herkese keyifli okumalar ✨
| yorum bırakmayı unutmayın lütfen |
°°°
Barış Alperin anlatımıyla;
Yanağıma bir öpücük kondurup paytak paytak içeri koşturup kapıyı kapattıktan sonra öylece kapıya bakıp sırıtıyordum. Bugünün bu kadar güzel geçip bu kadar güzel biteceğini hayal etmemiştim. Yüzümdeki tebessümle bahçeden çıkıp kapının önündeki Esin'in aracını kilitleyip anahtarını yarın vermek için cebime attım.
Eve doğru yürürken bahçeye girmeden köşeye park etmiş araca takıldı gözüm. İçindeki adam buraya doğru bakıyordu. Bakışlarımı ayırmadan bakmaya devam ederken o yöne doğru birkaç adım attığımda aracı çalıştırdı, geri geri gidip köşeyi dönerek uzaklaştı. Anlam veremesem de çok takılmadım. Tekrar eve dönüp anahtarla kapıyı açıp içeri girdim.
Kerem koltukta uzanırken Semih diğer koltuğa yatağını açıyordu.
"Çok güzel geceydi ama sanki hâlâ kafamın içinde Yalın şarkı söylüyor," deyip güldü Kerem.
"Yalın'ı çok sevmiyorum ben ama ona rağmen güzeldi," dedi Semih. Kerem gözlerini açıp dudaklarını büzerek, "Aaa, Yalın sana bayılıyordu zaten," dedi.
Kerem bana dönüp, "Ee, siz ne yaptınız? Ne dedi Esin?" diye sorunca sırıtarak, "Bu sefer affedildik," dedim.
Kerem, "İyi, gözün aydın sonunda," deyip Semih'e dönerken, "Arabada Sena çok güzel geceydi falan diyor, bu şerefsiz de Sena'ya 'senin kadar değildi' falan diyor, benim gözümün önünde yapma bari," dedi. Semih çıkışarak, "Ne dedim abi, bir güzellik yapalım dedim, ne var yani," dedi.
Kerem, "İt herif, kızın yanındasın diye sustum, dua et bozmadım seni."
Onlar her zamanki gibi birbirleriyle uğraşırken aklıma sabah Esin'in attığı not ve az önce bizim evlere doğru bakan adam geldi. Oturduğum yerden fırlayıp, "Kerem bekle, sana bir şey göstereceğim," dedim.
Hızlı adımlarla odama çıkıp diğer pantolonun cebindeki kağıdı alıp aşağı geri döndüm.
Notu okuması için Kerem'e uzattığımda yavaş hareketlerle kağıdı açarken, "Bu ne kanka?" dedi.
"Sen oku, bir anlatacağım," derken Semih de yastığına sarılmış bize doğru bakıyordu.
Kerem gözlerini kısıp kağıtta yazanı okuduğunda kafasını kaldırıp bana baktı. Semih de merakla kağıdı Kerem'in elinden çekerek göz gezdirdi.
"Kim bu puşt?" diyen Semih'e bakarken, "Şimdi sen anlat bakayım bir, ne ayak bu not," dedi Kerem.
Esin'in kağıdı attığı ve benim aldığım anı, az önce eve girerken gördüğüm adamı anlattığımda Kerem şaşkın bakışlarla çenesini kaşırken, Semih kağıdı bana uzattı.
Kağıdı alırken, "Abi eski sevgilisi falan olabilir," dedi.
Kerem kafasını sallayarak, "O da olabilir, şu takıntılı fanlar falan oluyor ya, hasta öyle bir şey olmasın," dedi.
"Şu andaki sevgilisi olamaz ama, değil mi?" dedim şaşkın şaşkın bakarken.
"Sinirlendi, kağıdı attı dedin," dedi Kerem. "Hem de abi engelledin beni yazmış," dediğinde Kerem koltukta oturuşunu düzelterek, "Kanka bu sağlıklı düşünülerek yazılmış bir şey değil bence," dedi.
"Eğer dediğiniz gibiyse az önce kapıda evi gözetleyen biri vardı. Kızlar tehlikede olabilir mi ya?" dedim.
Kerem ciddiyetle, "Kanka, yarın soralım Esin'e, en mantıklısı," deyince, "Kağıdı aldığımı falan bilmiyor, rahatsız olabilir. "
"Sena'ya soralım, konuşuruz, ablasına söylemez amk, en azından eski sevgilisi falansa öğrenmiş olursun," dedi Semih.
Kerem Semih'in saçlarımı okşayarak, "Arada kafan basıyor, ben yarın Sena'yla konuşurum," demişti.
Kafamı olumlu anlamda sallayıp, "İyi madem, öyle yapalım," diyerek oturduğum yerden kalkıp, "Hadi ben yatıyorum, yorgunum," dedim.
"Barış Beko yarın antrenmana gidek diye daralıyor, ne yapalım?" dediğinde, "Sabah moduma göre bakarız," diyerek merdivenlere yöneldim.
"İyi madem, hadi iyi geceler," diye bağırdı Kerem.
Merdivenleri çıkıp odama geldim. Üstümü çıkarıp altıma bir şort giyerek kendimi yatağa attım. Güzel geçen günümü düşünüp tebessüm ederken bu not mevzusu kafamı kurcalıyordu. Düşünceler içinde uykuya daldım.
---
Esin Bigenin anlatımıyla;
Sabah uyandığımda yataktan hemen çıkamamıştım, uzun süre dün geceyi düşündüm. Konserin çok çok güzel geçmesi dışında, alkolün etkisiyle gaza gelip Barış'ı yanağından öpmüş olduğumu hatırladıkça kendime sinirlenmiştim. Evet, aramızdaki buzları eritmiş olabilirdik fakat o öpücüğe hiç gerek yoktu.
Telefona elimde doğrularak sırtımı yatak başlığına yasladım ve bir süre dün çekmiş olduğumuz fotoğrafa baktım. Daha sonra, fotoğrafı bana da at diyerek numarasını telefona kaydettiği geldi aklıma. Mesaj kısmına girerek fotoğrafı ona gönderip ardından bir şeyler yazarak çıktım. "Barış" diye kaydettiğim adını "dağ ayısı🐻" olarak değiştirdim.
Duygu'nun 10 dakika önce gönderdiği mesajına tıkladım.
**
Duyguuu: Dün konsere gittin, haber vermedin tamam da Barış Alper'le gidip haber vermemen sana hiç yakışmadı.
Siz: Sen nereden biliyorsun? Sena'yla mı konuştun? Ayrıca benim de haberim yoktu, Harbiye'nin girişinde öğrendim.
Duyguuu:Kızım ne Senası, ortalık yıkılıyor. Ayrıca flört etmenizi de bana söylemedin ya, sana aşk olsun, çok kalbim kırık.
Siz: Ne flörtü, salak mısın Duygu? Ortalık yıkılıyor derken?
Duyguuu: Dur, sana bir link atayım.
Duyguuu: *link*
Duyguuu: Bu sadece paylaşan sayfalardan biri.
Siz: Yine mi ya, of.
Siz: Bekle bakayım şuna.
**
Duygu'nun attığı linke tıklayıp yapılan haberi okuduğumda, "Sıçtık," diye içimden geçirdim. Barış'tan hâlâ bana "primci" mesajı gelmediğine göre hâlâ uyanmamıştı. Önce davranıp linki göndererek ona mesaj attım. Daha sonra paylaşımın yorumlarını merak edip şöyle bir göz gezdirdim.
~~

sondakika, 2.sayfa ve 97.434 diğer kişi beğendi
magazingündemi: Esin Bige Türkoğlu ve Barış Alper Yılmaz dün akşam Harbiye'de gerçekleşen 20. yıl Yalın konserini en ön sıralardan izledi. İkilinin oldukça samimi halleri dikkat çekerken, aşk şarkılarını birbirlerinin gözlerine bakarak söylemeleri gözlerden kaçmadı. Sena Türkoğlu, Kerem Aktürkoğlu ve Semih Kılıçsoy'un da yanlarında olduğu çiftimiz, konser sonrası başka bir mekanda eğlenmeye devam etti. Bu görüntüler akıllara aşk dedikodularını getirdi. Sizce yakışıyorlar mı?
📷Barış Alper Yılmaz ve Esin Bige Türkoğlu aşkının tüm kanıtları hikayemizde.
7789 yorumun tümünü gör
user075: Barış bu kızı üzer.
bayfc: Barış'ın ağzından bir açıklama duymadıkça inanmam.
barışalperfanı: Ben çok fena yakıştırdım ikisini.
user33: Ben bunları daha önce shiplemiştim yalnız.
➥ user66: Hayırlı olsun, yakışmışlar.
➥ user71: Haber gerçekse yılın çifti amk.
user045: Barış da elden gitti kızlar.
➥ user82: Güzelim kız, o hayvanata bakmış. Barış yatsın kalksın dua etsin amk skdkdld.
gsliyiz: Barış'ın kariyeri etkilenmesin de.
~~
Oflayarak telefon ekranını kapatıp yataktan kalktım. Banyoya giderek elimi yüzümü yıkadıktan sonra yataktaki telefonumu alarak Duygu'ya dün olanları ve haberin yalan olduğunu, sadece eğlendiğimizi anlattığım bir ses kaydı gönderdim. Üzerime spor kıyafetlerimi giyerek odamdan çıktım. Sena hâlâ uyuyordu. Aşağı kata inerek ayağıma spor ayakkabılarımı giyip koşuya çıktım.
---
Barış Alperin anlatımıyla;
Arka arkaya çalan telefonuma başta aldırmasam da susmadan çalmaya devam ediyordu. İsyan ederek kafamı yastıktan kaldırıp elimi saçlarıma atıp kafamı kaşıdıktan sonra başucumdaki telefona uzandım. Arayan annemdi. Bu kadar ısrarla araması aklıma kötü bir şey olduğu düşüncesini getirince aniden yatakta doğrulup telefonu açtım.
Tedirgin ve uykulu çıkan sesimle "Efendim anne, kötü bir şey olmadı demi?"
"Günaydın Barış Alper," dediğinde şaşırdım. Genelde bana kızgın veya kırgınken iki adımı birden kullanırdı.
"Günaydın annecim, hayırdır ne oldu aslan oğluma?" dedim.
"Gelinim olduğunu internetten mi öğrenecektim ben, Barış Alper? Annene bunu mu layık gördün?" dediğinde anlamadığım için yüzümü buruşturdum.
"Ne gelini anne, ne saçmalıyorsun ya?" dedim gülerek.
"Hayır, çok yakıştırdım sizi, orası ayrı ama Esin'le aranızda bir şeyler olduğunu önce bize söyleseydin ya oğlum," deyince elimle yüzümü sıvazladım.
"Canım anam, bak yeni uyandım, inan seni anlamıyorum. Ne gelini, ne Esin'i, yok öyle şeyler," dediğimde, "O halleriniz ne o zaman?" dedi.
"Haber mi yapmışlar konserden mi?" dediğimde, "Hıı," diyerek onayladı.
"Yok öyle bir şey, arkadaşım komşum oluyor kız benim. Keremler falan hep beraber eğlenmeye gittik sadece, her şeye inanma anne ya. Uçan dişi sinekle aşk haberi yapacaklar utanmasalar," dedim.
"Tüh, çok da yakışmışsınız. Tam bana göre bir gelin. Öyle bir şey yoksa da sen bir düşün yine de oğlum, hem bizim buralı onlar da mis gibi," dedi gülerek.
Sinirle yataktan kalkarken, "Anne, duymamış gibi yapıyorum ve kapatıyorum şimdi," dedim.
Telefonu kapattıktan sonra elimi yüzümü yıkayıp telefonumu da alıp aşağı inerken tanımadığım bir numaradan gelmiş olan mesajlara tıkladım.
**
053**: fotoğraf*
053**: Günaydın Bay Dağ Ayısı, dün fotoğrafı mutlaka at demiştin.
(09.34)
053**: link*
053**: Şu haberleri ancak bu kadar götten atarak yapabilirler.
053**: Şimdi gördüm bunu, ben sana demiştim.
053**: Of, senden suçlama mesajları gelmemişti uyandığımda, büyük boşluktayım.
(09.58)
053** kişisini "İnatçı Keçi" diye kaydettiniz.
(10.40)
Siz:Günaydın İnatçı Keçi, öncelikle fotoğrafımız ne kadar güzel öyle.
Siz: Yine fena yakışıklıyım.
Siz:Ben de uyuyordum, annem aradı, haberi öyle öğrendim ama çok umrumda değil inanır mısın?
İnatçı Keçi: Kendini övmesen şaşardım.
İnatçı Keçi: Hadi ya, umurunda değil demek. Şaşırtıyorsun beni.
Siz: Üzülme ya, sen de güzel çıkmışsın ;)
Siz:Severiz öyle şeyler yapmayı, belki her gün biraz daha çok şaşırtırım seni.
İnatçı Keçi:Hadi oradan Dağ Ayısı seni.
İnatçı Keçi:Neyse hadi, koşmaya devam etmem lazım, terim soğuyacak.
Siz:Koşu mu yapıyorsun sen?
Siz:Böyle şeylerin vardı da niye söylemiyorsun?
Görüldü.. (10.55)
**
Görüldü atıyor bir de hanımefendi diye kendi kendime söylenip telefona bakıp sırıtıyordum. Koltukta yatan Semih gözlerini açarak boş boş bana bakıyordu.
"Ne bakıyorsun lan öyle şerefsiz?" dediğimde yattığı yerde esneyerek, "Sen neye gülüyorsun abi, kendi kendine mi konuşuyordun az önce? Amk korkutma beni," demişti.
"Yok abim, mesaj yazıyordum öyle," dediğimde sırıtarak, "Hee, kime?" demişti.
"Sanane lan, kalk hadi bi kahvaltı hazırla da aç karnımızı doyuralım," dedim.
Koltukta doğrulup oturur pozisyona geçip, "Abi, hayırdır? Beni hizmetçi olarak mı aldınız siz? Haberim yok," dediğinde Kerem de elinde telefonuyla salona giriyordu.
"Köpeğe bak köpeğe, sabah sabah dayak istiyor. Dün ben hazırladığımda hizmetçi mi oldum, it?" diyerek koltuğa otururken bana dönüp elindeki telefonu sallayarak, "Bu haberlerden sonra bir mallık yapmadın sen de, değil mi? Daha aranız yeni düzelmişti," dedi.
Semih lafa atlayıp, "Ne haberi?" deyince Kerem elindeki telefonu ona çevirip gösterdi. Ben de gülerek, "Yok oğlum, güldük geçtik," dedim.
Semih gözlerini telefondan ayırıp bana bakarak, "He, sen demin Esin ablayla yazışıyordun yani, ona gülüyordun. " dedi sırıtarak.
Kolumun altındaki koltuğun yastığını alıp Semih'in kafasına fırlattım. Sonra Kerem'e döndüm, "Annem aradı, bana kızıyor, gelinimi niye önce bana söylemedin diye?" diyince Semih kahkaha atarken Kerem tebessümle, "Emine teyzem haklı," dediğinde.
"He da kanka, haklı. Ne gelini, ne aşkı, deli misin?" dedim.
Semih oturduğu yerden kalkıp çarşafını katlarken, "Şimdi yok belki ama ileride..." Lafını bitirmesine izin vermeden, "Sus, siktir git kahvaltıyı hazırla sen," dedim.
Elindeki çarşafı koltuğa bırakıp dudak büzerek, "Kırın kalbimi kırın," diyerek salondan çıkıp lavaboya gidip elini yüzünü yıkadı. Daha sonra salonun kapısından geçerken, "Gerçekten çok ayıp," deyip mutfağa doğru gitti.
Kerem'le birbirimize bakıp sırıttıktan sonra oturduğum yerden kalkıp odama çıkarak şortumun üstüne bir tişört giyip tekrar aşağı indim.
**
Çok geçmeden, Kerem'in de yardımıyla sofrayı kurmuşlardı. Beraber masaya oturduğumuzda Semih elindeki çaya bakıp, "Aşığım da bu merete," deyip birkaç yudum aldıktan sonra Kerem'e bakıp, "Keyfim yerinde, akşam üstüne doğru antrenmana gidelim mi?" dedim.
Kerem ağzı dolu olduğu için kafasını sallayarak onayladığında, Semih "Ben de artık giderim abi bugün," dediğinde kafamı kaldırıp ona baktım.
"Ee, yoksa bir işin mi var? Kal oğlum, burada takılıyoruz işte ne güzel," dediğimde, "Kalmaya kalırım da koltuk sikti belamı, boynum tutuluyor," dedi.
Kerem çayından aldığı yudumdan sonra, "Sen yat benim yattığım yatakta, ben yatarım burada," diyince, "Yok abi, senin rahatın niye bozulsun?" dedi.
Kerem suratını ekşitip, "Ne bozulacak rahatım, kardeşim hem rahat koltuğu almış maşallah, kal kal sen" demişti.
Sohbet eşliğinde kahvaltımızı yapmaya devam ettik.
---
Esin Bigenin anlatımıyla ;
Kendimi kaptırıp uzun süre koşmuştum. Yorgunluktan artık bacaklarım titriyordu,bitkin bir şekilde yavaş yavaş eve doğru yürüyordum. Elimdeki su şişesinden birkaç yudum aldıktan sonra titreyen telefonuma baktım. Sırıtarak gelen mesaja tıkladım.
---


