İçeriğe geç

KOMŞU

Bölüm 2 · 6 dk okuma

KOMŞU

Bölüm 2

🎙️ 2

Bir hafta boyunca yüksek ses ile uykularımı sikmişti. Başlarda evi toplamam için bana motivasyon olacağını düşünmüştüm ancak dolu dolu iki günün ardından evin her metrekaresi temizlendikten sonra, yorgun argın uyumaya çalışırken hemen yanımdaki duvardan yükselen müzik sesi şakaklarımdan beynimin en derinlerine kadar uzanan korkunç baş ağrılarına sebep oluyordu. Müzik sesine alıştığımı düşünürken bu kez müzik sesini bastıran inlemelerle uyanıp kapısına dayandığımda bir kez lsun kapıyı açmamış ya da bana karşılık vermemişti.

Eve taşındığımdan beri ağabeyimin beni aramasını bekliyordum. Elimde telefon gezerken gelen linç mesajlarını, hakkımda yapılan pek hoş olmayan esprileri dayanamayıp okumak zorunda kalıyordum. Olayın üzerinden neredeyse bir ay geçmişti ancak insanlar unutmuyor, üsteledikçe üsteliyorlardı. Her gün hakkımda dönen acımasız esprilerin sayısı artıyor, televizyon kanallarında benim hakkımda doğru yahut yalan olduğuna bakılmaksızın röportajlar yapılıyor, grup arkadaşlarım beni karalayan hikayeleri Instagram'da paylaşıyor, Tiktok'ta alaya alındığım videolara düet atıyor ve Twitter'da bana sallayan insanların tweetlerini favorilere alıyorlardı.

Sivri tırnaklarımı saçlarımın arasına sokup sertçe saçlarımın derisini kazıdım ancak bunun bir faydası olmuyordu. Gerçek dünyadaydım, kabus görmüyordum. Her geçen gün, sessiz kaldıkça elimde neyim var neyim yoksa kaybediyordum. Ağabeyim için değerdi ancak çıkıp beni savunmasını isterdim. Durumun bu olmadığını söylemesini isterdim.

Telefonu sıkıştırdığım yastıkların arasından çıkarıp ağabeyimin numarasını buldum. Uzun saatlerden bu yana telefonum sessizdi çünkü tüm sosyal medya uygulamalarını silmiştim. Telefonu kulağıma götürürken uzun zamandır kimseyle konuşmadığım için boğazım kuruydu. Yarısı içilmiş birayı yudumlarken ağabeyimden hala ses seda çıkmıyordu.

Ağabeyim bana sırt dönmezdi. Annem ve babam alkolikti. Kendimi bildim bileli her zaman ağabeyim beni idare etmiş ve ben de ona şimdi karşılık verebildiğim için mutluydum lakin... İşler kötüye gidene kadar. Yeniden ona baskı oluşturduğum için kendimi kötü hissediyordum.

Telefonu tam kapatmak üzereydim ki "Gazel," sesiyle telefonu yeniden kulağıma götürdüm.

"Abi, seni çok merak ettim. İyi misin?" diye sorarken arkadan gelen insan sesleri ve müzik kesilmişti.

Boğazını temizledi, sigarasından bir yudum aldığını duymuştum "Ben iyiyim. Aklım hep sende. İyi misin?" diye sordu.

İç geçirdim "İyiyim," diye mırıldandım ve derin bir sessizliğin ardından "Bir şeyler yapabiliyor musun?" diye sordum.

Burnunu kabaca çekti, bu kokainden sonra edindiği mecburi bir alışkanlıktı, bazen o kadar çok burnunu çekerdi ki kan gelirdi "Uğraşıyorum ama tehdit ediyorlar, seni de etkileyeceğinden korkuyorum, küçük bebeğim," dediğinde dişlerimi sıktım ve kendimi koltuğun üzerine atıp top gibi kıvrıldım.

"Benim için endişelenme,"

"Nasıl endişelenmem. Sen benim küçük kardeşimsin ama arkadaşların tam bir orospu çocuğu. Yerine yeni bir solistle anlaşmaya çalışıyorlar, bir süre daha gölgede kal küçük bebeğim, insanlar unuttuktan sonra ışıldayacaksın. Kapatmam gerek, sana para göndereceğim," dedi ve telefonu suratıma kapattı. Kucağımda telefonla öylece kalmıştım. Dertleşeceğin tek bir insan bile kalmamıştı, kendimi işime -müziğe- o kadar çok vermiştim ki kendi grubumdan başka kimse kalmamıştı etrafımda.

Yürüdüm ve kendimi yatağa yüzüstü bıraktım. Uzun zamandır doğru düzgün yemek yemiyor ve doğru düzgün uyuyamıyordum. Karnım her guruldadığında evde olan tek şey, ilk ve son kez çıktığım tekel bayisinden aldığım on iki biradan kalanını içiyordum. Ailem alkolikti ancak bu hiçbir zaman beni alkolden soğutmamıştı. Ben, onlar kadar iradesiz değildim. Yediklerimi, yaptıklarımı kontrol edecek kadar irade sahibiydim. Yine de artık doğru düzgün bir şeyler yemem gerektiğinin farkındaydım.

Doğrulup oturma odasındaki telefonuma doğru yürürken yeniden tanıdık melodi odanın içini dolduruyordu. Kendi sesim, duvarın arkasından süzülüp bana ulaşıyor ve adeta utanmamı ister gibi dürtüyordu. Şarkılarımda hep dik başlı ve güçlü imajı çizmiştim ancak gerçek hayatta bunun çeyreği bile olamayacağımı bilmek beni deli ediyordu.

Ortak duvarı kullandığımız yatak odasından uzaklaştım. Koltuğuma yerleştim ve telefonumu çıkarıp Getir'i indirdim. Bugüne kadar hiç online alışveriş yapma ihtiyacı duymamıştım, kendi işimi kendim halletmeyi severdim ancak şimdi, kendimi fazlasıyla hasta ve bitkin hissediyordum. Kendime üyelik oluştururken benim şarkım bitmiş, başka bir şarkıya geçmişti ki müzik sesi aniden kesildi ve biraz önce dinlediği şarkımı yeniden başlattı.

Boğazıma kadar öfke doluydum ancak bu kez müzik sesini kısmasını kibarca isteyeceğimi biliyordum. Telefonu kenara bıraktım, derin bir nefes aldım ve odama doğru yürüyüp üzerime bir bisikletçi taytı ve bol bir tişört geçirerek evin anahtarlarıyla birlikte evden çıktım. İç çamaşırlarıyla karşısına dikilseydim belki kıt beyni cinsel dürtülerin verdiği heyecanla harekete geçmeye karar verirdi.

Odanın kapısına geldiğimde şarkının bitmesini bekledim. Kısa sürmüştü, iki kez kibarca vurdum ve omzumu duvara yaslayıp bekledim. Zili çalışmıyordu, bunu defalarca kez kapısına dayandığımda öğrenmiştim. Yeni şarkı yükselirken yine iki kez kapıyı tıklattım ve beklemeye koyuldum. Sabrım git gide tükeniyor, kapısını yumruklayarak kırma isteğim çığ gibi büyüyordu.

Yeniden, bu kez daha sert bir şekilde kapıyı yumruklamaya hazırlanırken kapı açıldı. Üzerinde gri bir eşofman dışında herhangi bir şey yoktu. Kolları güçlüydü ve göğsü, karnı eskiden kas olduğunu belli eden, üzerine örtü örtülmüş eski bir ev gibiydi. Sol göğsünden koluna, oradan da sırtına uzanan hilal ay ile başlayıp ağaç dallarına dönen ve dirseğinin biraz üzerinden bileğine kadar uzanan yılan ve etrafında onunla birlikte kolunu saran kuşlar vardı.

Kapıyı suratıma kapatmak için kavrandığında elimle kapıyı tuttum "Bir önceki sefer kaba tavrım için özür dilerim," dedim yüzüme kondurduğum derin gülümsemeyle. Bunu bana piyasa öğretmişti. Ne kadar güzel rol yaparsan o kadar kusursuz olurdun "Bir hafta oldu henüz yan dairene taşınalı ve inan bana biraz olsun uyku uyuyamadım. Senden sadece müziğin sesini biraz olsun kısmanı istiyorum," dediğimde gözlerini havaya kaldırıp baş ve işaret parmağımı birleştirip yaptığım o "birazcık" işaretine baktı.

"Beğenmiyorsan, bir sürü boş daire var, herhangi birine taşınabilirdisin. Hala kalan on üç kat var," dediğinde köşeli suratına tırnaklarımı çevirmek, yeni çıkan sakallarının arasında tırnak izlerimi bırakmak istiyordum.

Güldüm "Taşınma masraflarımı karşılayacak mısın?" diye çıkıştım.

"Seve seve,"

"Bunun yerine aynı eder ile kendine ses yalıtımı yapmaya ne dersin?" dediğimde bana gözlerini devirdi ve kapıyı kapatmak için uzandı "Bok gibi müzikler dinliyorsun, artık tahammül edemiyorum," derken bana aldırış etmiyordu. Kapıyı suratıma kapatırken "Bari müzik zevkini değiştir," dedim. ancak cevap olarak suratıma çarpan kapıdan başka bir şey alamamıştım. Müzik sesi apartmanı doldururken en azından farklı birinden bir şeyler dinlediği için mutluydum.

"Marifet"

Grubumun adı buydu. Üniversite ikinci sınıfta, kendi arkadaş grubumdan insanlarla kurduğum küçük bir gruptu. Çoğu zaman Taksime iner, orada sokakta birkaç parça bir şey söyler ve bunu internette yayınlardır. İnsanlar kendi yazdığım parçalara ilgi duymaya başladığında izlenme oranlarımız da doğrudan artıyordu. Küçük kafelere ağabeyim yardımıyla kendimizi pazarlıyorduk, kimi zaman o günkü yemek parasına kimi zaman da yol parasıydı oydu buydu derken elimizde kalan iki bira parasına boyun eğdiğimiz oluyordu. Öyle böyle derken o yıl, üç günlüğüne kiraladığımız stüdyoda tam bir albüm hazırlamış ağabeyim Ecmel'in elinden çıkan bir albüm hazırlayıp Spotify, YouTube, Deezer, Apple Music gibi platformlarda yayınlamıştık. Başlangıç elbette kötüydü ancak sosyal medyada bunu süsleyerek, abartarak paylaştığımızda bize iyi bir geri dönüş olmuş ve kendimizi bir müzik prodüktörüne satabilmiştik.

Üç buçuk yıldır festivaller, ana grupların öncesinde izleyiciyi eğlendiren grup olarak başlayan kariyerimiz hiçbir zaman ana grup olarak tamamlanmadı. Çalıştığımız şirketin kendi bünyesindeki adamları fazla iyiydi ve biz onların yanında yerimizde sayıyorduk. Ne kadar çabalarsam çabalayayım, bir kayık tek kişinin kürek çekmesiyle ancak yerinde dönerdi. Bundan çok sıkılmıştım. Kendi başıma ilerlemek istiyordum ancak Ecmel bunu yapamayacağımızı düşünüyordu.

Sanırım gerçekten de haklıydı. Bu kadar benden nefret eden "Anti" grubu varken geride kalan, dişimle tırnağımla kazıdığım, benim yarattığım "Marifet" beni affetmeden, yeniden şarkı söylemeye başlayamazdım. Şarkı söylemek dışında elimde hiçbir şey yoktu, okulda bile güç bela geldiğim üçüncü sınıftaydım, eğer dondurmasaydım muhtemelen geçen sene çoktan atılmış olurdum. Bu yılın sonunda okula dönsem bile bursumu kaybetmiştim ve elimde kalan parayla okul okuyamazdım. Bu evden burnumu bile çıkaramazdım.

Koridorda, duvar boyu sıralanan üst üste kolilerden konser kolisini buldum. Rahatsız edici ritim kulaklıklarımı taktığımda tüm sesler kesilmişti, uyumak için elverişli değildi lakin ya uyanık kalacak, sinir krizi geçirip etrafı dağıtacaktım ya da rahatsız bir şekilde uyuyacaktım.

İkinciyi seçtim.

Bölüm sonu

2 yorum