İdare bize bunları söylediğinde Demet'ile göz göze geldik. Asla kötü öğrenciler değildik ama cidden ağustos sıcağında bütün yaz asla bakmadığım 7. Sınıf konularından oluşacak bir deneme sınavı mı? Şaka gibiydi. Ve en kötüsü de bu sınavın sonuçları, bütün yılımı yaşayacağım insanların kimler olacağını belirleyecekti. Tam bir kabus.
Konuşma bittikten sonra bizi sınıflara götürdüler ve önümüze kitapçıkları koydular. Zaten ilk sorudan sınavın zor olduğunu anlamıştım. Çözebildiğim kadar çözdüm. Sözel böyleyse kim bilir sayısal nasıldı. Arada yukarı çıktım, kızlarla üst katta buluştuk. Furkan da Eda'nın yanında. Kimdi bu çocuk ve Eda'yı nereden tanıyordu? Aklımda binbir türlü soruyla matematik problemlerini çözmeye başladım. Sınav bittiğinde okulun en zekileri bile sınav çok zordu diyip duruyorlardı. Soruları tartışmaya başladıklarında sınıfı terk ettim.
Sonuçlar ertesi gün açıklanacaktı bu yüzden bizi serbest bıraktılar, ben de gidip Eda'yı sorguya çektim. "Pişt, Eda" bana döndü ve efendim der gibi başını salladı. Gel işareti yaptım. "Bu Furkan denen çocuk, ne iş? " Bana öldürecek gibi baktı. " Furkan benim kuzenim. Amcam'ın tayini yüzden buraya geldiler ve babam bizim okula yazdırmaları için onları zorladı. İlk birkaç hafta bizimle takılacak sonra zaten yeni arkadaşlar bulur. Biraz idare edelim, olur mu? " Bu konuşmadan sonra ne diyebilirdim ki? Kabul ettim. Okul çıkışında da sinemaya gidip saçma salak bir film izledik. Bu saçma günün hayatımın en tuhaf yılına açılan kapı olduğunu nereden bilecektim ki?