyeceğim şey olabilirdi.

Berkan omzumu sıkıp, "Yalnız sana bir şey diyeyim mi? Aranızda öyle yüksek tansiyonlu bir çekim var ki bu kızı kaçırmasan iyiydi" dedi.

Kafamı sinirle olumsuz anlamda sallayıp, "Onun çekimi olsa ne olur, suratsız" dedim.

Kerem kolunu sandalyenin kenarına koyup, "Berkan haklı bu arada. Kız zaten güzel, ayrıca sana şöhretin için bakmayacak kızlardan biri olurdu, aranızda bir şey olacak olsa." Sonra birden gülerek ekledi, "Tabi artık imkansız gibi, kendini beğenmiş, egolu dağ ayım," deyip tek eliyle yüzünü kapattı.

Masanın altından ayağımla Kerem'in bacağına vurup, "Sen ne olsun istiyorsun, gidip kızı boğayım mı? Bak, sus artık ya! Ben ayıysam o da kendine baksın, suratsız" dedim.

Kerem elini ağzına götürerek fermuar çekiyor gibi dudaklarını kapattı. "Oh şükür," diyen gözlerle ona bakarken sipariş almak için gelen garsona döndüm.

Hepimiz siparişlerimizi vermiştik. Kerem telefonunu kurcalarken Berkan kulağıma doğru eğildi.

"Ben bu kızı daha önce markanın yüzü olduğu bir lansmanda gördüm, var ya, bir içim su," dedi sırıtarak.

"Ee, çok beğendiysen buyur abi, kız orada" dedim kaşlarımı çatarak.

Geri çekilerek, "Yok canım, senin için diyorum ben. Huyu huyuna, boyu boyuna. Tabi azıcık kısa sana göre ama olsun o kadar" dedi, dalga geçecek bir yer bulmuşlardı, asla salmayacaklarını biliyordum.

Kerem gülerek telefondan kafasını kaldırdı, "Arada modellik falan da yapıyormuş. Sen nasıl görmedin ya Barış? Bir bak, belki onun da fotoğraflarını beğenmişsindir" dedi imayla, şerefsiz.

Onlara iğrenerek bakarak, "Yok, siz dost musunuz, düşman mı belli değil. Allah kimseyi sizin dilinize düşürmesin. " dedim.

İkisi de gülerken Berkan omzumdan tutup kendine çekip hafifçe sarılınca yumuşayıp ben de gülmüştüm. O sırada siparişlerimiz geldiğinde masada bir sessizlik oluştu, hepimiz kurt gibi acıkmıştık.

---

Esin Bigenin anlatımıyla;

O keyifle masaya oturduktan sonra inadına yapar gibi tam karşıma oturmuş olması tüm keyfimi kaçırmıştı.

Başka yerlere bakmaya çalışarak onu pek umursamadım. Sena meraklı gözlerle bana bakarken kafamı "Hayırdır?" der gibi sallayıp göz kırptım.

"Ee anlatsana olayın başını, niye inatlaştınız, kulağına ne dedin de çekildi? Abla, koca adamdan makas aldın ya hem de o adam Barış Alper Yılmaz," dedi heyecanla konuşarak.

Elimi yana doğru açıp, "Ee yani Barış Alper Yılmaz olunca ne oluyor? O da etten kemikten insan," dedim.

O sırada masaya gelen garsona siparişlerimizi vermiştik. Sena hala sorular soruyor, merakından çatlıyordu. En son söylediğiyle kaşlarımı çatıp ona baktım.

"Ben sizi shipledim haberin olsun." dedi gerzek gerzek konuşuyordu.

Parmağımı ona doğru sallayarak, "Salak salak konuşup ortaya bir şeyler atma, beni sinir etme" dedim.

Sena hafif bana yaklaşıp sessizce, "Kabul et, etkileyici bir adam o. Aranızdaki gerilimi yakaladım ben, siz birbirinize tutulmazsanız ben de bir şey bilmiyorum." dedi kaşlarını aşağı yukarı oynatarak.

Gözlerimi devirip bir süre Sena'ya bakındım. "Etkileyici olsun veya olmasın bu adam saygısız dağ ayısının teki. Ayrıca sen ne biliyorsun zaten, ne yaşadın, ne gördün kızım?" dedim.

Sırıtarak, "Öyle bir vibe alıyorum ya, sanane, hayal etmek de yasak mı?" deyince güldüm.

"Öyle olsun güzel kardeşim ama hayallerin suya düşeceği için çok üzgünüm," dedim, masaya gelen siparişlerimize bakarken.

O sırada karşıya bakarken, önündeki yemeği sanki elinden biri alacakmış gibi yiyen Barış'ı görünce neden o kadar güçlü ve hayvan gücünde olduğunu anlayabiliyordum.

Gerçekten acıkmıştım, şu an Barış falan düşünecek halim kalmamıştı.

Tabağı önüme doğru çekip yemek yemeye başlamıştım. O kadar sinir stresin üstüne gerçekten iyi gelmişti.

Yemekten sonra Sena tatlı da yemek isteyince ona tatlı, kendime de çay söylemiştim.

Onların gelmesini beklerken telefonumu karıştırıyordum. Instagram'da gezinirken Kerem'in 20 dakika önce beni takip ettiğini gördüm. Şaşkınlıkla kafamı kaldırıp onların olduğu masaya doğru bakınca, Barış Alper de bana bakıyordu. Göz göze gelince inadına gözlerimi ayırmadan bakmaya başladım.

Sanırım o da işi inada bindirmişti. Gözlerini bile kırpmadan bakıyordu. Biz iki akıllı birbirimize kitlenmiştik.

Belli bir süre öyle bakıştık, bakışlarımı ondan ayırmamı sağlayan omzumda hissettiğim eldi.

---

Beğeni ve yorumlarınızı bekliyorum, beğenmeden ve yorum yapmadan gitmeyinn lütfen.

öptüms😻

Bölüm sonu

1 yorum

  • watty kapandigi icin buraya gecis yaptum ama o kadar cahilim ki nasil oy atacagimi bile bilmiyorum :,) kurguyu cok sevdim bu arada ustelik kullandigin cast ile cok yakismislar bence.yeni bolumu bekliyoruuum

    2Yanıt