İçeriğe geç

KÖLE | bxb

Bölüm 6 · 4 dk okuma

KÖLE | bxb

Bölüm 6

5

Ege:

Sabah kapımın çalınması ile uyandım. Maria bana efendinin kahvaltı saatinin yaklaştığını söyleyip hızla işine geri dönmüştü. Ben de hızla hazırlanıp mutfağa gitmiştim ama bir sorun vardı efendi kahvaltı da ne yerdi bilmiyorum!

Ya alerjisi olan bir şeyi yedirirsem ve bana ceza verirse! Olmaz gidip Mariaya sormalıyım.

Hızla mutfaktan çıktım ve salonu temizleyen Maria’nın yanına gittim.

"Şey Maria…”

"Evet..?"

"Efendi kahvaltı da ne yer?"

"fFazla bir şey değil aslında. Tuzsuz bir yumurta, peynir, zeytin, domates ve bal. Dolapta hazır var akşam senin için hazırlayıp bıraktım. Sen sadece yumurta ve domatesi hallet”

"Peki efendi yumurtayı nasıl yer?”

Maria gülümseyerek bana baktı.

"Böyle düzgün işini yaparsan efendinin gözüne girebilirsin aferin. Efendi pişmiş ve pişmemiş arasında yemeyi sever. Ben de ilk yaptığımda olmamıştı yani stres yapma.”

"Peki, efendi kızdı mı?”

"Hayır, sadece uyardı. Efendi ne kadar sinirli biri olsa da diğer efendilere göre daha iyidir.”

"Tamam. Ben gidiyorum kolay gelsin”

"Teşekkür ederim.”

Marianın yanından ayrılıp mutfağa gitmiştim. Dolaptan hazırları çıkarıp domatesi doğradım. Sıra yumurtaya gelince dikkatlice kırıp pişirmeye başladım. Beyazlar pişerken sarı da pişmek üzereydi. Hemen yumurtanın altını kapatım ve tabağa koyup tepsiye yerleştirdim.

Bir bardak da su koydum tepsiye.

Tepsiyi alıp çalışma odasına yöneldim. Kapıya yavaşça vurdum. Içerden 'gel' sesini duyunca kapıyı açıp içeri girdim. Efendi bana kısa bir bakış attı ve önündeki kağıda geri döndü. Ben de koltuğun önündeki küçük masaya kahvaltılıkları yerleştirmeye başlamıştım.

"Efendim her şey hazır.”

Konuşmamla bana dönüp ayağa kalkmıştı. Koltuğa oturup bana bakmaya başladı.

"Bugün sana kurallardan bahsedeceğim ama önce kahvaltımı yapacağım."

Kafamı salladım. "Peki efendim."

“Çıkabilirsin."

Odadan çıkarak mutfağa gittim ve tepsiyi bıraktım. Umarım evdeki kurallara uyabilirim. Sarı saçlarım gözlerimin önüne düşerken elimle saçlarımı geriye atmıştım.

"Ege sana masaya kahvaltılık bıraktım neden yemiyorsun?"

Masanın üstüne baktım. Bu kadar şeyi benim için mi hazırlamıştı?

"Teşekkür ederim ama bu saate bir şey yiyemiyorum.”

"Öğlene kadar aç kalırsın.”

Ah be Maria benim günlerce aç kalmışlığım var...

"Bir şey olmaz.”

"Oeki, sen öyle diyorsan öyle olsun ama yine de acıkırsan bana gel.”

Kafamı salladım.

"Efendi kahvaltıdan sonra kuralları anlatacak değil mi?”

"Evet."

"Efendi konuşurken gözlerinin içine bak ve sorduğu sorulara konuşarak cevap ver."

"Anladım."

"Benim işe dönmem gerek.”

Maria mutfaktan çıkıp gitmişti. Maria bana gerçekten çok iyi davranıyordu! Ve bu da beni çok mutlu ediyordu!

Yarım saatin sonunda mutfaktan çıkıp efendinin yanına gitmeye başladım. Odasına gelince kapıya yavaşça vurdum. İçerden 'gel' sesini duyunca girdim.

"Yaklaş!”

Çalışma masasında oturan efendiye yaklaştım. Masanın tam önünde durup efendiye baktım.

"ismim Barlas ama sen bana efendim ya da sahip diye sesleneceksin.”

“Evimde fazla sesten hoşlanmam, eşyalarım benim bıraktığım yerde olmalı, sevdiğim yemekleri Maria sana anlatır. Bana karşı gelinmesinden hoşlanmam. Aynı şekilde aileme karşı gelinmesinden de hoşlanmam. Anladın mı?”

Sert bir şekilde sorunca yutkundum.

"Evet efendim.”

"Güzel. Burada olma amacın bana hizmet etmek. Ben ne dersem o olur, karşı gelme şansın yok. Karşı geldiğin takdirde ceza alırsın anladın mı?”

Yine aynı ses tonu ile sordu.

"Evet efendim.”

Sesim kısık çıkmıştı.

"Okuma yazma biliyor musun?”

"Hayır."

Okula hiç gidememiştim. Sadece birkaç kelime ve sayıları biliyordum.

"Anladım. Yarın kahvaltımı aynı şekilde istiyorum ayrıca sabah erken kalkıp kıyafetlerimi hazırlayacaksın. Şimdi gidip öğle yemeğimi hazırla, yemekten sonra kıyafet odamdan bir takım çıkarıp buraya getir.”

"Tamam efendim.”

"Çıkabilirsin.”

Yine sessizce odadan çıktım. Duvardaki saate baktım. Daha bir buçuk saat vardı öğlene, hemen yemek hazırlamaya başlamalıydım.

Beni bulan dede sayesinde saatleri biliyordum…

Az saate bakıp dedenin işten geleceği zamanı beklememiştim.

Mutfağa gidip oyalanmadan yemek yapmaya başladım.

Tabii ki önce Maria’ya gidip efendinin neler sevdiğini öğrenmiştim. Saat on ikiye gelirken yemekleri masaya yerleştiriyordum. Son tabağı koyduktan sonra efendiyi çağırmak için yemek odasından çıkmıştım ki efendinin aşağı indiğini gördüm.

"Yemeğiniz hazır efendim.”

"Tamam sen kıyafetlerimi hazırla!”

"Peki efendim!”

Efendi aşağı inerken ben yukarı çıkmaya başlamıştım.

Kıyafet odasına gelince kapıyı yavaşça açtım ve içeri girdim. Bir tarafı takım elbiseler ile doluyken diğer tarafı günlük kıyafetler ve ayakkabılar ile doluydu. Takım elbiselerin önünde durup hangisini versem diye düşünmeye başlamıştım.

Siyah takım iyiydi bence. Siyah takıma siyah bir kravat seçtim. Ayakkabı bölmüne gidip siyah bir ayakkabı aldım.

Beğenir miydi ki?

Fazla mı iç karartıcı olmuştu?

Neyse, umarım beğenirdi. Bence çık güzellerdi.

Takım elbiseyi aldım ve çalışma odasına yöneldim. Odaya girip takım elbiseyi koltuğun üstüne bıraktım.

Ayakkabıyı da koltugun üstüne bıraktım. Bir dakika kravat nerde?

Hızla odadan çıktım ve geldiğim koridordan geri giderek kravatı aramaya başladım. Kıyafet odasına girdim. Yerde ki kravatı aldım ve toz olmamasına rağmen hafifçe çırptım. Kıyafet odasından çıkıp çalışma odasına girdim.

Üstü çıplak efendiyi görünce hızla ellerim ile gözlerimi kapatıp hızla konuştum.

"Özür dilerim sadece kravatınızı getirmiştim.”

Kravatı masanın üstüne bırakıp hızla odadan çıktım.

Ve tabii ki, Ege, odadan çıkarken ona gülümseyen Barlas’tan habersizdi...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.