Öksürerek uyandığımda gözlerimdeki bulanıklık yüzünden karşımdaki kişiyi görmemiştim ama kim olduğunu anlayabiliyordum kızıl saçları onu ele veriyordu. Gözlerim net bir şekilde görmeye başladığında hafif doğrularak nefesimi düzene sokmaya çalıştım. "Ne yapıyorsun Aybike? Beni kalp krizi mi geçirtmek istiyorsun? Ya sana bir şey olsaydı? Beni dinliyor musun sen?" boş bakışlarının fark etmiş olacak ki konuşmam için sustu. Bense üzerimdeki hırkasını iterek ayağa kalktım ve geldiğimiz patikanın yolunu çıkmaya başladım. Arkamdan gelen ayak seslerine şimdi de kendi kendine konuşmaları eklenmişti." Her şeyi yanlış anlıyorsun ben ne yapacağım seninle böyle." derin bir nefes alarak arkamı döndüm ve iki üç adım uzağımdaki Berk'in dibine geldim. "Bir şey yapma. İkimiz de bir daha konuşmayalım, umrumuzda olmayalım. Bir dahakine o nehirde boğulsam da ölsem de bırak beni. İki yabancı olalım artık." arkamı dönerek hızlıca patikadan çıktım ve orman yoluna geçtim. Söylediğim sözler kalbime hançer misali saplanıyordu. Ama artık onu istemiyordum mutlu da olsam mutsuz da olsam istemiyordum elbet geçecekti tüm hislerim. Şu ana kadar beni sevdiğini düşünüp tüm aptallığımı kullanmıştım zaten artık o aptal Aybike yoktu karşısında. Kampın olduğu alana geldiğimde birkaç kişi dışında kimse dışarıda yoktu garip bakışlarını umursamayarak Asiye ile olan odamıza çıktım ve üzerimi değiştirdim.
Odanın orman tarafına bakan balkonuna çıkarak sandalyeye oturdum. Yüzüme vuran rüzgar gözlerimi kapatmama sebep oldu. Hiçbir şey düşünmek istemesem de aklım tekrar tekrar Berk'e kayıyordu. Onu düşünürken yanağıma akan yaşı bile fark etmemiştim. Düşündükçe kalbim acıdığı gibi ağlamam da şiddetleniyordu. Düşüncelerim eskiye kaydıkça ağlamalarıma hıçkırıklarım da eklendi. Onu ilk gün gördüğüm an aklıma geldikçe kendime kızıyor pişman oluyordum. Günlüğümde onu beğendiğim yazısını herkes öğrense bile hiç utanmamıştım çünkü onu sevmek o an verdiğim en güzel karardı benim için. Benim resmimi çekip kandırdığında bile ondan vazgeçmemiştim ama artık ondan ve olmayan hislerinden çok yorulmuştum. Ayağa kalkarak kendimi toparladım ve yanağımdaki yaşları sildim. Sen çok güçlüsün Aybike.
Doruk Asiye'nin arkasından gelerek yanağından hızlıca öptü ve hızlıca yanına oturdu. Asiye utanmış tavrıyla Doruğa bakıp duruyordu. Onların bu haline gülerek önümdeki yemekten bir kaşık daha alıp tepsimi aldım ve masadan kalktım. Birbirleriyle zaman geçirmeleri için güzel fırsattı bu kamp hep onların yanında duramazdım. Elimdeki tepsiyi kirlilerin toplandığı masaya bıraktıktan sonra ağaçların altındaki banklardan birine oturdum. Yanımdaki hareketlenmeyle korkarak soluma döndüm Kerem'i görmemle derin bir nefes verdim. Ona eskisi gibi davranmaya karar vermiştim sonuçta çıkma teklifini duyduğumu bilmiyordu. "Nasılsın Aybik, solgun gibisin."
"İyiyim sen nasılsın? Yok gayet iyiyim." elimle parmaklarımı oynayıp mümkün oldukça yüzüne bakmıyordum. "Bende iyiyim. Kamp nasıl, eğleniyor musun?"
"Yani, gayet güzel." gülümsemesiyle arkasına yaslanıp önüne döndü. Onda çözemediğim bir gizem vardı. Berk'in kuzeni olduğu halde yan yana gelmiyorlardı hiç. Sanki aralarında kötü bir şey yaşanmamıştı. "En sevdiğin oyuncu kim?"
"Efendim." beklemdiğim soruyla yüzüne döndüm ve kaşlarımı çatıp anlamadığımı belli ettim. "En sevdiğin oyuncu kim?"
"Heath Ledger, senin?" (Kendi zevklerime göre yapıyorum Melis'in sevip sevmediğini bilmiyorum. "
" Benim de. " yerinden eğilerek bana daha da yanaştı." Peki en sevdiğin filmi, aynı an da. "
" The Dark Knight. "
" The Dark Knight. "
" Ciddi olamazsın. "diyip gülmeye başlamasıyla bende ona katıldım." O efsane rolünü unutmak mümkün mü? "
" Peki en sevdiğin şarkı? "arkama yaslanarak gözlerine bakmaya başladım bu sefer. Arkadaş daha güzel olabilirdik.
" En sevdiğim şarkı yok ama bu sıralar Cem Karaca Tamirci Çırağı'nı çok dinliyorum. "
" Ne güzel bende çok severim o parçayı. "
Ortama sessizlik çöktüğünde ayağa kalkarak önüme geçti ve gözlerime bakmaya başladı. "Benimle bir yere gelebilir misin?" kaşımı çatarak ona bakmaya başladım. "Lütfen rica ediyorum. Söz veriyorum uzun sürmeyecek."
Ormana doğru adım atmasıyla aklımdan tonlarca fikir geçmesine rağmen merakım onu takip etmemi söylüyordu. Beş altı adım arkasından giderek kısa süren bir yol yürüdük. Burası nehrin tepesinde yer alan bir yerdi. Yıldızlar sanki elimi uzatabileceğim kadar yakındı bize. Yanına yanaşarak bu manzarayı seyre daldım. O kadar güzeldi ki kendine bakmaktan alıkoyamıyordum. "Aybike."
"Efendim?" diyerek bana dönmüş olan Kerem'e döndüm. Korktuğum şey olacaktı sanırım ve ben buna hazır değildim.
"Seni sınıfa girdiğin andan beri takip ediyorum. Lütfen yanlış anlama beni sapık değilim ama seni gördüğüm her an sanki senden başka kimseyi göremiyorum. Seninle ne kadar az zaman geçirsek de o anlar şimdiden benim em güzel zamanlarım oldu. Ve ben bunun ömrüm boyunca sürmesini istiyorum. Benimle çıkar mısın? "
Beklediğim şey olmuştu ve benim buna düşündüğüm bir cevap yoktu. Derin bir nefes alarak konuşmama başladım." Özür dilerim Kerem ama ben sana hiç o gözle bakmadım. Me diyeceğimi inan ki bilmiyorum, çok özür dilerim. "Kerem kafasını eğerek yere bakmaya başladım." Asıl ben özür dilerim Aybike, ben yanlış anladım demek ki. Geri dönelim mi? "
Kafamla onaylayarak peşinden yürümeye başladım. Ormanlık alana girdiğimizde aramızda dokuz on adım açılmıştı ona yetişmek için biraz daha hızlanadığım sırada ağzıma depdirilen elle geriye doğru yatırıldım. Bir adam beni çalılıklara doğru sürüklemeye çalışıyordu. Kerem de önümde olduğu için göremiyordu. Kendimi kurtarmaya çalışsam da adam hem ağzımdan hem de kollarımdan tutmuştu. Dirseğimle karnına vurduğumda ağzından ufak bir inilti çıktı ve ağzımdaki eli hafif gevşediğinde çığlık atarak Kerem'in dikkatini buraya çektim. Tekrar ağzımı sıkıca tutarak beni daha da hızlı taşımaya çalışıyordu. Koşma seslerini duymamla içim biraz olsun rahatlamıştı Kerem geldiğinde şaşırmasıyla birlikte yanında gördüğü odunu alarak bize daha da yaklaştı. Adam beni Kerem'in üzerine atarak arkasına bakmadan kaçmaya başladı. Keremle bense çalıştıkların üzerine düşmüştük hızlıca kendimi toparlayarak üzerinden kalktım. "Bir şeyin var mı o kimdi?"
"Hayır yok. İnan ki bilmiyorum." yere oturarak gözlerimi kapattım ve parmaklarımı saçlarımın arasından geçirdim . Kim bana bunu neden yapmıştı aklım almıyordu.
"Aybike."
"Efendim?"
"Benim aklıma birisi geldi ama." kafasını yere eğerek cevabımı beklemeye başladı. Benimse kaşlarım çatılmıştı kimi düşünüyordu ki.
"Bugün sizi kavga ederken duydum acaba bunu sana Berk yaptırmış olabilir mi?"
😻 Bölümü nasıl buldunuz?
😻 Bölümde aslında Berk ve Aybike'yi ormanda kaybedip birbirlerine sarılmalarını sağlayacaktım ama şerefsizlik değil mi yapmadım adhalhzwkz
😻 Sizce Berk yaptırmış olabilir mi?
😻 Buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler. Beğenip yorum yapmayı unutmayın lütfen >