"En tehlikeli düşman, kapının dışında bekleyen değil; yanında durandır."
Kapının dışından gelen ses, odadaki havayı bir anda değiştirdi.
"Sonunda hepiniz aynı odadasınız."
Nehir'nin gözleri büyüdü.
Kaan silahını çıkardı.
Mert hemen arkasına geçti.
Cemal'in sesi yeniden duyuldu.
"Kaan... silahını indir."
Kaan kapıya doğru bir adım attı.
"Sen söylemeden önce bir şeyi açıklayacaksın."
Kısa bir sessizlik.
"Kasette neden adın geçiyor?"
Cemal cevap vermedi.
Kaan'ın sesi sertleşti.
"Neden?"
Kapının ardından bir kahkaha geldi.
"Çünkü Leyla'nın ne kadar ileri gideceğini biliyordum."
Mert öfkeyle kapıya yöneldi.
"Patron, kapıyı kırıyorum."
Kaan başını salladı.
"Bekle."
Nehir duvardaki kasaya baktı.
"Bir dakika..."
Kaan ona döndü.
"Ne oldu?"
"Kasetten önce çıkan anahtar."
Anahtarı eline aldı.
Üzerinde küçük bir harf vardı:
L
Nehir'nin gözleri parladı.
"Lina."
Kaan hemen anahtarı aldı.
Odadaki eski kitaplığın arkasını kontrol etti.
Bir noktada anahtar deliği vardı.
Anahtar tam oturdu.
Klik.
Kitaplık birkaç santim geriye doğru hareket etti.
Mert şaşkınlıkla baktı.
"Şaka yapıyorsun..."
Kaan kitaplığı itti.
Arkasında dar bir geçit ortaya çıktı.
Nehir heyecanla fısıldadı:
"Buradan çıkabiliriz."
Kaan başını salladı.
"Ve belki Lina'nın nerede olduğunu da öğrenebiliriz."
Geçit karanlıktı.
Duvarlarda eski elektrik kabloları ve paslanmış borular uzanıyordu.
Kaan önde, Nehir hemen arkasında, Mert ve babası onların peşindeydi.
Arkalarından kapının kırılma sesi geldi.
GÜMMM!
Cemal içeri girmişti.
"Kaçıyorlar!"
Ayak sesleri koridorda yankılandı.
Kaan hızlandı.
"Nehir, koş!"
"Koşuyorum!"
Bir anda önlerinde iki yol çıktı.
Sağ...
Sol...
Kaan durdu.
Mert nefes nefese geldi.
"Hangisi?"
Nehir duvardaki küçük işareti fark etti.
"Kırmızı mühür!"
Sağ tarafta aynı ARES sembolü vardı.
"Sağ!"
Hep birlikte o tarafa koştular.
Arkalarındaki ayak sesleri giderek yaklaşıyordu.
Kaan bir kapıyı açtı.
Hep birlikte içeri girdiler.
Kapı kapanır kapanmaz Kaan önüne ağır bir dolap çekti.
Dışarıdan yumruk sesleri geldi.
GÜM!
"Kapıyı açın!"
Kaan nefesini toparlamaya çalıştı.
Nehir ona baktı.
"İyi misin?"
"İyiyim."
"Yalan söylüyorsun."
Kaan kısa bir gülümseme gösterdi.
"Sen de."
Nehir istemsizce güldü.
Tam o anda...
Mert'in sesi kesildi.
"Patron."
Kaan ona döndü.
Mert odanın ortasını gösteriyordu.
"Buraya bak."
Odanın duvarlarında onlarca fotoğraf vardı.
Kaan...
Nehir...
Leyla...
Kaan'ın babası...
Ve Lina.
Ama bir fotoğraf diğerlerinden farklıydı.
Fotoğrafta Kaan ve Nehir yıllar önce aynı yerde duruyordu.
Çocuklardı.
İkisi de kameraya bakıyordu.
Nehir'nin yüzü bembeyaz oldu.
"Biz..."
"Biz daha önce tanışmışız."
Kaan fotoğrafı eline aldı.
Arkasında bir tarih vardı.
2009.
Nehir başını tuttu.
"Ben bunu hatırlamıyorum."
Kaan fotoğrafın arkasındaki yazıyı okudu.
"İkisini ayırmak zorunda kaldık. Çünkü köstebek onları birlikte buldu."
Nehir'nin gözleri doldu.
"Demek ailelerimiz..."
Kaan cümleyi tamamladı.
"Yıllardır bizi birbirimizden uzak tutmaya çalışıyordu."
Tam o sırada odanın eski telefonu çaldı.
Drrrring!
Herkes dondu.
Telefon tekrar çaldı.
Kaan ahizeyi kaldırdı.
"Konuş."
Karşı taraftan bir kadın sesi geldi.
Kaan'ın gözleri büyüdü.
"Kaan..."
Nehir hemen yanına yaklaştı.
"Kim?"
Kaan cevap veremedi.
Çünkü sesi tanımıştı.
Lina.
"Beni bulmaya çalışma."
Kaan'ın nefesi kesildi.
"Lina?"
Karşı tarafta birkaç saniye sessizlik oldu.
Sonra kadın ağlamaklı bir sesle konuştu:
"Abi..."
Kaan'ın gözleri doldu.
Yıllardır duymadığı tek kelime...
Bir anda bütün geçmişini geri getirmişti.
"Lina, neredesin?"
"Bilmiyorum."
"Yanında kim var?"
"Bizi dinliyorlar."
Kaan'ın yüzü sertleşti.
"Lina, sakin ol."
"Abi... Nehir'ye güven."
Nehir şaşkınlıkla telefona baktı.
"Neden?"
Karşı taraftan Lina'nın sesi geldi:
"Çünkü annem sana gerçeği söylemedi."
Hat kesildi.
Kaan telefonu yavaşça indirdi.
Nehir ona baktı.
"Ne demek istedi?"
Kaan cevap veremeden...
Odanın diğer tarafındaki ekranda kırmızı bir ışık yandı.
Bir video açıldı.
Leyla'nın yüzü ekrana geldi.
Ama bu kez yalnız değildi.
Yanında...
Cemal vardı.
Leyla kameraya bakarak konuştu:
"Köstebeği arıyorsanız yanlış yere bakıyorsunuz."
Cemal başını Leyla'ya çevirdi.
Leyla'nın gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
"Köstebek hiçbir zaman ARES'in içinde değildi."
Bir an durdu.
"Köstebek..."
Ekran karardı.
Son cümle duyuldu:
"...bizim ailemizin içindeydi."
Kaan ve Nehir birbirlerine baktılar.
Dışarıdaki kapı bir anda açıldı.
Cemal içeri girdi.
Elinde silah vardı.
Ama silahını onlara doğrultmadı.
Arkasındaki adamlara çevirdi.
"Hepiniz geri çekilin."
Kaan şaşkınlıkla ona baktı.
"Cemal..."
Cemal gözlerini Kaan'a dikti.
"Artık sana gerçeği anlatacağım."
Bir an durdu.
"Çünkü babanın yarım bıraktığı işi bitirmenin zamanı geldi."
Devam Edecek... 🖤