"Bir insanı bulmak için bazen dünyayı dolaşmak gerekmez. Bazen cevap, kendi evinin içinde saklanır."
Kaan, telefon ekranındaki fotoğrafa bakmaya devam ediyordu.
Lina...
Ve Leyla.
Aynı karede.
Aynı malikânenin içinde.
Nehir onun yüzündeki değişimi fark etti.
"Ne oldu?"
Kaan telefonu ona uzattı.
Nehir fotoğrafı gördüğü anda nefesi kesildi.
"Bu..."
"Annen."
"Ve Lina."
Nehir fotoğrafı büyüttü.
Arka plandaki duvarı inceledi.
Bir tablo...
Eski bir şömine...
Ve masanın üzerinde duran küçük bir saat.
"Bir dakika."
Kaan ona döndü.
"Neyi fark ettin?"
Nehir fotoğrafı tekrar açtı.
"Bu oda..."
"Ben burayı biliyorum."
Kaan'ın kaşları çatıldı.
"Neresi?"
"Malikânenin eski çalışma odası."
Kaan birkaç saniye düşündü.
"Orası yıllardır kullanılmıyor."
"Tam olarak."
Nehir gözlerini fotoğraftan ayırmadı.
"Belki de kullanılmıyor gibi görünmesi gerekiyordu."
İkisi birlikte eski çalışma odasına gittiler.
Kapı kilitliydi.
Kaan cebinden anahtarı çıkardı.
Kapı açıldığında ağır bir toz kokusu yayıldı.
Oda yıllardır kimsenin dokunmadığı bir yer gibiydi.
Nehir duvarları incelerken Kaan masaya yöneldi.
"Burada bir şey olmalı."
Çekmeceleri tek tek açtılar.
Boş.
Bir başka çekmece...
Yine boş.
Sonunda Nehir duvardaki tabloya yaklaştı.
"Şuna bak."
Tablonun çerçevesinde küçük bir çizik vardı.
Kaan tabloyu yerinden kaldırdı.
Arkasında küçük bir kasa ortaya çıktı.
Mert hemen odaya girdi.
"Patron, kameraları kapattım."
Kaan kasaya baktı.
"Şifresini bulabilir misin?"
Mert başını salladı.
"Deniyorum."
Nehir fotoğraftaki saati hatırladı.
"14 Mayıs."
Kaan ona baktı.
"Ne?"
"Fotoğraftaki saat."
"14 Mayıs'ı gösteriyordu."
Mert rakamları girdi.
1-4-0-5
Kasa açıldı.
İçinden eski bir kaset, birkaç belge ve küçük bir anahtar çıktı.
Kaan kaseti eline aldı.
Üzerinde tek bir tarih vardı.
18.08.2011
Nehir fısıldadı:
"Bu tarih..."
Kaan'ın yüzü değişti.
"Lina'nın öldüğü söylenen gün."
Kaseti eski cihaza yerleştirdiler.
Görüntü açıldığında ekranda Leyla vardı.
Ama bu kez yanında başka biri duruyordu.
Genç bir kız.
Kaan'ın nefesi kesildi.
"Lina..."
Kız kameraya bakıyordu.
Yaklaşık on yaşlarındaydı.
Leyla onun omzuna elini koydu.
"Bir gün Kaan seni bulacak."
Küçük kız başını kaldırdı.
"Abi beni hatırlıyor mu?"
Leyla'nın gözleri doldu.
"Unutmadı."
Kaan ekrana yaklaşmıştı.
Yıllardır hatırlamadığı çocukluk görüntülerinin arasında, küçük bir kızın yüzü yavaş yavaş zihninde canlanıyordu.
Bir kahkaha...
Bahçede koşan küçük ayaklar...
Ve bir cümle:
"Abi, beni bırakma."
Kaan gözlerini kapattı.
"Hatırlıyorum..."
Nehir sessizce onun yanına geldi.
Kaan'ın sesi titriyordu.
"Onu gerçekten hatırlıyorum."
Video devam etti.
Leyla kameraya döndü.
"Eğer bu kaydı Kaan izliyorsa, Lina'nın yaşadığını zaten biliyor demektir."
"Ama bilmediği bir şey daha var."
Leyla derin bir nefes aldı.
"Lina'yı saklayan kişi bendim."
Nehir şaşkınlıkla Kaan'a baktı.
Video devam etti.
"Çünkü onu arayanlar sadece ARES değildi."
"Kaan'ın babasının en yakınındaki kişi de onu arıyordu."
Kaan'ın yüzü sertleşti.
"Kim?"
Leyla'nın sesi titredi.
"Mert'e güvenmeyin."
Odadaki herkes dondu.
Nehir yavaşça Mert'e baktı.
Mert'in yüzü bembeyazdı.
"Ben..."
Kaan elini silahına götürdü.
"Mert."
Mert iki elini kaldırdı.
"Patron, yemin ederim bilmiyorum!"
Tam o sırada...
Kasetin içinden Leyla'nın son cümlesi duyuldu:
"Çünkü köstebek..."
Görüntü bir anda karardı.
Ve kapının dışından bir ses geldi.
Klik.
Kilit dönmüştü.
Biri onları odanın içine kapatmıştı.
Nehir Kaan'a baktı.
"Kaan..."
Kaan gözlerini kapıya dikti.
Sonra dışarıdan gelen sesi duydu.
"Sonunda hepiniz aynı odadasınız."
Kaan'ın yüzü gerildi.
Çünkü bu ses...
Cemal'e aitti.
Devam Edecek... 🖤