İçeriğe geç

KIZIL ŞEYTAN #AYBER

Bölüm 18 · 3 dk okuma

KIZIL ŞEYTAN #AYBER

Bölüm 18

Sadece okuyup geçmeyin lütfen ben sizin yorumlarınız ile yazma hevesi buluyorum kendimde. 🌸

( Kadir hapishaneden çıktı)

Duyduğum ses olduğum yerde kalmama sebep olurken üzerime yığılan yükle gözlerimden yaşlar teker teker akmaya başlamıştı bile. Bu anın sadece kabus olmasını ve bu rüyadan hızlıca uyanmak istiyordum. Arkamdaki yükün yere yığılmasıyla yere çökerek vücudunu düzeltmeye çalışıyordum aynı anda da haykırışlarım sert esen rüzgarların aradında kayboluyordu. Tişörtümün kenarını sertçe çekerek sırtındaki yaraya bastırdım. "Berk! Berk lütfen uyan, yalvarıyorum." elimle saçlarını arkaya iterek hızlıca alnını öpüyor ve uyanması için ona yalvarıyordum. "Bak uyan. Ben sensiz yapamam biliyorsun. Olmaz beni bırakamazsın. Lütfen Allahım lütfen. Seni çok seviyorum lütfen uyan." hafif çıkan sesi duymamla kafamı yüzüne daha da yakınlaştırdım. "Ne diyorsun? Kendini fazla yorma lütfen."

Elini yavaşça kaldırarak gözyaşlarımı silmeye başladı aynı zamanda da konuşmaya çalışıyordu. "Kimse için güzel gözyaşlarının, akmasını istemiyorum." biraz duraksayıp kolunu indirdi. "Özellikle de benim için." göz kapakları kapandığında içimde tuttuğum tüm çığlıkları gökyüzüne haykırmaya başladım. Göz yaşlarımın arasından gördüğüm isimle şaşkınlığım giderek arttı. Bunu yapmış olamazdı değil mi? Gözyaşlarımı silerek daha özenle bakmaya başladım. Evet kesinlikle oydu. Kerem.

Arabasına binip oradan uzaklaştığında deli gibi ne yapacağımı Berk'i nasıl kurtaracağımı düşünüyordum. Berk'in arabasını görmemle cesaretimi toplayarak hızlıcsça arabaya koştum. Hayatımda hiç araba kullanmamıştım. Ne kadar zor olabilirdi ki? Oğulcan bile kullanıyordu. Anahtarı çevirip yavaşça gaza bastığımda biraz sendrlesem de Berk'in olduğu yere yavaşça yanaştım. Hızlıca arabadan inerek Berk'in omuzlarından tutarak alka koltuğa yavaşça yatırdım ve hemen ön koltuğa geçtim. "Bunu yapacaksın Aybike. Berk için yapmalısın." gaza basarak bata çıka taşların arasından orman yoluna girebilmiştim. Neyseki sadece geliş ve gidiş için bir tek yol vardı.

"Berk beni duyuyor musun?" ellerimle göz yaşlarımı silip önümü görmeye çalışıyordum. Aynı anda bazen arkaya dönüp uyanıp uyanmadığına bakıyordum. "Berk ben aslında seni hep seviyordum sen de biliyorsun." burnumu çekerek orman yolundan çıktığımda derin bir nefes verdim. "Bak çıktık görüyor musun? Güzel günlerimiz olacak sadece bekle." kırmızı ışık yansa bile hızlıca beklemeden geçtim şu an ceza ya da herhangi bir şey umrumda değildi. Tabelada gördüğüm devlet hastanesi yazısıyla gülerek daha da hızlanmaya başladım. "Bak bak hastane kurtulduk." gözyaşlarım görmemi engellese de Hastaneyi karşımda görmemle hemen oraya girdim. Sert bir duruşun ardından arabadan inerek hızlıca içeriye doğru koştum aynı anda da bağırıyordum. "Yardım edin yaralı var, vuruldu. Vurdular onu. Hiçkimse yok mu yardım edin lütfen. Ölmesine izin veremem."

Hemşireler hemen arabaya koştuklarında Berk'i sedyeye yükleyerek içeriye doğru taşımaya başladılar. "Berk iyi olacaksın ben biliyorum. Lütfen beni bırakma." ameliyathane odasına sokmalarıyla geride kalarak kenarımdaki duvara yaslandım. Ona bir şey olursa ben ne yapacaktım, nasıl yaşayacaktım.

Cebimdeki telefonun titremeye başlamasıyla ekranda yazan yazıyı okumadan açarak kulağıma dayadım." Aybike abicim neredesin? Hepimiz seni bekliyoruz önemli gelişmeler var, evi geri alabiliriz."

"Kadir abi..." dudaklarımın arasından zar zor çıkan sesi duymuş muydu onu bile bilmiyordum. "Kimseye bir şey belli etme." ağzımdan çıkan hıçkırık ile o da sessiz kalmıştı."Hemen hastaneye gelmen gerek. Çok çok kötü bir şey oldu."

"Aybike güzelim ne oldu hemen bana konumunu at, geliyorum." telefonu kapatarak zar zor konumu attım. O kadar bitkimdim ki bunun vücutsal bir yorgunluk olmadığını çok iyi biliyordum. Korku vardı bu yorgunlukta, endişe vardı...

Gözlerim hastanenin koridoruna kaydığında gördüğüm yüzle sinirlerim artarken hızlıca ayağa kalkıp üzerine doğru yürümeye başladım. "Sen ne yüzle buraya gelebiliyorsun? Sen bir kat-"

Parmağıyla dudağımı kapatarak susturdu. "Sakin ol prenses. Ben katil değilim bunu sen de biliyorsun." kaşlarımı çatılırken göğsünden ittirerek uzaklaştırdım kendimden. "Sen hapiste çürüyeceksin. Senden nefret ediyorum."

"Tüh bu kötü oldu. Bana biraz katlanman gerkecek." tek kaşı havalandığında gözlerim kısılmıştı. "Ben senin yanında bir saniye bile durmam."

"Berk'in hayatı karşılığında bile mi?"

😻 Bölümü nasıl buldunuz?

😻 İki kuzenime bakarken çıkarılabilecek en iyi bölüm olmasa da ben çok sevdim.

😻 Kerem'in isteyeceği sizce ne olacak?

😻 Kerem Sayer is back ahzlsnxkdnxkdnxjd

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.