
|Esin Bige çekimlerden |
°°°
Barış Alperin anlatımıyla ;
Eve girdiğimde Kerem hâlâ gelmemişti, Semih de evde yoktu. Spor çantasını odama bırakıp üzerimi değiştirerek aşağı kata indim. Kendime atıştırmalık olarak bol yeşillikli tavuklu bir salata hazırlayıp tabağı alarak salona geçtim. Küçük sehpayı önüme çekerek tabağı bırakıp iştahla salatadan yemeye başladım.
Bu sırada bugün olanları düşünüp hâlâ böyle şeylerin yaşanmış olduğuna, içimdeki duyguları ona açıp karşılık aldığıma inanamıyordum. Gülümserken Instagram'a girmem ve ana sayfaya düşen ilk postu görmemle gözlerim büyüdü. Öksürmeye başladım. Gıcık tutmuştu...
**

merthakanyandas, barısalperyılmaz ve 334.784 diğer kişi beğendi.
esinbigeturkoğlu: 👀 #işbirliği
8.454 yorumun tümünü gör
diablohill: This is so beautiful 🥵
sahradmr: Sen bambaşkasın
luisgomez: 🔥🔥
➥023: Ne ayaksın abi
➥barışalperaşığı: Yengem globale açılmış güzelliğiyle
merthakanyandas: 👍🏻
magazingündemi: Çok güzel be 😍
➥esinbigeturkoğlu: ❤️
duygugnl: Güzelliğim
➥esinbigeturkoğlu: 😽
034: Lan Mert Hakan yorum yapmış
➥093: Kızın adı Barış'la anılıyor, ne kadar itici gözüktü gözüme Mert bu hareketle, bilerek yapılmış gibi amk
067: Barış'a ölmeden cenneti yaşatır bu abla...
➥089: Çok şanslı adam
056: Barış beğenmiş amk yıkıldım, dedikodular doğru kesin
047: Aşık oldum
074:mert hakan yandaş avını gözüne kestirmiş djdjrjrjrkr
**
Bugünkü çekimden paylaştığı fotoğrafa uzun uzun bakıp her detayı hafızama kazıyordum. Elimdeki çatalı bırakıp gelen yorumlara tıkladığımda anlık kan beynime sıçradı. Yabancı birkaç modelin yorumu ve Mert Hakan Yandaş'ın yorumunu görmek hiç iyi olmamıştı. Kıskançlık tüm bedenimi sararken, "Bu adam ne alaka?" diye geçirdim içimden.
Evet, böyle bir fotoğraf atması işinin bir parçası olabilirdi ama ben bu yorumları kaldırabilecek bir adam mıydım bilmiyorum.
Hemen Instagram'dan çıkıp Esin'le mesajlarıma tıkladım. Sinirden ve kıskançlıktan kuduruyordum.
**
siz: İlla bu pozu mu atman lazımdı?
siz: Yok, kafa atacağım bir yere şimdi sinirden.
siz: Gelen yorumlara bak amk.
siz: Mert Hakan ne alaka? Tanışıyor musunuz siz? Ne bu cüret amk yavşak.
siz: Acil beni sakinleştirmen lazım, evi barkı yakacağım yoksa.
siz: Alev malev atmışlar amk.
yazıyor...
inatçı keçi: Bir dakika, sakin olur musun?
inatçı keçi: Ne oldu, hiçbir şey anlamadım. Duş alıyordum.
siz: Attığın fotoğrafın yorumlarına bak, acil.
inatçı keçi: Canım, benim gördüm evet ama sakinleşsen mi biraz?
siz: Mert Hakan ne alaka?
inatçı keçi: Ne bileyim, tanımıyorum.
siz: Bana gelsene, acil.
inatçı keçi: Kerem'e falan ne diyeceğiz, saçmalama. Nasıl geleyim?
siz: Yok, onlar evde değil.
inatçı keçi: Tamam, bekle geliyorum beş dakika.
**
Mesajlardan çıktıktan sonra telefonu koltuğun üstüne fırlattım. Elimi enseme götürüp arkama yaslandım ve gözlerimi kapattım. Kendimi sakinleştirmeye çalışarak onun yanıma gelmesini bekledim.
---
Esin Bigenin anlatımıyla;
Barış'tan gelen mesajlarla attığım postu inceledim. Yabancı birkaç modelin ve Mert Hakan Yandaş'ın yorumları onu deliye döndürmüştü. Benden yanına gitmemi istediğinde tereddüt etsem de Kerem'in evde olmadığını öğrenince oturduğum yerden kalkıp sessizce alt kata indim. Sena ve Semih duymadan ön kapıdan çıktım; yan bahçeye girdiğimde içimde bir heyecan oluştu. Etrafa bakındım, daha bazı şeyleri söylemek için erken olduğunu düşündüğümden bizimkilerden birinin beni burada görmesinden çekiniyordum.
Derin bir nefes aldım, sakin olmaya çalışıyordum. Kapıyı çalıp beklemeye başladım. Çok geçmeden kapı açıldığında kaşları ve memnuniyetsiz yüz ifadesiyle bana bakıyordu.
İçeri girip salona doğru adımladığında Barış'ın sinirden kapıyı tam kapatmadan aralık bıraktığını fark etmemiştik.
Barış önüme geçip koltuğa kendini bıraktığında, ben de köşeye oturdum. Yumuşak bir sesle konuşmaya başladım "Barış, lütfen sakin olur musun biraz kıpkırmızı olmuş yüzün ?"
"O yorumlardan sonra nasıl sakin kalayım, sen söyle," dedi göz devirerek.
"Bu benim işim, kim ne yazar, ne yazacak diye düşünemem ki. Paylaşım yaparken biliyorsun, değil mi? Hiçbirini tanımıyorum zaten," dedim dudak büzerek.
"Benim seninle bir derdim yok şu an, zaten kime takıldığımın farkındasındır," dedi.
Çok gergin gözüküyordu. Yavaşça oturduğum yerden kalktım, dizlerinin üzerine yerleştim. Ellerimi omuzlarına koydum ve gözlerinin içine bakarak,
"İsteyen istediğini yazsın, bak şu an nerede ve kimin yanındayım," dedim. Ellerim omuzlarında kenetlendi. Ona daha da yakınlaştım, yüzüm onun yüzüne değiyordu. Minik öpücükler kondurmaya başladım, önce yanaklarına, sonra boynuna. Sert nefesi yavaş yavaş yumuşuyordu.
Barış'ın gözlerindeki öfke yerini huzura bırakıyordu. Dudaklarına hafifçe dudaklarımı bastırdım, sonra tekrar boynuna. O an, sinirinin tuzla buz olup yok olduğunu hissettim. Ellerimle omuzlarını sıvazlayarak ona sakinleşmesi için zaman verdim.
"Sen beni hep böyle sakinleştireceksen, ben hep sinirlenirim ama," dedi, sesi bu kez daha yumuşaktı. Gülümseyerek ona bakınıyordum, kolları yavaşça belime dolandı, başını omzuma yasladı. Parmaklarımı sarı sarı lülelerine götürüp oynamaya başladım.
"Senin yanında huzur buluyorum, sen bana ne yaptın kızım ya," dedi, kafasını kaldırıp gözlerimin içine bakarken göz kırptım.
"İyiyiz, güzeliz, sinirimiz geçti sanırım," dediğimde tam kucağından kalkacakken buna izin vermedi. Yeniden ona döndüğümde, "Nereye kaçıyorsun bakayım sen?" dedi. Gülümsedim, bu çocukla ve yüksek libidosuyla başım beladaydı.
---
Barış Alperin anlatımıyla;
Dizlerime oturduğunda sıcaklığını kucağımda hissettiğimde, tüm öfkem ve kıskançlığım eriyip gitmişti. O anın büyüsünde kaybolmuştum. Gözlerim onun gözlerine kenetlenmiş, elleri omuzlarımda gezinirken, dudaklarıma kondurduğu her minik öpücük içimdeki öfkenin yerini huzura bırakıyordu.
Tam kalkacakken, aniden harekete geçip ellerimi beline sardım ve onu tekrar kendime çekerek kucağımda tuttum. Kalbinin hızla attığını hissedebiliyordum. Bu anı bırakmak istemiyordum. Beni zıvanadan çıkarıp elimden kaçmak o kadar kolay değildi. Dudaklarına kapanıp şevkle ve istekle öpmeye başladığımda, bütün dünyamı kaplayan tek şey onun varlığıydı. Tatlı öpücüklerle bana karşılık verirken, elimle saçlarını okşuyordum.
"Barış, dur, biri gelecek şimdi," dedi Esin, sesindeki naiflikle arada bir nefes almak için durakladığımda.
"Hayır," dedim, nefes nefese. "Seni bırakmak istemiyorum ki."
Onun dudaklarının tadı, teninin sıcaklığı beni kendimden geçiriyordu. Öpücüklerim daha ateşli bir hal almışken öksürük sesiyle irkildik; dudaklarından ayrıldığımda Kerem karşımda, yüzünde şoka girmiş bir ifadeyle bize bakıyordu. Esin ilk şokunu atlatıp hemen kucağımdan kalktı. Yüzü kıpkırmızı olmuştu, gözleri yere bakıyordu.
"Kerem, geleceğin anı sikeyim," dedim, sessizce.
Kerem'in gözlerindeki şaşkınlık silinerek yerini yavaşça bir gülümsemeye bırakırken, Esin'e döndüm, hâlâ kıpkırmızı olan yüzüne baktım.
"Utançtan yerin dibine girebilirim," dedi sessizce.
Kerem hafifçe güldü ve omzunu silkti. "Şey, rahatsız ettim sizi ama kapı açıktı, suçsuzum, tahmin edemedim bu ortamı," dedi şakacı bir tonla.
Benim için bir nebze iyi olmuştu en azından Kerem'in artık olanlardan haberi olacaktı . Esin'in eline doğru uzanıp sıkıca tuttum. Kerem'e bakıp, "Bir süre kimseye söylemeyi düşünmüyorduk ama sana bir açıklama yapmamız lazım sanırım. Yani çok ani oldu aslında, ismini falan koymasak da birbirimizden hoşlandığımızı fark ettik biz," dedim gülümseyerek.
Esin kafasını salladı, bakışları yere sabitlenmişti. Kerem'in yüzünde ise keyifli bir gülümseme oluşmuştu. "En büyük aşklar nefretle başlar diye kim demişse, çok doğru demiş," dedi gülerek.
Omzundaki çantasını yere bırakırken, "Ayrıca gelirken biraz bakındım da, sizle ilgili yine bir sürü haber var," dedi suratını ekşiterek.
Esin'in tuttuğum elini öperken, "Biz çok umursamıyoruz artık ayrıca benim işime gelir, benimle beraber olduğunu düşünmeleri," diyerek sırıttım.
"Ya, çok bilgi kirliliği var," dedi Kerem telefonunu açıp bakındı. "Mert Hakan fotoğraf beğenmiş, yorum falan yapmış Esin'e," dediğinde kaşlarım yine çatıldı. Esin yüzüme doğru bakarak, "Ay, keşke hatırlatmasaydın, boğaya dönüştü yine, burnundan soluyor," dedi yanağımı okşayarak.
"Güzel model, iki ünlü futbolcuyu birbirine düşürdü," diye başlık atmışlar amk," dedi Kerem.
"Yok artık amk," dediğimde göz ucuyla Esin'e bakındım; yüzü düşmüştü. Kerem'e dönüp, "Neyse, kapalım şu konuları," dedim.
~~~
Esin'in dizine kafamı koymuş, uzanırken elleriyle çenemin altını seviyordu. Gözlerimi aralayıp yattığım yerden ona doğru bakmaya çalıştım.
"Hazırlık maçlarımızı izlemeye gelir misin sende?" diye hevesle sordum.
"Avusturya'ya mı?" dedi şaşkın şaşkın bakarken.
"Evet, bizimkiler daha erken gidecek ama ben 22'sinden sonra gideceğim. Sen de gelirsin, hem maçı izlemeye hem de ufak bir kafa tatili yaparsın," dedim.
Bir süre bana doğru bakıp, "Tamam, aklımda, bunu düşüneceğim," dediğinde elini tutup öptüm. "Bu sayede senden uzak kalmam bir hafta," dedim.
Gülümseyerek suratımı mıncırıyordu. "Mutlu mu oldun sen? Surata bak," dedi.
O sırada güzel anlarımın katili Kerem elinde bir kağıt parçasıyla yanımıza geldi.
Bana doğru bakarak elindeki kağıdı uzattı"Al şunu, unutuyordum az daha vermeyi."
Yattığım yerden ona bakarak, "Ne bu?" diye sordum. Keşke sormaz olsaydım. Bunu getirip verdiğin dakikayı saniyeyi sikeyim Kerem.
"İpek elime tutuşturdu, tesisten çıkarken. Sana bir şey söylemeyi mi ne unutmuş ben bu kağıda yazdım, sen ver ona anlar o falan, diyodu" dedi.
Esin Keremin söylediklerini duyar duymaz Kerem'e bakarken oturuşunu dikleştirip çenemdeki elini çekmişti. Göz ucuyla ona bakarken, o da aniden bana dönünce göz göze geldik. Gözlerimi kaçırıp Kerem'e baktım.
"Ne yazıyor?" diye sordum korkarak.
Kerem boş boş bakarak, "Ne bilim, kanka, okumadım. Al şunu, elimden açıp oku kendin," dedi.
Yavaş hareketlerle kağıdı almak için Kerem'in eline uzanırken, Esin hızlı bir hamleyle benden önce davranıp kağıdı alarak bana bakmaya başladı. Yüzünde samimiyetsiz bir gülüş vardı.
Dizinden kalkıp oturur konuma geldiğimde kağıdı açıp sesli bir şekilde okumaya başladı...
"Barışcım, yanında ki kız yüzünden acele edince unuttum. Numaram değişti, ulaşmak istersen bu numaradan ulaşabilirsin. Göz kırpan gülücük..."
Bana ters ters bakarken Kerem, "Ouu, sıçtın," diye sessizce söylenerek karşı koltuğa oturdu.
Esin kağıdı göğsüme doğru vurup kucağıma bıraktı. "Al Barışcım, lazım olur," deyip oturduğu yerden kalktı.
Kapıya doğru yürürken, "Yanındaki kız yüzünden acele ettin demek Barışcım ay ne üzüldüm, konuşması da yarım kalmış, sarı çiyan," diye söylenerek kapıyı açtı.
Evden çıktığında peşinden koşturuyordum.
---
Esin Bigenin anlatımıyla;
Bana yorum yazdılar diye ortalığı ayağa kaldıran adama numaralar ve notlar geliyordu. O kadında bir negatiflik olduğunu zaten anlamıştım. Bir de yolda sorduğunda, vatan savunur gibi "kadın işini yapıyor" diye onu savunduğu aklıma gelince sinirle evden çıkıp kapıyı çarptım. Bahçeden çıkmadan durup derin bir nefes aldım. Tedirgin tavırlarıyla arkamdan gelip kolumdan tuttuğunda elini sertçe ittim.
"Barış, git işini yapan İpek Hanım'ı ara, yarım kalmış konuşmana devam et," dedim hafif bağırarak.
"Ya ne yarım kalmış konuşması, onu nereden çıkarıyorsun?" dedi.
"Gerçekten layığıyla işini yapıyor belli ki, her ilgilendiği futbolcuya notlarla mesajlar falan yolluyorsa, ne iyi kadın," dedim. Bahçeden çıkıp bizim eve doğru yürürken hâlâ arkamdan geliyordu. Gerilmiştim. Bizim bahçe kapısını açıp içeri girdiğimde, Sena ve Semih kapıdaydı. Elinde kocaman bir çiçek buketiyle bir kurye de karşılarında duruyordu. Neler olduğunu anlamak için onlara daha da yakınlaştım...
---
Okuyup geçmeyin lütfen beğenip yorum bırakmak çokta zor olmasa gerek 🤷
beğeni ve yorumlarınızı bekliyorum güzellerim 🐥💖

