
°°°
Esin Bigenin anlatımıyla;
Barış'ın sesini duymamla hızla sesin geldiği yöne doğru ilerledim. Onu bir odada yanımıza gelen sarışın kızla gülüşürken gördüğümde gerilmiştim fakat belli etmemeye çalıştım.
Barış camın arkasından beni görünce şaşkınlıkla ve telaşlı bir halde "Esin, burada ne yapıyorsun?" diye sordu.
"Merak ettim, uzun süre dönmeyince seni aramaya çıktım," dedim.
Barış gülümseyerek, "Endişelenme, sadece konuşmamız biraz uzun sürdü. Seni beklettiğim için özür dilerim," dedi ve koluma girip dışarı doğru çekiştirdi. Aceleyle ortamdan götürmek istiyor gibiydi.
"Tamam Barış, ben yürüyebiliyorum, çekiştirme. Bilsem merak etmezdim, ne bu tavır ya," dedim gerilmiştim.
Kolumu çekip önden önden yürümeye başladım.
"Güzelim, ne tavrı, saçmalama," dedi peşimden gelirken, çok umursamadım.
Yürürken sinirle yola dikkat etmediğim için yine sahaya çıkan yolu bulamadım. Mecbur arkamı dönüp Barış'a baktım.
"Beni sahaya götürsene, Kerem ile Yunus'u izlemek istiyorum," dedim.
"Ne demek o, ben ben..." dediğinde gözlerimi devirip, "Yok canım, sen geri dön, eğlenceli sohbetini bölmüş oldun benim yüzümden," dedim.
Sırıtıyordu, "Sen beni kıskandın mı?" dedi kolumdan tutup kendine doğru çevirince yüz yüze gelmiştik.
"Yoo, neden kıskanacakmışım seni," dedim saçlarımı geri atarken. "Hareketlerin hiç öyle demiyor ama," dedi elini yüzüme götürüp parmağıyla yanağımı okşarken.
Cevapsız kaldığımda, "Antrenmana çıkmadan bir öpücük mü alsam acaba? Daha hızlı koşarım belki," dediğinde olumsuz anlamda kafamı sallayarak, "Yooook," diyerek kelimeyi uzatmıştım. .
Oflayıp puflayarak yürümeye başladı, ben de ağır adımlarla peşinden ilerledim.
Barış Alper beni sahanın kenarındaki yedek kulübesine getirdiğinde, "Buradan rahatça izlersin beni," dedi gülümseyerek. Sıcacık bir gülümsemesi vardı, içimi ısıtan.
Biraz daha benimle kalıp üzerini değiştirip antrenmana katılmak üzere soyunma odasına doğru gitti. Hazırlık maçları başlamadan önce yoğun antrenmanlara başlamışlardı ve ben onları ilk antrenmanlarında izlemek için buradaydım. Kulağa çok keyifli geliyordu. Güneşin parlak ışıkları sahayı aydınlatırken, hafif bir esinti yüzümü okşuyordu.
Kerem, sahada ısınma hareketleri yaparken bana doğru bakışlar atıyor ve gülümsüyordu.
Barış da üzerini değişip geldiğinde onlara katıldı. Belli etmesem de heyecanlıydım. Tuttuğum takımın futbolcularını bu kadar yakından izlemek heyecanlandırıyordu. Barış'ın her hareketini dikkatle takip ediyordum. Antrenmanın ilk dakikalarında Barış ve Kerem sürekli birbirlerine bir şeyler söylüyor ve gülerek bana bakıyorlardı. Ne konuştuklarını deli gibi merak ediyordum.
Sahada çok keyif alarak arada birbirlerine sataşarak çalışmaya devam ediyorlardı. Barış, sahada hızlı adımlarla ilerlerken, ter damlaları alnından aşağı süzülüyordu. Kasları gerilirken, her adımında gücünü ve kararlılığını hissettiriyordu.
Antrenman sırasında su içmek için mola verdiğinde hemen yanıma geldi. Meraklı gözlerle "Sıkılmadın değil mi?" diye sordu.
Gözlerinin içine bakarak, "Hayır, burada olmaktan çok mutluyum. Seni izlemek bayağı keyif verici," dedim onu baştan aşağı süzüp sırıtarak.
Barış gülümsedi ve "Senin burada beni izliyor olman da beni mutlu ediyor, gaza geliyorum," dedi.
Sahadan çağırdıklarında bana göz kırparak tekrar antrenmana döndü, ama bakışlarımız sık sık kesişiyordu. Gözlerimi Barış'tan ayırıp etrafa bakındığımda o sarı kadının saha kenarından bana baktığını gördüm. Kafamı çevirip etrafıma baktığımda yakında ben dışında kimse yoktu. Bayağı bana bakıyordu. Bir süre benim de ona bakmamla bakışlarını kaçırıp sahaya çevirdi. Barış'ı izlemeye başladı. Kıskançlık damarlarımda gezmeye başladığında kaşlarımı çatıp bir Barış'a bir kadına bakmaya başladım. Sinirden oturduğum yerde ayağımı yere vurarak ritim tutuyordum.
Bir süre sonra Kerem, Barış'ın yanına gelip ona bir şeyler söyledi. Barış da ona el kol hareketleriyle bir şeyler anlatarak cevap verdi, ardından ikisi de bana doğru bakmaya başladılar. O an, aralarında ne konuştuklarını bilmek için çatlıyordum.
Barış, antrenmanın sonlarına doğru bir kez daha yanıma doğru koşturup, "Biraz daha sabret, bitiyor," dedi.
"Beklerim, hiç sorun değil de neyse konuşuruz," dedim sarı kadına bakınıp.
O da kadına doğru bakıp yüzünü ekşitti, daha sonra "Tamam, konuşalım," deyip sahaya geri döndü.
Havanın kararmasına az kalmıştı. Antrenmanın bitmesiyle Barış tam karşımda bana doğru yürürken üzerindekini çıkarttığında kasları gözüme gözüme çarpıyordu. Sertçe yutkundum.
---
Barış Alperin anlatımıyla;
Antrenman bittiğinde yorgunluktan ölüyordum. Tişörtümü çıkarıp terimi silerken gözüm Esin'e takıldı. Yedek kulübesinde oturmuş, gözlerini benden ayıramıyordu. Bakışlarındaki hayranlığı fark etmek zor değildi ve bu hoşuma gitmişti. Ona doğru yürüdüm ve gülümseyerek, "Biraz daha bekleteceğim seni, hızlıca duş alıp geliyorum," dedim. Bakışları hâlâ üzerimdeyken gülümseyerek karşılık verdi.
Soyunma odasına doğru ilerlerken, Berkan bana bulaşmadan duramadı. "Barış'cım, Esin'le aranda ne var? Bütün takım sizin cilveli bakışmalarınızı konuşuyor," dedi alaycı bir gülümsemeyle. Ona ters ters bakıp Esin'e verdiğim,' bir süre aramızda kalacak' sözünü hatırlayarak yanıt vermedim. Yalandan Berkana gülerek omzuna vurdum.
Soyunma odasına geçip duş alarak hızla giyindim. Esin'in yanına geri dönmek için acele ediyordum. Kerem duşa girecekken ona "Biz gidiyoruz," haber verdim. Tam soyunma odasından çıkıp Esin'in beklediği yere doğru adımlarken, fizyoterapistlerden biri olan ve bana açıkça ilgisini belli eden İpek, bana doğru seslendi. "Barış, bir dakika konuşabilir miyiz?"
Bir an duraksadım, gözlerim Esin'e kaydı. Uzakta beni beklerken, yüzünde gergin ve meraklı bir ifade vardı.
Derin bir nefes alarak İpek'e döndüm. "Tabii, ama hızlı olursan, Esin'i bekletmek istemiyorum," dedim. İpek, yüzünde hoşnutsuz bir ifadeyle, "Birkaç dakika sürmez, merak etme," diye yanıtladı.
Onunla kısa bir diyalog yaşadık, ama aklım hep Esin'deydi. Ara ara bakışlarım ona kayıyordu. İpek'in söyledikleri gram ilgimi çekmiyordu, tek düşündüğüm Esin'di. Konuşma bitince hızla Esin'in yanına döndüm. Gözlerindeki kıskançlık ve endişeyi görebiliyordum. Sert bir şekilde bana bakarken, "Her şey yolunda mı?" diye sordum, sesimdeki endişeyi gizleyemeden.
Esin derin bir nefes aldı ve gülümsedi. "Evet, neden yolunda olmasın ki?" dedi imalı imalı.
"Bilmem, beni birazdan boğacak gibi bakıyorsun da," dedim korkarak sırıtıp.
"Ay ne kadar komik. Artık gidiyoruz sanırım,sohbetin bittiyse. " deyip önden önden yürümeye başladı. Kafamı sağa çevirdiğimde, İpek tek eli belinde kapıya yaslanmış bize bakıyordu. Çok işim var, bu ikili birbirini kesmez umarım diye içimden temenni ederken, usul usul Esin'in peşinden gidiyordum.
Araca geldiğimizde uzaktan kilidi açmamla aracın kapısını açıp somurtarak oturdu. Tavırları beni gerse de beni kıskanması hoşuma gidiyordu. Ben de araca binip motoru çalıştırdım. Eve doğru sürmeye başlamıştım. Hafif müzik eşliğinde havadaki gerginlik kaybolurken, trafik yüzünden durduğumuzda telefonunu çıkarıp ekranı bana çevirdi. Ben sahadayken beni çektiği anları gösteriyor ve gülümsüyordu.
"Ne kadar tatlısın, baksana," dediğinde kafamı çevirip suratına doğru baktım. Yüzündeki gülümseme çok güzeldi.
"Burada yine neye söyleniyordun acaba?" dedi o videoyu izlerken ben onu izliyordum.
"Barış, şu Kerem'in üstüne atlama bir daha, baksana çocuğun canı çıkmış," dedi gülerek. Gözlerimi ayırmadan ona bakmaya devam ediyordum.
Ben yanıtsız kaldığım için telefon ekranındaki bakışlarını çevirip bana baktı. Hafifçe omzuyla koluma vurup, "Ee, ama sen beni dinlemiyorsun ki?" dediğinde,
Hafifçe dudaklarımı yalayıp, "Güzelliğinden gözlerimi alamıyorum ki," dedim. Ciddiydim; yüz hatları, gülüşü, mimikleri aklımı karıştırıyordu.
Gözlerini gözlerimde sabitledi hafif bir tebessümle, "Barışşş, evin yanıyor," dedi peşinden kıkırdayarak.
"Yansın," diye mırıldandım, dudaklarına bakarken. Benden önce o hafif hafif bana doğru yaklaşıyordu tam dudaklarımız birleşecekti ki korna sesleriyle irkildik.
"Hay anasını sikiyim ya bu trafiğin," diye söylenip gaza bastığımda, Esin yan koltukta kıkırdıyordu.
Trafik hafif hafif açılmaya başlamıştı. Uzun bir bekleyişin ardından nihayet biraz ilerleyebilmiştik. Arabada kısık sesle arka arkaya çalan parçalar eşliğinde ilerliyorduk. Esin'in gözleri parıldıyordu, her şarkının melodisini hafifçe mırıldanarak eşlik ediyordu. Derken, Simge'nin "Aşkın Olayım" şarkısı çalmaya başladığında bir anda canlanıverdi.
Uzanıp müziğin sesini sonuna kadar açtı ve bana dönerek cilveli bir bakış attı. Şarkının ritmiyle başını hafifçe sallıyor, dudakları melodiyi mırıldanıyordu. "Yangın yeri hep buralar sayende" kısmı geldiğinde uzanarak yanağımdan hafifçe makas aldı. Bu küçük ama etkileyici hareketi beni gülümsetmişti. Yüzümde beliren tebessümü kontrol edemezken, gözlerim bir an için Esin'e odaklandı. Ancak hemen ardından dikkatimi tekrar yola vermem gerektiğini hatırlayıp, gözlerimi yoldan ayırmamaya çalıştım. Bu kız benim ayarlarımla oynuyordu.
---
Esin Bigenin anlatımıyla;
Trafik sonunda biraz açılmıştı ve eve doğru ilerliyorduk. Arabanın içinde çalan şarkılar eşliğinde geçen süre Barış'ın da yanımda olması bana huzur vermişti. Ancak aklımda dolanan bir soru vardı: Barış'ın antrenmanında gördüğüm sarışın kadın kimdi? Eve yaklaştıkça bu merakım iyice artmıştı. Sonunda dayanamayarak soruyu sormaya karar verdim.
Şarkının sesini kısıp, yavaşça Barış'a doğru döndüm. "Barış, bu antrenmanda sürekli senin etrafında dolanan sarı saçlı kadın kimdi?" diye sordum. Başta Barış biraz afalladı, gözlerini birkaç kez kırpıştırdı. Sessizliği bana o anı tekrar yaşattı; kadının gülümsemeleri ve Barış'a olan aşırı ilgisi gözümde canlandı.
"Şey, o kulüple çalışan fizyoterapistlerden biri," dedi sonunda Barış, biraz tedirgin bir şekilde.
"Maşallah, kulüple değil de seninle özel çalışıyor gibiydi," dedim, bu sefer hissettiğim kıskançlığı ve rahatsızlığı gizlemeye çalışmadan.
Barış, konuyu geçiştirmeye çalışıyordu. "Gerçekten önemli bir şey yok, sadece işini yapıyordu. Fizyoterapistlerin oyuncularla ilgilenmesi gayet normal."
Ama bu açıklama beni tatmin etmemişti. "Barış, ben oradaydım ve gördüm. Sadece işini yapmıyordu ayrıca sana olan ilgisi oldukça belliydi. Bir tek seninle bu kadar ilgili olması normal mi?" dedim, sesimdeki sertliği gizleyemeyerek.
Barış derin bir nefes aldı ve direksiyona odaklanmaya çalıştı. "Yani hepsinin ilgilenmek zorunda olduğu oyuncular var güzelim, normal."
Gözlerimi ona diktim ve sessizce bakındım. Son lafından sonra uzatmasam da o kadından negatif bir enerji almıştım.
Yüzüm asık yolu izlerken Barış, elimi tutup sıkıca sıktı. "Asma yüzünü," dedi. Yalandan gülümsedim.
Eve yaklaştıkça, konuşma bir süre durdu. Sadece arabanın motor sesi ve arka planda hafifçe çalan müzik vardı. Barış'ın elinin sıcaklığı bana güven verdi. Belki de gerçekten abartıyordum; belki de Barış'a olan güvenimi sorgulamak yerine onunla daha fazla vakit geçirmeliydim. Ama yine de içimde bir yerde, bu konuyu tam olarak kapatamamanın verdiği bir huzursuzluk kalmıştı.
Arabayı park ettiğinde, Barış araçtan inip kapımı açarak gülümsedi. "Buyrun bakalım, hanımefendi."
Araçtan inip arkadaki eşyalarımı aldım. Barış'a doğru yanaştım.
"Bugün için teşekkür ederim," dedim gülümseyerek.
Konuşmadan gülümseyerek belimden kavrayıp beni kendine doğru çektiğinde, bizimkiler görebilir diye tedirgin olsam da dudaklarımız buluştuğunda etraf o anlık umrumda olmamıştı.
Sert bir şekilde öptüğünde ona karşılık veriyordum. Alt dudağımı emerken bedenini iyice bana yapıştırdı; belimdeki kolları daha da sıkılaşmıştı. Bir süre sonra nefes nefese kaldığımızda geri çekilip burnuma minik bir öpücük kondurdu.
"Sanırım dudakların olmadan bir daha asla yaşayamam," dedi nefes nefese fısıldayarak.
Beni utandırmayı çok güzel başarıyordu gözlerimi kaçırıp, "Neyse, ben eve geçiyorum," dediğimde, "Kaç tabi ya, araba da cilveli cilveli hareketlerle beni baştan çıkarırken bir şey yoktu," dediğinde, kaçarmışçasına eve doğru adımlayıp sırıttım.
**
Eve girdiğimde yüzümde aptal bir gülümseme vardı. Semih ve Sena televizyon karşısında dizi izliyordu. Onların dikkatini dağıtmadan girişten el sallayıp odama çıktım. Elimdeki eşyaları bırakıp yatağa oturduğumda dudaklarıma dokunup bugün olanları düşündüm. Yüzümdeki gülümseme artarken telefonum çalmaya başladı. Açıp kulağıma koydum.
Duygu direk lafa girmişti. "Of diyorum, başka bir şey demiyorum sen nasıl bir hatunsun ya. Sana attım, bugün ki fotoğrafları, birkaç tanesini post çıkman lazım, unutma."
"Nasıl, güzeller mi? Eve yeni geldim, paylaşırım şimdi bakıp," dediğimde, "Yuh, neredeydin? Bu saate kadar çekimin biteli kaç saat oldu?" dedi.
"Barış antrenmanlarını izlemeye davet etti, ondaydım," dememle telefonun öbür ucundan bağrınmaya başladı.
"Kulağımı siktin kızım, sus," diye isyan ettiğimde, "Siz de var bir şeyler de, hadi hayırlısı," dedi imalı bir ses tonuyla. "Ne olacak ya, arkadaşım işte, aa," dedim. Ardından, "Hadi kapatıp şu resimlere bakıp post atayım, sonra duş alacağım, yorgunum," diye ekledim.
Telefonu kapattığında attığı fotoğraflara bakıp hoşuma gideni ayarlayıp post atmıştım. Telefonu yatağa bırakıp banyoya geçtim. Gerçekten yorulmuştum. Suyu açıp altına girdiğimde ılık su beni mayıtırmıştı.
Duştan çıktığımda telefonum titriyordu. Kurulanıp üzerimi giyerken hala gelen bildirimleri merak edip telefonun ekranına bakındım...
---
Beğeni ve yorumlarınızı bekliyorum, güzellerim 🐥❤️




