İçeriğe geç

Kızıl Yemin

Bölüm 21 · 2 dk okuma

Kızıl Yemin

Bölüm 21

Bölüm 21; Sessizliğin İçindeki Kalp

"İnsan bazen en çok sustuğu kişiye bağlanır."

Galata Kulesi'ndeki saldırının üzerinden üç saat geçmişti.

İstanbul hâlâ uyumuyordu.

Ama Arslan Malikânesi'nde gece her zamankinden daha ağırdı.

Salonun ortasındaki büyük masanın üzerinde onlarca dosya, eski fotoğraf ve haritalar dağınık hâlde duruyordu.

Mert bilgisayarın başında güvenlik kameralarını tek tek inceliyor, diğer ekipler gece boyunca gelen ihbarları değerlendiriyordu.

Kimsenin yüzünde en ufak bir rahatlama yoktu.

Çünkü bir şey kesindi...

Bu oyun henüz başlamıştı.

Nehir odasına çıkmıştı.

Aynanın karşısına geçti.

Yüzüne baktı.

Son birkaç haftada sanki yıllarca yaşamış kadar yorulmuştu.

Makyajını silerken gözleri doldu.

Annesinin telefondaki sesi hâlâ kulaklarındaydı.

"Beni izliyorlar..."

Lavabonun kenarına iki elini koydu.

"Ne saklıyorsun anne..."

Kapısı hafifçe çalındı.

"Nehir."

Kaan...

"Gelebilir miyim?"

"Tabii."

Kaan içeri girdi.

Kravatını çoktan çıkarmıştı.

Gömleğinin kollarını dirseklerine kadar kıvırmıştı.

İlk kez bu kadar yorgun görünüyordu.

Elinde iki fincan kahve vardı.

"Bunu sana getirdim."

Nehir fincanı alırken hafifçe gülümsedi.

"Teşekkür ederim."

"Uyuyamadığını düşündüm."

"Haklıymışsın."

Kaan pencerenin önüne geçti.

Dışarıda hafif yağmur başlamıştı.

Bir süre ikisi de konuşmadı.

Sessizlik bu kez rahatsız edici değildi.

Kaan elindeki fincanı masaya bıraktı.

"Bugün korktun."

Nehir dürüstçe cevap verdi.

"Evet."

"Annemi kaybetmekten..."

"...ve seni."

Bu son kelime ağzından istemsizce çıkmıştı.

Söylediğini fark edince gözlerini kaçırdı.

Kaan ise uzun süre hiçbir şey söylemedi.

Sonra ağır adımlarla yanına geldi.

"Nehir."

"Hm?"

"Ben korkmaya alışık değilim."

"Ama..."

Derin bir nefes aldı.

"Sen vurulacak sandığım an..."

"...ilk kez gerçekten korktum."

Nehir'in gözleri doldu.

İkisi de birbirine bakıyordu.

Ne konuşacaklarını bilmiyorlardı.

Ama hiçbir şey söylemeden de birbirlerini anlıyorlardı.

Tam o sırada elektrikler kısa süreliğine gidip geldi.

Nehir irkildi.

Kaan refleksle onun önüne geçti.

"İyi misin?"

Nehir gülümseyerek başını salladı.

"Sanırım senin yanında artık daha az korkuyorum."

Kaan istemsizce gülümsedi.

"Bu güzel."

"Neden?"

"Çünkü..."

"...ben de uzun zamandır ilk kez birini korumak istemiyorum."

Nehir şaşırdı.

"Nasıl yani?"

Kaan başını eğdi.

"Düzeltmem gerek."

"Ben seni korumak zorunda hissetmiyorum."

Kısa bir sessizlik oldu.

"Seni korumak istiyorum."

Nehir'in kalbi hızla çarpmaya başladı.

Aşağıdan Emine Hanım'ın sesi duyuldu.

"Çocuklar!"

"Kahvaltılık hazırladım."

Nehir saate baktı.

"Sabah olmuş."

Kaan hafifçe güldü.

"Dosyalar arasında geceyi bitirmişiz."

İkisi birlikte aşağı indiler.

Mutfak sıcacık ekmek kokuyordu.

Emine Hanım masaya çay koyarken ikisini dikkatle süzdü.

Sonra yüzünde hafif bir tebessüm belirdi.

"Birbirinize iyi geliyorsunuz."

Nehir utandığı için çayına baktı.

Kaan ise ilk kez bu cümleye itiraz etmedi.

Kahvaltı bittikten sonra Mert aceleyle içeri girdi.

"Patron."

"Konuş."

"Galata'daki kutunun içindeki alyans incelendi."

Kaan ayağa kalktı.

"Sonuç?"

"Kan lekesi yıllar öncesine ait."

"Peki?"

Mert dosyayı uzattı.

"Yüzüğün içindeki 'L' harfi..."

"...Leyla Aydın'ı göstermiyor."

Nehir şaşkınlıkla başını kaldırdı.

"O zaman kimi gösteriyor?"

Mert derin bir nefes aldı.

"Lina."

Kaan'ın yüzündeki ifade dondu.

"Nehir..."

"Sanırım ailene dair bildiğin her şey..."

"...yeniden yazılacak."

Tam o anda malikânenin girişindeki alarm çalmaya başladı.

BİP! BİP! BİP!

Güvenliklerden biri bağırdı.

"Patron!"

"Kapıda biri var!"

"Kimsin?" diye seslendi Mert.

Dışarıdan tek bir cevap geldi.

"Leyla Aydın'ı görmek isteyenler... kapıyı açsın."

Kaan ve Nehir aynı anda birbirlerine baktılar.

Ve ikisi de aynı şeyi düşündü.

Ya sonunda gerçekten annesine ulaşmışlarsa... ya da bu şimdiye kadarki en büyük tuzaksa?

Devam Edecek... 🖤

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.