İçeriğe geç

KIZIL ŞEYTAN #AYBER

Bölüm 2 · 5 dk okuma

KIZIL ŞEYTAN #AYBER

Bölüm 2

2

"Göz yaşlarını yağmurlara saklama bırak hepsi benim kalbime aksın."

Sabahın erken saatlerinde teyzem tarafından uyandırılmıştık, babam ve Hakan hariç herkes kahvaltı masasındaydı . İştahım olmadığı için Oğulcan'ın yemeğini bitirmesini bekliyordum ama bitirecek gibi gözükmüyordu . "Siz şimdi koleje gitmeye devam mı edeceksiniz ?" teyzemin imalı sorusu karşısında annem hızlıca davranarak cevap verdi . "Tabii ki gidecekler o kadar paralarını verdim."

"O kadar para vereceğine keşke bir ev alsaydınız ." teyzemin laf sokmalarının bitmeyeceğini anladığımda hızlıca masadan kalktım . "Bir dahakine sana sorarız teyze ne yapacağımızı . Ben okula gidiyorum." çantamı alarak evden çıktım ve okula doğru yürümeye başladım . Yakın olmasa da fazla uzak değildi okul . Montumun cebindeki kulaklığı çıkartarak kulağıma taktım ve listemden herhangi bir şarkıyı açtım.

Hayat bazen öyle insafsız ki

Küçük bir boşluğundan yakalar

Hissettirmez en zayıf anında

Seni ta yüreğinden yaralarEllerin, kolların bağlansa da

Başında kasırgalar kopsa da

Sen tüm gücünle karşı koysan da

Seni acımasız sevdaya salarSen de benim kadar gerçekleri görüyorsun

Beraber olamayız, benim gibi biliyorsun

Bir başka dünyanın insanısın yavrucağım

Sen kendi dünyanın toprağında büyüyorsun

Okulun kapısına geldiğimde kulaklığımı çıkartarak cebime koydum ve sınıfa doğru yürümeye başladım . Ruhum zaten yorulmuşken şimdi de üzerine fiziksel yorgunluğum ağır basıyordu . Gece hiç uyuyamamıştım ve gözlerim kapanmak için zaman kolluyordu . Sınıfa girdiğimde montumu çıkartarak askıya astım ve sırama geçerek kollarımı sıranın üzerinde birleştirdim . Dersin başlamasına daha bir saatten fazla vardı gözlerimi dinlendirsem sorun olmazdı .

Gözlerim aralandığında karşımdaki yüz hem şaşırmama hem de gülümsememe neden olmuştu . Üzerimde olan ağırlığı fark ettiğimde Berk'in deri ceketi olduğunu gördüm . Sırtımdan alarak onun üzerine yerleştirdim . Tutulan boynumu sağa sola hareket ettirirdikten sonra dirseğimi sıraya yaslayarak kafamı koluma yasladım . Uyurken sanki daha masumdu , alnına düşen bir iki parça saçı yüzünü kaplayan çilleriyle gerçekten yakışıklı gözüküyordu bunu inkar edemezdim ama ona güvenemezdim de . Olanlar için onu suçlayamasam da yaptığı o kadar şey ona güvenimi bitirmişti. Aldığım derin nefesi üfleyerek sıradan kalkarak sınıftan çıktım . Hayallere dalma Aybike yine yalan söyleyecek, biliyorsun.

Adımlarım beni kantine götürdüğünde her zaman ki koltuğumuza oturup bizimkileri zilin çalmasını beklemeye başladım. Beş dakika geçmemişti ki zil çalmıştı ve herkes sınıflarına ilerlemeye başladı. Sınıfa girdiğimde bizimkilerin geldiğini ve Berk'in kendi sırasında olduğunu gördüm. Kısa süre göz göze gelmemizin ardından gözlerimi kaçırarak sırama oturdum. "Nasılsınız Asiye? Gerçekten bu durum yüzünden çok üzgünüm." Asiye her zamankinden daha durgun gözüküyordu onu da anlıyordum ama teyzemin evi için kendimizi zor kabul ettirmiştik onları almamız imkansızdı. "İyiyim Aybike. Biliyorum siz de zorlandınız dert etme bunu. " elimle sırtını sıvazlayıp önüme döndüm. Doruk telaşlı bir şekilde sınıfa girdiğinde Asiye'yi görmesiyle derin bir nefes verdi. "Asiye biraz konuşabilir miyiz?"

"Sonra konuşalım Doruk." Asiye'nin net tavrı karşısında Doruk sessizce kendi sırasına doğru ilerledi. Filiz Hoca'nın sınıfa girmesiyle hepimiz ayağa kalktık eliyle oturun işareti yaptığında her beraber oturduk. "Arkadaşlar bildiğiniz üzere tiyatro oynumuz başarısız oldu."

"Demek ki masal da olsa gerçek de olsa kötüler asla kazanamıyor hocam." söylediğim şeyle hafif sağa dönerek Berk'i görmeye çalıştım. "Ucunda sen varsan ben ölmeye de razıyım prensesim." söylediği şey gülmeme sebep olurken sınıftan da sesler yükseldi.

"Ben seni direkt o sona ulaştırayım istersen Berk?" Oğulcan'ı her zaman ki yükselmesiyle Filiz Hoca onu durdurarak dersi işlemeye başladı.

Dersin bitmesiyle hepimiz kantindeki masada oturuyorduk Doruk ve Asiye ise konuşmak için bahçeye çıkmıştı. "Ömer Emel nasıl, onu görebilecek misin? "

" Hafta sonları görebileceğim sadece, şimdiden çok özledim onu."mutsuz olduğu için daha fazla üstelemeyerek önüme döndüm.

" Bakıyorum yine toplanmışız. Aşk olsun beni niye çağırmadınız? "Berk'in neşeli sesi tüm kafeyi doldurdu." Niye geldin Berk? " Oğulcan'ın sorusuyla kaşlarını çatıp sandalyeyi çekip oturdu." Aaa ne çabuk unuttun dünkü maceralarımızı. "

" Macera derken? " sorduğum soru karşısında hepsi susarken kafam karışmıştı. Tolga'yı bulmaya gidip bulamamışlardı hepsi bu muydu maceranın? Zilin çalmasıyla hızlıca masadan kalkıp sınıfa doğru yürümeye başladılar. Bizden bir şey mi saklıyorlardı acaba?

Okul bitmiş hepimiz çıkışa yürüyorduk Oğulcan ve Ömer benzinlikteki işe tekrar bakmak için oraya gitmeye karar verdi ve bizden ayrıldı. "Doruk ile ne konuştunuz?"

"Yarın anlatsam olur mu? Otobüs geldi gitmem gerek." gelen otobüsü durdurarak bindi ve Asiye de yanımdan ayrıldı. Herkeste bir tuhaflık vardı. Her şeyin yarın çözüleceğini düşünüp eve doğru yürümeye başladım. Cebimdeki kulaklığı çıkarıp çözmeye çalışırken alnıma düşen damlalar şaşkınlıkla kafamı yukarı çevirmemi sağladı. "Hayır ya, biraz bekle bak gidiyorum ondan sonra başla." adımlarımı hızlandırmamla yağmur da hızını arttırıyordu. En sonunda eve yetişemeyeceğimi anlayıp adımlarımı yavaşlattım. "Al al ıslandım işte." kendi kendime konuşmamla birkaç kişi bana bakarken gözlerimi devirip yola doğru bakmaya başladım. Üzerime gelen suyla ağzım açılırken büyüttüğüm gözlerimle kıyafetlerime bakmaya başladım. Hepsi çamur içinde kalmıştı. "Ya salak sen ne yapıyorsun, gitti kıyafetlerim ya. Geri zekalı, odun kafalı, salak!" gözlerimden akan yaşlar daha da şaşırmama sebep olmuştu, şimdi ağlamanın hiç sırası değildi.

"Bunların sadece bana özel olduğunu sanıyordum tatlım." arkamdan gelen sesle beraber yağmurda saklansa bile yaşlarımı silerek arkamı döndüm. "Yine ne var Berk?"

"Ama tatlım daha dün ne güzel konuşuyorduk niye böyle davranıyorsun?" bir elini durağa yasladı diğer eliyle de kolumdan hafifçe durağın içerisine çekti beni. "Bir şey ol-" cümlemi kesen hıçkırıkla susmayı tercih ettim. "Hasta mı oldun?"

elini duraktan çekerek ikisini de yanaklarımda birşletirdi. "Ne yapıyorsun ya?" kendimi geri çekerek bir iki adım uzağında durdum.

"Seviyorum seni."

İçimdeki nefesi dışarıya üfleyerek arkamı döndüm ve eve doğru yürümeye başladım. "Bir şey desene Aybike?"

arkadamdan gelen adımları daha da sinirimi bozarken gözümdeki yaşlar tekrar akmaya başladı. "Aybike?" aniden durarak arkama döndüm ve bağırmaya başladım.

"Ne var Berk? Ben sence tekrar sana inanabilir miyim? İlk başta bana attığın yalanı sence unutabilir miyim?" gözümden akan yaşları umursamayarak tekrar devam ettim. "Melisa'yı seviyorsun sen Berk, beni sadece... Sadece kullanmak istiyorsun. Buna izin vermeyeceğim bu sefer." göz yaşlarıma hıçkırıklarım da karıştığında arkamı dönerek yavaşça yürümeye başladım.

"Göz yaşlarını yağmura saklama bırak hepsi kalbime aksın."

-🦋- Merhaba öncelikle birkaç sorum var. Aybike ve Berk üzerinden mi devam etmeliyim? Diğer çiftlerin ayrıntılarına da girmeli miyim sizce?

-🦋- Aybike tavırlarında haklı mı sizce? Siz olsaydınız ne yapardınız?

Bölüm sonu

1 yorum

  • Romanını geç farkettiğim için ne desem şuanlık bi etkisi olmayacak fakat, ara ara diğer çiftlerden de kesitler olabilirr. Yaşadıklarına dair mesela jsıwkskwkd.. Berk Aybike nin gönlünü alsınnn, nasıl yapar bilmiyorum ama yapsın bi şekildee. Aybikenin tavırlarının sebebini şuanlık bilmiyorum.. Yani tam olarak anlayamadım ama haklıdır 😌