İçeriğe geç

Kızıl Yemin

Bölüm 35 · 3 dk okuma

Kızıl Yemin

Bölüm 35

Bölüm 35; Son Yemin | Final

“Bazı hikâyeler kanla başlar. Ama onları bitiren şey, insanın neyi seçtiğidir.”

Karanlıkta yankılanan silah sesinden sonra her şey bir anda sessizleşti.

Nehir yoktu.

Kaan'ın kalbi yerinden çıkacakmış gibi atıyordu.

"NEHİR!"

Cevap gelmedi.

Arkasından Mert'in sesi duyuldu.

"Kaan! Burada!"

Kaan karanlığın içinde koşmaya başladı.

Bir anda ışıklar yeniden yandı.

Ve gördüğü manzara karşısında durdu.

Nehir yerde değildi.

Aras'ın adamlarından biri tarafından tutuluyordu.

Ama Nehir'nin elinde hâlâ kolyesi vardı.

Kaan silahını kaldırdı.

"Onu bırak."

Aras sakin bir şekilde güldü.

"İşte şimdi anlıyorum."

"Neyi?"

"Senin en büyük zayıflığını."

Kaan'ın gözleri karardı.

"Yanlış."

Aras kaşını kaldırdı.

"Neymiş?"

Kaan bir adım attı.

"O benim zayıflığım değil."

Nehir'ye baktı.

"Benim neden savaşmaya devam ettiğimi hatırlatan kişi."

Aras'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.

"Çok güzel."

Elini kaldırdı.

Ama o anda arkasından bir ses geldi.

"Silahını bırak, Aras."

Herkes döndü.

Leyla.

Yanında Lina, Derya ve Cemal vardı.

Aras şaşkınlıkla baktı.

"Sen..."

Leyla'nın sesi sakindi.

"Yıllardır kaçtık."

"Çocuklarımızı sakladık."

"Gerçekleri gizledik."

"Artık yeter."

Aras kahkaha attı.

"Tek başına beni durdurabileceğini mi sanıyorsun?"

Leyla başını iki yana salladı.

"Hayır."

Cemal öne çıktı.

"Biz durduracağız."

Aras'ın adamları bir anda silahlarını birbirlerine çevirdi.

Mert şaşkınlıkla baktı.

"Ne oluyor?"

Cemal gülümsedi.

"Aras'ın adamlarının yarısı artık onun adamı değil."

Aras'ın yüzü düştü.

"İmkânsız."

Derya cevap verdi:

"Yıllardır senin yanında olduğumuzu sandın."

"Biz sadece doğru zamanı bekledik."

Aras geri çekildi.

Kaan Nehir'ye doğru ilerledi.

Adamın elinden kurtulan Nehir hemen Kaan'ın yanına geldi.

Kaan onun iyi olduğundan emin olduktan sonra derin bir nefes aldı.

"İyi misin?"

Nehir başını salladı.

"Şimdi iyiyim."

Kaan gözlerini kapattı.

Sanki uzun zamandır ilk kez gerçekten nefes alabiliyordu.

Aras ise çıkışa doğru yöneldi.

Kaan önüne geçti.

"Burada bitiyor."

Aras başını kaldırdı.

"Sen beni öldürmek istiyorsun."

Kaan birkaç saniye sustu.

Sonra silahını indirdi.

"Hayır."

Aras şaşkınlıkla baktı.

"Ne?"

"Senin yaptığını yapmayacağım."

"Çünkü seni yenmenin tek yolu seni kendine benzetmemek."

Cemal adamlarına işaret etti.

Aras yakalandı.

Kızıl Konsey'in yıllardır kurduğu düzen, o gece çöktü.

Saatler sonra...

Güneş doğmaya başlamıştı.

Denizin üzerinde yavaşça yükselen ışık, gecenin karanlığını dağıtıyordu.

Kaan limanın kenarında duruyordu.

Nehir yanına geldi.

"Her şey bitti."

Kaan denize baktı.

"Gerçekten bitti mi?"

"Sanırım."

Kaan hafifçe gülümsedi.

"Hayatımda ilk kez 'sanırım' kelimesini bu kadar sevdim."

Nehir güldü.

Sonra sessizleşti.

"Artık ne yapacağız?"

Kaan ona döndü.

"Yaşayacağız."

Nehir başını eğdi.

"Normal bir hayat?"

"Normal olmayabilir."

Kaan elini uzattı.

"Ama bizim hayatımız olur."

Nehir onun elini tuttu.

"Anlaştık."

Günler sonra...

Kaan'ın babasının bıraktığı son dosya açıldı.

Dosyanın içinde Kızıl Yemin'in bütün belgeleri vardı.

Kaan onları tek tek inceledi.

Son sayfaya geldiğinde bir cümle gördü:

"Bu yeminin amacı gücü korumak değil, aileyi korumaktır."

Kaan sayfayı kapattı.

Yıllarca uğruna savaştıkları şeyin aslında para, güç veya intikam olmadığını anlamıştı.

Aileydi.

Güvendiği insanlardı.

Ve en önemlisi...

Kendi seçtiği hayat.

Aylar sonra...

Kaan ve Nehir, denize bakan küçük bir evin önünde duruyordu.

Nehir elindeki eski kolyeye baktı.

Kaan yanına geldi.

"Artık onu saklamana gerek yok."

Nehir gülümsedi.

"Belki de saklamak yerine hatırlamak için taşıyacağım."

Kaan başını salladı.

"Olur."

Nehir ona baktı.

"Bir zamanlar seni tanıdığımda hayatımın bu kadar değişeceğini hiç düşünmemiştim."

Kaan gülümsedi.

"Ben de."

"İyi ki karşıma çıktın."

Kaan bir süre sustu.

Sonra elini onun elinin üzerine koydu.

"İyi ki kaçmadın."

Nehir gülümsedi.

"Sen de bırakmadın."

Kaan başını salladı.

"Hiç bırakmayacağım."

Akşam olduğunda denizin üzerinde kızıl bir gün batımı vardı.

Nehir son kez arkasına baktı.

Yıllarca korktukları dünya artık geride kalmıştı.

Kaan yanındaydı.

Ailesi yanındaydı.

Ve artık gelecek, geçmişin kurallarına göre yazılmayacaktı.

Nehir kolyesini avucunda sıktı.

Kaan ona baktı.

"Ne düşünüyorsun?"

Nehir gülümsedi.

"Yeminimizi."

Kaan'ın gözleri yumuşadı.

"Hangisini?"

Nehir başını ona çevirdi.

"Birbirimizi koruyacağımıza dair olanı değil."

"Hangisi?"

Nehir cevap verdi:

"Bir daha korkuyla yaşamayacağımıza dair olanı."

Kaan elini tuttu.

"Bu kez söz."

İkisi denize doğru yürüdüler.

Arkalarında kalan her şey...

Yalanlar.

İhanetler.

Korkular.

Kızıl Konsey.

Aras.

Ve yıllarca süren savaş...

Hepsi geride kaldı.

Çünkü bazı hikâyeler mutlu sonla bitmez.

Bazıları, insanın kendi sonunu seçmesiyle biter.

Kaan ve Nehir ise ilk kez kendi hikâyelerini kendileri yazıyordu.

Ve bu hikâyenin son cümlesi şuydu:

"Kızıl Yemin sona ermişti. Ama onların hikâyesi yeni başlıyordu.

~ FİNAL 🖤

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.