°°°
Esin Bigenin anlatımıyla;
Gökay elindeki çiçekleri uzatarak bana gülümserken babam ona gururlu bakışlarla bakıyordu. Çiçekleri istemeye istemeye babamın bakışlarının baskısıyla elinden alarak onu içeri davet ettim.
Kapıdan içeri girdiğinde babam omzuna elini atıp "Gel bakalım, aslan damadım," demişti. Çatılan kaşlarımla bir bir ortamdaki herkese bakındım. Şaka falan yapıyor olsun diye içimden geçirirken babamın "Hadisene kızım, ne dikiliyorsun hala?" demesiyle irkilip kapıyı kapattım.
Sena anlamsız bakışlarla bana bakıyordu. Tabii ben de aynı şekilde ona salona geçtiğimizde daha fazla dayanamadım. "Baba, önce bir açıklama mı yapsan bana? Şu an ne yaşanıyor?" dedim.
Sert bir şekilde bana bakarak, "Senin artık evlilik vaktin geldi," dedi.
"Ne evliliği? Şaka falan yapıyorsun herhalde, değil mi?" deyip gülmüştüm.
"Sen zıvanadan iyice çıktın. Bana gelen telefonlar, resimler her şeyi kanıtlıyor. Sana, futbolcu adam olmaz dedikçe inadına dip dibe geziyorsun çocukla," dedi.
"Ee yani, sende bunun çözümünü..." anlık duraksayıp Gökay'a bakarken, "Gökay'la, yani sevmediğim bir adamla beni evlendirmek olarak mı düşündün?" dedim sinirle.
"Aynen öyle düşündüm ve karar verdim. Sen de uygulamak zorundasın. Her Allah'ın günü yeni haberlerin geziyor ortalıkta. Rize'de sizin yüzünüzden kafam önümde geziyorum. Herkese yalan haber diye ağız eğmekten sıkıldım."
Bir süre sessizlik olunca Gökay'a bakarak, "Gökay oğlumla da konuştuk. Hem burda şirketin başında duruyor hem terbiyeli kaliteli bir çocuk. Daha iyisini mi bulacaksın?" dedi.
Babama bakıp dişlerimi sıkarak dolan gözlerimi elimin tersiyle sildim. Hala böyle bir şey yaşadığıma inanamıyordum. Sena yanıma gelip koluma girip beni koltuğa oturttu.
Babam bana bakarak, "Ağlayacak ne var? Zaten tanışıyorsunuz. Zamanla alışırsınız birbirinize. Ben de annenle böyle evlendim. Bak, ondan güzel mi güzel iki kızım var," dediğinde akan gözyaşımı silip, "Sevmediğim bir adamla nasıl evlenmemi bekliyorsun benden ya?" dedim.
"Esin, uzatma. O gözle bakmaya başla. Gezin tozun, seversin," dediğinde bakışlarımı Gökay'a çevirdim. Halinden gayet memnun tebessüm ediyordu.
Kafamı sağa sola sallayıp, "Ne o, mutluluğunun sebebi şirketin temelli başına geçecek olman falan mı?" dedim sinirle.
"O nasıl laf öyle? Senelerdir tanırım sizi. Malda mülkte gözüm olsa kaç kez elime fırsatı geçti, alırdım elinizden herşeyi. Benim babanla bağım başka,beni o büyüttü adam etti onun sözü bende emirdir," dediğinde oturduğum yerden kalkıp, "Yok baba, ne dersen de ben istemiyorum. Evlenmem," dedim.
Kaşlarını çatarak, "Sesini alçalt, otur yerine. Sana evlenir misin demedim Esin, evleneceksiniz dedim," dedi.
"Baba, böyle saçma iş mi olur ya?" dedi Sena hafif bağırarak. "Bak, bunu da benzetmişsin kendine. Bana sesini yükseltiyor," diyordu fakat o an asla dinlemiyordum.
İçimde kopan fırtına gözyaşlarımı daha fazla tutamama sebep olmuştu. Babama bakarak, "Belki annem bizimle olsaydı bu halde olmazdık. Sen bizi bir yere sığdıramadın onu kaybettikten sonra. Ölümünün sebebi bizmişiz gibi cezasını bizden çıkardın. Teyzemle buraya yolladın. Annemizin öldüğü yetmiyor gibi babamızdan da ayrı büyüdük biz. Yoktun hiçbir güzel anımızda, doğum günlerimizde, başarılarımızda. Ona rağmen sevdik seni. Sen bizle gurur duy diye elimden geleni yaptım. Ne söylersen tamam dedim ama buna susup dizimi kırıp tamam demeyeceğim. Evlenmem kimseyle," dedim. Adımlarımı bahçeye çevirip evden çıkarken arkamdan, "Evleneceksin Esin, sana ne dediysem o," diye mırıldanıyordu.
Bahçedeki merdivene oturup dizlerimi kendime doğru çekerek ağlamaya başlamıştım. Senelerin içimde biriktirdiği öfke ve acı açığa çıkmıştı. Hüngür hüngür ağlıyordum.
---
Barış Alperin anlatımıyla;
Kerem'le FIFA oynarken normalden daha fazla geriliyorum. "Noldu, nasıl çaktım sana ama? Ağlama, ağlama, hadi oyna," dediğinde ters ters ona baktım.
Yüzünde beni çıldırtmanın verdiği minimum keyifle oynamaya devam ediyordu. O sırada Semih apar topar bahçeden içeri girip bana doğru, "Abi acil bakman lazım," dedi.
Gözümü ekrandan ayırmadan, "Dur be oğlum, gol yiyeceğim senin yüzünden," dedim. Semih, "Ya abi sikerim şimdi golü, Esin abla yanda ağlıyor, hem de bayağı kötü oturmuş yere hüngür hüngür ağlıyor," dediği gibi elimdeki kolu fırlatıp yerimden kalktım.
"Ne demek ağlıyor, amk," dedim. Koşarak bahçeye çıkıp demir telin önüne gelince, "Esin, buradayım, bak bana, pişt," diye seslendim. Babasının evde olmasına rağmen direkt yanına gidemiyordum.
Kafasını yavaşça kaldırıp gözlerini silerek oturduğu yerden kalkıp bana doğru yaklaştı. Karanlıkta yüzünü net göremesem de sesini duyduğumda dünyam başıma yıkıldı sanki.
"Bana bak, ne oldu sana? Neden ağlıyorsun? Birine bir şey mi oldu?" dedim elimi demirlerden uzatıp.
Uzattığım elime doğru baktı fakat tutmadı, bir adım geri attı ve sadece, "İyiyim, bir şey yok," dedi.
Benim buna inanmamı bekliyor gibi davranıyordu. "Çocuk mu kandırıyorsun? Ne oldu?" dedim, hafif bir sitemle. Bana doğru bir süre bakıp kapıyı açarak bana sarıldı. Göğsüme yasladığı başını severek saçlarına öpücükler kondurdum. "Güzelim benim, hadi söyle bana, neyin var?" dediğimde, "Lütfen bir şey sorma, lütfen," dedi iç çekerek, hâlâ ağlıyordu.
Bir süre daha bana sıkıca sarılıp geri çekildi. Ağlamaktan kızarmış gözleriyle gözlerime bakarak, "Merak etme, iyiyim," diyerek arkasını dönüp hızla yürüyerek içeri girdi. Bense arkasından, "Esin, nereye? Gel buraya, beni merakta bırakma böyle," diye mırıldandım.
Ellerimle yüzümü sıvazlayıp kafamı kaşıdıktan sonra eve doğru adımlarken, kapının girişinde dikilen Kerem'e, "Çok kötüydü," dedim.
"Ne olmuş ki, niye ağlıyordu?" dedi Kerem, gözlüklerini gözüne doğru ittirirken.
"Bilmiyorum, anlamadım, anlatmadı da ama bir şey olmuş. Misafir falan gelecek diyordu, onla ilgili mi acaba?" dedim, kafamda bin türlü senaryo yazmaya başlayarak. Salona geçip telefonumu aldım. Bir sağa bir sola yürürken bir yandan da Esin'e mesaj atıyordum.
"Ya, nasıl rahat oturabilirim ben şimdi, amk? Şeytan diyor git bas evi."
"Salak salak konuşma," dedi Kerem, ona doğru bakınıp, "Bir de bir şey yok diyor bana. Sarıldığında bedeni zangır zangır titriyordu."
"Abi, Senaya yazayım mı?" dedi Semih, bana bakarken. "Durun, şimdi karıştırmayın ortalığı, belki ailevi bir şey," dedi Kerem.
"Kanka, ailevi falan, kızın canı çıkmıştı ağlamaktan. Banane amk, aileviyse öyle ağlamasına izin mi vereceğim?" dedim sinirle, hâlâ bir o yana bir bu yana yürüyordum...
---
Esin Bigenin anlatımıyla;
Ağlamamak için çaba sarf etsem de olmuyordu, bir de üstüne Barış'ı görünce kendimi iyice salmıştım. Ona sarıldığımda yine dünya durmuştu. Keşke sadece onun yanında ve kollarında yaşayabilseydim. Bana meraklı gözleriyle bakıp birkaç kez ne olduğunu sorduğunda kalkıp "evleneceğim sanırım" diyemedim. Onu geçiştirip eve geri döndüğümde, oturmuş masada gülüşerek yemek yiyorlardı. Yanlarından geçtiğim sırada babam bana doğru bakıp "Geç otur şuraya, çocuklaşma, beni kötü kötü konuşturma," dediğinde cevap vermedim ve yürümeye devam ettim.
Sinirlendiği için masaya hafifçe vurup, "Susayım diyorum, hâlâ devam ediyorsun. Gördüm seni kızım, o Barış'la öpüşürken resimlerini gördüm. Bana 'yok' dedin, 'arkadaşım' dedin, kucağında oturuyordun adamın. Emre miydi neyse, her şeyi anlattı bana. Zırt pırt, saat fark etmeden o evden çıkmalar," dediğinde olduğum yerde durdum.
"Yine sana söylemeyecektim bir şey, ama sabrımı zorlama benim. Beni aptal yerine koymaya da çalışma. O çocukla olmaz dedim sana," dedi sinirli çıkan sesiyle.
Yavaşça arkamı dönüp babama baktım. "Gördün tamam. Sen bunları görüp böyle bir çözüm mü buldun baba? Ya demedin mi belki kızım seviyordur diye? Evet, öptüm, evet, görüştüm. Ama niye? Çünkü aşık oldum ona, anladın mı? O yanımdayken mutluyum, çünkü onun yanında huzurluyum. Bu yaşıma kadar görmediğim sevgiyi, huzuru onda görüyorum çünkü," dedim. Artık susacak bir halim kalmamıştı, inceldiği yerden kopsun her şey...
Babam sağ eliyle kafasını kaşıyıp, "Sana iznim yok dedim diye inadına yapıyorsun, değil mi? Benden öfkeni böyle çıkaracağını düşünüyorsun," dedi.
"Baba, yapma lütfen. Sana olan öfkeme rağmen bir kere bile sırt çevirmedim sana ki bu durum yaptığın her şeye rağmen," dediğimde sinirle oturduğu yerden kalkıp bana doğru adımladı.
"Ne yaşattım kızım size? Yediğiniz önünüzde, yemediğiniz arkanızdaydı. Teyzemle kalmak istemiyoruz dediniz, koca villa aldım size. Şirketin başına koydum seni, ajans dedin, ajansını açtın. Her istediğin anında yapıldı, ne yapmışım size başka?" dediğinde burukça gülümsedim.
"Sevgi peki, baba sevgi?" dedim, boğazım düğümlenmişti. Sena gözleri dolu dolu bana bakarken anlık ona baktım. "Sena ilk kez konuştuğunda neredeydin? Biz mezun olurken mesela, ya da ben işimi kurduğumda, açılışımızda neredeydin? Biz seni ne zaman yanımızda istesek, paranın bunu çözdüğünü sandın sen. Ama bizim paraya değil, yanımızda, arkamızda duran bir babaya ihtiyacımız vardı. Biz bu yaşananlara rağmen sevip saydık seni. Ama az önceki isteğin için beni öldürsen de evlenmem," dedim. Adımlarımı üst kata çevirip odama çıktım, kapıyı kilitleyip yatağıma oturup ağlamaya başladım. Başucunda duran çerçeveyi alıp uzun süre annemin fotoğrafına baktım. Daha sonra aşağıdayken ara ara titreyen telefonum yine titrediğinde, cebimden çıkarıp ekrana baktım. Barış yazıyordu. Ona ne diyecektim? Bu rezillikten nasıl bahsedebilirdim ki?
**
dağ ayısı🐻: Güzelim
dağ ayısı🐻: Ne oldu söyle bana, meraktan duramıyorum yerimde.
dağ ayısı🐻: Çıkıp gelemiyorum da yanına, baban var.
dağ ayısı🐻: Cevap verir misin lütfen?
dağ ayısı🐻:Esin???
dağ ayısı🐻: Sinirleniyorum şu an, bak gerçekten merak ediyorum seni.
siz: Yüz yüze konuşuruz bu konuyu, iyiyim merak etme.
siz: Şu an hiçbir problem yok, sakin ol, sinirlenme, aklın kalmasın.
dağ ayısı🐻: Söylemesi kolay tabi, hâlini görseydin sende.
dağ ayısı🐻: Ağlamıyorsun hâlâ, değil mi?
siz: Hayır, ağlamıyorum.
dağ ayısı🐻: Hani, bakayım. Görmeden inanmam.
siz:

dağ ayısı🐻:Yerim suratını, bak bir daha sakın ağladığını görmeyi bırak, duymak bile istemiyorum.
siz:Barış...
dağ ayısı🐻: Efendim güzelim?
siz: Seni çok seviyorum.
**
Cevabını beklemeden telefonu sessize alıp ekranı kapatarak telefonu başucuma bıraktım. Gözlerimi kapatarak içimdeki tüm korkulara, acılara ve düşüncelere rağmen uyumaya çalıştım. Uyuyup bu akşam yaşadıklarımı unutmak, yarın yeni bir güne umutla bakmak istiyordum.
---
Senanın anlatımıyla;
Ablamın ağladığını görmek içimi paramparça ediyordu. O odasına gittiğinde, çatık kaşlarımla hâlâ o Gökay aptalıyla gülüşen babama ters ters bakıyordum.
Bana bakarak Gökay'ın tabağını gösterdiğinde yerimden kalkıp, "Kusura bakma ama zıkkımın kökünü yesin," dedim bahçeye doğru yürürken. "Sena!" diye öyle bir bağırmıştı ki kafamı çevirip masaya baktım.
"Ne kadar doğru bir karar verdiğimi şu hareketlerinizden anlıyorum," dedi.
Sinirden gülerek, "Sana saygısızlık etmek istemiyorum ama bu hangi kafa ya, kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz, inanıyor musun yani zorla evlendireceğine?" dedim.
Oturduğu yerden kalkıp bana doğru adımlayıp kolumdan sıkıca tuttu. Hâlâ gülüyordum.
"Ne oldu, vuracak mısın bana? Döverek mi kabul ettirmeye çalışacaksın? Bir bu kalmıştı sanırım," dedim.
Susmak istemiyordum. Ablamı o halde gördükten sonra kimse de susturamazdı. Söylediği her şeyde haklıydı. Annemiz öldüğünde babamızı da kaybetmiştik biz...
Babamın gözlerinin içine bakarak kolumu çektim. "Lütfen otur ve konuşulan her şeyi bir düşün. Bizi ne hâle getirdiğini bir düşün," dedim.
Bahçeye çıkıp salıncağa oturdum, dolan gözlerimi elimin tersiyle sildim.
---
Barış Alperin anlatımıyla;
Bir mesaja ne kadar uzun bakabilirsem o kadar uzun baktım. Yüzümde oluşan tebessümle yanıt verip bir süre bekledim ama geri dönüş olmadı. Telefonun ekranını kapatıp masaya bırakırken hâlâ yüzümde tatlı bir sırıtış vardı. "Ne oldu, çözdün sanırım meseleyi?" dedi Kerem, suratıma dikkatle bakıyordu.
"Yani hâlâ neden ağladı bilmiyorum ama en azından şu an iyi olduğunu gördüm," dedim.
"Abi, aklıma bir şey geldi. Emre falan bir şey yapmış olamaz değil mi?" dedi Semih. Ona doğru bakıp, "Dur şimdi abicim, içime kurt düşürme. Yüz yüze konuşuruz, bakalım altından ne çıkacak," dedim.
Kerem gözündeki gözlüğünü çıkarıp masaya koyarken, "Ailevi bir şey bence," dedi.
Dudaklarımı büzerek ona baktım. Konudan biraz uzaklaşıp sohbet muhabbet ederken, Semih yatmaya gitmek için ayaklanmıştı ki çalan telefonuma doğru baktım. Arayan numara kayıtlı değildi... Bu saatte kim arar ki?
---
Beğenip yorum bırakırsanız sevinirim 😽
