"Bazı insanlar hayatımıza tesadüfen girer. Bazılarıysa bütün hayatımızı değiştirmek için."
Malikânenin kapıları kapanmıştı.
Dışarıdaki adamlardan şimdilik kurtulmuşlardı ama hiç kimse bunun bittiğine inanmıyordu.
Kaan çalışma odasında, masanın üzerindeki eski fotoğrafa bakıyordu.
Lina.
Kız kardeşi.
Yıllardır öldüğüne inandığı kişi.
Nehir kapının yanında sessizce durdu.
"Kaan..."
Kaan cevap vermedi.
"İyi misin?"
"Hayır."
Bu kez dürüsttü.
Nehir yavaşça yanına geldi.
"Her şeyi tek başına taşımak zorunda değilsin."
Kaan başını kaldırdı.
"Ben buna alıştım."
"Ben alışmanı istemiyorum."
Kaan'ın bakışları yumuşadı.
"Sen neden hâlâ buradasın?"
Nehir şaşkınlıkla baktı.
"Ne demek istiyorsun?"
"İstersen gidebilirsin."
"Bu işin seni ne kadar tehlikeye attığını biliyorsun."
Nehir birkaç saniye sustu.
Sonra sakin bir sesle konuştu.
"Çünkü artık mesele sadece benim annem değil."
Kaan'ın gözlerinin içine baktı.
"Sen de benim için önemlisin."
Odadaki sessizlik bir anda değişti.
Kaan bakışlarını kaçırdı.
"Nehir..."
"Hayır. Bu kez sen konuşma."
Nehir derin bir nefes aldı.
"Her şeyi kontrol etmeye çalışıyorsun. Beni korumaya çalışıyorsun. Ama bazen senin de birine ihtiyacın olduğunu unutuyorsun."
Kaan cevap vermedi.
Nehir elini yavaşça onun elinin üzerine koydu.
"Ben buradayım."
Kaan parmaklarını onun elinin üzerinde kapattı.
Uzun zamandır ilk kez kendisini yalnız hissetmiyordu.
Bir süre sonra Nehir pencerenin önüne geçti.
Dışarıda yağmur başlamıştı.
Kaan yanına geldi.
"Üşüdün mü?"
"Biraz."
Kaan ceketini onun omuzlarına bıraktı.
Nehir gülümsedi.
"Yine ceketini veriyorsun."
"Alışkanlık."
"Belki de ben alışıyorum."
Kaan hafifçe gülümsedi.
İkisi de birkaç saniye konuşmadan birbirine baktı.
Aralarındaki bütün öfke, korku ve sırlar bir anlığına uzaklaşmıştı.
Nehir başını Kaan'ın omzuna yasladı.
Kaan önce şaşırdı.
Sonra olduğu yerde kaldı.
Hiçbir şey söylemedi.
Sadece onun yanında durdu.
Bazen kelimeler gerekmiyordu.
Sabaha karşı...
Nehir koltukta uyuyakalmıştı.
Kaan üzerine bir battaniye örttü.
Tam odadan çıkacakken Nehir gözlerini açtı.
"Gitme."
Kaan durdu.
"Buradayım."
Nehir tekrar gözlerini kapattı.
Kaan koltuğun diğer tarafına oturdu.
Bir süre onu izledi.
Sonra masadaki Lina'nın fotoğrafına baktı.
Artık tek bir amacı vardı.
Kız kardeşini bulmak.
Leyla'yı kurtarmak.
Ve Nehir'yi bu karanlığın içinden çıkarmak.
Ama bilmediği bir şey vardı.
Telefonuna birkaç saniye sonra gelen mesaj, bütün planlarını değiştirecekti.
Ekranda yalnızca şu yazıyordu:
"Lina'yı arıyorsan yanlış kişiye güveniyorsun."
Kaan'ın yüzü bir anda ciddileşti.
Mesajın altında bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafta...
Lina ve Leyla birlikte duruyordu.
Ve fotoğrafın çekildiği yer...
Kaan'ın malikânesiydi.
Devam Edecek... 🖤