"Gerçek bazen bir kapıyı açmaz. Önüne yeni bir kapı koyar."
Cemal'in son cümlesi odada yankılanırken kimse konuşmadı.
Kaan silahını indirmedi.
"Ne demek babamın yarım bıraktığı işi?"
Cemal birkaç saniye ona baktı.
"Çünkü baban ölmediği gün her şey başladı."
Kaan'ın çenesi gerildi.
"Yıllardır beni izledin."
"Evet."
"Neden?"
"Çünkü seni korumak için."
Kaan acı bir şekilde güldü.
"Herkes aynı şeyi söylüyor."
Nehir onun koluna hafifçe dokundu.
"Kaan, önce dinleyelim."
Kaan gözlerini Cemal'den ayırmadı.
"Konuş."
Cemal odanın ortasına geldi.
"Yıllar önce ARES'in içinde büyük bir operasyon yapıldı. Ama operasyonun gerçek amacı suç örgütlerini ele geçirmek değildi."
"Ne amaçtı?"
"Bir listeyi ele geçirmek."
Mert kaşlarını çattı.
"Ne listesi?"
Cemal cevap vermeden önce Kaan'a baktı.
"İsimler."
"Kimlerin?"
"Gücün arkasında duran insanların."
Nehir'nin yüzü değişti.
"Devlet mi?"
Cemal başını iki yana salladı.
"Devletten daha büyük."
Odadaki hava ağırlaştı.
Cemal cebinden küçük bir hafıza kartı çıkardı.
"Bu kartı baban bana verdi."
Kaan kartı aldı.
"Ne zaman?"
"Kaybolmadan birkaç saat önce."
Kaan'ın gözleri büyüdü.
"Ve şimdiye kadar neden sakladın?"
"Çünkü kartın peşinde olanlar hâlâ yaşıyor."
Mert bilgisayarı hazırladı.
Kaan kartı ona verdi.
"Tak."
Mert kartı bilgisayara yerleştirdi.
Ekranda tek bir klasör açıldı.
KIZIL YEMİN
Nehir'nin kalbi hızlandı.
"Bu bizim hikâyemizin adı gibi..."
Kaan klasörü açtı.
İçinde onlarca dosya vardı.
Birinin adı dikkat çekiyordu:
LINA_ARSLAN
Kaan dosyaya tıkladı.
Ekranda bir fotoğraf belirdi.
Lina...
Ama bu kez çocuk değildi.
Genç bir kadındı.
Nehir'nin nefesi kesildi.
"Bu fotoğraf yeni."
Mert dosyanın tarihine baktı.
"İki hafta önce."
Kaan ekrana yaklaştı.
"Demek gerçekten hayatta."
Bir başka dosya açıldı.
LEYLA_AYDIN
Nehir hemen yanına geçti.
Dosyada tek bir görüntü vardı.
Leyla bir odada oturuyordu.
Ama arkasındaki duvarda bir saat görünüyordu.
Nehir saate baktı.
"Bu yer..."
Kaan ona döndü.
"Neresi?"
"Bu saati tanıyorum."
"Babamın eski evinde vardı."
Cemal başını kaldırdı.
"Eski ev?"
"İzmir'deki ev."
Cemal'in yüzü değişti.
"Oraya gitmeniz gerekiyor."
Kaan hemen karar verdi.
"Ne zaman?"
"Şimdi."
Mert itiraz etti.
"Patron, bu kadar kolay olamaz."
Cemal başını salladı.
"Zaten kolay olmayacak."
Tam o anda dışarıdan bir araç sesi duyuldu.
Kaan pencereye baktı.
Bahçeye iki siyah araç giriyordu.
Mert telsize uzandı.
"Kaç kişi?"
Güvenlikten cevap geldi.
"Yaklaşık on beş."
Kaan silahını kontrol etti.
"Demek bizi buldular."
Nehir derin bir nefes aldı.
"Ne yapacağız?"
Kaan ona baktı.
"Bu kez kaçmayacağız."
Nehir başını salladı.
"Ben de aynı şeyi düşünüyordum."
Kaan istemsizce gülümsedi.
"Tehlikeli olmaya başladın."
Nehir hafifçe kaşını kaldırdı.
"Senin yanında öğreniyorum."
Koridordan ayak sesleri yükselmeye başladı.
Mert adamlarına işaret verdi.
"Kuzey tarafını kapatın!"
Kaan Nehir'nin yanına geldi.
"Arkamdan ayrılma."
"Tamam."
Cemal ise kapıya yöneldi.
Kaan şaşkınlıkla sordu:
"Sen ne yapıyorsun?"
"Size zaman kazandırıyorum."
"Tek başına mı?"
Cemal gülümsedi.
"Yıllardır bunu yapıyorum."
Kapıyı açtı.
Tam çıkacakken durdu.
"Kaan."
Kaan ona baktı.
"Efendim?"
Cemal'in yüzündeki ifade ciddileşti.
"Babanın sana bıraktığı yemini unutma."
"Hangi yemin?"
Cemal cevap verdi:
"Nehir'yi ne pahasına olursa olsun korumak."
Nehir'nin gözleri Kaan'a çevrildi.
Kaan'ın yüzündeki şaşkınlık büyüdü.
"Babam bunu neden söyledi?"
Cemal cevap vermedi.
Sadece kapıyı kapattı.
Dakikalar sonra malikâne yeniden sessizliğe gömüldü.
Saldırganlar geri çekilmişti.
Ama Cemal ortada yoktu.
Kaan, Mert'e döndü.
"Cemal nerede?"
Mert başını iki yana salladı.
"Bulamıyoruz."
Kaan'ın yüzü gerildi.
Masadaki hafıza kartına baktı.
Sonra Nehir'ye.
"İzmir'e gidiyoruz."
Nehir başını salladı.
"Annem için."
"Ve Lina için."
Kaan birkaç saniye sustu.
"Ve belki..."
"...bütün bu yalanların sonu için."
Gece yarısına doğru araç malikâneden ayrıldı.
İstanbul arkalarında kalırken Nehir camdan dışarı baktı.
Kaan direksiyon başındaydı.
Uzun süre sessiz kaldılar.
Sonunda Nehir konuştu.
"Kaan."
"Efendim?"
"Baban gerçekten beni korumanı istediyse..."
"...neden?"
Kaan cevap vermedi.
Çünkü kendisi de aynı soruyu düşünüyordu.
Tam o sırada telefonu çaldı.
Bilinmeyen numara.
Açtı.
Karşı taraftan bir kadın sesi geldi.
"Kaan..."
Kaan'ın elleri direksiyonda sıkılaştı.
Bu sesi daha önce duymuştu.
Ama imkânsızdı.
Kadın tekrar konuştu:
"İzmir'e gitme."
Kaan'ın gözleri karardı.
"Lina?"
Kısa bir sessizlik.
Sonra kadın fısıldadı:
"Çünkü seni orada bekleyen kişi..."
"...annen değil."
Hat kesildi.
Nehir Kaan'a baktı.
"Kimdi?"
Kaan gözlerini yoldan ayırmadı.
"Bir sonraki sırrımız."
Ve araç karanlık İzmir yolunda hızla ilerlerken...
Uzaktan onları takip eden siyah bir araba ortaya çıktı.
Peşlerindeydiler.
Devam Edecek... 🖤