Herkese keyifli okumalar✨
°°°
Barış Alperin anlatımıyla;
Kız ağzına geleni söyleyip arkasını dönüp gittiğinde, bahçenin ortasında göt gibi kalmıştım. Kerem kahkahalarla gülüyordu. Sert bir şekilde omzuna vurup kaşlarımı çattım.
"Biraz daha gülersen seni şuracıkta gebertirim," dedim sinirden kudururken.
"Bana uzak olsun diyordun ya, bundan daha uzak olamazsınız artık," dedi hâlâ sırıtırken.
Takmıyormuş gibi bir tavır takınsam da fazlasıyla bozulmuştum. Çenemi sikeyim, ulu orta her yerde konuşulmaz ki. Hem rezil olmuştum, hem de azar yemiştim. Sinirle Esin'in getirdiği anahtarla kapıyı açarak içeri girdim.
Kerem hâlâ kıkırdayarak arkamdan geliyordu.
"Bu arada güldüğüme bakma, çok ayıp oldu. Ben senin yerinde olsam utancımdan yerin dibine girerdim," dedi gülmeyi kesmişti.
"Niye utanayım? Haklı olduğum konuyu dile getiriyordum," dedim onu geçiştirmek için.
"Neden mi utanacaksın? Yok, sen vallahi eğitilmez bir hayvansın. Lan, kız seni evine almış, ikramda bulunmuş; kalkıp arkasından demediğini bırakmadın, bir de üstüne yakalandın. Biraz yüzün kızarsın," dedi koltuğa otururken.
Mutfaktaki kutuları açmaya başlayıp kafamı da ona çevirerek, "Sen buraya sohbete geldin galiba, kalk hadi, hava tamamen kararmadan halledelim şunları, elektrik yok," dedim konuyu değiştirmek için çabalıyordum.
Kerem de yerinden kalkıp kutuyu kucaklarken, "Yarın hallet şu elektriği, suyu. Böyle hayat geçmez," dedi.
Sonunda konunun değiştiğine seviniyordum. Fakat hâlâ gözümün önünde yaşadığımız o an canlanıyordu.
Büyük acemilik...
---
Esin Bigenin anlatımıyla;
Sinirimin geçmesi için kendimi mutfağa atmıştım. Bulaşıkları yerleştirirken bir yandan da kendi kendime söyleniyordum.
"Kendini beğenmiş ukala, neymiş onu kullanarak gündemde kalacakmışız. Ay sen kimsin ya, sanki dünya senin etrafında dönüyor. İki üç editini yaptılar diye kalkmış bir tarafları..."
Sinirli sinirli bardakları dizerken Sena arkadan yaklaşıp, "Kim kızdırdı seni?" diye bir anda konuşunca neye uğradığımı şaşırdım. Olduğum yerde hafif sıçrayıp sinirle Sena'ya döndüm.
"Ne o, sessiz sessiz geliyorsun, aklım çıktı," dedim elimdeki işi yapmaya devam ederken.
"Abla, seslendim indiğimde. Öyle bir kendini kaptırmışsın ki sinirden beni bile duymadın," dedi dudaklarını büzüp.
"Neyse tamam, acıktın mı? Ne yapsak, dışarı mı çıksak?" dedim salona yürürken.
Sena olduğu yerde zıplayıp, "Olur, nolur şu bize yakın kebapçıya gidelim lütfen," dedi gülerek.
"İyi, oraya gideriz. Biraz daha geçsin, iyice acıkalım bari," dedim koltuğa kendimi bırakıp.
"Olur olur, şöyle bir ziyafet çekeriz," dedi Sena da yanıma oturarak. Ardından elini omzuma atıp ekledi, "Sen kime kızdın demin öyle de söyleniyorsun kendi kendine?"
Gözlerimi devirip hiç hatırlamak istemeyerek, "Sus, hatırlatma şu olayı bana, kan beynime sıçrıyor," dedim.
Garip garip mimikleriyle, "Ee, meraktan öleyim yani," dedi salak kız.
Çok ısrar edince yaşadığım olayı yeniden, aynı siniri yaşayarak anlattım. Ağzımdan birkaç küfür çıktığında Sena şaşkın gözleriyle bana baktı.
"İçinde sakladığın Karadeniz kızını ortaya çıkardı adam," dedi gülerek.
Kaşlarımı çatarak ona baktım, "Ya kızım, komik mi bu? Adamın bize söylediklerini anlamadın herhalde," dedim.
Hâlâ gülüyordu. "Anladım da ne diyeyim yani abla, ayıp etmiş. Kerem abim bizi nasıl savunmuş ama, yicem, çok tatlı adam ya. Abim gibi seviyorum vallahi, gerçekten bir abim olsa onun gibi olsun isterdim," dedi.
"Hay sana da abine de şimdi. Bundan sonra o Barış Alper'e bizim evden kahveyi bırak, su bile yok. Duydun mu beni?" dedim sinirle yerimden kalkarken.
Sena şok içerisinde bana bakıyordu. "Abart abla biraz daha. Adam komşumuz oldu, bu arada farkındasın değil mi? Sürekli denk geleceksin, kenarda köşede çekip vurma," dedi kahkaha atıyordu. Ardından gülerek konuşmaya çalışarak ekledi, "İyi ki Rize'de değiliz, babamın tüfekle vururdun sen bu adamı vallahi."
"Çok gerzeksin Sena," dedim, odama çıkmak için merdivenlere yürürken. Arkandan hâlâ gülüyordu.
---
Barış Alperin anlatımıyla;
Berkan'ın da yardıma gelmesiyle neredeyse her şeyi yerleştirmiştik. Hava kararmak üzereydi. Kendimi koltukta Berkan'ın yanına attığım anda Kerem saçlarını düzelterek bana baktı.
"Güzel oldu ev, bir de daha bitmedi yani," dedi yanımıza otururken.
"Güle güle otur valla kardeşim," dedi Berkan.
Elimle bacağına iki kez vurarak, "Sağ ol kardeşim benim, inşallah," dedim.
Kerem birden gülmeye başlayarak, "Ah ulan, güzelim komşularını da kaybettin," dedi, başladık yine.
"Nasıl yani? Ne yaşadınız amk siz, neye gülüyor bu?" dedi Berkan meraklı gözlerle.
Sinirle Kerem'e doğru bakıp, "Boş yapıyor o ya, siktir et," dememle Kerem'in kahkahaları daha da artmıştı.
"Ya siktir ordan, rezil oldun, anlatsana," dedi Kerem.
Ben ağzımı açmadan, bir çırpıda olanları Berkana anlattı. Biri yetmiyor gibi, ikisi birden gülmeye başlamıştı.
"Ula siz benim başıma bela mısınız?" dedim, kaşlarım istemsizce çatılmıştı.
"Kız bunu göt etti gitti, var ya, kaçırdın Beko," dediğinde sinirle gözlerimi kapatıp kafamı sağa sola salladım.
Berkan, Kerem'den daha çok gülerek, "Demek vahşi cazibene karşı koyabilen bir kızla karşılaştın ha?" dedi.
"Ne alaka ya, iki yeşil ışık yaksam tav olur da, istemez, kalsın," dedim oturduğum yerden kalkarak.
Kerem birden ciddileşip, "Nah tav olur o kız, senin suratına bakmaz artık, hayal kurma," dedi, daha sonra sırıtmaya devam etti.
"Neyse, beyimiz o kadar laf yemiş, belki toktur ama ben çok açım. Hadi gidip bir şeyler yiyelim," dedi Berkan, arada bana laf sokmayı da ihmal etmemişti.
Kerem de kafasıyla onayladı. Ellerimi saçlarıma götürüp hafif karıştırırken, "Yakın bir yere gidelim ama, çok yorgunum ben," dedim.
"Buraya yakın bir yer vardı, gelirken gördüm. Oraya gideriz işte, ben de çok açım, yol çekemem," dedi Berkan oturduğu yerden kalkarak.
"Tamam, siz çıkın,arabanın oraya şu üstüme başka bir şey giyip geliyorum ben," dedim. Valizler üst katta olduğundan merdivenlere yönelmiştim.
Kerem ve Berkan onaylayıp dış kapıya yürürken, ben de üst kata çıktım.
---
Esin Bigenin anlatımıyla;
Duygu yemek yemeyeceğini söylediği için Sena ve ben hazırlanıyorduk. Kebapçıya gitmiyoruz da gezmeye gidiyoruz gibi, Sena hanım saçını düzleştiriyor. Sinirle onu bekliyordum; ben elime ne geçtiyse onu giymiştim. Kendinden dalgalı saçlarımı da salmıştım. Hafif biraz makyaj yaptım ama o da normal yani, malum aniden oradan buradan çıkıp çekiyorlar, rezil rüsva olmaya gerek yok.
Sonunda Sena'nın hazır oluşu ile çantamı ve arabanın anahtarlarını alıp evden çıktım. Kapının önüne çıkınca Sena kolumu dürtmeye başladı. Kafamı kaldırıp ona baktığımda hayran hayran yan villanın önüne bakıyordu. Kerem ve Berkan arabaya yaslanmış sohbet ediyorlardı.
"Ee ne var Sena, adamlar sohbet ediyor," dedim gergin bir ses tonuyla.
Yine heyecanla lafa girişti bizim salak, "Abla kör müsün ya? Berkan da gelmiş. Yan ev benim için cennet şu an," dedi sırıtarak.
"Sen her bu adamları görünce böyle olacaksan, bizim işimiz var," dedim arabanın kapısını açıp koltuğa otururken.
Elimdeki çantayı arka koltuğa bırakırken yanıma oturan Sena, "Bize bakıyorlar şu an," dediğinde öküz gibi kafamı kaldırmasam iyi olacaktı.
Kerem elini kaldırıp hafifçe bize sallarken, gülümseyerek kafamı sallamıştım. Daha sonra bahçe kapısından çıkıp onların yanına gelen Barış Alper'i görünce gözlerimi devirdim. Kaşlarını çatmış bize doğru baktığını görünce gaza basıp yanlarından geçip gitmiştim. Senin değil benim kaşlarımı çatmam lazım gerizekalı!
Çocuğu görünce kan tam olarak beynime zıplıyordu, ukala. Sena yan koltuğumda anırarak gülüyordu. Onun bu hali daha çok sinirimi bozuyordu.
"Biraz daha gülersen atarım arabadan seni," dedim sinirle.
"Ya, o bakışlarınız öyle komikti ki, nasıl silebilirim aklımdan? Çocuğa niye tiksiniyor gibi bakıyorsun, ayıp ya," dediğinde gözlerimi çıkararak ona baktım.
"Ayıp benim yaptığım mı gerçekten? Sırf Galatasaray'da oynuyor diye bana karşı Barış Alper'i savunacaksın utanmasan," dedim önüme dönerken.
"Abla, özür dilerim ama Galatasaray olunca konu, akan su bile duruyor benim için, anlarsın ya," dedi kafasını sağa sola sallarken.
"Hayırsız bir kardeşsin," dedim yarım ağız gülerken.
---
Barış Alperin anlatımıyla;
Üzerimi değiştirip bizimkilerin peşinden evden çıktım. Kapıyı kilitleyip arabaya doğru yürüdüm. Bahçe kapısına geldiğimde, sağ tarafımızdaki aracın içindeki kızı görür görmez kaşlarımı çatmıştım.
Kerem beni görür görmez, bir bana bir kıza bakmaya başladığında çaktırmadan kolunu dürttüm.
Kız da beni gördüğü gibi gözlerini devirip gaza basıp yanımızdan geçip gitti.
Kerem elini omzuma koyarak, "Kız seni görünce hortlak görmüş gibi oldu amk," dedi, gülmemek için dudaklarını birbirine bastırarak.
Berkan araca binerken, "Kız da bayağı güzelmiş, kaçırdın," dedi.
Yarım ağız gülerek arka koltuğa bindim. "Ne güzeli be, hadi ordan," dedim arkama yaslanırken.
Berkan arabayı çalıştırdığında Kerem kemerini takarken aynadan bana bakıp, "Yediremiyor abisi, şu an kendine kızı bokluyor o yüzden," dedi.
Tepemi attırmayı başardıklarında hafif sesimi yükselterek, "Sizin benden başka işiniz yok mu? Yeter amk, sokacağım şimdi dalganıza," dedim.
Berkan direksiyonu sola kırarken, "Tutun küçük enişteyi," diyerek güldü.
"Umrumda değilsiniz amk, konuşun kendi kendinize," dedim ve telefonuma gömüldüm.
"Biraz daha ağlasana kanka, çok gülüyorum," dedi Kerem. Takmayıp kafamı bile kaldırmadan telefonda takılmaya devam ettim.
Yemek yiyeceğimiz yere geldiğimizde aracı kapının önünde valeye bırakmıştık. Tam içeri girerken sağ tarafıma bakınmamla gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım...
---
Yorum ve beğenilerinizi bekliyorum lütfen beğenmeden ve yorum bırakmadan gitmeyin ✨
