İçeriğe geç

komşum bay |barış alper yılmaz

Bölüm 5 · 7 dk okuma

komşum bay |barış alper yılmaz

Bölüm 5

5.Bölüm

keyifli okumalar

°°°

Esin Bigenin anlatımıyla;

Omzuma dokunan el ile irkilip gözlerimi Barış Alper'den ayırarak arkama döndüm. Gökay elinde dosyalarla bana gülüyordu. Telefonda nerede olduğumu sorduğunda buraya geleceğini düşünmemiştim.

Şaşkın bakışlarla ayağa kalkıp sarıldım. "Buraya geleceğini bilmiyordum," dedim geri çekilirken.

Yanımdaki sandalyeye otururken "Baktım sen imzalanacak belgelere gelmiyorsun, onları sana getirdim," dedi. Sena'ya bakıp gülümseyerek "Selam, Sena'cım," diye ekledi.

Sena, Gökay'dan pek haz etmediği için memnuniyetsiz bir yüz ifadesiyle "Selam, hoş geldin," dedi.

O an gülmemek için dudaklarımı ısırdım, hafifçe salak kız çok komik gözüküyordu.

Bir süre imzalanacak belgeler üzerine konuştuk. Okumadan asla imza atmazdım. "Ben bunları evde kontrol edeyim, yarın ya da sonraki gün şirkete getiririm," dedim.

"Olur, olur, bu da bir şey. Yüzünü gören cennetlik ya, arada şirkete uğra," dediğinde kaşlarımı çatarak Gökay'a baktım.

"Beni babama şikayet etmişsin zaten, sana sinirliyim," dedim.

Dudaklarını büzüp "Şikayet demeyelim, haber verdim sadece," dediğinde "Tabii ya," diyerek geçiştirdim.

Sena telefona bakarak oflayıp puflamaya başladığında Gökay'dan sıkıldığını anlamıştım. Gülerek kafamı kaldırdığımda Barış Alper gözlerini dikmiş bize bakıyordu. Göz kırparak ardından ona doğru ağzımı oynatarak "Hayırdır?" dedim. Gözlerini kaçırıp başka yöne baktığında gülmüştüm, Aynen öyle, yola gel bakalım dağ ayısı.

Sena hafif öksürerek "Abla, hadi kalkalım artık," dediğinde kafamla onaylayıp oturduğum yerden kalktım.

"Sen bekle, hesabı ödeyip geliyorum," dediğimde Gökay da ayaklandı.

"Ben ödeyeyim, sen otur," dedi. Arkama dönüp omzumun üstünden ona bakıp "Otur oturduğun yerde, sen niye ödeyecekmişsin?" diyerek kasaya doğru yürüdüm.

---

Barış Alperin anlatımıyla;

Birkaç kere istemsizce oturduğu masaya bakarken yakalandım. Yanlarına gelen adamla gayet keyifli sohbet ediyordu. Demek ki isteyince gülebiliyorsun, suratsız.

Kerem elini cebine atarak "Şu hesabı ödeyelim de kalkalım, Barış. Ben sende kalırım," dedi.

Oturduğum yerden kalkıp "Zaten kalacaktın ya birkaç gün neyse bekleyin siz. Ben hallederim hesabı," diyerek yürümeye başladım.

Onların "Ben öderim" triplerini çekmeyeceğim için öndeb fırladım. Kasaya geldiğimde Esin de buradaydı, gülerek kasadaki kızla sohbet ediyordu.

Kız gülerken kafasını kaldırıp beni görünce, "Aa, Barış Alper" diye hafif çığırdı. Ben de kafamı hafifçe sallayarak ona tebessüm ettim.

Esin arkasına doğru kafasını çevirip baktığında yüzündeki gülümseme yavaş yavaş silindi.

Kasadaki kız bir ona bir bana bakarak, "Başka bir şey istesem olurmuş. Severek takip ettiğim iki insanı aynı anda görmek de nasip oldu," dediğinde, Esin kıza öyle sıcak bir gülümsemeyle baktı ki o an anladım, bu kız isteyince oldukça sevecen olabiliyor. Onun çirkefliği bana...

Kasadaki kız öne doğru gelip aramıza geçerek, "Lütfen fotoğraf çekinelim beraber," dediğinde, Esin'le aynı anda "Olur tabii," diye lafa girince bakışlarımız buluştu.

Kızın ısrarlarıyla bir tane de üçümüz beraber selfie çekiyorduk. Esin yanımda dururken yan gözle ona bakıp önüme döndüm.

Fotoğraf ve hesap işlerini halledip masaya dönerken Esin de solumda, kendi oturdukları masaya doğru yürüyordu. Ben de kaşınıyorum şimdi, yalan yok, ama laf atmadan duramadım.

"Demek isteyince sevecen, güler yüzlü olabiliyorsun," dedim sırıtarak.

Mimiksiz bir şekilde kafasını yana çevirip bana baktı, "Güler yüz hakkettiğini düşünmene üzüldüm," dedi ve tekrar önüne döndü.

Yürürken hafifçe yaklaşıp "Kabul et, bana için gidiyor. Ben gündüz kapıda doğruları söylediğim için de bu kadar zoruna gitti," dedim hafif tebessümle.

Yüzünde tatlı bir gülümseme oluştuğunda, "İnanılmaz birisin, dikkat et, bir gün çok fena patlatır biri egonu, üzülme sonra," deyip adımlarını hızlandırdı.

Masasına vardığında yanlarına gelen adam ayağa kalkıp, "Ne kadar uzun sürdü işin?" dedi.

"Geldim ya, çok tatlıydı kasadaki kız, onunla sohbet ettik biraz. Hadi kalkalım, Senoş," dedi.

Oturdukları masanın yanından geçerken Sena bana bakıp gülümsüyordu. Ona göz kırparak yanlarından geçerken de hâlâ konuştuklarını duyabiliyordum.

"Galatasaray'ın topçusu değil mi şu Barış Alper Yılmaz?" dedi yanlarındaki adam. Esin de peşine hemen, "Yok, dağ ayısı o. Hadi oyalanmayın, topçu popçu neyse ne, adam bizene," dediğinde gözlerimi devirdim. Hâlâ dağ ayısı diyor, pis suratsız.

Bizimkilerin yanına geldiğimde ikisi de oturduğu yerden kalktı. Berkan meraklı gözlerle bana bakıyordu. "Hadi gidelim," dedim.

"Ne konuştunuz?" dedi Kerem, bana bakarak. Anlamazlıktan gelerek "Kimle ne konuştum? Kasadaki kızla fotoğraf çektirdim ya, ondan geç kaldım," dedim. Masadaki telefonumu alıp cebime koydum.

"Salağa yatma, gelirken konuşuyordunuz,gördük. " dedi Berkan.

Kerem de şaşkın bir suratla, "Hem de didişmeden," diye Berkan'ın lafını tamamladı.

"Hiç, beni ne kadar sevdiğinden bana bayıldığından falan bahsediyordu işte," dedim gülerek.

Berkan ve Kerem de birbirlerine bakıp gülüştüler. Hep beraber çıkışa ilerledik. Kapıya çıktığımızda onlar da valenin arabalarını getirmesini bekliyorlardı. Yanımıza gelen birkaç kişiyle fotoğraf çektirdik.

Kafamı sola çevirdiğimde kahkahayla gülerek adamla sarılıyordu. Kerem ve Berkan da yanımda dedikodu yapıyordu. Berkan, "Kızın manitası olabilir mi?" dediğinde Kerem, "Bir fikrim yok, olabilir," deyip bana dönerek "Öyleyse de ben pek yakıştıramadım," dedi.

Hafif sırıtarak, "Lan Kerem, dedikodu yapmak günah, günah," dedim.

Kerem elini sallayarak, "Hadi oradan," deyip güldü. Araç geldiğinde yine arka koltuğa oturup iyice yayıldım. Yorgunluktan ölüyordum.

Eve varmadan marketten su ve içecek almıştık. Malum, elektrik olmadığı için dolap boştu. Berkan bizi eve bırakıp gidecekti. Elimdeki poşetlerle bahçeye girdim. Anahtarla kapıyı açarak içeri girdim. Kerem de Berkanı yolcu ediyordu.

---

Esin Bigenin anlatımıyla;

Mekândan ayrıldıktan sonra açgözlü canım kardeşime bir de dondurma almış eve dönüyorduk. Daha sonra şok olacağını bildiğim için arada ona bakarak, "Sena," dedim.

İştahla yediği dondurmasından kafasını ayırıp, "Efendim, ablaların en güzeli," diyerek güldü.

"Tam bir yağcısın, he," dedim gülümseyerek. Ardından hemen, "Sana bir haberim var ama sakin ol," dedim.

Merakla dondurmasından ısırık almayı ihmal etmeden, "Ne oldu, kötü bir şey mi? Söylesene abla," dedi paniklemişti.

"Kerem beni takip etmiş," dedim direkt. "He, ben de bir şey oldu sandım ya," dedi, önüne dönerken dondurmasını yemeye devam ediyordu ki kafasına dank etti.

"Ne? Kerem? Hangi Kerem? Aktürkoğlu Kerem?" dedi şaşkınlıkla.

Arabanın içinde kahkaha atıyordum. Bu kız 18 yaşında, ya şunun hallerine bak.

"As bayrakları as, as. Sen de onu ekledin, değil mi?" dedi merakla.

Bir yola bir ona bakarken, "Tam edecektim de Gökay geldi, araya kaynadı," dedim.

Kaşlarını çatıp söylenmeye başladı. "Ay zor katlandım ona orda zaten. En güzel anlarımın katili adam ya. Ne işi vardı orda o Götay'ın?" dedi.

Söylediğine gülmüştüm. "Ayıp kızım, adama öyle denir mi? Evrak getirdi işte," dedim.

Hemen konuyu değiştirerek "Of ya, keşke beni de takip etse," diyince, "Belki etmiştir, baktın mı ki?" dedim.

Belli ki bakmamıştı. Hemen ceketinin cebinden telefonunu çıkarıp ekrana bakındı.

Çığlık atarak bana döndüğünde anladım, onu da takip ettiğini. Gerizekalı öyle bir tepiniyor ki dışardan gören kızı kaçırıyorum sanır.

"Yavaş, Sena," diye bağırdığımda aniden sakinleşip telefona bakındı. Bir prenses edasıyla telefonun ekranına basarak isteği kabul etti.

"Bugün benim en mutlu günüm galiba," diye mırıldanıyordu.

Eve vardığımızda arabayı park edip motoru kapattım. Araçtan indiğimizde arka kapıyı açıp ceketimi alıp kapıyı geri kapattım. Arabayı kitleyip kafamı kaldırdığımda Kerem ve Berkan bize doğru bakıyordu. Sena safı da ağzı kulaklarında el sallıyordu. Bu kızın bu halleri beni deli ediyor.

Ben de mecbur gülümseyerek, "İyi geceler," diye hafif bağırdım. Kerem de hemen, "Size de," diye yanıt verdi.

Önüme dönüp eve doğru yürümeye başladım. Sanırım Berkan gidecekti. Kerem, açık araç camından kafasını sokmuş bir şeyler söylüyordu. Etrafa biraz bakındım, Bay Ukala ortada yoktu.

Neyse, çok da umurumda değil zaten.

Anahtarla kapıyı açıp içeri geçtik. Sanki taş taşıdım arkadaş, bu nasıl yorgunluk. Hemen üst kata çıkıp üzerimi değiştirdim. Dolaptan geceliğimi alıp üzerime geçirdim. Makyajımı da temizleyip alt kata indim. Bizimkiler yoktu. Arka bahçeye çıkıp salıncağa uzandım. Telefonumu alıp ben de Kerem'i takip ettim. Biraz Instagram'da dolaşıp telefonu kapatıp yanıma koydum. Gözlerimi dinlendirirken uyandığımda yaşayacağım şoktan habersiz, uyuya kalmıştım.

---

Barış Alperin anlatımıyla;

Salonda bir tarafa ben, bir tarafa Kerem uzanmış dinleniyorduk. Ben boş boş tavanı izlerken o telefonunu kurcalıyordu.

"Yarın şu elektrik-su işini halledeyim, ertesi gün de antrenmana gideriz beraber," dedim.

"Çok iyi olur lan, buradan antrenmana gitmen ne kadar rahat olacak, var ya," dedi gözlerini telefondan ayırmadan.

Kafamı sallayıp onayladım. "Aynen öyle, bu evin en sevdiğim yanı. Ee, odanı yaptım, sende gelir kalırsın, amk tekim zaten," dedim.

Gülerek, "Pek buradan çıkmam gibi zaten," dedi.

"Başımın üstünde yerin var kardeşim, her zaman," dediğimde, "Eyvallah," diye karşılık verdi.

Uzun bir sessizliğin ardından gözlerini telefondan ayırıp bana baktı.

"Kızlarla takipleştim ben," dedi aniden. Kafamı kaldırıp ona baktım. "Anlamadım, ne yaptın?" dedim.

"Esin ve Sena ile takipleştim, nesini anlamadın?" dediğinde sinirlenmiştim.

"Kız bana demediğini bırakmadı, bir de takip mi ettin amk," dedim.

"Senin salaklığın amk, banane. Sena çok tatlı, ufak kız kardeşim gibi hissettim bugün onlardayken çok seviyor, bizi mutlu etmek istedim," dedi.

Sırıtarak, "Esin'i de mi mutlu etmek istedin herhalde?" dedim.

"Ya inanır mısın, sırf sana çok güzel laf sokuyor diye onu da takip ettim, idolüm," dedi gerizekalı.

"Şimdi haberleriniz çıksın da gör ebenin amını," dedim gülerek.

Cevap vermeden telefonunu kurcalamaya devam etti. Yattığım yerden kalkıp mutfaktan su alıp geri geldim. Suyu içtikten sonra olduğum yere geri yatıp telefonumu karıştırmaya başladım. Bir anda gelen mesaj yoğunluğu fazlalaştığında ne olduğunu anlamak için mesajlara bakmaya başladım.

"Hay böyle işin..."

---

Bölüm Sonu

Oylarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum güzellerimm

Oy vermeden geçmeyin lütfenn✨

Bölüm sonu

3 yorum