İçeriğe geç

Kızıl Yemin

Bölüm 25 · 2 dk okuma

Kızıl Yemin

Bölüm 25

Bölüm 25; Lina

"Bazı gerçekler insanı şaşırtmaz. Sadece yıllardır inandığı her şeyi yıkar."

Odadaki sessizlik ağırlaşmıştı.

Kaan'ın bakışları kadının üzerindeydi.

"Lina..."

Bu ismi söylerken sesi ilk kez bu kadar yabancı gelmişti.

"Benim kardeşim yok."

Kadın başını eğdi.

"Sen öyle biliyorsun."

"Çünkü bana doğduğunda öldüğü söylendi."

"Çünkü öyle söylenmesi gerekiyordu."

Kaan bir adım yaklaştı.

"Kim söyledi?"

Kadın cevap vermeden önce Kaan'ın babasına baktı.

"Annen."

Kaan'ın yüzü gerildi.

"Babam?"

Adam gözlerini kapattı.

"Annen seni korumaya çalışıyordu."

"Yine aynı cümle."

Kaan acı bir şekilde güldü.

"Herkes beni korumaya çalışmış."

"Kimse bana gerçeği söylememiş."

Nehir sessizce onun yanında duruyordu.

Kaan'ın ellerinin titrediğini fark etti.

İlk kez onun ne kadar kırılgan olduğunu görüyordu.

Kadın dosyayı masanın üzerine bıraktı.

"Lina doğduğunda ARES'in içindeki köstebek onun varlığını öğrendi."

"Neden?"

"Çünkü Lina'nın doğumuyla birlikte bazı belgeler ortaya çıktı."

"Ne belgeleri?"

"ARES'in gerçek kurucularının isimleri."

Cemal derin bir nefes aldı.

"Ve o belgelerde..."

"...çok güçlü insanların isimleri vardı."

Nehir dosyayı açtı.

Sayfaların arasında eski bir doğum belgesi vardı.

İsim:

Lina Arslan

Doğum tarihi:

14 Mayıs 2008

Nehir'nin gözleri büyüdü.

"14 Mayıs..."

Kaan da belgeye baktı.

"Aynı gün."

Babası yavaşça konuştu.

"Senin doğduğun gün."

Kaan başını kaldırdı.

"Benim doğum günüm de 14 Mayıs."

Nehir şaşkınlıkla baktı.

İki kardeş...

Aynı gün doğmuştu.

Ama biri yıllarca diğerinin öldüğünü sanmıştı.

Tam o sırada dışarıdan bir araç sesi geldi.

Kaan hemen pencereye yöneldi.

Bahçenin girişinde üç siyah araç duruyordu.

Mert telsizden konuştu.

"Patron..."

"On kişiden fazla adam var."

Kaan'ın babası ayağa kalktı.

"Buradan çıkmalıyız."

Kaan başını salladı.

"Bu kez kaçmayacağım."

Babası oğluna baktı.

"Bu kaçmak değil."

"Hayatta kalmak."

Kaan silahını kontrol etti.

"Yıllardır herkes benim için karar verdi."

"Bu gece kararımı kendim vereceğim."

Nehir onun yanına geldi.

"Ben de geliyorum."

Kaan ona baktı.

"Hayır."

"Nehir—"

"Hayır."

Nehir kararlıydı.

"Bu hikâyenin içinde benim de ailem var."

"Ve annem kayıp."

"Bu kez beni geride bırakmayacaksın."

Kaan birkaç saniye ona baktı.

Sonra başını hafifçe salladı.

"Peki."

Koridordan ayak sesleri gelmeye başlamıştı.

Mert ve diğer adamlar girişte pozisyon aldı.

Kaan, Nehir'nin yanına geçti.

"Ne olursa olsun..."

"Birbirimizden ayrılmayacağız."

Nehir başını salladı.

"Anlaştık."

Kaan'ın bakışları kısa bir an onun gözlerinde kaldı.

Sonra ikisi birlikte merdivenlerden aşağı indi.

Çatışma başlamadan önce...

Kaan'ın babası oğlunun kolunu tuttu.

"Bir şey daha var."

Kaan durdu.

"Neymiş?"

Babası cebinden küçük bir fotoğraf çıkardı.

Kaan fotoğrafı aldı.

Fotoğrafta iki bebek vardı.

Biri Kaan'dı.

Diğeri...

Lina.

Ama fotoğrafın arkasında farklı bir tarih yazıyordu.

14 Mayıs 2008

Ve altında annesinin el yazısıyla bir cümle vardı:

"İkisini de koruyamadım."

Nehir fotoğrafa baktı.

"İki bebeği de mi?"

Kaan'ın babası başını eğdi.

"Hayır."

"Birini koruyabildim."

Nehir'nin kalbi hızlandı.

"Hangisini?"

Adam cevap vermedi.

Tam o anda...

Malikânenin kapısı büyük bir gürültüyle açıldı.

İçeri giren adamlardan biri bağırdı:

"Lina Arslan nerede?"

Herkes dondu.

Kaan'ın gözleri karardı.

Çünkü karşısındaki adamların Lina'nın peşinde olması tek bir şeyi kanıtlıyordu.

Lina gerçekten hayattaydı.

Ve onu bulmak için geldikleri yer...

Kaan'ın eviydi.

Devam Edecek... 🖤

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.