İçeriğe geç

KÖLE | bxb

Bölüm 7 · 5 dk okuma

KÖLE | bxb

Bölüm 7

6

Ege:

Saçlarımı tarıyordum. Buraya geldigimden beri baya uzatmıştı. Burda çalışmaya başlayalı bir ay olacaktı neredeyse.

Şimdiye kadar hiç ceza almadım!

Bugün efendinin ailesi gelecekmiş Maria odaya çıkıp üstüme başıma çeki düzen vermemi istemişti.

Saçımı aşağıdan bağlayıp bıraktım. Üstüme Marianın verdigi kahya kıyafetlerini giydim.

Normalde tişörtle gezebiliyordum ama efendinin ailesi gelecegi için giymek zorundaydım.

Doğrusu giyeceğim şeyi hiç sevmedim!

.....

Saat öğleni geçerken efendinin ailesinin geleceği saat yaklaşmıştı.

Ben Maria’ya yardım etmiştim ve her şeyi en kısa sürede bitirmiştik.

Kapının zili çalınca Maria üstünü son kez kontrol edip kapıyı açmaya gitmişti.

Galiba hareketlerime dikkat etsem iyi olacak...

Maria mutfağa geri dönüp bana yemek odasına götüreceğim şeyleri verdi.

Yemek odasına gidip yiyecekleri masaya yerleştirmiştim. Mutfağa geri dönüp başka bir şey var mı diye bakmaya baslamıstım.

"Olamaz!”

"Ne oldu Maria?”

"Çayın yanına hazırladığım tatlıları çöpe atmışım…”

"Maria istersen ben kurabiye hazırlayayım. Hemen hazır olan bir tarif biliyorum.”

"İçinde çilek ya da karamel yoksa sıkıntı yok."

"Onlar yok merak etme.”

"Tamam sen çabuk yapmaya başla bende şu çöpteki tatlıları alıp sokak hayvanlarına vereyim.”

Kafamı salladım ve kurabiye yapmaya başladım.

Yarım saatin sonuna gelirken kurabiyeler pişmek üzereydi. Umarım herşey tam olmuştur.

"Ege yemekler yendi. Sıra çaya geldi. Kurabiyeler ne durumda?"

"Azıcık daha pişmeleri gerek.”

"Tamam ben çayları bardaklara koyayım sen de kurabiyeleri hallet.”

Kafamı salladım.

Kurabiyenin yeterince piştiğini düşünüp tabaklara koymaya başladım. Maria çayları koymayı bitirmiş beni bekliyordu. Tabakları tepsiye koyup mutfaktan çıkan Mariaya baktım.

Derin bir nefes aldım ve sandalyeye oturdum. Lütfen beğensinler… Lütfen…

Birkaç dakika sonra Maria mutfağa gelmişti. Benim yanıma gelip kolumdan tutu.

"Haydi gel, efendinin ailesi kurabiyeyi çok sevdi yapan kişiyle tanışmak istiyorlar."

Kafamı salladım ve Mariayı takip etmeye başladım. Maria bana kapıyı açıp içeri girmemi beklemişti. Derin bir nefes aldım ve içeri girdim.

"Beni istemişsiniz efendim.”

Ortanca yaşlı kadın beni süzüp yanında oturan genç kıza baktı.

"Ben kurabiyeyi yapan bayan hizmetçi sanmıştım.”

İğneleyici bir tonda söylemişti.

"Bence kadınlardan daha güzel yapmış.”

Sağ tarafta tekli koltukta oturan kadın konuşmuştu.

"Yine de böyle şeyler kadın işi.”

Bu kadını sevmedim.

"Senden becerikli diye kıskanma.”

"Buket!”

Orta yaşlı kadın bağırmıştı.

"Ne anne yalan mı? Tek bildiği süs püs. Eminim daha bir yumurta bile kıramıyordur.”

"Buket dedim!”

"Bukette Buket! Al gelin adayını başına çal. Sanki abim bu çakma sarıyı beğenecek.”

Bari beni yollasalardı ya...

"Yasemin anne Bukete bir șey söyler misin?”

"Buket çık odadan!"

"Gidiyorum. Sen de benimle gel!"

Gözlerime bakarak konuşmuştu.

"Emredersiniz hanımefendi.”

Buket hanım dışarı çıkınca ben de çıkıp kapıyı kapatmıştım.

"Bana sakinleştirici getirir misin?”

"Sakinleştiricinin sağlığı olumsuz etkilediğini duydum.”

“İsterseniz sakinleştirici çay yapabilirim "

"Olur haydi mutfağa gidelim."

Kafamı salladım ve Buket hanım önde ben arkadan mutfağa girdik.

"Siz oturun lütfen.”

Buket hanım sandalyeye oturunca bende sakinleştirici çay yapmaya başladım.

Birkaç dakika sonra çayı hazırlayıp Buket hanıma vermiştim. Buket hanım bir yudum alınca beğendiğini belli eden sesler çıkardı.

"Gerçekten çok iyi geldi."

Kafamı salladım.

Kapıdan içeri giren Maria ilk önce hanımefendiye selam vermiş sonra yanıma gelmiştı.

"Efendi 1 saate yakın bir zamanda evde olacağını bildirdi."

"Tamam. Ben ilk kıyafetlerini hazırlayacağım daha sonra yemeklere başlarım.”

"Tamam.”

Maria tekrar hanımefendiye selam verip mutfaktan çıktı.

"İzninizle.”

Mutfaktan çıkıp kıyafet odasına yöneldim. Bana sabah ne demiști? Hah! Lacivert takım elbiseyi hazırla.

Kıyafet odasına girince direk hazır takım elbiselerin yanına gidip lacivert takım elbiseyi aldım. Ayakkabı olarak kravla uyumlu siyah ayakkabı aldım. Gözüme takılan mavi saati de alıp çalışma odasına yöneldim.

Efendi nerdeyse günün her saatini çalışma odasında geçiyordu. Nadir olarak odasında uyuduğunu görüyordum.

Takım elbiseyi kırışmasın diye koltuğun tepesine sererce koydum. Ayakkabıları ve saati de koltuğun üstüne koyup her şeyi tam olup olmadığına baktım. Her şeyin tam olduğuna kanaat getirdikten sonra odadan çıktım.

Kapıyı yavaşça kapatım.

Öyle çat diye kapı kapatmayı sevmiyorum...

"Sen burda ne arıyorsun!”

İnce sesiyle bağıran kişiye döndüm. Buket hanımın kavga ettigi kadındı.

"Efendinin kıyafetlerini hazırladım hanımefendi.”

"Tamam git!"

Kafamı salladım ve mutfaga gitmeye başladım.

Mutfağa gider gitmez yemekleri hazırlamaya başlamıştım... Yemeklere son dokunuşumu yaparken kapının zilini duydum. Yemeklerin altını kapatım ve efendiyi karşılamak için mutfak kapısına yöneldim. Kapının önünden geçen efendiyi görünce hafif bir şekilde egilip gülümsemiştim.

"Evinize hoş geldiniz efendim.”

Bana kafasını salladı ve yukarıya yöneldi.

Her zaman böyle yapardık. Neden bilmiyorum ama böyle yapmak hoşuma gidiyordu!

Efendi üstünü degiştirmeden yemekleri masaya

koymuş bir şekilde onu beklemeye başladım.

Yemek odasına giren efendim, annesi ve hala ismini bilmedigim kadına bakmıştım. Hafif eğilerek selam vermiştim.

"Annem ve misafirimize de tabak getir!"

"Peki efendim."

Yemek odasından çıkıp annesi ve kadına da yemek koyup geri döndüm. Yemekleri önlerine bırakınca efendinin arkasına geçtim.

Ama sanki efendi deminkinden daha sinirli duruyordu.

"Efendim her zamanki çayınızdan getirmemi ister misiniz?"

"İyi olur.”

Sesinden bile ne kadar kızgın olduğu anlaşılıyordu.

Hızla mutfağa gidip sakinleştirici çay yaptım. Yemek odasına girince herkesin bakışı bana dönmüştü.

Şey çok tedirginim șuan...

Hata mı yapmıştım yoksa?

Oysaki her zamanki şeyleri yaptım ben...

Çayı efendimin önüne bıraktım.

"Ege"

"Buyurun efendim."

"Benim aile yadigarı altından kolyem vardı.” “Nerde o?"

"Efendim siz onu sadece kendinizin şifresini bildiğiniz kasada saklamıyor muydunuz?”

"Aile yadigarının nerede saklandığını bile biliyor! Size dedim o hırsız!”

Kadının konuşması ile şaşkınca ona baktım. Hızla efendim baktım.

"Bana bunları siz söylemiştiniz efendim.”

"Doğru söylüyor.”

"Barlas oğlum ben Güneşe güveniyorum."

Ağlayacağım ama bildiğiniz hırsızlık ile suçlanıyorum!

Dolu gözlerle efendime baktım.

"Egeyi suçlamaktan vazgeçin ben kimin aldığını iyi biliyorum."

Herkes efendiye döndü.

"Çalışma odamda gizli kamera var. “ve Güneş aile yadigarımı geri ver!”

"Efendim ben çıkabilir miyim?"

Sesim kısık ve titrer çıkmıştı.

“Hayır!”

“Önce Güneş senden özür dileyecek.”

Demesini isterdim elbette ama sadece

"Odana gidip dinlen " Dedi…

Hızla odadan çıktım ve kendi odama yöneldim. Odama gelince ağlayarak üstümü değiştirmiş ve yatmıştım.

Yorganı kafama kadar çektim. Sıcaklıkla ve ağladıgım için mayışmaya başlamıştım.

Uyku ve uyanıklık arasındayken birinin saçlarımı okşadığını hissetim. Sonra uyuya kalmıştım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.