°°°
Esin Bigenin anlatımıyla;
Kapıya doğru yanaşıp Sena'ya bakındım. Oda ne olduğunu anlamamış gibiydi. Kuryeye dönerek "Buyurun, kime bakmıştınız?" dedim.
Kurye elindeki kağıda bakıp "Esin Bige Türkoğlu" dediğinde Barış'a doğru baktım. Gergin bakışlarla bir bana bir çiçeklere bakıyordu.
"Evet, benim," dedim kuryenin uzattığı çiçekleri kavrarken. "Bunlar size," demişti.
"Kim göndermiş, bir bilginiz var mı?" diye sorduğumda çiçeğin üstündeki kartı işaret etti.
Teslim aldığıma dair imza attıktan sonra kurye uzaklaşırken herkes meraklı gözlerle bana bakıyordu.
Çiçeğin üzerindeki kartı alarak açtım. Okuduğum her cümlede gözlerim biraz daha açılıyordu. Kafamı kaldırıp bizimkilere baktığımda gülümseyerek kartı cebime soktum. Barış cebime giden elimi gözleriyle takip edip daha sonra yeniden bakışlarını suratıma çevirmişti.
Sena bana yanaşıp çiçekleri koklayarak "Kim yollamış bunları, ne kadar güzeller. Ama senin papatya sevdiğini bilmeyen biri sanırım gül yolladığına göre," demişti. Aklımda yaptığım planın içine eden Sena'ya ters ters baktım.
"Duygu yollamış," diyecektim ki, o asla gül yollamazdı. Şu an bunu söylesem Sena beni fena patlatabilirdi. Sonra çiçeklere bakıp gözümü ayırmadan "Nereden bilsinler kızım benim ne sevdiğimi, bugün çalıştığım marka göndermiş," dedim iki dakikada uydurduğum yalanla...
Korka korka kafamı kaldırıp Barış'a baktığımda hâlâ huzursuz gözüküyordu. İçimden mimiklerim beni ele vermesin, yalan attığım belli olmasın diye dualar ediyordum. Ben yalan söylemeyi asla beceremezdim ki surat ifademden her şey belli olurdu.
Sena bile inanmamış gözlerle bana bakarken Semih lafa girince koşup alnından öpmek istedim.
"Hava ne kadar sıcak ya, ne güzel klimalı odada oturuyorduk, dışarıya bak yanıyor,içeri geçebilir miyiz artık " dedi.
Sena Semih'e bakıp kafasını sallayarak "Gerçekten ya, ee hadi siz de gelin, korku filmi izliyorduk," dedi bize dönerek.
Konu değişince biraz da olsa rahatlamıştım fakat Barış hâlâ bana bakıyordu. Ona not gönderen kadın için ağzına ederken birden bana gelen bu gizemli çiçekleri göndereni öğrense ortalığı ateşe verebilirdi, sinir küpüm benim.
Barış hâlâ bana bakarak imalı imalı "Gelelim bakalım," dediğinde gözlerimi kaçırıp ondan önce içeri girdim.
Elimdeki çiçekleri mutfağa bırakmak için onlar salona geçerken ben de mutfağa adımladım. Ardımdan gelen ayak seslerinden Barış'ın peşimden geldiğinin farkındaydım.
Mutfağa girdiğim gibi kapıyı kapatıp "Kim yolladı o çiçekleri, doğruyu söyle," dedi.
Gözlerimi çıkararak "Ne, yalancı mı demek istiyorsun sen bana?" diye savunmaya geçtim.
"İkimiz de biliyoruz marka falan olmadığını, tedirginliğinden belli," dedi.
"He anladım ben seni ya, tabi şu sarı çiyanı unutturmak için yapıyorsun böyle, değil mi?" dedim üste çıkmak için. Fena hamleler deniyordum, patlarsam büyük sıçardım.
Gözlerini devirip yine gözlerimde sabitlediğinde "Tamam ver notu, bakalım ne yazıyor, merak ettim," dedi.
İşte şimdi sıçmıştım. Hızlı düşünmem lazımdı, kendimi bir şekilde bu olayın içinden sıyırmalıydım.
"Gerçekten mi ya, lafıma inanmıyorsun yani, aşk olsun Barış gerçekten," deyip yüzümü düşürdüm.
Elimdeki çiçekleri tezgaha bırakıp suratım asık şekilde mutfaktan kaçar gibi çıktım. Arkamdan "Nereye, tamam gel buraya, inanıyorum tabi sana, gelsene kızım," diye sessizce söyleniyordu.
Ucuz atlatmıştım ama bu olayın ortaya çıkması demek büyük güven problemleri doğurabilirdi, ama şu an bunu ona söylemem deliye dönmesi demekti.
---
Barış Alper'in anlatımıyla:
Suratını asıp beni mutfakta bırakıp gittiğinde tezgahtaki çiçeğe bir süre bakındım. Derin bir nefes alıp ben de salona yanlarına geçtim. Sena yastıkla yüzünü kapatırken Semih gülmekten bayılıyordu.
Geçip boş bir yere oturdum. Gözlerimi Esin'in gözlerine kenetledim. Dudaklarını büzerek bana bakarken Semih kahkahaları arasında Sena'ya dönüp "Ya bırak şu yastığı, hiçbir sahneyi izlemedin ki, bu nasıl iş?" dedi.
Sena "Ben sana demedim mi, başında bakamam ben, cin min, başka bir şey izleyelim diye," dedi kafasını elindeki yastığa gömerken.
"Bu kadar ödlek olabileceğini tahmin etmemiştim ki," diyen Semih'in koluna hafifçe vurduktan sonra bize bakıp "Barış abi, bunu dövsek ya, şımarıyor," dedi Sena gülerek.
"Kerem'e şikayet etmek lazım onu, hakkından ancak o gelir," dediğimde "Aman aman, yok ben almayayım," deyip ciddileşmişti.
Kerem'le sürekli atışıp durdukları için o anlar aklıma gelince hafifçe sırıtmıştım. Semih Sena'ya bakarak "Bak abi uyanığa bak, bizi sohbete daldırıp filmin en korkunç yerlerinin geçmesini sağladı, vallahi bu kadınlardan korkulur," dedi.
"Bu bir iftiradır, Semih Kılıçsoy! Sizi kınıyorum ve küsüyorum," dedi Sena ardından "Ben kadınların çenesine yetişemiyorum, o yüzden pes ediyorum. Sen haklısın güzelim," dedi Semih. O sırada ben de Esin'e baktım, kaş göz yapıp mutfağı işaret ettim.
Ben oturduğum yerden kalkıp mutfağa gittiğimde o çiçekleri görünce yine hafif dellenmiştim. Hâlâ bu çiçekleri çalıştığı markanın yolladığına inanmıyordum fakat uzatıp gerginlik yaratmak gibi bir niyetim yoktu.
---
Esin Bigenin anlatımıyla;
Karşımda garip garip hareketler yapıp duruyordu. Anladığım kadarıyla beni mutfağa çağırıyordu. Önden kalkıp giderken ben de biraz daha durup sessizce oturduğum yerden kalkıp mutfağa doğru adımladım. İçeri girdiğimde beni tutup kendine çekerek kapıyı kapattı.
"Seninle küs kalamıyorum ben, gel barışalım. Bak, vallahi o kadınla ilgili bir sıkıntı yok, arama mesafe koyarım," dediğinde karşımda öyle tatlı ve masum duruyordu ki dayanamadım.
Elimi yüzüne götürüp baş parmağımla yüzünü severken "Tamam, ben sana güveniyorum zaten ama o kadından negatif elektrik alıyorum. Bana bak, ne olursa olsun fırsat vermeyeceksin ona, tamam mı?" dediğimde, yüzümdeki ellerimi tutup ufak ufak öpücükler kondurmaya başladı.
"Ya senden başkası umrumda mı sence, ne halt yerse yesin," dedi gülerek.
"Ya sen dağ ayısıydın, nasıl böyle minnoş bir şey oldun?" dedim.
Dudaklarını büzerek "Senin sayende oldu," dedi.
Kollarımı belinde bağlayıp bir süre ona sarıldım. Daha sonra geri çekildiğinde, "Neyse dikkat edelim de, Semih ve Sena'ya da yakalanmak istemiyorum."
"Onlar da çok iyi anlaştılar, değil mi? Arada didişiyorlar falan, sen ve ben gibi," dedi. Gülerek kafamı sallayarak onaylarken tebessüm ettim.
**
Bir süre sonra Semih ve Barış yan eve geçmişti. Sena'yı öperek vazoya koyduğum çiçekleri de alıp üst kata, odama çıktım. Çiçekleri aynanın önüne bırakıp cebimdeki notu çıkarıp elime aldım.
"Sizi uzun zamandır beğenerek takip ediyorum. Birçok kez yazdım ama geri dönüş alamadım. İçimden gelerek böyle bir jest yapmak istedim. Tabi oturduğunuz adresi bulmak biraz zamanımı alsa da bu çiçekler elinize ulaştıysa başarılı olmuşumdur. Sizi daha yakından tanımak istiyorum. Instagram mesaj kutunuzu da kontrol ederseniz beni çok mutlu edersiniz."
Mert Hakan Yandaş
Daha önce birkaç kez hikayelerime yanıt attığında denk gelmiş ve tanımadığım için çok önemsememiştim. Böyle bir şey yaşadığıma hâlâ inanamıyordum. Barış zarar görmesin dedikçe, bir yandan Emre, bir yandan böyle saçma işler başıma geliyordu. Not yazan kağıdı çekmeceye koyarak üstüne takı kutumu koyup çekmeceyi geri kapattım.
Bugün gönderen kişiyi saklama nedenim de Barış'ın ani çıkışları ve öfkesini kontrol edememesiydi. Adamın mesajlarına cevap vermeyeceğim için konu kapanıp gider diye düşünmüştüm. Umarım doğru bir tahminde bulunmuşumdur.
Üzerimi değiştirip yatağa uzanarak bir süre tavanı izlemeye başladım. Daha sonra telefonum titrediğinde ekrana baktım, Barış'tan gelen "İyi geceler" mesajı yüzümü gülümsetmişti. Sanki bu mesajı bekliyor gibi ona cevap verdikten sonra gözlerimi kapatıp uykuya dalmıştım.
---
Barış Alperin anlatımıyla;
Semih'le eve geçtiğimizde, Kerem salonda yaptığı yatakta uzanmış, telefonunda oyun oynuyordu. Yanına geçip oturduğumuzda, "Oo sonunda evin yolunu hatırlayabildiniz, bir kardeşiniz olduğunu unuttunuz sanmıştım," dedi gözlerini telefonundan ayırmadan. "Orijinal sarışın ve çakma sarışın, en yakın dostlarını nasıl iki güzel kadına satıyor, oynat bakalım."
Semih bana bakarak gülmeye başlamıştı. "Ne oldu, ilgisiz mi kaldın sen, Kerem Potter'ım benim, kıyamam sana," diyerek saçlarını sevdim.
Kızıyor gibi yapsa da kedi gibi başının okşanması hoşuna gidiyordu. Anlık olarak gözünü telefondan ayırıp Semih'e bakarak, "Hele bu piç sabah uyandığı andan beri yan tarafta, eve daha yeni geldi," dediğinde Semih parmağıyla beni gösterip, "Bu adam bana dedi ki biz gidiyoruz, o kızı yalnız bırakma abicim, ben görev adamıyım, denileni yaptım," dedi.
Kerem yalandan gülerek, "Gören de zorla bekledi yanında sanır," dedi. O sırada oynadığı oyunda yanarak sövmeye başladı. Eliyle hafifçe ağzına vurup, "Sizin yüzünüzden ağzım bozuldu benim ya."
"Size doyum olmaz, ben yatmaya gidiyorum, yarın antrenmana gideceğim, uykumu iyi almam lazım," dedi.
Semih odadan çıkarken ben de Kerem'in ayak ucuna doğru oturdum. Kafamı arkaya yaslayıp, "Bugün hayatımın en garip günü," dedim.
Kerem telefonu yanına bırakıp ellerini ensesinde birleştirdi. "Anlatsana."
Olanları baştan sona anlattım. "Bir günde o kadar çok şey yaşadım ki mental kalmadı amk," diye ekledim.
"Ya bu kız senden nasıl hoşlandı anlamadım vallahi," dedi ters ters bakarak. "Niye, neyim varmış benim?" dedim.
"Bak şimdi, bu kız naif, kibar, kendi halinde biri. Sen öküzün, kaba herifin tekisin," dedi. Yakın arkadaşımın beni anlatırken söylediklerine bakın, vallahi çok iyi olay.
"Naif ve kibar mı? Gel bir de bana sor onu. Eli maşalı benim güzelim, ayrıca git sor bakalım kaba mıymışım onun gözünde," dedim göz kırparak. Kerem gözlerini ovuşturup, "Senin de amk. Ayrıca içeri girdiğinizdeki tipinizi silemiyorum aklımdan, Allahım sen günah yazma," dedi. Mimikleri güldürmüştü beni.
Kerem'le bir süre daha sohbet edip kendimi odama attım. Çok yorgun olduğum için yattığım gibi uyuyakaldım.
---
Esin Bigenin anlatımıyla;
Gözlerimi araladığımda esnedikten sonra hemen yataktan kalktım. Elimi yüzümü yıkayıp odama dönerek üzerime rahat bir şeyler giydim. Bugün çok enerjik ve mutlu uyanmıştım. Yatağıma oturup mesajlara bakınıyordum. Barış yazmıştı. Cevap verdiğimde hemen "görüldü" olmuştu. Sanırım mesaj ekranında beni bekliyordu.
---
dağ ayısı🐻: Günaydın güzelim.
dağ ayısı🐻: Ben seni özledim ya, yüzünü görmeyeli 8 saat olmuş...
dağ ayısı🐻: Aldın aklımı başımdan...
siz:Günaydın canım.
siz:

yazıyor...
yazıyor...
yazıyor...
dağ ayısı🐻: Bak şimdi🥵
dağ ayısı🐻:Isırırım o burnunu, güzelliğe bak.
siz: Görüşür müyüz bugün? Müsaitlik durumun nedir?
dağ ayısı🐻: Antrenmana gidiyoruz, çıktıktan sonra seninim.
siz: Anlaştık. Ben de kahvaltı hazırlamaya iniyorum, dikkat et.
dağ ayısı🐻:Sen de dikkat et, bir şey olursa yaz bana.
---
Suratımdaki gülümsemeyle alt kata indim. Mutfağa geçip telefonumdan açtığım şarkıyla dans ederek yiyecek bir şeyler hazırlamaya başladım.
|Gülşen - Yurtta Aşk Cihanda Aşk|
Domates salatalık doğrarken bir yandan şarkıyı mırıldanıyordum, "Elimi de kolumu da bağla hadi bir odaya, bir ömür hapset hadi."
"Becerebilirsen zapt et hadi," arkama dönüp bağıran Senaya baktım. Gelip yanağımdan öperken, "Nereden geliyor bu enerji ya?" dedi gülerek. "Güzel uyudum, keyifli uyandım vallahi," dedim.
Sena da gülümseyip, "Ben de yardım edeyim, ekmek kızartayım hemen canım çekti" diyerek ekmekleri kesmeye başladı.
O sırada çalan zille müziğin sesini kısıp ellerimi yıkayarak kapıya adımladım. Kapıyı açtığımda karşımda elinde çiçeklerle bir kurye bekliyordu. "Yok artık," diye içimden geçirdim.Yine teslim aldığıma dair imza atıp çiçekleri alıp mutfağa geçtim, üzerindeki kartı aldım. Sena meraklı gözlerle bana bakıp, "Hayırdır ya, ne oluyor? Dün bugün çiçek bahçesi oldu ev?" dediğinde kartı açıp içimden okudum.
"Çiçekleri aldığınızı öğrendim fakat mesajlarıma dönüş yapmadınız. Bu sabahta sizin kadar güzel bu çiçeklerle güne başlamanızı istedim."
Mert Hakan Yandaş
Sena elimden kartı alarak okuduğunda gözlerini pörtletip bana baktı. "NEE! Dün akşamki çiçekler de mi ondan? Hani marka falan, oha şokum şaştı."
Oflayarak sandalyeye oturdum. "Gerçekten hayat bana garip oyunlar oynuyor."
"Abla, bu herif sana yorum falan da yapmış, az önce gördüm. Ben de yataktan kalkmadan bakınıyordum, sen gördün mü?"
"Evet gördüm, ne alaka yani gereksiz hareketler," dedim suratımı avuçlarımın arasına alarak masa dirseklerime yaslandım.
"Dün akşam niye söylemedin? Bizim adresi falan nasıl bulmuş bu?"
"Sena bilmiyorum, nereden bileyim?" dedim kaşlarımı çatarak.
"Ee, baktın mı mesajlarına?" dedi yanıma otururken.
"Hayır Sena, ilgilenmiyorum kendisiyle, ne bakacağım mesajlarına? Çok önceden hikayeme falan yanıt vermişti, o kadar biliyorum. Yakın zamanda bakmadım, merak da etmiyorum. Sen de ağzını sıkı tut, kimseye söyleme."
Sena bana bakıp sırıtarak, "Kimseden kastın Barış abi falan değil mi?" dedi.
"Bak ya, kaşınma," dedim.
O sırada zil yeniden çaldığında, "Bu sefer ne oluyor, çelenk falan geldi herhalde şimdi de" dedim oturduğum yerden kalkıp kapıya adımlarken.
Ben önce, Sena arkamda kapının önüne geldik. Kapıyı açtığımda kısa süreli bir şok yaşadım. Sena ağzı iki metre açık bakarken, "Baba," diye mırıldandı.
---
Beğeni ve yorumlarınızı bekliyorum 🐥✨

