İçeriğe geç

komşum bay |barış alper yılmaz

Bölüm 24 · 7 dk okuma

komşum bay |barış alper yılmaz

Bölüm 24

24.Bölüm

°°°

Esin Bigenin anlatımıyla;

Arkamı döndüğümde her ne kadar onun da bizi öğrenmesini istemiyor olsam bile, babam olmadığı için derin derin nefesler alarak şükrediyordum. Sena, ağzı hafif açık, gözleri kocaman şekilde bir bana bir Barış'a bakarken, "Ben az önce ne gördüm?" dediğinde kaşlarımı çatarak, "Hiç, hiçbir şey görmedin sen," dedim.

Birkaç adım daha atarak bize yaklaşıp, "Abla, siz ikiniz?" dediğinde ağzına hafifçe vurup, "Tamam sussana," dedim.

"Nasıl susabilirim ya? Siz sarılıyordunuz, bir de gizlice! Yazıklar olsun, nasıl benden sakladınız?" diye söylenmeye başlamıştı. Barış'a dönüp baktığımda sırıtıyordu.

"Senacım, bağırmasana. Hani babam içeride ya, bizi yakalatmak mı istiyorsun?" dediğimde Barış'ın yanına geçip koluna vurarak, "Sana çok fena kırıldım, haberin olsun. İş birliği yapmıştık seninle, suç ortağı olmuştuk. Sen benden sakladın, he?" dedi.

Gözlerimi ikisine dikerek, "İş birliği? Suç ortağı?" dedim ciddiyetle.

"Sakın Barış abi, sus. Biz de senden bir şeyler sakladık. Meraktan çatla şimdi," dedi Sena. Barış, halinden memnun, keyifle gülüyordu.

Ona doğru bakarak, "Hayır, sen neden gülüyorsun acaba? Söylesene Barış?"

"Barış abi, küserim sus," dedi Sena, kollarını bağlayarak. Barış bir adım geri çıkıp, "Ama beni aranızda bırakmayın ya, beraber halledin bakayım," dedi.

"Neyse Sena, git babamı kontrol et, bana haber uçurursun," dediğimde Sena, "Hadi ya, bana ihtiyacın mı oldu?" dedi.

Sinirle Barış'a dönüp, "Neyse hayatım, ben geçiyorum. Bundan yardım falan bekleyeceğime, bir şekilde daha sonra ayarlarım. Görüşürüz," dedim.

İkisi de aynı anda bana bakıp, "Hayatım mı?" dediğinde gülmeye başladım. Barış'ın yüz ifadesi çok tatlıydı, yaklaşıp yanağını severek, "İstemiyorsan söylemem ya," dedim gülüyordum.

"Yok yok, söyle. Ondan değil, senin ağzından böyle şeyler duymak fena şaşırtıyor beni, dağ ayısından sonra," dedi, gülerek yanağımdaki elimi tutup öptü.

"Ben sizi böyle görmeye alışamayacağım galiba," dedi Sena. "Tamam, hadi abartma da yürü içeri. Geliyorum ben de," dedim onu kovuşturarak.

Sena arkasına baka baka eve giderken Barış'a dönüp, "Şimdi gidiyorum, haberleşiriz. Akşam misafir falan varmış bizde, bir şeyler hazırlarım," dedim.

"Tamam güzelim, müsait olduğunda yaz bana," dediğinde son kez sıkıca sarılıp geri çekildim. Ara ara attığım her adımda arkama dönüp ona el sallarken, o da bana gülerek el sallayıp öpücük atıyordu. İçeri girdiğimde yüzümdeki ifadeyi ciddileştirip bir şeyler hazırlamak için mutfağa geçtim.

---

Barış Alperin anlatımıyla;

Dönüp dönüp bana el sallarken, hiç gitmesin, hep yanımda kalsın istiyordum. İkimiz de liseli aşıklar gibi olmuştuk. Sanırım gerçek aşkı ve doğru kişiyi bulmuştum. Sırıtarak eve girdiğimde kafamdaki gözlüğü çıkarıp masaya bıraktım. Kerem, koltukta canı çıkmış bir şekilde yatıyordu. Bana bakıp, "Ne oldu, kaçamak buluşman kısa sürdü," dedi.

"Sena'ya yakalandık, trip falan yedik," deyip koltuğa kendimi bıraktım. "Bir de babası var şimdi, dikkat etmek lazım," diye ekledim.

"Artık bilmeyen kalmadı bizden , herkes öğrendi. Bayağı saklayabildiniz valla," dedi Kerem gülerek. "Birbirimizden uzak kalamıyoruz, ne yapalım, ondan yakalandık size," dediğimde, "Tövbe tövbe, biliyorum uzak kalamadığınızı. Yakından şahit oldum," dediğinde sırıttım.

"Zavallı Semih ya ona da söyleyin bari, bir o kaldı bilmeyen içimizde," dediğinde kafamı sallayarak, "Söylerim ona da ya, gelemedi o daha. Değil mi, antrenmanda hala," dedim.

"Evet, gelecek mi buraya bilmiyorum ama konuşamadık. Sabah erken çıkınca biz uyuyorduk o," dedi.

"Gelsin ya, çok alıştım sizle yaşamaya. Ayrı kalamayız artık," dediğimde, "Benden kurtulamazsınız zaten, buradayım ben. Esin'in kuması falan olabilirim," dedi kahkaha atarak.

**

Kerem'in acıktım nidaları eşliğinde mutfağa girdim. Kendince kurduğu sisteme göre bugün yemek hazırlama sırası bendeydi, bulaşık sırası gelirse Semih'teymiş. Ne yapabilirim diye düşünürken, sadece makarna yapmayı bildiğimden su kaynasın diye ocağa koydum. O sırada da biraz Instagram'da dolandım. Bana yapılan editleri falan izliyordum. Etiketlendiğim gönderilere bakarken gördüğüm bazı şeyler beni sinirlendirmişti. Mert Hakan'la Esin'i shipleyen bir tayfa türemiş, işleri güçleri yok gibi yaptıkları salak editlere beni de etiketlemişlerdi.

Suyun kaynadığını görünce telefonu kapatıp kenara koyarak makarnaları suya bıraktım. O sırada çalan kapıyı duyunca Kerem'e, "Baksana kapıya," diye seslendim. Kerem de, "Sen daha yakınsın, aç işte," dediğinde oflayarak kapıya doğru adımladım.

Kapıyı açtığımda Esin'i karşımda görünce keyiflenmiştim. Elinde iki tane borcam vardı. "Barış, ne bakıyorsun? Alsana birini, elim yandı burada," dedi.

Anlık alık halimden kurtulup ikisini de elinden aldım. Mutfağa doğru giderken, o da kapıyı kapatıp peşimden geliyordu.

"Bilerek fazla fazla yemek yaptım. Babam, buradaki şirketten biriyle buluşmaya gidince size de getirdim hemen" dedi. Ben elimdekileri tezgaha koyarken yanağımdan öpüp, "Sen çok seviyorsun diye biliyorum hatta," dedi. Ona doğru dönüp, "Kuru fasulye mi yaptın?" dedim.

"Hıhı, bir de pilav," dedi tatlı tatlı.

Belinden sarılıp minik minik yüzünün her yerini öpmeye başladım. Daha sonra borcamın birinin üzerindeki kapağı kaldırdığımda kuru fasulye ile bakıştık. Çekmeceden aldığım kaşıkla hemen tadına baktım. Gözlerimi kapatıp bu keyfi yaşarken Esin'e doğru dönerek, "Evlenelim mi hemen?" dedim.

Kahkaha atarak güldüğünde, Kerem de aç köpek gibi kokuyu duymuş olacak ki mutfak kapısından kafasını uzattı.

"Bu kokular ne? Açlıktan bayılırım, önünüze bak ne yiyor bu?" dedi beni gösterip.

Esin de elimden kaşığı alıp, "Geçin siz oturun, ben servis edeyim size," dediğinde Kerem anında masaya oturmuştu. Ben de geçip yanına oturduğumda Esin omzuma dokunup, "Semih yok mu?" diye sordu.

"Yok canım, daha gelmedi o."

Esin, Semih'e yaptığı yemeklerden ayırdıktan sonra Kerem ve bana tabak hazırlayarak masaya koydu. Büyük bir iştahla yemek yemeye başlamıştım. Kuru fasulyeden yedikten sonra Esin'e bakıp, "Cidden evlenebilir miyiz? Bu nasıl bir el lezzeti," dedim.

Kerem de ağzı doluyken kafasını sallayarak beni desteklemişti.

Esin, çektiği sandalyeye otururken, "Afiyet olsun da yavaş yeseniz mi acaba? Boğulacaksınız," dedi.

Gözlerim ocakta haşlanan makarnaya kayınca, "Makarna yalan oldu," dedim.

Esin oturduğu yerden kalkıp makarnayı süzerken bana bakıp, "Domates soslu, salçalı yer misiniz? ziyan olmasın, yapayım hemen. Acıkınca ısıtır yersiniz," dedi. "Olur güzelim, bana fark etmez," dediğimde Kerem omzumu sıkıp, "Vallahi sen yaşadın, elinden her iş geliyor yengemin," dediği gibi, Esin arkasını dönüp Kerem'e doğru şaşkınlıkla baktı. Kerem ise kedi gibi bakarak sırıtıyordu.

Yemeklerimizi yedikten sonra Esin, makarnanın sosunu yaparken ben de bulaşıkları makineye diziyordum. Benim işim bittikten sonra tezgaha yaslanıp onu izlemeye başladım. İşine çok odaklı bir şekilde domates rendelerken anlık bana bakıp, "Niye bakıyorsun öyle be?" dedi.

Gülerek ona doğru yaklaşıp sarılıp kafamı omzuna koyup yanağından minik minik öperken, "Çok tatlı gözüküyorsun, ne var yani, bakamaz mıyım?" dedim.

Ben yanağını öperken aniden bana dönüp dudağıma bir öpücük kondurup, "Bakarsın tabii, hemen savunmaya geçme, sordum sadece," dedi.

Olduğumuz konumda ona sarılırken makarnayı yapıp bitirmiştik. Kaşığı tezgaha bırakıp tencerenin ağzını kapattığında ani bir hamleyle onu kendime çevirdim. Kollarını boynuma dolayıp, "Eve gitmen lazım, misafir gelecekmiş," dedi.

Hemen yüzüm asılmıştı. "Kim geliyor ya?" dediğimde dudaklarını büzüp, "Bilmiyorum, söylemedi babam," dedi.

---

Esin Bigenin anlatımıyla;

Yaptığım yemeği beğenmesi beni çok keyiflendirmişti. Bir de ekstra olarak en sevdiği yemeği ona beğendirmek daha keyifliydi.

Belimdeki ellerini sıkılaştırdığında kafamı göğsüne dayayıp sıkıca ona sarıldım. Beni bıraksalar bir ömür kollarında yaşayabilirim sanırım.

Biz birbirimize odaklanmışken Semih'in sesiyle ona dönmüştük.

"Hassiktir, yanlışlıkla baskın attım," dediğinde Barış kahkaha atmıştı. "Gel, hoş geldin. Bir öğrenmeyen sen kalmıştın zaten," dedim.

Semih kolundaki spor çantasını yere atıp, "Ben biliyordum ama aranızdaki çekimden belliydi," dediğinde Barış kollarını belimden ayırıp Semih'in yanağına hafifçe vurmuştu.

"Sen çekim falan nereden öğreniyorsun bunları ya? Laf ebeliği yapma," dedi.

"Abi ayıp ediyorsun, yengenin yanında bari vurma," dedi.

Kerem ve Semih'in bana yenge demesi aşırı garip gelse de hoşuma da gidiyordu sanırım.

Semih'in omzuna elimi koyup, "Sana yemek ayırdım, ona bak. Soğumuşsa ısıt ye," deyip Barış'a dönerek, "Babam gelmeden eve geçeyim ben," diye ekledim.

Semih tabaklara doğru bakarak, "Allah razı olsun yenge, açtım, çok iyi oldu," dediğinde gülerek omzunu sıkıp mutfaktan çıktım. Barış da arkamdan geldiğinde önden onu çıkarıp etrafı kontrol ettirdim. Daha sonra onunla vedalaşıp arka bahçe kapısından eve girdim.

Sena oturmuş televizyon izlerken babam hala gelmemişti. Ben de sofrayı hazırlayıp Sena'nın yanına geçip oturdum.

"Semih de öğrendi, bizi rahat olabilirsin onun yanında da," dedim.

"He, iyi. Ben söylerdim zaten ona, öğrenmese de," dedi gülerek.

"Sena, çok gıcıksın ya," dediğimde, "Sen biricik kardeşinden sakladın ya her şeyi. Ne gıcığı? Sensin gıcık," dedi.

"Ya, hala söylemezdim görmesen. Bazı şeylerden tam olarak emin olmak istiyordum sadece," dedim.

Durur mu hemen, "Sarılırken gayet emindin bence," dedi çok bilmiş hanım.

Elimi Sena'nın kafasına atıp saçlarını dağıttığımda zil çaldı. Oturduğum yerden kalkıp kapıyı açtım. Babam gelmişti.

"Hoş geldin baba," dedim kapıyı sonuna kadar açıp. "Hoş buldum. Ne güzel yemek kokuyor, ev yapmışsın yine yapacağını," dedi içeri girerken.

Gülümseyerek ona bakıp, "Ee, yaptım işte bir şeyler," dedim. Tam onun arkasından kapıyı kapatacakken kolumdan tuttu.

"Dur kapatma, misafirimiz arabasını park ediyordu. Heh bak geliyor," dediğinde kafamı kaldırıp gelen kişiye doğru bakındım. "Gel oğlum," diye mırıldanan babama bakındım...

---

Beğenip yorum bırakırsanız sevinirim ✨😽

Bölüm sonu

3 yorum