İçeriğe geç

KIZIL YÜKSELİŞ

Bölüm 6 · 4 dk okuma

KIZIL YÜKSELİŞ

Bölüm 6

GİZLİ GÖREV

Alevlerin usul usul çıtırtısı, artık neredeyse aydınlanmış odadaki sabah soğukluğunu kırıyordu. Aralarındaki sessizliği bölen tek şey odunların bu sesiydi. Ama soğuğu kırmaya yardımcı olacak başka bir şeyin olmaması ne kötüydü... Zira Kral'ın bakışlarına çöken karanlık, çok geçmeden odayı dondurucu bir havayla tekrar kaplamıştı.

"Yaklaş Lord El,"

Kral'ın bu emri üzerine şömine başına yaklaşırken benliğini garip bir atmosfer sardı. Odanın buz gibi olan diğer ucuna karşılık sıkıcı bir sıcaklık yüzüne çarpıyordu. Yakınlaştıkça alevlerin, Kral'ın çehresini daha iyi belirginleştirdiğini fark etti.

Bu yüze, karanlık çökeli uzun zaman olmuştu. Her geçen yıl yaşlandıkça daha da sertleşen çehresi çöken ruhuna bir ayna tutuyor gibiydi. Onu yaşlandıran hiçbir zaman yıllar ya da takvimler olmamıştı. Savaş meydanından uzaklaştıkça ve oturmaya mahkum geçirdiği zaman arttıkça kalbini saran karanlık düşünceler çürütmüştü ruhunu. Sandalyesinde geçirdiği zaman arttıkça sanki geçmişiyle hesabı da kabarıyordu. Uzun zamandır Kral'a eşlik eden Lord, bu tür gerçekleri Remulus'un yüzünden okuyabiliyordu.

Kral'ın alevlere attığı uzun uzun bakışlar da, geçmişle hesaplaşmasının bir çeşit yolu gibiydi.

"Uzun zaman oldu..." Dedi bir anda sakinleşen bir tonda. Sesindeki sinsilik yerini gizeme bırakmış, alevlerin parlattığı gözleri hâlâ çatırdayan ateşte takılı kalmıştı.

"Kral'ın Eli olarak benden daha çok hakim olduğun bir konu varsa o da Srodhann'ın akıbetinin ne olduğu..."

Sondaki sözleri sessizce eklemişti ama sesindeki sert ton asla yumuşamamıştı.

"Sahte Varisin bir çılgınlık olmadığı ortada. Ama varisi getirmemdeki sebep, çılgınlığın ta kendisi!"

Remulus'un gırtlaktan gelen o hırıltılı sesi içerideki anlamsız sessizliği parçaladı.

Lord, asırlar gelen bir süre boyunca Kral'ın lanetli bakışlarını üzerinde hissetti. Bazen bir çılgınlık gerçekten Remulus'un ruhunu sarar ve sonrasını kimse tahmin edemezdi. Soylu kan, her şeye muktedirdi. İşte böyle bir anın gelmiş olmasından korkuyordu Volaris. Ama zehirli düşüncelerin yeşermeye başladığı bu ölümcül sessizlik tekrar bozuldu.

"Krallığı kurtarmak ya da adımın geleceği gibi bir zırvalıktan daha önemli bir şey var...Yüce Kralınızın akıbeti. İşte asıl mesele bu ve seni de ilgilendirecek olan!"

Sadece tek amacı varis getirmek olan, sahte ya da gerçek oğlu olmasını dahi umursamayan bir Kral için manidar sözlerdi, bunlar.

Kral, delici gözlerini alevlerden ayırıp bir anlığına tekrar Lorda çevirdi.

"Evet, ne düşündüğünü görebiliyorum Lord Volaris... Bir çılgınlık peşinde olduğumu sanıyorsun, korkarım ki yanılmıyorsun... Ama bu, oynamak istediğim bir çılgınlık! "

Remulus'un sesi daha da boğuklaşmış, konuşmasının sonunda verdiği hırıltılı nefes tüyleri ürpertecek kadar tizleşmişti.

Volaris dikkatlice Kral'ın renkten renge giren çehresini gözlemledi, gerçekten zihnini kurcalayan konu neydi? Gerçekten Kral, neyin peşindeydi? Sahte bir varis getirerek gerekli de olsa yeterince büyük bir risk alıyorlardı zaten.

Meyve şarabını fazla mı kaçırmıştı, yoksa tüm gece süren uykusuzluğunun eseri miydi, bunlar? Ama Lord Volaris yanılıyordu çünkü Kral, şafak sökümüne kadar deliksiz bir uykunun tadını çıkarmıştı.

Volaris endişeyle tek çizgi haline almış dudaklarını araladı: "Dinlenmek isterseniz majesteleri," Diyecek oldu ama Remulus buna fırsat vermedi.

"Doğumdan önce Üstad Altus odaya geldi. Onu bu kadar tedirgin ve huzursuz edenin ne olduğunu sordum. Bana bebeğin ve kadının hayatından endişe ettiğini söyledi ama bir şey daha vardı söylemek istediği. Ne olduğunu tahmin edebiliyor musunuz Lordum?"

Volaris'in bu tahmin oyununa cevabı yoktu ama Kral yine de başdanışmanının aklını okumak istiyor gibiydi. Ama bakışları, Lord'un sabit yüzünde eriyip gidince bir süre sonra bu isteğinden vazgeçti. Lord ise sadece her zamanki sessizliğini koruyarak ihtiyatlı davranmayı tercih ediyordu.

"Hayır, Kral'ım bilmiyorum." Dediğinde Remulus, onaylarcasına kafasını sallayarak yükselen alevlerin dansını izlemeye devam etti.

"Ben de tahmin edememiştim..." dedi, mırıldanarak.

Zaman, kısa süreliğine alevlerin çatırtısı ve ateşin sessiz şarkısıyla yeniden durmuşken bakışlarını tekrar Lord'a çevirdi.

"Altus, bir görev için Istorad'a gitmişti, yaklaşık iki ay süren araştırmasından sonra geri geldi."

Kral'ın konuşması bittiğinde, Volaris dikkatle kaşlarının havaya kalkışına engel olamamıştı. Demek ihtiyar şifacı aylardır Kutsal Şehirlerde yaptığı yolculuğundan nihayet dönmüştü? Altus artık rutin haline gelen Kutsal Şehir Istorad'taki Alimler Kulesi'ne yaptığı yolculukla tüm kaleye namını salmıştı. Bunu tüm konsey biliyordu çünkü Kral, ihtiyarı araştırma yapması için özellikle son yıllarda, Srodhann'ın denizaşırı komşularına göndermeyi alışkanlık haline getirmişti.

Yaşlı şifacının yokluğunu herkes biliyordu artık ama ne zaman geri döndüğü tam bir muammaydı. Gölge gibi kayboluyor ardından koridorlarda gölge gibi yeniden beliriyordu.

Alimler Kulesi, antik çağlardan kalmış ve içinde her türlü kitabın ve bilginin saklandığı tüm Krallıklarca tanınıp, korunan büyük bir kütüphaneydi. Krallıklardan bağımsız ve özgürlüğüyle korunmuş şehir Istorad'ın ise kadim simgesiydi. İçinde eski ilimlerin ve dini bilgilerin de okutulduğu bu büyük kule, geçmişte birçok badireler atlatmıştı. Ancak hâlâ gizli kalmış bölmelerinde tüm diyarlarda kayıp olan yasaklı kitapların saklandığı fısıldaşılırdı. Eski rahiplerin halılarını süpürdüğü kulenin duvarları bunun gibi birçok gizi ardında tutuyordu.

Ancak konsey, yaşlı şifacının ikide bir seyahatlere çıkmasından pek haz etmezdi. Şifacı gittikten en az bir ay sonra geri dönmesiyle Lordlar arasında huysuzluğa sebep oluyordu. Herhangi bir konsey lordu birkaç aylığına Krallıktan uzaklaşmak istese başına neler gelebileceği tam bir muammaydı.

Yaşlı şifacının yine bu kadar uzun süre gözden kaybolması yine hoşnutsuzluk sebebi olmuştu. Ancak bir seyahat veya araştırma gezisi denilerek geçiştirilmiş, uzun süre merak konusu dahi olmamıştı. Şimdi ise konunun nasıl buraya bağlanacağı Volaris'in aklındaki en büyük soru işaretiydi.

Kral, Volaris'in merakını daha fazla bekletmedi.

"Benim iznimle yine bir araştırma yapıyordu. Geri döndüğünde merak ettiğim bazı meseleleri aydınlattı ama yanında bir şey daha getirmişti..."

Remulus'un sesi yine sonlara doğru hırıltılı nefesine karışmıştı. Sabah çatallaşan sesiyle onu anlamak gerçek bir işkenceydi.

Kral istifini bozmadan aynı çatlamış sesiyle devam etti:

"Bir kehanet."

*Remulus Hanedanının simgesi, kanatlarını açmış altın dev kartal

Bölüm sonu

1 yorum