İçeriğe geç

Kolej Aşkı Entrikalar Koleji

Bölüm 19 · 6 dk okuma

Kolej Aşkı Entrikalar Koleji

Bölüm 19

Ödev

Hazal :

- Gözde gitmiyor muyuz ?

Yiğit :

- Evet evet gidiyorsunuz hatta bende geliyorum . Nabersin Hazal ?

Hazal :

- İ-iyi ?

Yiğit :

- Tabii görüşmeyeli çok uzun oldu ya ! Maçlarımızda tribüne gelcen dimi ? Senin desteğin çok önemli !

Hazal :

- O niye ki önemli biri miyim anlamadım ben tezahürat edince 10 kişi etmiş gibi mi sayılacak ?

Yiğit :

- Bana sadece senin tezahüratın yeter kazanmam için ;)

Hazal :

- Ovv orası aşırı doğru ! Geçen yıl sana tezahürat yapmıştım ama hiç de umuruna gözükmüyordu !

Yiğit :

- A a Hazal ! O nasıl söz !? Ah tamam bu yıla kadar senin varlığından haberdar olamamıştım .

Hazal :

- Halbuki sınıfın en konuşkanı da benim o nasıl oldu öyle ?

Yiğit :

- Ya işte bizim çocuklar bilirsin onlarla takılıyorum o yüzden sınıftakiler pek de umurumda olmuyor . Yanlış anlama sen umurumda değilsin gibi bir şey demek istemedim komple sınıftan ve sınıfa girip çıkan öğretmenlerden bahsediyorum . Zaten bilirsin sınıftaki en düşük notlara sahip insanım . Umursamadığım buradan belli değil mi ?

Yiğit'in bu uzun konuşmasına Hazal kahkahalarla gülmüştü ve Yiğit de neye uğradığını şaşırmıştı . Aynı şekilde ben de gülmemek için kendimi çok zor tutmuştum .

Hazal :

- Şaka yaptım tamam sakin ol .

Yiğit :

- Bu nasıl şaka kızım kalpten gidiyordum uyduracak bahane türetmekten ölecektim !

Hazal :

- Bana bir şeyler açıklamak niye bu kadar umurunda oldu bir an ?

Yiğit :

- Eee çünkü ben s..

Yiğit daha o tahmin ettiğim açılma ve itiraf cümlesini bitiremeden olaya atlamış ve konuşmuştum . '' Heyy hadi ne duruyoruz iki saattir sınıfta yürüyün gidelim dışarıda konuşuruz artık . ''

Ve Yiğit bana sitem edercesine bakarken üçümüz bahçenin yolunu tutmuştuk . Biz bahçeye çıktığımızda zaten zil çalmıştı . Bizim sınıftan çoğunluk da bahçede ya banklarda oturuyor ya da sahalarda spor yapıyorlardı . Birkaç kız sahada maç yapıyor erkekler çoktan Beratların gelmemesine rağmen basket oynuyorlardı . Yiğit bu durumu görür görmez bizi anında unutuvermişti .

'' Kızlarr basketbol ! Benim acil acil kesinlikle acil gitmem lazım . Gelin sizde sahanın yakınındaki banka oturun gözümün önünde olursunuz hem ve bu süper çocuğun basketbol kabiliyetlerini izlersiniz . Bu sırada bende arada size bakış atar sağlam olup olmadığınızı kontrol ederim . ''

'' Hadi tamam git sen biz otururuz orada yürü ! ''

Bunu söyleyerek Hazal'ı koluma taktığım gibi Yiğit'in arkasından doğru gittik . Tabii Yiğit bizim iki katımız kadar hızda yürüdüğü için yetişmek mümkün olmuyordu . Bizde arkasından usul usul gittik . O basket sahasına girerken biz de banka yerleşmiştik .

Bir süre sonra Buğra ile Berat da gelmişti . Bizi tek görünce Berat hafif şaşırmıştı . '' Yiğit salağı nerede !? ''

Gülerek basketbol sahasını işaret ettim .

'' Tam da düşündüğüm gibi !.. Ders bitimine kadar bahçedeyiz içerisi yasak olacak . Biz basketbol oynamaya gidiyoruz isterseniz kalın isterseniz de diğer kızlara katılıp voleybol falan oynayın bilmiyorum . ''

'' Biz buluruz bir şeyler hadi gidin de oyunuza bakın . ''

Berat ile Buğra sahaya girip anında oyuna katıldı . Ouna girer girmez oyunun akışını değiştirmişlerdi . Normalde takım kaybediyorken bir anda onlar girer girmez her şey tepetaklak olmuş ve kazanmaya başlamışlardı . Berat'ın oynayışı bir yerden bana tanıdık geliyordu . Resmen Yağız gibi oynuyordu . Hem Yağız'ın oyununa çok benziyor hem de bir o kadar da zıt ilerliyordu oyunu . Berat'ı böyle dikkatlice izlerken yanımdaki Hazal da aynı şekilde benim baktığım yönlere bakıp oyunun gidişatını takip ediyordu . Basketboldan anlamadığına o kadar emindim ki !

...

40 dakikalık boş ders sonucunda nihayet teneffüs vaktiydi . Biz Hazal ile zil çalması yakınken kalkmış ve kantine gitmiştik . Bizimkilere su alacaktık . Tabii ki de bu sefer bütün sınıfa değildi . Sadece Buğra Yiğit ve Berat .

Suları alıp dışarı çıktığımızda zil çalmıştı . Biz sahaya vardığımızda maçı yeni yeni sonlandırıyorlardı . Yiğit bizi görünce hemen yanımıza geldi ve Hazal'ın elinden su şişesini kaparak kafasına dikti . Kendine gelince de Hazal'a teşekkür etmeyi ihmal etmemişti . Onları böyle baş başa bırakarak Berat'ın yanına gittim ve su şişesinin bir tanesini uzattım . Koluyla terini silerken elimden su şişesini aldı . Tam o sırada aklıma cebimdeki peçete gelmişti . Hemen elimi cebime atıp peçeteyi çıkardım ve Berat'a döndüm .Normalde uzatacaktım ama bir elinde su şişesi ve diğer elinde de şişenin kapağı vardı . Bende alnındaki teri kendim silmiştim . Ben bunu yapınca suyu hızlıca kapayıp mendili aldı ve boynunu sildi . O sırada bende yanımızdan geçmekte olan Buğra'yı durdurup elimdeki diğer suyu uzatmıştım . Buğra suyu aldığı gibi teşekkür ederek yanımızdan geçti gitti . Sahada neredeyse Berat ile ikimiz kalmıştık . Suyunu içtikten sonra nihayet teşekkür edebilmişti .

'' Çok teşekkürler . ''

'' Tabii lafı bile olmaz . ''

'' Hadi gel çıkalım sahadan . Sınıfa gidelim ben oradan tuvalete geçecem .''

'' Tamam . ''

Berat ile birlikte sahadan çıkıp doğruca sınıfa gittik . Sınıfın kapısısnın önünde Berat ile ayrılmıştık . Ben sınıfa geçmiştim ve o da tuvalete gitmişti . Sınıfta ne Buğradan ne Yiğitten ne de Hazaldan iz vardı . Hazal ile Yiğit büyük ihtimal birlikteydi ve Buğra'da Cemresine gitmişti . Bende sınıfta teneffüsün bitmesini beklemiştim .

...

Kısa süre içeriisnde teneffüs bitmiş ve ders başlamıştı . Bu öğretmen gerçekten çok iyiydi . Dersi çok güzel akıcı bir şekilde anlatmıştı . Hatta her şeyi anlamıştım . Dersin ne çabuk bittiğini bile anlamamıştım .

Diğer ders öğretmen zilin çalmasına yakın bize bir ödev vermişti ve bunu iki kişilik gruplar halinde yapmamızı istiyordu ve grup üyeleri kura ile çekilecekti . Öğretmen Hazal'a tüm sınıfın ismini yazdırmıştı ve bir erkeği de yanına çağırıp kağıtları karıştırtıp çektirtmişti . Birkaç sınıf arkadaşımdan sonra Hazal'ın ismi çıkmıştı ve sonrasında da Yiğit ! Nasıl yani ikisi ekip mi olmuşlardı !?

Birkaç isim daha sonra nihayet benim adım çıkmıştı ve bilin bakalım şansa bala bana kim çıkmıştı !? Berat !

Öğretmen de buna şaşırmıştı ama bozguna vermedi ve kuranın bitimini bekledi . Kura bitince de şunları söylemişti : '' Evet herkes ödev arkadaşını anladıysa bunu yapmanız için süre bir sonraki derse kadar yani 2 gün ! Bireysel olarak yapmak isteyenler için en fazla 60 alırsınız ! Ödevin amacı sonuçta birlikte neler yapabileceğiniz , ortaya ne çıkarabildiğiniz . Bu yüzden bireysel yapanlardan puan kıracağım . Her şey anlaşıldıysa iyi dersler dilerim size :) ''

...

Öğretmen sınıftan çıkar çıkmaz Yiğit sevinçle bana dönmüş sonrasında da arkadaşlarına bakarak '' Ben bu ödevi yaparım arkadaş ! '' diye söylenmişti .

Yiğit'in bu sözüne Buğra bıkkınca cevap verdi : '' 2 gün sonra bizim maçımız var ! Nereden çıktı bu ödev ya !? ''

Berat :

- Evet haklısın kötü oldu !?

Yiğit :

- Arkadaşlar onu bunu bilmem ben bir iddiaya girer gibi oldum sizinle . Ben yüksek notları kapacam arkadaş ! Hazırı sınıfın zeki bir kızı da bana denk gelmişken şansı tepemem . Ben tek ödev yapsam 10 bile alamam !

Yiğit'in bu sözüne gülerken Yiğit tip tip bana bakıyordu .

'' Kesin Hazal'a yakın olmak için değil yani ? ''

Berat :

- Hazal , ne iş !?

...

Bölüm sonu

1 yorum