Müdür bizim salağın arkasında dikilirken sevgili kankam ona attığım "Aha şimdi sıçtın" bakışını kavrayamamıştı. Ta ki müdür tok ve ürpertici sesiyle "Birşey mi dediniz Demet Hanım? " diyene kadar. Demet yavaşça arkasını döndü ve ondan iki kat uzun olan müdüre baktı. Ürkmüş bir kedi gibi görünüyordu. Titreyen bir sesle "Hayır." derken bütün sınıf ona bakıyordu. Rezillik! Tek kelimeyle rezilliktir bu. Müdür bey sonrasında ikna olmamış gibi görünse bile bu konuda tek kelime etmedi ve seviye sınıflarının belirlenmesi için konferans salonuna gönderildik.
Salona çıktığımız zaman isimlerimizi okumaya başlamamışlardı. Gözlerimle bizim grubun üçüncüsünü arıyordum. Kızıl dalgalı saçlarıyla Eda kendini çabucak gösterirdi. Bulmuştum da zaten. Şaşırtıcı olmayan bir biçimde en önde oturmuştu. Yanına gittik. Eda bizim aksimize tam bir sosyal kelebekti. Şimdiden yanında oturan çocukla konuşmaya başlamıştı bile. Çocuğu normalde tanıyor olmam gerekiyordu ama ilk kez görmüştüm. Eda ayağa kalktı ve bize çocuğu tanıttı. "Kızlar bu, Furkan. Okulumuza İzmir'den geldi ve not ortalamalarımıza bakarsak bizimle aynı sınıfta olması muhtemel. " Eda konuşmasını bitirdikten az sonra idareciler konuşmaya başladı dördümüz de onları dinlemiyorduk müdür yardımcısı şunları söyleyene dek:" Farklı okullardan gelen öğrencilerimiz olduğu için seviye sınıflarını bugün yapacağımız ve geçen senenin konularını baz alan bir sınavla belirleyeceğiz. " O cadı kadın bu cümleyi kurduktan sonra bütün arkadaş grupları kendi içlerinde konuşmaya başladı. Hepsi farklı bir şekilde konuşuyordu ancak hepsinin ortak olarak kullandıkları bir kelime vardı:" Mahvolduk"