“Bazı hikâyelerin sonu, aslında yeni bir hayatın ilk sayfasıdır.”
Altı ay geçmişti.
İstanbul'un gürültüsünden uzakta, denize bakan sakin bir evin bahçesinde sabah güneşi yavaşça yükseliyordu.
Evde artık silah sesleri, telefonlar, gizli dosyalar ve korkuyla beklenen geceler yoktu.
Sadece kahkaha vardı.
Nehir mutfaktan çıkıp salona baktı.
"İkiniz de kahvaltıya!"
Salondan küçük ayak sesleri geldi.
"Anneee, Kaan yine beni yakalayamıyor!"
Kaan merdivenlerden aşağı inerken gülüyordu.
"Çünkü sen çok hızlısın."
Küçük çocuk kahkaha atarak babasının arkasına saklandı.
Nehir başını iki yana salladı.
"İkiniz de aynı çocuksunuz."
Kaan ona bakıp gülümsedi.
"Benim suçum değil."
"Tabii."
Nehir masaya tabakları koydu.
Kaan çocuğu kucağına aldı.
"Gel bakalım."
Küçük çocuk babasının boynuna sarıldı.
Nehir onları izlerken yüzünde sakin bir tebessüm oluştu.
Bir zamanlar hayatında yalnızca korku ve belirsizlik vardı.
Şimdi ise evinin içinde bir aile vardı.
Kahvaltıdan sonra Kaan bahçeye çıktı.
Nehir de birkaç dakika sonra yanına geldi.
Kaan elinde küçük bir kutu tutuyordu.
Nehir merakla baktı.
"Bu ne?"
Kaan kutuyu açtı.
İçinde eski kırmızı mühür vardı.
Kızıl Yemin'in son hatırası.
Nehir sessizce baktı.
"Bunu hâlâ saklıyor musun?"
"Son kez."
Kaan mührü avucuna aldı.
"Artık geçmişte kalması gereken her şey gibi bunu da bırakacağım."
Nehir başını onun omzuna yasladı.
"Zamanında bütün hayatımızı değiştirdi."
Kaan gülümsedi.
"Şimdi ise sadece bir hatıra."
Birlikte denize baktılar.
İçeriden çocuklarının sesi geliyordu.
"Anne! Baba!"
Nehir gülerek içeri yöneldi.
Kaan arkasından baktı.
Sonra elindeki kutuyu kapattı.
Ve onu bir daha açmamak üzere kaldırdı.
Akşam olduğunda üçü bahçede oturuyordu.
Çocuk, Kaan'ın yanına kıvrılmıştı.
Nehir sessizce onları izledi.
Kaan ona baktı.
"Ne oldu?"
Nehir gülümsedi.
"Hiç."
"Kesin bir şey var."
"Yok."
Bir süre sustu.
Sonra Nehir yavaşça konuştu:
"Bir zamanlar bu hikâyenin böyle biteceğini hayal bile edemezdim."
Kaan onun elini tuttu.
"Ben de."
"Her şeyimizi kaybettiğimizi düşünmüştük."
Kaan başını salladı.
"Meğer yeniden başlamak için bazı şeyleri geride bırakmamız gerekiyormuş."
Nehir gülümsedi.
"İyi ki kaldın."
Kaan ona baktı.
"İyi ki sen de kaldın."
Gece olduğunda ev sessizleşti.
Kaan ve Nehir balkonda yan yana oturuyordu.
Gökyüzünde yıldızlar vardı.
Nehir başını Kaan'ın omzuna yasladı.
"Mutlu musun?"
Kaan hiç düşünmeden cevap verdi.
"Evet."
"Gerçekten?"
"İlk defa."
Nehir gülümsedi.
Kaan onun elini tuttu.
"Çünkü artık yarını düşünürken korkmuyorum."
"Neden?"
"Çünkü yarın ne olursa olsun..."
İçeriden çocuklarının neşeli sesi geldi.
Kaan gülümsedi.
"...artık kaybedecek değil, yaşayacak şeylerimiz var."
Nehir gözlerini kapattı.
Ve o anda ikisi de aynı şeyi anladı.
Kızıl Yemin bitmişti.
Ama onların hayatı...
yeni başlıyordu.
Kamera sanki evden yavaşça uzaklaşırken içeriden çocuklarının kahkahası duyuldu.
Deniz kıyısında küçük evin ışıkları yanıyordu.
Ve kapının üzerinde, yıllardır saklanan o kırmızı mühür artık yoktu.
Çünkü geçmiş onların kaderi değildi.
Kendi sonlarını kendileri yazmışlardı.
— SON — 🖤📖