İçeriğe geç

KIZIL ŞEYTAN #AYBER

Bölüm 7 · 5 dk okuma

KIZIL ŞEYTAN #AYBER

Bölüm 7

Kamp sabahı

"Aybike, kızım Oğulcan bıraksın işte." babamın salondan bağırışını duyduğumda tam cevap verecektim ki odayı annemin sesi doldurdu. "Orhan çocuk işe gitti nasıl bıraksın Allah aşkına." çantamın fermuarını çekerken annem yanıma sokularak elindeki parayı elime tutuşturdu. "Dikkat et, iyi de eğlen oldu mu kuzum." gülümseyerek teşekkür ettim ve yanağından öptüm o da işe gitmek için ayrıldığında bende çantamı alarak kapının oraya çıktım ve ayakkabılarımı giyinmeye başladım .

"Anıl! Anıl! Çıkıyor musun çocuğum bir zahmet Aybike'yi okuluna bıraksana." içeriden duyduğum sesle kafamı içeri eğdim. "Baba her zaman gittiğim okul bırakmasına gerek yok."

"Olsun benim için sorun yok Aybike." Anıl abim de üzerine hırkasını geçirerek benimle aşağı indi. Bisikletini çıkardığında hafif kıkırdayarak kafamı eğdim. Gülmüş olduğumu duyacak ki yüzüme baktı ve tekrar bisikletine döndü. "Sen bunun böyle göründüğüne bakma beş dakikaya okuldayız. Atla bakalım." çantamı ona vererek arkasına bindim. Tüm yol boyu hızlı gideceğim diye kendini yıpratmıştı benim onun bu durumuna gülmem onu daha da hırslandırıyor hızına hız katıyordu. Okulun kapısına geldiğimizde inerek teşekkür ettim ve bahçeden içeri girdim. Etraftaki insanlara göz gezidirirken Asiye'yi görmemle hızlıca onun yanına gitti. "Gelmeyeceksin sanıyordum."

"Doruk'u kurmak istemedim hem Emel'in de yurtta güvenli olduğunu biliyorum." gülerek başımla onu onayladım ve beklemeye başladık. Yaklaşık on beş dakikanın ardından öğretmenler servislere binmemizi söylediğinde oraya doğru ilerledik servise çıktığımızda çoğu yer dolmuştu gidip cam kenarına oturduğumda Asiye'ye döndüm Doruk da önümüzdeki koltuğa oturmuştu Asiye bir bana bir Doruğa başlıyordu gülümseyerek onun yanına oturmasını işaret ettim ve çantamdan kulaklığımı çıkartarak kulağıma taktım ve herhangi bir şarkıyı açtım. Yanımdaki hareketlenmeyle sağıma döndüm tanımadığım bir çocuk oturmuştu muhtemelen bizden küçük sınıflardandı. Otobüs çalıştığında kafamı arkaya yaslayarak gözlerimi kapattım güzel bir uykuya ihtiyacım vardı.

Gözlerimi araladığımda boynumdaki ağrıyla ağzımdan ufak bir inilti çıktı kafamı sola yatırdığımda canım acısa da daha da rahatlamıştım. "Bakıyorum da yerini çok beğendin." sağıma dönmemle Berk ile karşılaştım yanıma başkasının oturduğuna yemin edebilirdim.

"Sen ne zaman buraya geçtin?" yerinde oynayarak tekrar bana döndü. "Geçmem gerekti, geçtim." anlamaz gözler ile ona baktıktan sonra soluma dönerek kafamı cama yasladım. "Boynun acıyacak." sessiz kalarak dışarıyı seyretmeye devam ettim o sırada da çıkmış olan kulaklığımı cebime attım. "Boynun acıyacak Aybike." nefesimi dışarıya üfleyerek gözlerimi devirdim ve hareketsiz kalmaya devam ettim. Aniden sağ kulağıma koyulan kulaklık ve kafamın sol tarafındaki baskıyla kendimi omzunda buldum. "Bir kere dediğimi dinlesen ölürsün değil mi?" hareketsiz kalarak gözlerimi kapattım. Hayır Aybike tekrar teslim olamazdın ona sen de biliyorsun her zaman ki gibi o, asla değişmez ve değişmeyecek. Kalbim inkar etse de beynimin doğruları söylediğinden emindim çalan şarkıyla dudaklarımda bir tebessüm oluştu

Sevgi anlaşmak değildir nedensizde sevilir, bazen küçük bir an için ömür bile verilir...

Otobüs durduğunda hepimiz ayaklanarak hızlıca otobüsten indik herkes ortadaki çimenlik alana toplanarak hocaların gelmesini bekliyordu hızlıca Asiye'nin yanına gittim Doruk gelmemişti daha. "Boynum tutuldu galiba ya."

Elimle boynumu sıkarak acısını geçiştirmeye çalıştım. "Çok rahat görünüyordun aslında." Asiye imalı gülüşüyle bana bakarken kendimi ona katılmamak için zor tuttum ve kaşlarımı çattım "Aman Berk gelmeseydi çok rahattım." Asiye ufak bir kahkaha atarak daha da yanaştı bana. "Çocuğun omzuna yattığını görünce sinirden gözü döndü." duyduğum şeyle anlmasız bir şekilde bakışlarımı Asiye'den çekerek gülerek sohbet eden Berk'e çevirdim. O kadar anlaşılmaz çözülemez birisi gibi görünüyordu ki. Her zaman şen şakrak görünse de bir kere sarılsa sonsuza kadar ağlayacak yükü varmış gibi hissediyordum. Belki de ben çok düşünüyordum onu hiçbir şey umrunda olmayan birisi de olabilirdi. Son zamanlardaki bana ilgisini ben de fark ediyordum hatta hoşuma da gidiyordu ama onu affetmek hiç kolay değildi.

Hocaların da gelmesiyle kalabalık onlara yanaştı. "Evet çocuklar bütün hafta sonu burada olacağımız içi iki günümüzü de dolu dolu şekilde geçireceğiz. Şimdi odalarınıza yerleşerek dinlenmeye başlayın kahvaltımız hazır olduğunda iki kere zil çalacak. Odalarınıza Filiz Hocamızdan ulaşabilirsiniz tüm odalarımız iki kişilik." herkes Filiz Hoca'nın yanına doluşmaya başlayınca bizde kenardaki bankalara gittik. Beş dakikanın ardından Asiye ve Doruk biraz gezeceklerini söyleyerek banktan kalkınca tek başıma kalmıştım. Yanağıma değen parmak ile soluma döndüm kimseyi göremeyince hızlıca sağıma döndüm Kerem'i o kadar yakınımda görmemle irkilerek geri çekildim. "Nasılsın Aybik?"

Aybik demesiyle hafif gülerek başımı eğdim Berk dışında birisinin bunu söylemesi çok tuhaftı ve kimseye yakışmıyordu. "İyiyim, sen nasılsın?"

"Bende iyiyim, gelmene çok sevindim." fazla enerjisi ve bu tavırlarıyla görmek şaşırmama sebep olmuştu, yanlış olan bir şeyler var gibiydi. Yüzüne baktığımda gözlerinin arkamda olan bir yere baktığını gördüm bende hızlıca oraya döndüğümde Berk'i görmemle tekrar önüme döndüm. Planım umduğumdan daha başarılı oluyordu sanırım.

Kahvaltının ardından hocalar bizi oyun için tekrar büyük alana toplamıştı. Elindeki kulaklıklar ile geldiklerini görünce hepimiz şaşırarak birbirimize bakmaya başladık. Hoca gelerek kürsünün üzerine çıktı. "Arkadaşlar bu oyunu eminim hepiniz biliyorsunuzdur iki gruba ayrılarak yarışmamızın kişilerine karar vereceğiz. Bir kişi kulaklığı takarak diğer arkadaşına söyleyeceği kelimeyi anlatacak ve sırayla tüm grup üyelerine devam edecek eğer son kişi kelimeyi doğru bilirse o grup bir puan kazanacak. "herkes gibi oyunu bende beğenmiştim. İki gruba ayrılmamızla oyun başlamıştı herkes umduğundan daha kötü sonuçlara varıyordu bu da hepimizin daha da eğlenmesine neden oluyordu. Durum dört üçken sıra bize gelmişti Kerem ile başlayıp benimle devam ediyordu sonda da alt sınıflardan bir kız vardı. Kulaklığı takmamla gözlerimi acıyla kıstım bir ses bu kadar canını acıtamazdı insanın. Hoca eliyle hazır olup olmadığımı sorduğunda elimle hazır olduğumu işaret ettim ve süremiz başladı. Kerem kağıda bakarak bana döndü. Dudaklarına odaklanmış olsam da kelime değil de cümle kurduğunu gördüm kaşlarımı çatarak biraz daha odaklanmaya çalıştım ama anlamıyordum etraftakilerin şaşkın bakışları daha da kafamı karıştırdı. Birden kulağımdaki acının gitmesiyle rahatlayıp belimi dikleştirdim ve o an Kerem'in ağzından dökülen kelimeleri duydum ve gözlerimi kocaman açtım.

"Benimle çıkar mısın Aybike?"

😻 Bölümü nasıl buldunuz?

Değişik ve benimde yazarken hiç beklemediğim bir sondu ama güzel ve beklenmedik oldu >

Bölüm sonu

1 yorum