⛓
Babamdan gelen mesaj üzerine babamın yanına gitmek için yola çıktık. Alper'in fabrikanın önüne arabayı park etmesi üzerine arabadan indik. Arabadan iner inmez tenime temas eden soğuk hava beni kürkümü giymek konusunda ikna etmeye yetmişti. Kürkümü giydikten sonra fabrikaya doğru yürümeye başladık. Burası dışardan eski bir fabrika gibi görünse de içerisi güzel dizayn edilmiş bir ev havası veriyordu. İçerde bir poker masası, bir bilgisayar odası, genişçe bir salon, sinyal kesici bulunan ve ses izolasyonu en iyi şekilde yapılmış bir toplantı odası, şık dekore edilmiş bir mutfak bulunuyor. Ayrıca üst kat sigara içmek için ayrılmış ve dekore edilmiş bir terasa ait.
İçeri girmek için iris kilidi olan kapı sensörünün gözlerimi taramasını sağladım ve kapı açıldı. Alper'de aynını yaptığında içeri girdik. Babam içerde olduğu için ışıklar açıktı ve içerden klasik müzik sesi geliyordu. Psikoloğu babama klasik müzik dinlemenin kafasını toplamasına yardımcı olcağını söylemiş.
Babam içeri girdiğimizi anlamış olsa gerek "Toplantı odasındayım." Diye seslendi. Toplatı odasının kapısına geldiğimizde Alper kolumu tuttu, arkamı döndüğümde kolumu bırakmıştı suratına bu akşam gördüğüm aptal gülümseme yayılmıştı. "Önden buyrun hanımefendi." Dedi. Serkan Karahan'ın bana hanımefendi demesine neden bu kadar takıldığını anlamamıştım ama yolda da birkaç kere bununla ilgili şaka yapmıştı. Koluna vurup "İçtınmi gerizekalı? Ne bu zevzeklik? Başlatma hanımefendine şimdi!" Dedim ve içeriye girdim. Attığı kahkaha sinirimi bozuyordu. İçerdeki sandalyelerin birine oturduğumda Alper ne ara aldığını anlamadığım 3 bira şişesiyle içeri girdi. Gerçekten şimdi mi içecektik? Toplantı yapmamız gerekiyordu. "Baba şu zevzek yeğenine toplantı yaparken alkol almadığımız söyleyebilir misin, yoksa elimde kalacak gerçekten." Dedim. Alper saçma ve alakasız zamanlarda aptallaşmasıyla beni hep sinirlendirmeyi başarıyordu. Babam Alper'i uygun bir dille uyanırken bu muhabbete dahil olmadım ama anladığım kadarıyla Alper, Serkan Karahan'la konuştuktan sonra tekrar o kızın yanına gitmişti ve kızla konuşurken haddinden fazla alkol almıştı. Haliyle kafası pek yerinde değildi.
Alper'e sade ve sert bir kahve yapıp içirmiştim ve bu kendine gelmesine yardımcı olmuştu. Ben tekrar toplantı odasına girdim ve Alper de yüzünü yıkayıp geleceğini söyledi. Yaklaşık 5 dakikadır yüzünü yıkamasını bekliyoruz Babam da kahve içiyor.
Alper toplantı odasının kapısı da göründüğünde elimdeki gazeteyi kenara bıraktım. Alper yerine otururken babam bir kağıt çıkarıp önümüze uzattı. Bu kağıt bu gün gelmesi gerekenlerin listesiydi ve aralarından gelmeyenler olmuştu anladığım kadarıyla bu gelmeyen kişileri tespit edecektik. Babam "Alexandra Rafael" dediğinde masanın sonundaki duvarda bulunan ekranda ismini söylediği kişinin resmi çıkmıştı. Bu kadın bu gün konuştuğum davetlilerin biriydi ve mimarlık şirketini uyuşturucu satışı yaparken paravan şirket olarak kullanıyordu. Ve büyük plandaki küçük hedeflerimizden biriydi. "Gelmişti bu kadın ve yanında da yeni bağlantısı olduğunu bildiğimiz Kenan Tüten vardı." Dedi Alper. Kenan Tüten, Sergio'nun beden dilini okuyup bana aktardığı davetlilerin birisiydi ve aynı Alexandra gibi uyuşturucu işindeydi ve bu gün verdiğimiz davette de fazlasıyla gergindi. "Sergio'nun söylediğine göre Kenan Tüten bu gün fazla gergindi." Dedim.
Babam gülerek "Bu gece patlattığım sevkiyat onundu ondan olabilir." Dedi. Gerçekten babam beni bile şaşırtıyordu. "Peki, silah sevkiyatı yapan birkaç kişiyle de muhabbet ettim bu gün." Dedim. Babam anladığını belli ederek başını salladı. Babam tam bir şey söyleyecekken duyduğumuz kapı sesi bizden birinin içeri geldiğini bize anlatıyordu. Müzik sesi kesildiğinde gülümsedim "Sergio" dedim. Kapıda belirdiğinde Babam hariç ikimizde ayağa kalkmıştık. Sergio ile tokalaşıp yerime otururken babam "Ne derdin var klasik müzikle sırf bana gıcıklığına yapıyorsun." Dedi. Sergio yaklaşık 12 yıldır Türkiye'de yaşadığı için Türkçe biliyordu ve yanında ingilizce konuşmak zorunda kalmıyorduk. Sergio "Evet gençler ben geldiğime göre siz çıkabilirsiniz kalanını ben ve Taner hallederiz." Dedi. İtiraz etmek üzer ağzımı açtığım anda Sergio sözümü keserek "yo yo yo yo yo itiraz kabul edilmiyor bu bir emirdir." Dedi. "Tamam." Deyip ayağa kalktım. Toplantı odasından çıkarken Alper içeriye dönüp "Bende seni seviyorum aşkım." Diyip öpücük attı. Zevzek işte. Babam "Alper oğlum Akşam akşam kafanı kırdırma bana. Aden doğru söylüyo zevzek bu çocuk." Diyerek Alper'e çok yerinde bir cevap verdi.
⛓
Fabrikadan çıkıp partiye gitmeye karar verdik ve daha öncesinde eve gidip üzerimi değiştirecektim Alper ilk başta buna gerek olmadığını iddia etsede zaten Yeşim'i almak için eve gideceğimiz için kabul etti ve konuyu uzatmadı.
Eve geldiğimde direkt olarak yukarı çıktım ve Alper'de salondaki L koltuğa oturdu "Yarım saatiniz var daha fazla beklemem basar giderim" diye bağırdı. "Aynen hayatım 1 saat 15 dakikaya orda oluruz tamam." Diye aşağı kata doğru carladım. Alper'in oflama sesini de duyduktan sonra hazırlanmak için odama girdim Yeşim de kendi odasında hazırlanıyordu. Elbiselerimin olduğu dolaba ilerleyip içine baktığımda gümüş rengi saten kumaş bir elbise dikkatimi çekti elime alıp aynanın karşısına geçtiğimde elbiseyi dikkatle inceledim. İnce askılı mini bir elbiseydi göğüs dekoltesinin fazla belli olmaması da başka bir özelliğiydi. Elbiseyi aynanın üzerine asıp duşa girdim.
⛓
Saçlarımı hızlıca kurutup bornozumu çıkardım. Elbisemi giyip makyaj masama oturduğumda nasıl bir makyaj yapacağıma çoktan karar vermiştim.makyajım bittiğinde ayağa kalkıp boy aynasına ilerledim kuyruklu bir eyeliner çekmiştim ve göz pınarımda birleştirmiştim. Ve makyajım çok sade olmayan bir gece makyajıydı. Saçlarımı yapmak için banyoya geçtim siyah Saçlarımı arkaya doğru taradım, önden iki tane perçem ayırıp sabitleyici sprey sıktım. Banyodan çıkıp ayakkabı dolabıma ilerlediğimde gözüme kestirdiğim ayakkabılar siyah tek bantlı ve bilekten dolamalı ayakkabılarımdı. Ayakkabılarımı alıp boy aynasının önündeki koltuğa oturup ayakkabılarımı giydim. Ayağa kalkıp son kez aynaya bakarken bir yandan parfümümü sıktım. Hazır olduğumdan emin olduğumda küçük siyah taşlarla süslenmiş çantamın zincirini koluma astığım ve kapıya yöneldim.
Merdivenlerden inerken topuklu ayakkabıların çıkardığı sesi duyan Alper ve Yeşim gözlerini merdivene çevirmiş bana bakıyorlardı. Yanlarına gittiğimde Alper ben kazandım diye bağırdı. Ne olduğunu anlamadığım için işaret parmaklarımla kulaklarımı kapattım ve yüzümü buruşturdum. Yeşim hiç şaşırmamıştı hatta Alper'in tersine baya üzgün bir yüz ifadesi vardı. Kulaklarımı açıp yüzümü düzelttim ancak kaşlarım hala çatıktı. Yeşim "Of yaa" diyerek hayıflandığında iddiaya girdiklerini anlamıştım. "Siz yine benim üstümden iddiaya mi girdiniz, salak mısınız siz illa ceza ile mi akıllanacaksınız?!" Dedim. Alper'in yüzündeki gülümseme silinmişti ve Yeşim'in yüzünde değişen tek şey ise yeşil gözlerini bana çevirmesiydi. "Hafta sonu operasyonda yoksunuz ayrıca o gün Sergio'nun evinde biriken dosyaların hepsini temize çekeceksiniz ve pazar akşamı masamda bulacağım o belgeleri bence yeterli oldu." Dedim. Alper itiraz etmek üzere ağzını açtığında "Bu akşamki partiye de Deren'le mi gitsem acaba?" Dedim, Alper'in ağzı anında kapanmıştı. "Bir daha olmasın bozuşuruz." Diye ekleyip kapıya yöneldim. Siyah deri uzun trençkot giyip kapyı açtım dışarı adım attığımda boynumdaki tektaş baget kolyenin soğukluğu hissettim. Tektaş kolyemin setinin devamı olan tektaş küpeler kombinimi tamamlayan parçalardı ancak bu kombindeki en sevdiğim parça kolumda küçük taşlarla donatılmış gümüşten yapılma yılan şeklindeki bileklikti bileyimin biraz üstünde biten ve yüzük parmağımın kemiğine kadar uzanan bir bileklikti ve bana bir düşmanımın hediyesiydi. Düşmanımı alt ettiğim için artık rahatça takabiliyordum.
⛓
Parti mekanına geldiğimizde arabadan indik Alper anahtarı valeye verirken biz de ceketlerimizi çıkarıyorduk. Ceketleri asması için bir görevliye verdik ve içeri girdik. Gerçekten çok kalabalıktı ve ses seviyesi insanların gürültüsünü kapatmaya yetmiyordu. Alper keten beyaz bir gömlek giymişti ve yakası iki düğme açıktı saçlarını dağınık bırakmıştı ve kumral saçlarına bu şekil çok yakışıyordu, altında da siyah bol paça bir pantolon giymişti ayrıca benim ona doğum gününde yaptırdığım gümüş zincir kolyeyi takmıştı. Yeşim ise ince askılı, vücuda oturan, siyah bir mini elbise giymişti ve ayakkabı olarak da yüksek topuklu, tek bantlı ve bilekten bağlamalı kadife bir ayakkabı giymişti. Sarı saçlarını balık sırtı örmüş ve önden iki tane perçem ayırmıştı. Siyah ağırlıklı göz makyajı ile bordo ruju sexi bir hava katıyordu ve bu aurasını kendisi de beğeniyordu.
Alper'e müzik sesinin kısık olduğunu laf arasında söylediğimde Alper gidip birisiyle konuşmuştu ve yanımıza döndüğünde ses tam istediğim ayarda yükselmişti. Alper'e gülümsediğimde gülümsemebir teşekkür anlamı taşıyordu ve Alperde bunu anlayıp göz kırpmıştı.
⛓
Alper ve ben birşeyler içip dans ediyorduk ve Yeşim'de locamızda bir kızla konuşuyordu. Müzik bir anda kesildi ve ben dans etmeyi bırakınca başımın döndüğünü ancak fark edebildim. En son arkamda Alper'in olduğu aklıma gelince geriye doğru bir adım attım. Neden yüzümü çevirip düzgün yürümediğimi bilmiyorum ama bunu yapmadım. Sırtım bir şeye çarptığında bunun bir insan olduğunu anlamıştım arkadan kollarıma dokunduğunda onun Alper olduğunu anlamıştım. Müzik tekrar başladığında arkamı dönüp Alper'in ellerini tuttum ve gözüm kapalı bir şekilde dans etmeye başladım bir elin omzuma dokunduğunu hissettiğimde arkamı döndüm. Arkama baktığımda Alper'i görmüştüm bana şaşırmış bir ifadeyle bakıyordu. Arkamdaki Alper'se ellerini tuttuğum kişi kimdi? Kafamı tekrar önüme döndüğümde yüzünü görememiştim kafamı hafif kaldırdığında bir çift yeşil gözle karşılaştım. Bu gözleri tanıyordum karşımdaki kişi Serkan Karahan'dı!?