"Bazen kaçtığını sandığın şey, senden yalnızca birkaç metre geridedir."
İzmir yolu gece karanlığına gömülmüştü.
Kaan'ın gözleri sürekli dikiz aynasındaydı.
Siyah araç hâlâ arkalarındaydı.
Ne hızlanıyor...
Ne de uzaklaşıyordu.
Sadece onları takip ediyordu.
Nehir telefonunu eline aldı.
"Polisi arayalım mı?"
Kaan başını iki yana salladı.
"Hayır."
"Neden?"
"Çünkü kimin tarafında olduklarını bilmiyoruz."
Nehir camdan dışarı baktı.
"Harika."
Kaan ona kısa bir bakış attı.
"Ne?"
"Hayatımda ilk defa normal bir gece geçirmeyi özledim."
Kaan hafifçe güldü.
"Ben normal bir geceyi hiç hatırlamıyorum."
Nehir de gülümsedi.
Birkaç saniyeliğine bütün o karmaşa unutulmuştu.
Sonra arkadaki araç bir anda hızlandı.
Kaan'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
"Şimdi sıkı tutun."
"Nereye?"
"Birazdan anlayacaksın."
Kaan direksiyonu kırdı.
Araç ana yoldan ayrılıp dar bir tali yola girdi.
Arkalarındaki siyah araç da peşlerinden döndü.
Nehir koltuğa tutundu.
"Kaan!"
"Merak etme."
"Merak etmeyeyim mi?!"
Kaan gülümseyerek başını salladı.
"İşte şimdi merak et."
Yaklaşık on dakika sonra Kaan, eski bir benzin istasyonunun arkasında durdu.
Motoru kapattı.
Arkalarındaki araç ise yolun diğer tarafında durdu.
Kimse inmedi.
Kaan telefonunu çıkardı.
"Bekleyin."
Mert'in sesi telefondan geldi.
"Patron?"
"Bizi takip eden araç durdu."
"Plakayı aldım."
"Kim?"
Kısa bir sessizlik.
Sonra Mert'in sesi değişti.
"Patron..."
"Ne?"
"Bu araç..."
"...Cemal'in üzerine kayıtlı."
Kaan'ın yüzü sertleşti.
Nehir şaşkınlıkla ona baktı.
"Cemal mi bizi takip ediyor?"
Kaan cevap vermedi.
Araçtan indi.
Nehir de arkasından indi.
"Kaan, bekle."
Kaan elini kaldırdı.
"Sen burada kal."
"Hayır."
"Nehir."
"Hayır dedim."
Kaan ona baktı.
Nehir bu kez geri adım atmadı.
"Ne olursa olsun birlikte gideceğiz."
Kaan birkaç saniye sustu.
Sonunda başını salladı.
"Tamam."
Siyah araca yaklaştıklarında kapı açıldı.
İçeriden biri indi.
Kaan silahını kaldırdı.
Adam ellerini kaldırdı.
"Ben düşman değilim."
Kaan gözlerini kıstı.
"Yüzünü göster."
Adam kapüşonunu çıkardı.
Nehir'in nefesi kesildi.
"Sen..."
Karşılarındaki kişi...
Mert'ti.
Kaan şaşkınlıkla silahını indirdi.
"Senin burada ne işin var?"
Mert nefes nefese kaldı.
"Cemal beni gönderdi."
"Niye?"
Mert cebinden küçük bir zarf çıkardı.
"Size bunu vermemi söyledi."
Kaan zarfı aldı.
Üzerinde yalnızca iki kelime vardı:
KAAN'A
Kaan zarfı açtı.
İçinden eski bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta Kaan'ın babası, Leyla ve Cemal vardı.
Ama arkada...
Bir çocuk daha duruyordu.
Kaan fotoğrafı çevirdi.
Arkasında yazıyordu:
"Dördüncü kişi her şeyi biliyor."
Nehir fotoğrafa baktı.
"Kim bu?"
Mert başını iki yana salladı.
"Bilmiyorum."
Kaan fotoğrafı dikkatle inceledi.
Sonra çocuğun yüzüne yaklaştı.
Bir anda durdu.
"Hayır..."
Nehir ona baktı.
"Ne oldu?"
Kaan'ın sesi neredeyse fısıltıydı.
"Bu çocuk..."
"...benim çocukluk arkadaşım."
İzmir'e vardıklarında hava aydınlanmaya başlamıştı.
Eski ev şehrin dışında, denize bakan küçük bir tepenin üzerindeydi.
Yıllardır kullanılmadığı belliydi.
Kapıyı açtıklarında içeriyi ağır bir sessizlik karşıladı.
Nehir duvardaki fotoğraflara baktı.
Birinde küçük Kaan vardı.
Yanında Lina.
Ve birkaç adım ötede...
Nehir.
Nehir şaşkınlıkla fotoğrafa yaklaştı.
"Ben burada ne yapıyorum?"
Kaan fotoğrafı eline aldı.
"Demek seni daha önce tanıyordum."
"Hatırlamıyorum."
"Ben de hatırlamıyordum."
Tam o sırada üst kattan bir ses geldi.
Tak.
İkisi de aynı anda yukarı baktı.
Kaan silahını çıkardı.
"Nehir, arkamda kal."
Merdivenleri yavaşça çıktılar.
Üst katta eski bir oda vardı.
Kapısı açıktı.
İçeride kimse yoktu.
Ama yatağın üzerinde yeni bırakılmış bir telefon vardı.
Telefonun ekranı açıktı.
Bir video oynuyordu.
Leyla...
Bu kez canlı görüntüydü.
Kamera karşısında oturuyordu.
"Buraya kadar geldiyseniz..."
"...artık saklanacak hiçbir şey kalmadı."
Nehir'in gözleri doldu.
"Anne..."
Leyla devam etti:
"Nehir, Kaan'a güvenmeni söyledim."
"Ama sana bir şeyi söylemedim."
Kaan ekrana yaklaştı.
Leyla'nın sesi titredi.
"Seni ondan uzak tutmamın sebebi Kaan değildi."
Bir an sustu.
"Sebep..."
Kapının arkasından bir ses geldi.
Nehir irkildi.
Kaan hızla arkasını döndü.
Kapıda bir kadın duruyordu.
Uzun siyah saçları...
Solgun yüzü...
Ve gözleri Nehir'ye kilitlenmişti.
Nehir'nin dudakları aralandı.
"Anne?"
Kadın yavaşça başını kaldırdı.
Ama cevap vermedi.
Kaan silahını indirdi.
Çünkü kadının boynundaki kolyeyi görmüştü.
Aynı kolyeyi yıllar önce...
Lina'nın boynunda görmüştü.
Kadın bir adım attı.
Sonra yalnızca tek bir cümle söyledi:
"Ben Leyla değilim."
Nehir'nin yüzü bembeyaz oldu.
Kadın gözlerini Kaan'a çevirdi.
"Ben Lina'yım."
Ve o anda...
Kaan'ın telefonu çaldı.
Ekranda tek bir mesaj vardı:
"Artık gerçeğin tamamını öğrenmeye hazırsın."
Gönderen:
BABAN.
Devam Edecek... 🖤