İçeriğe geç

Kızıl Yemin

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Kızıl Yemin

Bölüm 5

Bölüm 5; Bir Adım Yakın

Kapı ağır ağır açıldı.

Nehir, kaçacak yer bulamadan olduğu yerde kaldı.

Kaan kapının eşiğinde duruyordu.

Üzerindeki siyah gömleğin kolları dirseklerine kadar sıvanmıştı. Gözleri önce kırılan vazoya, sonra Nehir'e kaydı.

"Beni dinliyordun."

Bu bir soru değildi.

Nehir derin bir nefes aldı.

"İstemeden duydum."

"Yalan."

Sessizlik...

"Neden kaçmadın?"

"Nereye kaçacaktım?"

Kaan birkaç adım yaklaştı.

Koridorun loş ışığında ikisinin arasında yalnızca birkaç adım kalmıştı.

"Nehir."

"..."

"Bir daha konuşmalarımı dinlersen hoşuma gitmez."

Nehir başını dik tuttu.

"Ben de insanların hayatımı kontrol etmesinden hoşlanmıyorum."

İkisi de birbirinden gözlerini ayırmıyordu.

Aralarındaki inat, neredeyse koridordaki havayı bile ağırlaştırıyordu.

Tam o sırada Mert geldi.

"Patron, toplantı hazır."

Kaan bakışlarını Nehir'den ayırmadan konuştu.

"Odandan çıkma."

"Bana emir veremezsin."

"Verdim bile."

Arkasını dönüp yürüdü.

Nehir ise sinirle arkasından baktı.

"Ne kadar sinir bozucu bir adam!"

Koridorda çalışanlardan biri istemsizce güldü.

"Patron bunu duysa..."

Nehir omuz silkti.

"Duysun."

Gece yarısına doğru...

Malikâne sessizdi.

Nehir uyuyamıyordu.

Aklında tek bir soru vardı.

Babasının dosyası...

Yavuz Kara...

Ve Kaan'ın bu olaya neden bu kadar önem verdiği...

Merakına yenildi.

Sessizce odasından çıktı.

Koridor karanlıktı.

Aşağıdan hafif bir ışık geliyordu.

Kütüphanenin kapısı aralıktı.

İçeri baktığında Kaan'ı gördü.

Elinde eski bir dosya vardı.

Masanın üzeri haritalar ve belgelerle doluydu.

Kaan başını kaldırmadan konuştu.

"İçeri gel."

Nehir şaşırdı.

"Beni fark ettin mi?"

"Ayak seslerinden."

İçeri girdi.

Kaan dosyayı kapattı.

"Uyumadın."

"Sen de."

"Ben alışığım."

Nehir raflardaki kitaplara baktı.

Hepsi hukuk, tarih, ekonomi ve psikoloji kitaplarıydı.

"Bu kadar kitap okuyacağını düşünmezdim."

Kaan hafifçe gülümsedi.

"İnsanlar benim sadece silah kullandığımı sanıyor."

"Yanılmışım."

"Birçok konuda."

Nehir istemsizce gülümsedi.

İlk kez aralarında kavga olmayan birkaç saniye yaşanıyordu.

Bir anda bütün malikânenin elektrikleri kesildi.

Her yer zifiri karanlığa gömüldü.

"Ne oldu?"

Nehir'in sesi titremişti.

Kaan anında ayağa kalktı.

"Kımıldama."

Dışarıdan silah sesleri duyuldu.

Mert'in sesi yankılandı.

"Patron! Elektrikleri kestiler!"

Kaan hızla masanın çekmecesini açıp bir el feneri çıkardı.

Tam o sırada...

Koridordan gelen patlama sesiyle kapı sarsıldı.

Nehir irkilerek geri çekildi.

Ayağı halıya takıldı.

Düşeceği sırada güçlü bir kol belinden tuttu.

Kaan...

Nehir istemsizce ona tutundu.

İkisi de birkaç saniye kıpırdamadan kaldı.

El fenerinin soluk ışığında göz göze geldiler.

Nehir ilk kez Kaan'ın gözlerinde yalnızca öfke değil...

Yorgunluk gördü.

Kaan ise ilk kez Nehir'in korkmasına rağmen dimdik durmaya çalıştığını fark etti.

Sessizlik...

İkisi de birbirine çok yakındı.

Nehir'in kalbi o kadar hızlı atıyordu ki kendi duyabiliyordu.

Kaan yavaşça fısıldadı.

"İyi misin?"

Nehir başını hafifçe salladı.

"Sanırım..."

Tam o anda...

Koridorun ucundan bir kurşun geçti.

Bang!

Kurşun duvara saplandı.

Kaan hiç düşünmeden Nehir'i kendine çekerek yere eğildi.

"Nehir! Başını aşağıda tut!"

Nehir istemsizce gömleğine tutundu.

Kaan bunu fark etti ama hiçbir şey söylemedi.

Bir eliyle onu korurken diğer eliyle silahını çıkardı.

İki el ateş etti.

Koridor yeniden sessizleşti.

Yaklaşık on dakika sonra saldırganlar geri çekilmişti.

Elektrikler yeniden geldi.

Nehir yavaşça ayağa kalktı.

O sırada Kaan'ın omzundan aşağı süzülen kanı gördü.

"Gömleğin..."

Kaan aşağı baktı.

Kurşun omzunu sıyırmıştı.

"Önemli değil."

"Önemli değil mi?"

Nehir hemen ilk yardım çantasını aldı.

"Yine pansuman yapacağım."

"Gerek yok."

"İnat etme."

Kaan bu kez itiraz etmedi.

Nehir dikkatlice gömleğinin omuz kısmını açıp yarayı temizledi.

"Eğer birkaç santim daha yakın olsaydı..."

Sözünü bitiremedi.

Kaan onu izliyordu.

"Korktun mu?"

Nehir dürüst davrandı.

"Evet."

"Kurşundan mı?"

"...Sana bir şey olacak diye."

Bu söz ikisini de şaşırttı.

Nehir söylediklerini fark edince hemen gözlerini kaçırdı.

"Yani... çünkü beni koruyordun."

Kaan birkaç saniye sustu.

Sonra çok hafif bir sesle konuştu.

"Benim işim bu."

Ama ilk kez söylediği şeye kendisi bile tam inanmıyordu.

O gece...

Kaan çalışma odasının balkonunda tek başına duruyordu.

Yağmur yeniden başlamıştı.

Mert sessizce yanına geldi.

"Patron."

"Hı?"

"Bu kadar riske girmeye değiyor mu?"

Kaan gözlerini yağmurdan ayırmadı.

"Ne demek istiyorsun?"

"Bugün ikinci kez kızın önüne geçtin."

Sessizlik...

Mert devam etti.

"Eskiden olsaydı kimse için bunu yapmazdın."

Kaan cevap vermedi.

Sadece cebinden Nehir'in düşürdüğü küçük bir kolyeyi çıkardı.

Saldırı sırasında kopmuştu.

Avucunda sımsıkı tuttu.

Tam o sırada telefonu çaldı.

Arayan...

Bilinmeyen Numara.

Telefonu açtı.

Karşı taraftaki boğuk ses yalnızca tek bir cümle söyledi:

"Nehir Aydın'ı koruyamazsın... Çünkü onu öldürecek kişi, sandığından çok daha yakınında."

Hat kapandı.

Kaan'ın yüzü ilk kez gerçekten değişti.

Yavaşça arkasını döndü.

Koridorun sonunda...

Bir gölge durmuş onları izliyordu.

Devam edecek... 🖤

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.