Duyduğum şeyle olduğum yerde donup kalmışken nefes alış verişlerim hızlanıyordu etraftakilerin yüzlerindeki şaşkınlıkla beraber derin bir nefes aldım ve hiç duymamış gibi davranmaya karar verdim. "Anlamıyorum, düzgün söyle."
Kerem duymadığımı anlamış olacak ki kağıda tekrar bakarak bu sefer oyunun kelimesini söylemeye başladı ama ben ne onun dudaklarını takip edebiliyor ne de önümü görebiliyordum. Sürenin bitmesiyle bizim takım kaybetmişti. Herkes bir yerlere dağılmaya başladığında etrafta hızlıca göz gezdirerek Berk'i bulmaya çalışıyordum. Kafamda kurduğum plan baştan aşağı mahvolmuştu. Düşündüğüm sadece Kerem ile iyi anlaşarak Berk'in beni sevip sevmediğini anlamaktı ama düşünmediğim şey Kerem'in benden hoşlanmasıydı. Daha iki günlük tanışmamızdan sonra böyle bir şey söylemesi beni fazlaca düşündürüyordu. Derin bir nefes alarak bu konuyu daha sonra sakince düşünmeye karar verdim. Berk'i ağaçların arasında yürürken görünce hızlıca o tarafa koşarak ona yetiştim. Beni görmesiyle bir an da şaşırsa da kendine gelerek önüne döndü ve yürümeye devam etti. Bende sakince onun yanında yürümeye başladım. İkimiz de susuyorduk Kerem'in sözlerini duyduğunu biliyordum ama benim duymadığımı düşündüğü için bu konuda bir şey diyemiyordum. Patika yolun aşağısına yürüdüğümüzde çok büyük olmasa da hızlı akan bir nehir ile karşılaştık. Bu sessizliğe bir son vererek konuşmayı başlattım. "Ee küs müyüz?"
"Küsüz desem gidecek misin?" dediği şey şaşırmama sebep olsa da duraksamamın ardından tekrar onun peşinden gitmeye başladım. Nehirin kenarında ki ağacın dibine oturmasıyla bende yanına giderek oturdum. Belki on belki yirmi dakika geçmişti ikimiz de konuşmuyor sadece karşımızda hızlı akan nehri izliyorduk. "Özür dilerim."
Duyduğum sesiyle ona dönmeden nehiri izlemeye devam ettim. Özrünü kabul etmek deli gibi onu sevdiğimi söylemek istiyordum belki de kendime bile söyleyemediğim bu gerçeğin olması için tonlarca kez dua ediyordum. Ama onu affedemiyordum bana o kadar şey yaptıktan sonra onu sevmek sıcaktan kavrulan çölün ortasında zehirli bir su bulmaktı, içsem zehirden içmesem sıcaktan ölecektim.
"Bilmiyorum bana güvenmen imkansız, özrü mü de kabul etmeyebilirsin ama Aybike lütfen Kerem'den uzak dur, teklifini kabul etme." duyduğum cümleyle ona döndüm duyduğumu biliyor muydu. "Nasıl duydun diyeceksin biliyorum. Sadece senin kulaklığının sesi gitmedi hepimizin gitti. O an neden sessiz kaldın bilmiyorum ama ondan uzak durmalısın o Tolga'dan bile daha kötü." ayağa kalkarak yavaş adımlarıyla ilerlemeye başladı.
Her kelimesinde şaşkınlığım ve sinirim çok daha fazla artıyordu. " Senden daha fazla kimse bana kötü olmuyor Berk. En büyük kötülüğü sen bana yapıyorsun ama şimdi gelmiş o kötü birisi uzak dur diyorsun. "gözümden gelen yaşı elimin tersiyle silerek ayağa kalktım." Ne yapabilir babamı mı sakatlar yoksa kuzenlerime mi saldırır, belki de beni tüm okula rezil eder ne dersin bunlar çok kötü değil mi? Ama sen bunların hepsini bana yaptın şimdi de gelmiş uzak dur diyorsun. Sen sadece benim senin etrafında deli gibi koşmamı istiyorsun kimseyi sevmeyerek ömrümü sana adamamı bekliyorsun. Şu an bir çıkarın olmasa ölsem şurada kurtarmazsın." bana doğru yaklaştığında elimi uzatarak gelmesini engelledim ve arkamdaki nehire baktım." Denemeye ne dersin? " arkamı döndüğümde hızlıca koşarak zıpladım ve kendimi serin nehirin kollarına bıraktım. O an hiçbir şey düşünmeden hareket ediyor ne yaptığımı sorgulamıyordum bile. Sorgulamak da istemiyordum. Sonsuza kadar uyuyup bir daha uyanmak istemiyordum
😻 Bölümü nasıl buldunuz?
😻 Açıkçası aklımda daha iyi şeyler vardı ama yüzleşme yaşamaları gerektiğini düşündüm. Aybike'ye o kadar üzülüyorum ki. Bundan sonra çok daha sert ve kendinden emin bir Aybike görmeye hazır mısınız?
