keyifli okumalar✨
Lütfen yorum bırakmayı unutmayın

konserden anlar (temsili)
°°°
Esin Bigenin anlatımıyla;
Arkamı döndüğümde Barış'ı görmeyi beklemiyordum. Kocaman gülüşüyle bana bakıyordu. "Ne oluyor?" diye mırıldandım. Sena'ya dönüp anlamsız bakışlar atıyordum.
Barış, arkasında tuttuğu elini öne doğru uzattığında gözlerime inanamayıp ovuşturdum. "Bu bilet tahmin ettiğim şey mi?" diye sordum. Gereksiz bir soruydu, kabul ediyorum konser bileti olduğu apaçık belliydi zaten, ama çok heyecanlanmıştım.
"Ee, biraz daha burada beklemek yerine yerimize mi geçsek? Yalın'ın sahneye çıkışını kaçırmak istemeyeceğini düşünüyorum," demişti Barış.
Çok heyecanlanmıştım, yavru kedi gibi çıkan ses tonumla "Önce biri bana ne olduğunu açıklayabilir mi?" diye söylendim. Sena'ya bakıyordum.
"Şimdi şöyle ablacım, senle konuştuğumda Kerem abim ve Barış abim de vardı. Konser konusuna biraz kulak misafiri oldular. Daha sonra bir baktım, aslan abim üzülmüş. Hemen seni ve beni mutlu etmek için bilet ayarlamış," dedi Barış'ı göstererek.
Yüzümde istemsizce oluşan gülümsemeyle kollarımı yana doğru açarak ona yürüdüm. Tam oda kollarını açtığında sarılacaktım ki durup geri çekildim. "Ne oldu?" dedi Barış.
"Bir sürü insan var çevrede, bir haber vakasını daha kaldıramam. Sonra yemediğim laf kalmıyor, biliyorsun. Teşekkürümü daha sonra edeceğim o yüzden," dediğimde Barış etrafına bakınıp güldü. "Lafını sokmadan asla rahat edemezsin, değil mi?" dedi dudak büzerek.
Sadece gülmüştüm. Kerem, Semih'in omzuna attığı elini çekerek "Ee, hadi girelim artık. Başlayana kadar anca buluruz yerimizi," dediğinde Semih'le önden yürümeye başladı. Sena da yanlarında önden yürüyorlardı.
Barış'la arkada yan yana yürürken hafifçe kafamı kaldırıp ona doğru baktım, gülümsüyordu. İstemsizce ben de güldüm. Bakışlarımı yere çevirip "Barış, ne desem bilmiyorum," dedim. Gerçekten bilmiyordum, ondan bu kadar ince bir hareket beklemiyordum.
"Bir şey söylemen için yapmadım. Yüzünde oluşturduğum gülümseme bana yetti zaten," dediğinde çaktırmadan ona baktım. Şu an gözüme öyle tatlı geliyordu ki boynuna sarılmamak için kendimi tutuyordum. Etraf çok kalabalıktı ve gözler üstümüzdeydi.
Barış'a doğru hafif yanaşarak "Çok ince bir hareket, kabul ediyorum, ama beraber konsere gitme fikrinde hâlâ emin misin? Bu gece biraz fazla ses getirebilir," dedim, çaktırmadan etrafta bize bakan insanları göstererek.
Barış etrafa bakarak şöyle bir süzdükten sonra, "İnanır mısın, hiç umrumda değil. Sadece senle..." diyerek duraksadı, söylediği şeyi farkına varıp "Yani sizle eğlenmek ve keyfini çıkarmak istiyorum," diye düzeltti.
"Yok, hayır. Ben uyarayım da sonra gecenin bir yarısı uyanıp beni suçladığın mesajlar görmek istemem," dedim sırıtarak.
"Bunu her zaman kafama kafama vuracaksın, değil mi? Çok eğleniyorsun belli ki," dediğinde göz kırparak "Neden olmasın?" dedim.
**
Bilet kontrolünden sonra içeri girmiştik. Semih ve Kerem etrafını saran birkaç kişiyle fotoğraf çekinirken Barış görmezden gelip oturacağımız yeri arıyordu. Önden yürüyerek Sena'nın koluna girdim.
"Sana aşk olsun, evde neden söylemedin?" dediğimde yanağıma öpücük kondurup "Şok ol istedim," dedi gülerek.
"Bu dağ ayısı bunu nasıl düşünmüş?" deyince Sena ters ters bakarak "Ayıp ama be kadın, hâlâ adama dağ ayısı diyorsun" dedi.
"Onun adı dağ ayısı kızım, ne diyeyim başka?" dedim gülerek. Barış kolumdan tutunca sustum. Ona döndüğümde yerimizi işaret ediyordu. Yönümü değiştirip önden ben geçtim, Sena kenara çekilip bekleyince Barış benim yanıma oturmuştu.
---
Barış Alperin anlatımıyla;
Yüzü gülüyordu, etrafa neşe saçıyordu ve bunun olmasında payım büyüktü. Şarkı sesinin yükselmesiyle Yalın'ın sahneye geldiğini anladığımız anda Esin hareketlenmişti bile. Sürekli bana kaçamak bakışlar atarak gülüyordu.
|yalın-yeniden|
Işıklar yavaşça kısılmaya başladı. Yalın'ın sahneye çıkmasıyla Esin yerinde duramayıp ayağa kalktı.
Oturduğum yerde ritme göre kafamı sallayıp alkışlıyordum.
Esin dans etmeye başladığında, büyülenmiş bir şekilde onu izliyordum. Gözlerim, onun her hareketini takip ederken aniden bana dönerek "Hadi dağ ayısı, sen de kalksana," dedi. Gözlerinin içi gülüyordu. Ardından bağırarak Keremleri işaret edip, "Oturmaya mı gelmiş bunlar, kalksanıza ya," dedi.
"Ben mi? Buradan gayet iyiyim, seni seyretmek çok daha keyifli," dedim. Omuzlarını silkerek dans etmeye devam ediyordu.
|yalın-yaz gülü|
Yeni şarkıya geçildiğinde Esin hâlâ dans etmeye devam ediyor ve Yalın'ın sözlerine eşlik ediyordu. Saçmaydı ama her kelimeyi sanki bana söylüyormuş gibi hissediyordum. Onun bu enerjik hali, neşesi ve bana gönderdiği o bakışlar içimde tarifsiz bir heyecan yaratıyordu.
"Çok güzelsin be" diye fısıldadım kendi kendime, ama onun duymadığını biliyordum. Şarkının ritmine kapılmış, kendini müziğin akışına bırakmıştı. Bu kadar sesli bir ortamda duyması zaten imkansızdı.
|yalın-sonsuz ol|
Esin yerine oturup çalan şarkıya eşlik ederken aklıma gelen fikirle kulağına yaklaştım. Şarkı sözünün girişini bekleyip söylemeye başladım. Şarkıyı biraz kendime uyarlamıştım.
"Ne söyledim de hâlâ bana dargınsın? Bu sabah erken uyandım, gittim sana bilet aldım mutlu ol diye, mutlu ol diye," kulağına söylediğim sözlerle gülerek şaşkın şaşkın bana bakıyordu.
Benim çekilmemle o da kulağıma iyice yaklaşıp "Affettim seni" diye mırıldandı. Kafamı hemen ona çevirip gözlerine doğru baktım. Sonunda gönlünü alabilmiştim.
**
Her şey çok güzel ilerliyordu, hepimiz çok eğleniyorduk. Yeni şarkı duyulduğunda Sena ve Esin birbirlerine bakıp gülümsemişti. Şarkının nakaratını bağıra bağıra birbirlerine bakarak söylediler.
~~
Güvenme bu kadar aşkıma
Hiç öyle sağlam da değilsin
Titrerim kendi üstüme
Benden değerli değilsin
Değilsin..
~~
Semih, yüzündeki gülümsemeyle Sena'yı izliyordu. Kerem durmadan ona sataşarak şarkıya eşlik ediyordu.
Sona az kalmıştı. O sırada sahneye gelen dansözle Esin yeniden ayaklandı. Semih, Kerem'in kulağına doğru "Abi sen bakma, günah," dediğinde kahkahayı patlattım.
Küçücüğüm + darbuka kimin fikriydi acaba diye düşünürken, Esin ellerimden tutup beni oturduğum yerden kaldırdı. Dans etmeye başladığımızda, Esin'in enerjisi ve coşkusu beni de sarmıştı. Kollarını havaya kaldırmış, ritme ayak uydurarak dans ediyordu. Saçlarını savuruyor, arada bana doğru yanaşarak omzunu sallayıp gülüyordu.
Kerem de hemen yanı başımızda bayağı güzel kıvırtıyordu; onu daha önce hiç böyle görmemiştim.
Semih ve Sena ise Kaan Ayhan dansı yaparak gülüşüyorlardı. Herkesin keyfinin yerinde olması beni oldukça mutlu etmişti.
Oynayıp tüm enerjimizi attığımızda, gelen şarkıyla etrafta evlilik teklifi etmeyen bir biz vardık sanırım. Sayabildiğim kadarıyla 8 evlenme teklifi gerçekleşmişti.
Ortalık alkış kıyametken Esin'e doğru bakıyordum. Şarkıyı söylüyordu. O da bana dönüp baktığında, gözlerimin içine bakarak söylediği nakaratla garip bir hissetmiştim.
~~
O çapkın gülüşünle aklımı alıp gitme, bi' bilen olur
O tatlı gülüşünle kalbimi çalıp gitme, bi' bilen olur
~~
Yüzüme yerleşen gülümsemeyle hâlâ ona bakarken, utanarak gözlerini sahneye çevirmişti. Bu konserin ruhuma bu kadar iyi geleceğini tahmin edemezdim.
---
Esin Bigenin anlatımıyla;
Sanırım bu gece dünyanın en mutlu insanı bendim. Konser bittiğinde kapıya doğru yürürken, bağırmaktan kısılmış sesimle "İnanılmaz eğlendim," dedim. Kerem gülerek, "Sesinden belli oluyor," dedi.
"Sanırım Yalın ve şarkılarına aşığım," diyen Sena'ya Semih boş bulunup "Yalın'a mı aşıksın?" diye sorunca hepimiz gülmüştük.
O sırada yanımıza gelerek fotoğraf çekinmek isteyen bir sürü insan vardı. Hiçbirini kırmadan fotoğraf çekiniyorduk.
Ufak bir kız yanıma yaklaşıp Barış'ı göstererek "İkinizle fotoğraf çekinebilir miyiz?" dediğinde, ben cevap vermeden Barış söze atlayıp "Tabii, gel bakalım," demişti. Gülümseyerek poz verirken Barış da iyice yanıma sokulmuştu. Fotoğraf çekildikten sonra küçük kız yeniden bize dönüp "Siz çok yakışıyorsunuz," deyip koşturarak karşıda duran annesinin yanına gitti. O an Barış'la gözlerimiz buluştuğunda sırıtıyordu dağ ayısı. Gözlerimi devirip yürümeye devam ettim. Arkamda kaldıklarında Kerem'in kahkahasını duymuştum. Barış'a, "Ağzın yırtılacak biraz daha gülersen," diyordu.
Araçlarımızın yanına geldiğimizde Semih, Barış'a bakıp "Gidip bir yerlerde bir şeyler mi yesek, içsek abi?" dediğinde Sena da bana bakıp "Ben de çok acıktım," dedi.
Kerem, "Ee hadi o zaman, herkes arabalara. Şu açların karnını doyuralım," deyince kafamla onayladım. Arabama doğru yürürken Barış, "Esin, beni takip edersin," dedi.
Arabaya binip aynaya baktım, o kadar çok oynamıştım ki saçım başım dağılmıştı. Hafifçe elimle saçlarımı tarayıp düzeltmeye çalıştım. Barış'ın aracı hareket edince onu takip etmeye başladım.
**
Mekana gelmiş, siparişlerimizi vermiştik. Barış ve ben alkol tüketmek isteyince Kerem'in gazabına uğramış, biraz nasihat dinlemiştik.
"En son milli takımla galibiyet aldığımız maç sonrası bu kadar eğlenmiştim," dedi Kerem.
Semih ve Barış, kıtlıktan çıkmış gibi yemeklerini yerken kafalarını sallayarak onu onayladılar.
"Benim hâlâ küçücüğüm-dansöz kombinasyonu aklımdan çıkmıyor," dediğimde Sena, kolasından yudumlayıp, "Normalde benim dinlerken içlendiğim şarkıda adam bize göbek attırdı ya," dedi.
Kerem gülerek, "Bu arada Yalın, dansözden daha iyi kıvırtıyordu," deyince Semih elini Kerem'in omzuna atıp, "Abi, valla sen daha iyi kıvırtıyordun bence," dedi. Barış, ağzındaki lokmayı çiğnemeden yutup, "Of, neydi o kalça hareketlerin öyle," demişti.
Kerem, Semih'e ters ters bakıp, Barış'ı göstererek, "Ayıp değil mi, şunun ağzına laf veriyorsun," dediğinde Semih kıkırdarken Barış hâlâ iştahla yemek yeme peşindeydi.
Ben ise gülerek atışmalarını izliyordum. Sena, Barış ve bana doğru bakıp, "Kapıda muhabir kaynıyor," deyince ikimiz de o tarafa doğru bakmıştık.
"Bırakın istediklerini yazıp çizsinler, bu gecenin güzelliğini bozamazlar," dediğinde tebessümle ona doğru baktım. Söylediği cümle çok hoşuma gitmişti. Bu adam nasıl bir anda böyle oldu, ilginçti gerçekten.
**
Saat ilerledikçe sohbet koyulaşmıştı. Koyulaşan sohbetle aldığım alkol oranı da artınca beni hafiften sıcak basmaya başlamıştı. Telefonumun kamerasını açıp yüzüme doğru baktığımda yanaklarım al al olmuştu. Saçlarımı hafif geri attığımda Barış, fotoğraf çektiğimi düşünüp kafasını kafama yaslayıp gülmeye başlamıştı. "Hadi, fotoğrafımızı çekelim," deyip ben daha poz bile vermeden ekrana tıklayıp fotoğrafımızı çekmişti. Gülerek ekrana bakındım. İlk beraber fotoğrafımızdı ve çok güzel çıkmıştık.
Barış, telefonumu elimden alıp numarasını kaydedip bana uzatırken "O fotoğrafı bana da atıyorsun," deyince "Tamam," diyebilmiştim.

|çekildileri fotoğraf benim shop yeteneği şakamığğ djfjjdkkd|
**
Beni aşırı derecede sıcak bastığından, telefonu masaya bırakıp oturduğum yerden kalktım "Ben lavaboya gidiyorum," deyip sendeleyerek yürümeye başladım. Bu kadar fazla içmesem iyiydi fakat pişman da değildim. Lavaboya vardığımda suyu açıp elimi yüzümü yıkadım. Alkolün etkisiyle bir süre sırıtarak aynada kendime baktım.
Kapıdan çıkıp yere bakarak masaya doğru adımlamaya çalışırken dengemi kaybetmiştim. Tam olarak yere düşmeyi beklerken hâlâ düşmediğim için önce belime dolanan ele, sonra elin sahibine baktım.
"Ee sen ayakta duramıyorsun," diyen Barış'a gülerek iyice sokuldum.
"Barış, lütfen artık eve gidebilir miyiz? Etraf çok fazla dönüyor," deyince elini belime daha sıkı sararak, "Gel bakalım buraya," demişti.
Masaya vardığımızda bizimkiler bize şaşkın şaşkın bakıyordu. Benim sarhoş olduğumu anlayan Kerem, "Ön kapıdan çıkmayalım," deyince Barış, araba anahtarını Semih'e, Sena da Kerem'e vermişti. Onlar gidip arabaları arkaya getirirken, Barış beni sandalyeye bırakıp hesabı ödemeye gitti. Sena bana bakarak "Abla, iyisin değil mi?" dedi. Ona gülerek bakıyordum, "Daha önce hiç bu kadar iyi olmadım," dedim.
Barış masaya döndüğünde, "Aa, dağ ayısı hoş geldin," dedim gülerek. Bana bakıp, "Hoş buldum, hoş buldum, hadi gel bakalım," dedi.
Çantamı Sena alırken, Barış da yeniden elini belime dolayarak yürümeme yardımcı oluyordu.
Araçlara ulaştığımızda kendi aracımı sürmek istesem de Barış izin vermedi. Kerem, Barış'ın aracını kullanırken Barış da bizim aracı kullanacaktı.
Sena beni yan koltuğa oturtup, sürücü koltuğuna giden Barış'a yanaşıp, "Nasılsa aynı yere gidiyoruz, ben senin arabadayım abi. Ablamın sarhoş hali çekilmiyor, sana kolay gelsin," dediğinde dudaklarımı büzerek "Aşk olsun Sena," diye söylendim. Barış pis pis sırıtırken Sena, bana öpücük atarak öndeki araca bindi.
Yola çıktığımızda kafamı cama yaslamış yolu izliyordum. Sonra birden dönüp Barış'ı izlemeye başladım. Bir süre fark etmemişti. Radyoya doğru uzanıp, "Müzik açsam sıkıntı olur mu?" dediğinde göz göze gelince "Ne oldu, neden öyle bakıyorsun?" dedi.
Cevap vermedim, gülüyordum. Her zerresi özenle yaratılmış gibiydi. O çakma sarı permalı saçların bile ona bu kadar yakışması şovdu bence. "Esin, iyi misin?" dediğinde irkildim "Hem de çok, ya sen?" diye sordum.
Gülümseyerek, "Ben de çok," demişti.
Kerem, yanımızdan hızla geçip giderken Barış da biraz alkollü olduğu için aracı daha yavaş kullanıyordu. Tekrar bana bakarak, "Müzik açsam rahatsız olur musun?" diye sordu. Hayır anlamında başımı salladığımda bir Karadeniz şarkısı açmıştı.
"Biliyor musun?" dedi, anlık gözlerini yoldan ayırıp bana bakarak.
Şarkı sözleri girince söylemeye başlayarak sorusunun cevabını vermiş oldum.
~~
Seni öyle sevdim ki
Değişti tüm mevsimler
Alsınlar her şeyimi
Seni bana versinler
Aşkla bir ömür boyu
Yürüyelim bu yolu
Görenler ikimizden
Sevmeyi öğrensinler
Sevda yüklü gönlümün (Nakarat)
Senle dolu ömrümün
Yarınımın dünümün
Adı sensin bilsinler
~~
Beraber yol boyunca şarkıya eşlik etmiştik. Eve vardığımızda bizimkiler çoktan gelmiş, hepsi evlere geçmişti. Eğilip ayağımdaki topuklu ayakkabıyı çıkarıp elime aldığımda, "Ayağına bir şey batar ama," diyen Barış'a "Şşt, sus," diyerek arabanın kapısını açtım. "Tamam, dur bekle," diyip araçtan inip bana doğru geldi.
Belimden tutup beni indirmesini beklerken, beni kucaklayıp eve doğru yürümeye başladı. "Ben yürürdüm ki," deyince " Sen tabi ki yürürdün ama böylesi daha iyi," demişti.
"Ne kadar hafifsin," dediğinde güldüm. "Sen hayvanat olduğun için sana öyle geliyor olabilir mi?" dedim dilim döndüğünce. "Bilmem, o da olabilir," dedi gülerek.
Kapının önüne geldiğimizde beni yere bıraktı. "Hadi gir içeri bakalım," dediğinde dönüp kapıyı açtım, elimdeki ayakkabılarımı kapının girişine atıp Barış'a doğru baktım.
Ona doğru adımlayıp küçük bir kız çocuğu gibi ellerimi beline dolayıp sarıldım. Bir süre tepki vermese de hafif eğilip belimden kavrayınca kollarımı boynuna doğru çıkarıp iyice sarıldım. Bir süre öyle kaldık. Ayrıldığımızda "Orada teşekkür edememiştim. Senden böyle bir şey asla beklemezdim, beni şaşırttın. Çok istiyordum orada olmayı. Tabii sizinle gitmiş olmak da ayrı keyifliydi. Çok teşekkür ederim," dedim. Gözlerinin içi gülüyordu. Alkolün de etkisiyle bunu yaptığım için yarın kendime kızacağımı bilsem de usulca Barış'a yanaşıp yanağına bir öpücük kondurdum. Ardından utandığım için hiçbir şey demeden hızla arkamı dönüp az önce açtığım kapıdan içeri girip kapıyı kapattım. Kapıya yaslanıp bir süre gülümseyerek öylece kaldım. Hissettiğim bu duygunun şimdilik bende bir karşılığı yoktu fakat aramızdaki buzları sanırım eritebilmiştik...
---
